Bülent Arınç'a Üç Kez Sorulan Soru

 > -

Gül ile Arınç'ın Gezi Parkı Görüşmesi Sona Erdi

Cumhurbaşkanı Gül, Başbakanvekili Bülent Arınç'la görüştü

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Çankaya Köşkü'nde görüşen Başbakanvekili Bülent Arınç, çıkışta kısa bir açıklama yaptı. Arınç, "Cumhurbaşkanımız ile olumlu bir görüşme yaptık, talimatlarını aldık" dedi.

Taksim Gezi Parkı protestoları devam ederken, Köşk'ten hükümete davet gitti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın Fas'ta olması nedeniyle Başbakanvekili Bülent Arınç'ı Çankaya Köşkü'ne davet etti.

Gül ile Arınç görüşmesi saat 10.30'da başladı.

Görüşme sonrası kısa bir açıklama yapan Bülent Arınç şunları söyledi:

''Faydalı verimli bir görüşme oldu. Son günlerde yaşanan olayları kendileri bize söylediler. Cumhurbaşkanı devletimizin başı en yüce makam. Bu önemli bir görevdir. Dün ana muhalefet lideri Sayın Kılıçdaroğlu ile görüşmüşlerdi. Kendileri ile olumlu görüşmelerimizi oldu. Talimatları aldım. Bir cumhurbaşkanı üstlendiği görev itibarıyla bütün kurumlara talimatlar verebilir. Talimat kelimesinden saygıdan başka bir anlam çıkartmayın lütfen.''

Arınç, saat 12.00'de Başbakanlık Yeni Bina'da basın toplantısı düzenleyecek.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmüştü. Kılıçdaroğlu görüşme sonrası, ''Gül'e yetkilerini hatırlattım. Bakanlar Kurulu'nu toplama yetkiniz var dedim'' diye konuşmuştu.

Bugün köşk'e çıkacak olan Bülent Arınç da, protestolarla ilgili yaptığı açıklamada, "Burada ne yapılıyor, ne yapılmak isteniyor, topluma en güzel şekliyle anlatılmalıdır" demişti.

T24

Haberin Tamamı İçin:

Başbakanvekili Arınç: Tepkilere Saygılıyız!

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç arasındaki görüşme Çankaya Köşkü'nde yapıldı.

Görüşmenin gündemini Gezi Parkı eylemi ve sonrasında çıkan olaylar oluşturdu.

"Başbakan Vekili sıfatıyla bendenizi davet ettiler. Kendileriyle olumlu görüşmemiz oldu." diyen Başbakan Vekili Arınç: "Son günlerde yaşanan olayları, bunların sebepleri ve bu konuda yapabileceğimiz konuları konuştuk."

Başbakan Vekili Arınç'ın konuşmasından satırbaşları

Gösterilerle ilgili Sayın Cumhurbaşkanımızla görüştük, görüşlerini almak istedim.

Sayın Cumhurbaşkanı tansiyonun yatıştırılması için çeşitli açıklamalar yaptılar.

Şunu memnuniyetle ifade etmekteyim, iki gündür vandallık içerikli gösteriler yok.

Şiddet içermeyen gösterileri saygıyla takip etmekteyiz.

Güvenlik güçlerimiz bir yandan özverili çalışırken, bir yandan provokasyonları önlemek için çalışıyor.

Güvenlik güçlerimizin ilk günkü tavırları haklı olarak tepki almıştır.

Göstericiler arasındaki illegal örgütlerin kışkırtmaları karşısında polisimiz üzerine düşeni yapmıştır.

Bu ülkeyi 29 Ekim 1929 yılında birlikte kurduk.Bu cumhuriyet bütün milletin emekleriyle büyüdü bugünlere geldi.

Parti olarak ve hükümet olarak ilk günden bu yana tüm kesimlere karşı hoşgörülü olduk. Hükümetimiz tüm icraatlarda müşterek davranmıştır.

Kendi yaşattıklarımızı başkalarına yaşatmamak için her türlü hassasiyetlere dikkat ettik. Ortak yanı bulmayı her zaman öncelikli vazife olarak gördük. Herkes bizi takdirt etmek zorunda elbette değil. Herkes elbette bize oy vermek zorunda değil. Ama biz talep ve beklentilere duyarlııyız. Her bir vatandaşımızın talebi bizim...

