Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Gülşah Elikbank Yazio: Oyunun Kurallarını Değiştirmeye Var mısınız?

18PAYLAŞIM
Yazio Banner

“Dünya bir oyun sahnesi, bizler de birer oyuncuyuz...” , demişti Shakespeare. Uzun zamandır hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, görünenleri görenin algı ve bilgisinin etkilediğinin farkındayız. Kuantum fiziğindeki gelişmeler gerçekle hayal arasındaki çizginin ne kadar ince olduğunu hepimize gösterdi.

Fakat yanıtlanması gereken asıl soru şu: Bu oyunda insana düşen görev nedir?

Felsefenin de ilk sorularındandır biliyorsunuz bu: İnsan neden burada? Yeryüzünde inanan insanın görevi zalimin mazluma zulmünün önüne geçmek, ona uzanan eli tutmaktır. Bir gün şiddetin yanında bir gün karşısında olamazsınız, gerçek birdir... 

Bu sahneye çıktıysanız iki seçeneğiniz var: Ya zalimden yana ya mazlumdan yana olacaksınız. Unutmayın hiçbir şey yapmamak, seyirci kalmak da zalimden yana olmaktır aslında. 

Bu hafta bayramı kutluyoruz. Ama böyle bir zamanda neşe duyamıyor insan. Filistin’de olanlar, tarihin oyunlarının yeniden sahnelenmesi sadece. İnsan olarak gereken dersleri almadıkça oyun bitmeyecek. Ülkemizde hiçbir konu bağlamında tartışılamıyor. İsrail’in kuruluşunun arkasında yatanları bilmeden, dahası 2. Dünya Savaşının arkasındaki oyunları fark etmeden Filistin meselesi çözülemez.

Din, dil, ırk ayrımı yoktur. İyi ve kötü insanlar vardır, aydınlık ve karanlık gibi. Işığın tarafına koşmadıkça karanlıktan çıkamayacağız. Savaşların sonunu yalnızca ölüler görür, derler. Ölmeden önce ölünüz sözü tam da burada önemini gösteriyor. Dilerim bu bayram daha çok insan uyanmayı seçer. Evrenin sırlarına hiçbir dönem bu kadar yakın olmamıştı insanlık. Belki de bu yüzden sınavlar da daha zorlu hale geliyor. Bir şeyle yapmalıyız artık.  'Yarın yaparım deme, bugün de dünün yarınıydı, ne yapabildin?', diyen Mevlana’nın sözünü aklımızda tutalım. Elimizde olan tek şey, bugünümüz ne de olsa.

Ben genelde insanlara baktığımda, onların kendilerinde gördüklerinden daha büyük bir potansiyel gördüm.

Onlara kendilerinden çok inandım. Yollar ayrılma noktasına geldiğinde, o potansiyelin ortaya çıkmamış olmasından kendimi de sorumlu hissettim, kederlendim, hüzünlendim. Bazen kalbimin sızısından uyuyamadım.

Oysa şimdi geldiğim bilinç seviyesinde, çok açıkça fark ediyorum ki; herkesin sınavı kendi seçimleriyle sonuçlanıyor. Birine ilham vermeyi, yol göstermeyi deneyebilir, çabalayabilirsiniz ama görmek istemeyen kadar körü yoktur. İstemiyorsa, hazır değilse, belki de hiç olmayacaksa, yolundan çekilmeyi, elini bırakmayı da öğrenmeniz gerekiyor. Aslında bu da sizin sınavınız oluyor bir bakıma. Kendi kalbinizi kıracak kadar cesur olarak, yola yalnız devam etmeyi seçmek... Çünkü yardımınıza bekleyen ya da size yardım edebilecek başkaları var. Onlarla karşılaşmak için bazen geçmişinizi doğru yerde bırakmanız, geleceğin kaosunu kabullenmeniz gerekiyor.

İnsan anladıkça, yüreği ve dünyası genişliyor. İçinizde büyüyen sevgi, iyice coşan tutku bazen sizin de gerçekleri görmenizi engelliyor. Herkesin ayrı bir yolu var ve ancak sahiden gerekiyorsa, sizinkiyle paralel ilerliyor. Devam etmek kadar, bırakabilmek de size öğretiyor. Kalbiniz olgunlaştıkça zihniniz dinginleşiyor. Bugün size acı veren şey, yarın için hiç ummadığınız bir sevincin habercisi olabiliyor. Yeter ki sezgilerinize sadık kalın ve kendinize karşı dürüst olun. Siz bu görkemli evrenin değerli bir parçasısınız. Size verilen yaşamın hakkını vermeniz gerekiyor. Ama yalnız ama elinizden tutmayı seçenlerle…

Instagram

Twitter

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir