Hande Ataizi: 'Çocuk Yapmamak Dünyanın Sonu Değil'

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

Hande Ataizi: 'Çocuk Yapmamak Dünyanın Sonu Değil'

Hande Ataizi, oyunculuğu “Bu, benim kendimi ifade etme biçimim ve insanlar tarafından beğenildiğimde, kendimi kabul edilmiş hissediyorum hayatta” sözleriyle anlatıyor.

‘Tempo’ dergisine evliliği ve çocuk özlemini de anlatan oyuncu, “Birtakım zorluklar oldu. Biraz umudumu kaybettim ama çocuk yapmamak dünyanın sonu değil” diyor.

‘Tempo’ dergisinin kapağını süsleyen Hande Ataizi, beğenilmeyi hiçbir şeye değişmeyeceğini söylüyor. Çocuk yapma ümidini kaybettiğini ve birtakım zorluklar yaşadıklarını anlatan oyuncu, “Dünyanın sonu değil, bir sürü kimsesiz çocuk var. Evlat ediniyorlar, çocuklara da fırsat oluyor” diyor

Hayatın boyunca, bu çekimdeki gibi, hep beğenilen ve göz önünde biri oldunuz. Çok da güzel bir kadınsınız. Hep arzulanan, beğenilen olmak nasıl bir duygu?

Tabii ki beğenilmek güzel bir şey. Bizler oyuncu olarak zaten bu arzu içinde olan kişileriz. Gösteri dünyasındaki herkesin bilinç altında, alkışlanmak ve beğenilmek var. Bir oyun veya filmdeki performansım için alkışlanmayı ve beğenilmeyi hiçbir şeye değişmem. Bu, benim kendimi ifade etme biçimim ve o insanlar tarafından beğenildiğimde, kendimi bu hayatta onaylanmış ve kabul edilmiş hissediyorum.

Bir tür megalomanlık mı bu?

Asla değil. Bir tür, farklı şekilde dışa vurumculuk. Farklı karakterlerde, başka bir kimlikle insanların gözü önünde olabiliyorsun. Oyunculuk aracılığıyla, kendini biraz da gizleyerek iletişim kuruyorsun. Belki bir

sevgi eksikliği de barındırıyordur alt metinde. Küçük bir arızadan doğuyor bu oyuncu olma isteği bence.

Oyuncuların hepsi arıza mı yani?

Çok normal bir şey mi göz önünde olmak? 500 kişilik salonun koltuklarında oturmak yerine, sahneye tek başına çıkmak?

“Sıkıcı hayat insanı düzene sokuyor” Eşiniz hakkında tek bildiğimiz ‘Amerikalı’ olduğu, gazeteci olduğu yazıldı bir de...

Gazeteci değil Benjamin. Bloomberg diye finans ağırlıklı çalışan bir haber ajansı var, televizyon kanalından ayrı bir şey. Benjamin, Bloomberg Ajans’ın Türkiye büro şefi.

30’lu yaşlarda evlilik yapmanın zor olduğundan söz ederler. Yaşlar oturduğu için yeni bir hayat düzeni zor gelir genellikle. Sizde de böyle oldu mu?

20’li yaşlarımı dolu dolu yaşadım, 30’larımı da öyle. Yıllar içinde insana tecrübenin verdiği bir sakinlik geliyor. Tabii ki

aşırı sıkıcı, tekdüze bir hayattan bahsetmiyorum. Farklılaşıyorsun sadece. Şimdi bakıyorum, eve daha bağlı bir hayatım var. Bazen “Ayıp mı oluyor artık, kaçıncı defadır reddettim” dediğim oluyor. İçimden dışarı çıkmak geldiğinde çıkıyorum artık.

Çocuğunuzun olmadığı yazıldı...

Evet soruyorlar sürekli, ben de cevap verdim. Böyle bir yola çıktık ama maalesef birtakım zorluklar oldu. Biraz umudumu kaybettim ve dedim ki; “Dünyanın sonu değil, bir sürü kimsesiz çocuk var. Evlat ediniyorlar, çocuklara da fırsat oluyor.

Bir yabancıyla evli olmanın artı ve eksileri neler?

Arkadaşlarımla konuştuğum konularla Benjamin’le konuştuklarım farklı. Fazla yüz göz olmuyoruz. Ben eski ilişkilerimde, bir ilişkide olması gereken ayrımları hep yüzüme gözüme bulaştırdım. Şimdi Benjamin’in yabancı olmasından ve de karakterinden dolayı her şey olması gerektiği gibi. Bunu planlamadık tabii ama öyle denk geldi.

**“Ekibi riske atamazdım”

Biraz da iş konuşalım. Evlilik, çocuk planı derken biraz geri mi durdunuz işlerden?**

Önce tiyatroya başladığımda bir hamilelik yaşadım. Herkes panik oldu. Bir projeye başlayacağın zaman bunları düşünmen gerekiyor. Çünkü o kadar fazla insan ekmek yiyor ki bir işten. Onları da riske atmış oluyorsun. Ama şimdi anladım ki, bebek planlarıyla ilgili bir umut yok. O yüzden projelere daha rahat şekilde bakacağım. Güzel bir televizyon dizisi projesi olabilir; tiyatro da gündemde.

Türk sineması da çok canlı. Aklında belli bir yönetmenle çalışmak var mı? Bu aralar herkesin gönlü Nuri Bilge Ceylan ve Yılmaz Erdoğan’da gibi. Siz de öyle mi düşünüyorsunuz?

Nuri Bilge’yle çalışmak isterim tabii, niye istemeyeyim. Yılmaz Erdoğan’la da öyle. Zaten az sayıda iyi proje ve isim var. Bunun yanı sıra genç yönetmenlerle de çalışmak isterim. İlk filmini yapacak biri bile olabilir, yeter ki beni heyecanlandırsın.

“GENiŞ KiTLEYE ULAŞMAK iSTEDiM”

Kadınlar özellikle sizin ayakkabı seçimlerinize bayılıyor. Ayakkabı tasarımı yapmaya başladınız. Anlatır mısınız?

Evet herkes “Aman kıyafetleriniz, ayakkabılarınız” diyordu. Ben de “Ayakkabıdan başlayayım” dedim. O kadar yüksek fiyatlı ki ayakkabılar. 1.500-2.000 TL’lerde. Bütçesi buna yetmeyen kadınlar, zevkli bir şey giyemeyecek mi? Tutturmuşlar; “Türk insanı koyu renk ayakkabı giyer.” Sen tasarla bakalım, bir iki güzel renkte ayakkabı. Bak bakalım, Türk insanı alıyor mu, almıyor mu? İstedim ki, daha geniş bir kitleye ulaşayım. Hem genç olsun hem klasik; giyilebilir yükseklikte topuklar olsun. Alışveriş sitesi Morhipo’da satılmaya başlayacak. İyi giderse kıyafet de tasarlamayı düşünüyorum.

Hande Ataizi

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriEvlilikTiyatroYılmaz Erdoğanhamilelikkadınlaroyun
Görüş Bildir