Demokratik çizgizler içinde iletilen tüm tepkilere açığız. Karşılıklı hoşgörü içerisinde her türlü sorunu halledebileceğimizi söyleyeceğiz.

Şu ana kadar 244'ü polis, 64'ü gösterici olmak üzere 300'ün gösterici yaralanmıştır. Bugün bildiğiniz gibi Hatay'daki gösteriler sırasında Abdullah Cömert isimli vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Ailesine başsağlığı diliyorum.

Elimizde Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ve Hatay Valiliği'nden gelen bilgilere göre ateşli silaha ait bir bulguya rastlanmamıştır. Belki bir sert cisimle başı zedelenmiş ölüme sebebiyet vermiştir.

  • Dünya Bülteni / Haber Merkezi
Haberin Tamamı İçin:

Arınç: 'Gazlı Müdahale Çığırından Çıkardı'

Haber detayları için lütfen kaynak adresine tıklayınız.

Haberin Tamamı İçin:

Arınç: 'Şiddet Görenlerden Özür Dilerim'

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç arasındaki görüşme sona erdi. Cumhurbaşkanı Gül'den talimat aldık diyen Arınç görüşmenin detaylarını açıkladı.

"Güzel faydalı ve verimli bir görüşme oldu. Türkiye’nin son günlerde yaşadığı olaylarla ilgi yapabileceklerimizi kendileri bize söyledi. Cumhurbaşkanının devletin işlemesiyle ilgili sorumluluk var. Kendileriyle olumlu görüşmemiz oldu talimatlarını aldık düşüncelerimizi paylaştık.

Devlette nezaket dili vardır. Talimat almak emirlerini almak kullanılan bir lisandır. Bunları başka maksatlarla düşünmemek gerekir. Cumhurbaşkanı tüm kurumlarını düşüncelerini iletebilir. Ama emir kelimesinden saygıdan başka bir anlam taşımayın lütfen."

İşte Bülent Arınç'ın sözlerinden satır başları;

Şüphesiz Cumhurbaşkanımızla devam eden ve çok farklı boyut kazanan gösterilerle ilgili istişare için Sayın Abdullah Gül ile görüştüm. Tansiyonun düşmesi, eylemlerin artık son bulması konusunda çoğu siyasetçi açıklamalar yaptı. Şu an ortak arzumuz huzur ve güvenin sokaklara hakim olması.

İki gündür takip ettiğim kadarıyla şiddet ve vandallık içeren gösteriler düşme eğilimi göstermektedir. Biz de bu durumu sağduyu şeklinde takip ediyoruz. Gelişmelere bütünüyle hakim durumdayız.

Polisin güç kullanımında zaman zaman aşırıya kaçması bir tepki uyandırmıştır. Ancak son günlerde polis son derece hassas konumdadır. Kışkırtmacıların karşısında polisimiz, yasalardaki görevlerini yerine getirmiştir.

Her seçim sonrası Başbakanımız çıkmış kendisine oy verenlerin değil Türkiye'nin Başbakanı olacağını açıklamıştır. Şunu samimiyetle söylemek istiyorum, yaşam tarzlarımız nedeniyle; kendi yaşadıklarımızı başkalarına yaşatmak istemeyiz.Ortak noktada buluşmayı, ortak yolda buluşmayı hedefliyoruz.

'TÜM TEPKİLERE AÇIĞIZ'

Bizi takdir etmeyenlerin de görüşlerine açığız. Her bir vatandaşımızın sorumluluğu üzerimizdedir. Tüm tepkilere sonuna kadar açığız yeterki şiddet olmasın.

Değerli arkadaşlar, Taksim Gezi Parkı'nda yanlış bilgilendirme olsada haklı tepkilerini ortaya koymuşlardır.Meşru tepkilerini ortaya koyan vatandaşlarımıza özellikle sesleniyorum, marjinal gruplar bu eylemleri kullanmakta. Ekonomimizde zarar görmektedir. 300'ün üzerinde insanımız yaralandı. Abdullah Cömert adlı kardeşimiz hayatını kaybetti Allah'tan rahmet diliyorum. Çok üzgünüz.

