İlber Ortaylı: 'Bugünkü Siyasiler Çok Sıkıcı'

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Ünlü tarihçi İlber Ortaylı'nın sıklıkla kullandığı "cahil" tanımından siyasiler de paylarını aldı. "Türkiye'yi cahiller yönetiyor" diyen İlber Ortaylı, "Herkes âlim olmadığına göre cahiller de yönetir. Bütün dünyada bu böyledir. Burada nispeti fazladır" ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz gün açılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü için "adı Mimar Sinan olmalıydı" diyen Ortaylı, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem’in aşkına da değindi: "Bunlar çirkin siyasiler; ne anlar aşktan. Hürrem – Kanuni güzel oluyor hikâyeleri… Bugünkü siyasiler ise sıkıcı."

Türkiye’de kadınlar üzerinde çok fazla baskı olmadığını söyleyen Ortaylı, "Evet bir kısımda var, ama diğer kısım da çok şımarık.'Ayy bu memlekette yaşanmaz' diyorlar" dedi. Entelektüel takımın artık Beyoğlu’nda tur atmadığını da söyleyen Ortaylı, şimdi en çok Arapların oralarda gezdiğini belirtti ve ekledi: "Kaliteyi düşüren enteresan bir kalabalık var Beyoğlu’nda"

Ortaylı, neslin de giderek değiştiğini, farklı kesimler arasındaki evlilikler nedeniyle Türk insanının güzelleştiğini söyledi ancak kültürün değişmediğini vurguladı: "Kültür gelişmedi. Türkler, ağzını açmasın. İstanbul Türkçesi kayboldu. İnsanlara Türkçenin diş öncesinde söylendiğini öğretemedik. Gidiyor Ajda Pekkan’a özeniyor. Ajda Pekkan’ı küçümsemiyorum ama Türkçe öyle olmamalı."

"Köprünün adı Mimar Sinan olmalıydı"

Geçtiğimiz gün açılışı yapılan 3. köprüye Mimar Sinan'ın adının erilmesi gerektiğini de söyleyen ünlü tarihçi "Davutoğlu'nun başbakanlığı döneminde dış politikada çok darbe yediğimiz kanısındayım" dedi. 

Devlet katında Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ınki gibi bir aşk yaşanmadığını' savunan Ortaylı "Herkes evinde yaşıyor galiba. Bunlar çirkin siyasiler; ne anlar aşktan. Hürrem - Kanuni güzel oluyor hikâyeleri... Bugünkü siyasiler ise sıkıcı" diye konuştu.

"Türkiye’yi zaten cahiller yönetiyor"

Cumhuriyet'ten Ceren Çıplak'a konuşan Ortaylı'nın öne çıkan ifadelerinden bazıları şöyle:

  • Türkiye’de kadın olmak her alanda daha fazla mücadele gerektiriyor, o kadar baskı ve şiddet var ki…

Hiç baskı, şiddet yok. Evet bir kısımda var, ama diğer kısım da çok şımarık. Türkiye’deki bazı kadınlar çok şımarık. “Ayy bu memlekette yaşanmaz” diyorlar.

  • Peki, Türkiye’yi cahiller mi yönetiyor?

Türkiye’yi zaten cahiller yönetiyor, ama görgü ayrı bir şey. Herkes âlim olmadığına göre cahiller de yönetir. Bütün dünyada bu böyledir. Burada nispeti fazladır. Bir de çok cüretkâr burası.

  • Politikacılar mı cüretkâr?

Evet, iktidarı da muhalefeti de çok cüretkâr. Bilmeden çok cüretkâr oluyorlar. Darbede bile gördük cahil olduklarını.

"Bugünkü siyasiler çok sıkıcı"

  • Özel hayatınıza da bulaşalım. Sevgiliniz var mı?

Benim özel hayatım 70 yaşındaki bir âlimin özel hayatı. Hiçbir zaman senin koordinatlarınla uyuşmaz.

  • Yalnız mısınız?

Özel hayatımın büyük bir kısmı kızımla torunuma ait. Diğer kısmı da yazılarıma, kitaplarıma ve gezmelerime, konferanslarıma ait. Allah’a şükür oldukça yalnızım.

  • Devlet katında da gördüğümüz bir aşk manzarası yok. Siz ki o kadar Hürrem Sultan - Kanuni Sultan Süleyman gibi nice aşkları okumuşsunuz... Peki, bugün devlet katında büyük aşkların olmamasını nasıl görüyorsunuz?

Göremiyorum. Herkes evinde yaşıyor galiba. Bunlar çirkin siyasiler; ne anlar aşktan. Hürrem - Kanuni güzel oluyor hikâyeleri... Bugünkü siyasiler ise sıkıcı.

Bugünkü Türkiye’nin gidişatını nasıl görüyorsunuz?

Bugünkü Türkiye bir imparatorluk kalıntısı. 3. dünya ülkesinde sandık demokrasisi ve kapitalist kalkınma yöntemleri ile başarlı olmuş, büyük bir sosyo-transformasyon geçirmiş bir ülke. Fevkalede renkli fakat uyuşma ihtimalimiz az. Bu üzücü. Burası çok güzel işler başarmış bir ülke. Bir komplo teorisi değil bu. Türkiye’nin büyümesinden ciddi olarak çekiniyorlar. Bizim sınırlarımızda çatışma isteniyor. Bu bir stratejik gereklilik olarak görülüyor.

  • Türkiye’nin dış politikasını nasıl buluyorsunuz?

Diploması geleneğindeki zayıflamayı millet ittihatçılara atıyor ama öyle değil. Memuriyetin rutine dönmesi Sultan Abdülhamit devrinin eseridir. Günahı onundur. Bugün dış politikayı makro olarak henüz inceleyemedim, ama çok ciddi bir kadro sorunumuz var. Ahmet Davutoğlu döneminde dış politikamızda çok darbe yediğimiz kanısındayım. Bunlar inşallah kalıcı yaralar değildir.

  • İnsan ne için para kazanır?

Para kazanmak yaşamak içindir. Güzel bir yerde, güzel binaların arasında, güzel bir tabiatta yaşamak ve yeme-içme için kazanılmalıdır. Şuurlu yaşamak için para kazanılmalıdır. Bu toplum Ankara’nın doğusundaki insanların hırsına göre yaşıyor. Bütün Karadenizliler partilere girerler ve milletvekili olurlar. Amaçları rahatça müteahhitlik yapmaktır. Parti de seçmezler. AKP, CHP, MHP’ye bak dolu müteahhit görürsün. Üç sene içinde on tane zırt pırt parti değiştiren müteahhit söyleyebilirim sana. Kendilerine de sosyal demokrat diyorlar. Ya sosyal demokrat nedir bilmiyorsun ya da müteahhitliği anlamamışsın. Milletvekillerinin bir sürüsü müteahhit. Çoğu da maalesef avukat. O yüzden hukuk ve inşaat işleri çok iyi yürüyor herhalde! Bu bir tesadüf olamaz. El birliği ile bir yerlere geliyorlar. Bu demokrasi değil o zaman. Böyle demokrasi mi olur? Belediye meclisine memur olan giremiyor! Var mı böyle bir hikâye?

Röportajın tamamına buradan ulaşabilirsiniz...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet DavutoğluAnkaraCumhuriyet Halk PartisiDarbeİstanbulMilliyetçi Hareket Partisiaşkkadınlarmemur
Görüş Bildir