Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Hiç Kolay Olmadı

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Hiç Kolay Olmadı

Hiç Kolay Olmadı

Carolyn Cooke kitabı Devrimin Kızları’nda, 60’lı yılların ABD’sinde kadınların eşitlik mücadelesini ve cinsel özgürlüklerin gelişimini bir dizi kadın karakterin hayatı üzerinden anlatıyor.

Bir kitap kapağında Devrimin Kızları adını okumak pek çoğumuzda çağrışımlar ve beklentiler yaratmıştır. Ancak Carolyn Cooke’un romanında anlattığı devrim bizim büyük harflerle yazdığımız “DEVRİM”den biraz farklı. Siyasi bir yanı elbette var, ama siyasetten ziyade kültürle, gündelik hayattaki kazanım ve değişimlerle ilgili. Girizgâhı daha fazla uzatmayalım; Devrimin Kızları 60’lı yılların ABD’sinde kadınların eşitlik mücadelesini ve cinsel özgürlüklerin gelişimini bir dizi kadın karakterin hayatı üzerinden anlatıyor.

68’le gelen

60’ların başları; piskoposluğa ilk kez bir siyahın seçildiği, Henry Miller’ın romanlarının müstehcenlik barikatını yeni yeni aşmaya başladığı, feminist yazarların kadın okuyucularla buluştuğu, halkın Boston Canavarı’nın cinayetleriyle ürperdiği yıllar… Genç tıp öğrencisi Heck Hellman, maddi sıkıntılara rağmen karısı ve kızıyla Boston yakınlarında mutlu bir hayat sürdürüyor. Ancak mutlulukları bir trajediyle kesilir; Heck zengin bir okul arkadaşıyla birlikte denize açılır, tekne batar ve genç adam hayatını kaybeder. Geride bıraktıkları -karısı Mei-Mei ve kızı EV için- zor günler başlamıştır.

60’ların sonlarına gelindiğinde Mei-Mei ve EV, Cape Wilde’ın gelenekleriyle ünlenmiş Goode School adlı erkekler okulunun müdürü yaşlı Goddard -“God”- Bryd’ın evine taşınırlar. Müdür God iyi bir eğitimci, hatta iyi ve yardımsever bir insan. Dahası radikal bir yanı bile var; “gelecek vadeden zenci çocukları arayıp bulan, onları Goode School’a getiren, Thomas Hardy ve Shakespeare yardımıyla gözlerini açıp yoksulluğa, uyuşturucuya ve suça karşı silahlandıran ilk müdür” o. Bir tek konuda ödün vermiyor; siyahların birkaç yıl önce kabul edildiği okulunda kadın öğrenci görmeye hiç tahammülü yok. Ne var ki “hava” ABD’de de değişmiş, isyan sokaklara inmiş, God kendi misyonunun tamamlandığının farkına varmıştır...

Ancak Müdür God’un direnişini kıran etken isyancıların korkusu değil basit bir isim yanlışlığı olacaktır. Kayıt esnasında yapılan bir hata nedeniyle Carole Faust adlı on beş yaşında, siyah, parlak, dik başlı bir kız erkekler okulundan içeriye adımını atar.

Peki, ilk kız olmak nasıl bir şeydir? Farklılığını, siyahîliğini ve kadınlığını bir madalya gibi taşıyan Carole için Goode’un ilk kız öğrenciliği süreci hiç kolay geçmeyecektir. Yıllar sonra “Goode’daki ilk senemde” diye başlar anlatmaya; “her ne kadar ‘özgürlüğün’ öznesi kimin, hangi bedelle ‘özgür’ olduğu sorusunu ortaya atsa da ve içinde zulmün ve zulmedenin tarihini barındırsa da burada, Goode’da özgürlüğü ırkçı ve seksist baskılara karşı gerçek bir muhalefet olarak görmeye başladım. Goode’a gelip kendimi zulmedenle özdeşleştirmeyi öğrenmek ve bu yolla özgürleşmek yerine, kendimi farklılığım ve ötekiliğimle tanımlar oldum. Burada yaşadım ve Latince kökündeki ‘dayanmak’ anlamıyla suffer, yani acı çektim. Acı çekmek, acı çekmeye dayanma eylemini de kapsar, aşkınlığın ve eylemin bir biçimidir. Aynı şekilde, ben de sanatımla, sadece Öteki’ni –bana göre baskının simgeleri olan beyazları, erkekleri ve bir bütün olarak kültürü–resmederek güçlenmeyi seçtim.”