Sosyal medyada olayı büyütmek isteyenler olduğunu biliyoruz.İlk yapılan otopsi sonucuna göre ateşli silahla ölmemiştir. Sert bir cisimle başına darbe almış olabilir. Olayla ilgili soruşturma devam etmektedir.

Vicdani bir çevre duyarlılığıyla başlayan olayların geldiği noktayı görenlerin aklıselim düşünmesi gerekmektedir.Bu işin bir an evvel bitmesi gerektiğini görmelidir.İnsan hak ve özgürlükleri kısıtlanmaya başlanmıştır.

Özellikle Ankara'da kaldırım taşlarını sökerek, belediye otobüslerine, kamu kuruluşlarına ve otobüs duraklarına ağır zarar vermişlerdir.

'TÜKİYE'NİN İMAJI ZEDELENMİŞTİR'

Uluslararası basının olağanüstü ilgisi nedeniyle, Türkiye'nin imajı zedelenmiştir.Bugüne kadar ne kadar hassasiyuet içinde olduysak bugünden sonra da aynı hassasiyet içinde olacağız.

Muhalefet partilerinin sağduyu çağrısında bulunmalarını rica ediyoruz. MHP ve BDP'nin baştan beri olan tutumunu takdir ediyoruz.

CHP'ye Taksim'e destek için gittik sözlerine teşekkür ediyoruz ancak milletvekillerinin kışkırtıcı bir tavrı var.Kılıçdaroğlu'da üzerine düşeni yapacaktır.

Gösterileri sabırla izleyen vatandaşlarımızdan daha fazla sabır bekliyoruz. Anne ve babalardan, çocuklarını kaostan uzak tutmalarını rica ediyoruz.İlgi ve fedakarlık bekliyoruz.

Türkiye bunların altından kalkacak güçtedir. Haklı taleplerini tepkilerini gösteren vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Yorgun güvenlik güçlerimize teşekkür ediyorum.

Gözaltında kaç kişi var rakam veremeyeceğim ama çok fazla insan yok. 1 saat sonra serbest bırakılıyorlar.

3 yada 4 ağaçın sökülmesi üzerine yurtseverler bir eylem başlattılar. Bu eylemler haklıdır, meşrudur. İçlerinde Sırrı Süreyya Önder'de bulunuyordu. Emniyet güçlerimizin gaz kullanması olayları çığrından çıkartmıştır.

Oraya ne yapılacağı konusunda bir itiraz bir şikayet var o endişeleri gidermek zorundayız. Kamuoyunun dediklerini peşin hükümle karşılamamalıyız.

'BİZ HERKESİN HÜKÜMETİYİZ'

Herkesin emeği ile oluşan varlıkların, kamu malının bu şekilde zarar görmesi bu ülkedeki herkese yapılmış bir haksızlıktır. Biz herkesin hükümetiyiz. Sandıktan çıkan sonuçları doğru okumak için ne kadar hassas davrandıysak bugün de öyleyiz. Özeleştirimizi yaparız, kimsenin şüphesi olmasın.Biz ülkeyi yönetirken yanlışta yaparız.Benim üzüldüğüm olay 3 ağacın yer değiştirilmesi amacıyla olayların bu hale gelmesidir.

Elbette burada kamu görevlilerinin kademe kademe yanlış anlaşılmaları olabilir. Sınır aşımı olduğuna bakar gerekirse soruşturmada açarız.

Sizin kucaklayıcı anlayışınızı Başbakan da gösterseydi bugünlere gelinir miydi sorusuna Arınç, 'Üslup elbette önemli. Bu herkes için önemli.Ülkeyi yönetenlerin tabiki kucaklayıcı bir üslubu olmalı' dedi.

Olaylar ilk başladığında, çığrından çıkabileceğini düşünmüş, farklı bir üslup kullanmış olabilirler.Kimsenin hayatına müdahale etmeyen bir tavır içinde olmalıyız. Çevre duyarlılığından çıktı. Ambulansın içine bakıp polis var mı diye yakmaya çalışıyorlar.

'MEŞRU MÜDAFA OLMADIKÇA POLİS GAZ KULLANMAZ'

Polisler bu ülkenin yabancısı değil. Şehit olunca gazi olunca hepimiz üzülüyoruz. Onlar bu memleketin evlatları.Pasif durumdalar, yani karşı taraftan bir şey gelmedikçe bekliyorlar. Bir fiili saldırı da kalkanlarını kullanıyorlar. O yetmezse su sıkıyorlar. Ancak kendi canları bahis olunca gaz kullanıyorlar. Kendilerine meşru müdafaa olmadıkça gaz kullanmamaları talimatı verilmiştir. Polislerimize ağır hakaretler edilmiştir. Fiziki müdahalelerde bulunmuşlardır. Polislerimiz bir haftadır fedakarlık göstermektedirler, uyumadan günlerdir görevlerini yerine getiriyorlar.

Kimseye şiddet gösterilmesini tasvip etmiyorum. İnsanlar, ailelerini, çocuklarını alıp gitti.Ama olay 3 ağacın yer değiştirilmesinden çıkarıldı. Şiddetle bir yere varılmaz. Yaparsanız karşılığında devleti bulursunuz.

'ÖZÜR DİLİYORUM'

O yurttaşlarımızdan özür diliyorum. Yapılanlar yanlıştır.Bazı çevik kuvvet polislerinin birilerini hedef aldığı iddiları var. Buna ne diyeceksiniz sorusuna 'bu dış basının takındığı bir tavırdır' cevabını verdi.

Onların maksatları farklı olabilir, ekonomik gücümüzü kıskananlar bundan memnun olabilirler. İktiadara bir tepki varsa bu doğaldır. Yok sayma, görmezden gelme bizim yapacağımız bir şey değildir.

Bazı merkezlerden olayların yönlendirildiğini biliyoruz, asparagas haberler yapıldıklarını biliyoruz. Demokratik olduğumuzu buradan da anlayabilirsiniz. ABD'den bir telefonla bu olayların yönlendirildiğini görebilirsiniz. Bir kirlilik yaşatılıyor. Bunların hedefi olayların yatıştırılmaması. Hedeflerinde polisler var.

27 Mayıs olaylarından önce de aynısı oldu. Üniversite öğrencileri öldürüldü gömüldü gibi. Şimdi de internet üzerinden böyle saçmalıklar sürüyor. Olayların bittiği anda sağlıklı bir açıklama yapılır.

'REFERANDUM YAPILABİLİR'

Mahkeme kararı sonrası gereken adım atılır. Karar gözetilerek değerlendirilemlerde bulunulacaktır. Zaten kesin bir proje yok. Her şey düşünce aşamasında. Burada ne yapılacağı konusunda net bir kararımız yok.

Bazen belediyelerimiz referandum yoluyla bile halk üzerinden anket yapılıyor. Şimdi de böyle bir yöntem yapılabilir.

Portakal gazı, sarin gazı hepsi ajitasyondur.

Bu yaptığım konuşmayı Başbakan'a sormadım. Bu hükümetimizin düşünceleridir.Teyit almamıza gerek yok.Geçmiş yıllardan beri birbirimizi yakinen tanırız. Cumhurbaşkanı Gül'ün tavrını takdir etmek gerekir.

Haberin Tamamı İçin:

Arınç'tan 'İlk Olay' İçin Özür!

Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Vekili Arınç'ı kabul etti. Görüşme sonrası konuşan Arınç, "O ilk olayda, çevre duyarlılığıyla hareket edenlere karşı yapılan aşırı şiddet gösterisi yanlıştır, haksızdır. O yurttaşlarımdan özür diliyorum. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim ama sokaklarda tahribat yapanlar, sokaklarda insanların özgürlüklerine engel olmaya çalışanlara bir özür borcumuz olduğunu düşünmüyorum" dedi.

Başbakan Vekili Bülent Arınç, Gül ile yaptığı görüşme sonrası düzenlediği basın toplantısında Taksim Gezi Parkı'na yönelik olayları değerlendirdi.

Arınç'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle

Polisin sert müdahalesi

  • Polisimiz tarafından gösterilerin ilk zamanlarında ortaya konan aşırı tedbir, haklı olarak tepki toplamıştır. Bununla ilgili incelemeler de idari yoldan başlatılmıştır. Ancak son 5 gündür polis, büyük bir fedakarlık içinde, vakar ve sağduyu içinde bu milletin bir evladı olarak, milletin kendi evlatlarına karşı son derece hassas bir konumdadır.

  • Şu anda hepimizin ve toplumun ortak arzusu, sokaklara huzur ve güvenin en önemlisi de sağduyunun hakim olması. Şunu memnuniyetle ifade etmekteyim ki iki günden beri takip ettiğimiz kadarıyla şiddet ya da vandallık içeren gösteriler artık süratle ivme kaybetmeye başladı. Şiddet içermeyen demokratik bir tepki olarak ortaya konan gösterileri saygı ve sağduyu içinde takip ettiğimizi söylemek isterim. Devletimiz, hükümetimiz gelişmelere bütünüyle hakim durumdadır.

"Herkes bizi takdir etmek zorunda değil"

  • Herkes bizi takdir etmek zorunda elbette değil ancak biz, bizi takdir etmeyenlerin de görüşlerine açığız. Herkes elbette bize oy vermek zorunda değil ama biz bize oy vermeyenlerin de talep ve beklentilerine duyarlıyız. Her bir vatandaşımızın sorumluluğu bizim üzerimizdedir her bir vatandaşımızın en temel insani hakkı, özgürlüğü, yaşam tarzı bizim sorumluluğumuz altındadır. Demokratik bir kültür içinde ve yasalar çerçevesinde ifade edilen tüm tepkilere, bütün taleplere sonuna kadar açığız. Yeter ki şiddet olmasın.

"MHP ve BDP'nin tavrını takdir ediyoruz"

  • Türkiye'ye, Türkiye ekonomisine, birlik ve dayanışmamıza yönelik tavır ve davranışlardan herkesin özellikle sakınmasını rica ediyoruz. Muhalefet partilerimizin aklı selimi öne çıkararak, yatıştırıcı tavır sergilemelerini arzu ediyoruz ve bunun gerçekleştiğini görmekten de mutluyuz. MHP'nin, olayın başında beri tutumunu takdir ediyor ve kendilerine teşekkür ediyoruz. BDP'nin, olayın ilk anından itibaren takındığı tavrı takdir ediyor ve kendilerine teşekkür ediyoruz.

"Zarar 70 milyon liranın üzerinde... "

  • Taksim Gezi Parkı'ndaki eylemlerle başlayan olaylarda meydana gelen zarar 70 milyon liranın üzerinde.

Arap Baharı tepkisi

  • "Şimdi Türkiye'de yaşanan bu olayları, bazı gaflet içindeki insanlar, çok iyi niyetli olduklarını düşünmüyorum, bir Arap Baharı'na benzetme gayreti içerisinde. Ne kadar uğraşsanız mümkün değil, doğru da değil. Türkiye'nin şartları itibarı ile bir takım ülkelerde yaşanmış olan, adını biz koymadık, ama bir bahardan bahsediliyorsa Türkiye'nin şartlarında böyle bir şey düşünmek bile herhalde çok yanlış olur. Mesela Türkiye'de yaşanan olayları Wall Street'in işgaline niçin benzetmiyorsunuz?"

"Gezi Parkı ile ilgili kesin bir kararımız yok"

"Gezi Parkı ile ilgili kesin bir kararımız yoktur. Kaldı ki orada ne yapılacağı konusu da henüz kararlaştırılmamıştır. Sadece Taksim'in yayalaştırma çalışmasında bir proje vardır ama buraya Gezi Parkı'na veya Topçu Kışlası'na ne yapılacağı konusunda farklı düşünceler vardır. Henüz düşünce aşamasındadır. Elbette bu duyarlılıkları dikkate alarak çok kesin bir karar alacağımızı söyleyebilirim. Önce mahkeme kararını irdeleyelim. Sonra buraya ne yapılacağı konusunda net bir fikir ortaya koyalım. Bu fikri, bütün taraflarla, paydaşlarla görüşelim ve halkımızın istediği konuda karar verelim."

