Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Hobbit mi, Cüce mi?

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Hobbit Mi, Cüce Mi?

Hobbit Mi, Cüce Mi?

Kutlukhan Kutlu’nun iki hafta önceki Radikal Kitap’ın kapağını da süsleyen yazısında, Hobbit ve Felsefe adlı kitaptan yola çıkarak, J.R.R. Tolkien’in yarattığı ‘dünya’nın felsefî açılımları üzerine yepyeni yaklaşımlar okuduk. Bunların bir kısmına katıldık, bir kısmınıysa bir miktar ‘zorlama’ bulduk, ama ‘Orta Dünya’nın derinlikleri konusunda kendimize yeni malzemeler toparladığımız bir gerçek. Daha sonraki yıllarda Tolkien’in dünyasına bakarken biraz daha derine inebilmemizi sağlayabilir bu bilgiler, eğer yeterince istersek tabii...

John Ronald Reuel Tolkien, ‘Orta Dünya’yı yaratıp, içine coğrafyasından dillerine, ırklarından iletişim yöntemlerine, davranış biçimlerinden güç savaşlarına kadar her şeyi yerleştirdiğinde 20. yüzyılın ilk yarısıydı daha. Bir dilbilimci olmasının ona sağladığı avantajları metinlerinde ustaca ve efektif bir biçimde kullanan yazar, fantastik edebiyatı yeniden tanımlamış olmasa da, bu alanın aşılması mümkün görünmeyen doruklarına tırmanmıştı.

Yüzüklerin Efendisi üçlemesine açılan kapı olan Hobbit ’i 1937’nin sonlarında yayımladığında, yol belli olmuştu artık onun için. Alabildiğine zorlu bir süreçle karşılaşacağını bilmesine karşın, ortaya koyacağı devasa bütünün heyecanıyla kolları sıvadı ve dünü/bugünü/yarını aynı bünyeye sıkıştıran bir başyapıtı koydu önümüze. 1937’den 1950’lerin ortasına kadar geçen zaman dilimi, bütün taşların yerli yerine oturmasını sağladı.

Her şeyin başlangıcını oluşturan asıl meselemiz Hobbit ’e dönersek, Yüzüklerin Efendisi ’yle karşılaştırıldığında çok daha alçak tonda ama serüvenin heyecanını kusursuz yansıtan bir metinle baş başa kalırız. Sıcak kovuğunda (evinde) gamsız bir hayat süren hobbit kahramanımız Bilbo Baggins’in, Orta Dünya büyücüsü ‘Gri’ Gandalf’ın gelişiyle başlayıp, ejderha Smaug tarafından yurtlarından edilen ‘cüceler’le birlikte yola çıkmasıyla ivmelenen, maceradan maceraya koştuktan sonra yeniden sıcak yuvasına dönüşüyle nihayete eren bu roman, ‘dönüşüm’ kavramıyla anlamlanan ve kahramanını ‘olamayacağı’ bir karaktere zorlayıp bunu başaran bir ‘çocuk kitabı’. Çocukluğun yaş sınırının bir miktar yukarıları çekilmesi gerektiğini de ekleyelim bu noktada.

Çağdaş edebiyatın sıkça başvurduğu ‘içine düşülen serüven’ durumunun standardından çok da uzak değildir ‘Hobbit’. ‘Kahraman’ olmaya en son yakıştırabileceğiniz, hatta hiçbir şekilde yakıştıramayacağınız bir tipi alıp, ondan ‘kilit’ bir karakter yaratır bu roman. Bilbo’nun neredeyse ‘zorla’ dahil olduğu serüven, bir yandan onu büyütürken, öte yandan da ‘saygın’ bir konuma oturmasını sağlar. Konfordan vazgeçeceği hiç düşünülmeyen Bilbo, bu kahramanlık destanında bol miktarda yardım da alır tabii. Ama en büyük destek, rastlantısal bir şekilde eline geçen Gollum’un yüzüğünden gelir; bu ‘güç yüzüğü’, Bilbo’nun kaderini tayin eden unsurdur. Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin de merkezini oluşturan yüzük, genç hobbitin serüvenine başka bir boyut katmayı da başarır.

Hobbit’i ve Yüzüklerin Efendisi’ni değerlendirirken, başta ‘Harry Potter’ serisi olmak üzere yakın dönemin fantastik edebiyat çalışmalarına da bakmak gerek kuşkusuz. Aralarında hem yarattıkları dünya hem de anlatımlarıyla büyük farklar göze çarpar. Aynı klasmana dahil edilmeleri neredeyse mümkün değildir. Temel fark şudur aslında: J.R.R. Tolkien, Hobbit’i 45 yaşında, ‘Yüzüklerin Efendisi’ üçlemesiniyse 60’lı yaşlarının başında yayımlamıştır. Sözün özü, o yaşlara kadar biriktirdiklerinin bir yansımasıdır bu eserler. ‘Deli işi’ denilebilecek bir yükün altına girmiş, buradan çıkardığıyla fantastik edebiyata ‘derinlik’ katmıştır. Edebiyat dünyası tarafından küçümsenen bu türe ‘edebî’ olma şansı tanımış, kelimeleri yalnızca ‘heyecan’ için kullanmadığını dosta düşmana göstermiştir.

Büyücü Radagast sürprizi

En az J.R.R. Tolkien kadar ‘deli’ bir adamsa Peter Jackson’dır. ‘Yüzüklerin Efendisi’ni beyazperdeye taşımak gibi olanaksıza yakın bir işin altından alnının akıyla çıkması bir yana, filmlerin beyazperdede izlenen versiyonları yetmezmiş gibi, bir de ev sineması aracılığıyla uzun versiyonlarını yamacımıza taşımıştır. Kimilerince küçümsenen bu çaba, kuşku yok ki sinema sanatının en heyecan verici deneyimlerinden birini yaşatmıştır sinemaseverlere. Orta Dünya içinde dolaşma, karakterleri kanlı canlı görme fırsatı kaçacak gibi değildir.

Jackson, şimdi de Yüzüklerin Efendisi ’nin hazırlık kitabı Hobbit ’i sardı başına. “Gerekiyor muydu bu?” diye sorarsanız, “Evet gerekiyordu ama bu şekilde değil!” diye cevaplayabiliriz. Bu şekilde, yani üçleme olarak görmek istemememizin başlıca nedeni, Yüzüklerin Efendisi kadar ‘yoğun’ bir kitap olmayan Hobbit ’in üç filmlik malzemeye sahip olmadığını düşünmemiz. Nasıl ki, ‘Yüzüklerin Efendisi’nde bazı şeyleri ayıklamak zorunda kaldı Jackson, burada da tam tersini yapıp eklemelere başvuracaktı. Bu da, ‘Hobbit’i üç filme çıkarmak için ‘sündürülmüş’ bir serüvene dönüştürecekti. Ki öyle de oldu, en azından ilk filmde...

Üçlemenin ilk filmi ‘Hobbit: Beklenmedik Yolculuk’, kitabın ilk altı bölümünü kendisine malzeme yapıyor. Tolkien’in adımlarını takip eden Jackson, aceleye hiç yer vermeden anlatıyor hikâyeyi. Buradaki acele etmeme durumu, zaman zaman ‘uzatılmış’ sahnelerle baş başa bırakıyor bizleri. Filmin başından sonuna kadar bu yaklaşımın izlerini görüyoruz, ki tempo da sekteye uğruyor böylece.

Jackson’ın bir şeyler ekleyeceğini söylemiştik ya, ilk filmdeki en temel eklenti büyücü Radagast oluyor; kitapta adı geçen bu karakteri kanlı canlı önümüze getiriyor film. Hikâyeye de etki ediyor bu fazlalık, karakterlerin yolculuğuna da başka bir anlam yüklüyor. Tabii ki roman okunmadığında pek rahatsız edici bir şey değil bu, ancak Tolkien dünyasını tam olarak yansıtan/taşıyan bir ‘numara’ olmadığı da tartışılmaz.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Harry PotterHobbitKitapSinema
Görüş Bildir