Hikâyeler toplamı

Küçük EV, gözlerinin önünde yaşanan God ve Carole arasındaki çatışmayı karmaşık duygularla - hem God hem de Carole olmayı isteyerek- izler. Kuşaklar, ırklar, cinsler hatta sınıflar arasındaki kavgayı simgeleyen bu çatışma EV’in kişiliğinin oluşmasına katkıda bulunacak, kendi kimliğinin farkına vardığı ilk günlerden itibaren o da yerleşik kural ve değerlerle çatışacaktır. Yıllar akıp giderken roman kişilerinin kaderleri Goddard Bryd’i anma töreninde Goode lisesinde bir kez daha kesişecektir…

Carolyn Cooke’un tarihsel olarak 60’lı, 70’li yıllara odaklanan, mekân olarak seçkinci ve tutucu bir New England kasabasında konuşlanan hikâyesi ABD toplumunun pek çok karakteristiğini sergiliyor. Cilasını kazımaya bile gerek yok. Tarihin merceğini de alırsak elimize; altmışların ABD’sine baktığımızda erkeklerin mutlak egemenliğinde, savaşçı, tutucu, ayrımcı, ırkçı ve ikiyüzlü bir toplum tablosu çıkıyor karşımıza. Böyle bir toplum içinde yaşama mücadelesi veren kadınlar, ancak kimliklerine sahip çıktıkça, erkeklerin silahlarını tersine çevirdikçe özgürleşebiliyorlar. Mesela Ev gibi...

Kadın kimliğine sahip çıkmak ne o devirde ne günümüzde, ne ABD’de ne Türkiye Cumhuriyeti’nde söylendiği kadar kolay olmuyor. “Eğitim şart” diyenler eğitimin erkek egemen ideolojinin farkına varamıyorlar. Cooke’un Carole ağından yaptığı vurgu bu anlamda çok önemli; “Eleştirel düşünceyi, mantıksal sorgulamayı, ikinci dereceden denklemleri, düzlem geometrisini, daktilik altı dizeyi, Bernoulli ilkesini, tenir fiilinin geçmiş zamanını, periyodik tablodaki ilk elementi, Benin’in başkentini, Taft’ın altındaki başkan yardımcısını, futbolun, lakrosun ya da tenisin kurallarını, narsizmin Oedipus kompleksinden önce mi sonra mı ortaya çıktığını, kredi faizinin krizde arttığını mı yoksa düştüğünü mü hatırlamıyorum. Tek hatırladığım, tombul beyaz fareler gibi her yeri kuşatmış erkekler. (…) Goode School herkesin üzerini örten, benim üzerimi örten, kocaman beyaz bir deri gibiydi. Her gün, her saniye tüm bilincim siyah, yoksul ve kadındı. Bu deneyim beni zedeledi, keskinleştirdi ve beni ben yaptı. Ben bunu hiçbir şeye değişmem.”

Cooke, işte bu zorluğu, sürecin farklı yaş grubundan kadınlar üzerindeki etkisini adım adım izliyor. Sıradan kadınların gündelik hayatın sıradanlığında yaşadığı zorlukları, karakterlerin hayatlarındaki dönüm noktalarını, sıçrama anlarını bir dolu hikâye aracılığıyla sergilemiş. Dilinin keskinliği, çizdiği betimlemelerin canlılığı ve sunduğu ahlakı ve duygusal çıkmazlardan yayılan kurnaz kışkırtmaları dikkat çekici. Hikâyesi, hikâye ediş tarzı ve kişileri arasında pek az benzerlik bulunmasına rağmen Sevgi Soysal’ın Yürümek ’ini hatırlatan bir havası var.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriKitapdizikadınlar
Görüş Bildir