Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Gülriz Sururi'yle Anılar...

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Gülriz Sururi'yle Anılar...

Gülriz Sururi'yle Anılar...

Hayatınızın kırık bir ânında, Gülriz, hiç de vurgulamadan size "yaşamak" aşılar.

Geçen hafta Akatlar Kültür Merkezi’nde, Beşiktaş Belediyesi’nin düzenlediği, Miraç Zeynep Özkartal’ın sunduğu Gülriz Sururi gecesindeydim. Beşiktaş Belediyesi bu geceleri iyi ki düzenliyor, sevgili Faruk Şüyün yıllardan beri bu geceler için çaba harcıyor.

Gülriz Sururi gecesi gerçekten unutulmayacak bir gece oldu. Kaldırım Serçesi’nden “Hiç mi hiç pişman değilim” görüntüleri bizi anılara alıp götürmüşken, bütün görkemiyle Gülriz Sururi sahneye çıktı. Onu ‘sahne’de ne kadar çok özlemişiz!

Geçmiş gözümün önündeydi: Beyoğlu’ndaki Küçük Sahne’de Ben Bir Fotoğraf Makinesiyim’i izliyorum. Ünlü Kabare’den bir uyarlama olan bu oyun, yazar olmak isteyen genç adamla aktris olmak isteyen genç kızın ayrılığıyla noktalanıyor. Gülriz Sururi ve Metin Serezli öylesine güzel oynuyorlar ki, gözyaşlarımı tutamıyorum.

Artık koyu bir Gülriz Sururi hayranı kesileceğim. Ben Bir Fotoğraf Makinesiyim’den sonra onun hemen hemen bütün oyunlarını seyrettim. Öğrenim yıllarımda Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu bize nice çevreler açtı...

Sevgili Gülriz’i ancak Kaldırım Serçesi günlerinde tanıdım. 12 Eylül’ün o kapkaranlık dönemiydi; Piaf’ın yaşamından esinli bu müzikal sanki bir direnişti. Daha provalar sırasında, sıra, Alman işgalinden kurtulan Paris sahnesine gelince, sonsuz bir umut duyuyordum. Başar Sabuncu’nun yönetiminde eşsiz bir yapım...

Kaldırım Serçesi’nden önce, 1970’lerin sonunda, Kıldan İnce Kılıçtan Keskince ’yi okumuştum. Hemen şunu söylemek isterim: Gülriz Sururi, tiyatromuzun büyük bir yıldızı olduğu kadar, kalemi güçlü bir yazardır. Kıldan İnce Kılıçtan Keskince anı edebiyatımızın başyapıtları arasında. Bu ilk kitabında Gülriz yetişme yıllarını, tiyatro mücadelesini, yıldızlığa giden yolunu dile getirir.

Orada çok etkileyici bir yılbaşı gecesi vardır, anlatmayacağım, okumadıysanız mutlaka okuyun. Bunca yıl geçti, unutamam. 1980’lerde Gülriz, Milliyet gazetesinde, birbirinden sıcak yazılar kaleme getirdi. İstanbul hayatında çilingir sofrasını anlatan bir yazısı var, geleneği göreneğiyle, yöntemiyle. Bu yazı, Türkçe yemek yazıları arasında bir doruktur. Sadece bir dil ustasının, dile gerçekten gönül vermiş bir kişinin yazabileceği yazıdır. Kesip saklamıştım.

Haldun Taner, Gülriz’i överken, İstanbul Türkçesini ne kadar güzel, ahenkli söylediğini belirtir. Dili bu önemseyiş, Gülriz’in yazılarında da karşımıza çıkar.

2003’te Bir An Gelir yayımlandı (Doğan Kitap). Gülriz anılarının ikinci cildini kaleme getirmişti. Edith Piaf’la başlar Bir An Gelir , Kaldırım Serçesi’ne yol alır. Gülriz Sururi’nin sahnede neden ille Piaf olmak istediğini duyumsarız. Sıradaki ikinci oyun Halide’dir. Halide Edip Adıvar’ın yaşamından esinli, yine güçlü bir yapım olan Halide hak ettiği ilgiyi devşirdi mi bilmiyorum.

Bir An Gelir ’i okurken, bu kitabın yazarı benim dostum, yakınım, çok sevdiğim bir insan, onu tanımak benim için mutluluk oldu diyordum. Hayatınızın kırık bir ânında, Gülriz, hiç de vurgulamadan size ‘yaşamak’ aşılar. Yeniden sarılırsınız hayata.

Akatlar Kültür Merkezi’ndeki gecede Gülriz anılarının üçüncü cildini yazdığını söyledi. Hatta, bu geceyi de üçüncü ciltte mutlaka yazacağım, dedi. Sevinçle bekliyorum.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Beşiktaş Jimnastik KulübüİstanbulKitapTiyatrooyun
Görüş Bildir