"Kendimizi hesaba çekeriz, çekiyoruz"

  • Bugüne kadar sandıktan çıkan sonuçları doğru okumak için ne kadar büyük bir hassasiyet içinde olduysak bu gösterileri de doğru okumak için o kadar büyük bir hassasiyet içindeyiz. Biz kendimizi hesaba çekeriz ve çekiyoruz, özeleştirimizi yaparız, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

  • KESK ve DİSK gibi fevkalade güçlü sendikalarımızın, bu olaylar karşısındaki tutumlarının Türkiye'nin iç barışını, toplumsal barışı bozmayacak noktada olacağını ben şahsen ümit ediyorum. Elbette düşünceler açıklanabilir. Elbette kanun içerisinde gösteriler yapılabilir. Bir takım eylemler olabilir. Ama illegal örgütlerin ekmeğine yağ sürecek ve ateşi büyütecek davranışlardan ısrarla kaçınmalarını kendilerinden rica ediyorum.

  • Türkiye tüm bu senaryoları boşa çıkaracak güce fazlasıyla sahiptir. Şu anda Türkiye'de her şey devletimizin kontrolü altındadır. Vatandaşlarımızın da katkısıyla, vatandaşlarımızın sağduyu ve sabrıyla, huzur ve güven ortamı çok daha hızlı tesis edilmiş olacaktır.

  • Zarar gören ya da zarar görmesi muhtemel varlıklar, AK Parti'nin ya da Hükümet'in değil Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarınındır. 90 yılda çok zor şartlar altında, herkesin emeğiyle alın teriyle oluşturulan varlıkların bu şekilde heba edilmek istenmesi gerçekten acı vericidir. Çözüm sürecinde silahlar susmuşken, şiddet ortadan kalkmışken, ekonominin önünde sınırsız bir ufuk açılmışken kazanımlarımızın hedefe alınması oldukça düşündürücüdür.

"Daha fazla sabır bekliyoruz"

  • Bugüne kadar gösterileri sabırla izleyen vatandaşlarımızdan daha fazla sabır ve sağduyu bekliyoruz. Anne ve babalardan çocuklarını bu kaotik ortama itmek isteyenlere karşı, liseleri ile ilköğretim okulları ile üniversite gençliğimizi bu kaotik ortamın birer aktörü haline getirmek isteyenlere karşı üniversite rektörlerimizi, gençlerimizi ve anne ve babalarını, Türkiye'de yaşayan herkesi olayların asıl varmak istediği noktada karışık, kaotik ve Türkiye'nin tüm zarar göreceği bir noktaya getirmemeleri konusunda sağduyu bekliyoruz, ilgi bekliyoruz, fedakarlık bekliyoruz"

Dış basına tepki

  • "Dış basında fevkalade dezenformasyon var. İsimlerini zikretmeye gerek yok, siz de onları biliyorsunuz. Türk basının gösterdiği duyarlılığı, maalesef dışarıda bir takım uluslararası televizyon ve kanallar aynı şekilde göstermediler. Bu Türkiye'ye karşı bence hasmane bir tutumdur. Ancak basın özgür. Bu konuda yazacaklarını, çizeceklerini bizim tayin etmemiz veya bizim belli çerçevede bunu oturtmamız mümkün değil."

"Dava açan dernek yetkilileriyle de görüşeceğim"

  • Halkımızın kafa karışıklığını gidermek üzere, bu konuda iyi bir bilgilendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu konuda dava açan ve yürütmeyi durdurma kararını istihsal eden dernek yetkilileriyle de bugün ve yarın görüşeceğim. Onların taleplerini ve düşüncelerini de alacağım. Yine bu konuda ilk eylemleri başlatan arkadaşlarımızdan talep olursa, onların da olaylara hangi gözle baktıklarını dinleme imkanı bulacağım.

  • Elbette burada kamu görevlilerinin kademe kademe veya farklı farklı yanlış anlamaları yanlış hareket etmeleri söz konusu olabilir. Bunu hükümetimiz içinde ilgili bakanlarımızla görüşürüz. Bürokratlar içinde de görevli olanların yaptıkları, görevde sınırı aşıp aşmadığı konusunda da elbette sadece eleştiri değil bir soruşturma da başlatabiliriz.

Haberin Tamamı İçin:

Bülent Arınç ilk gün için özür diledi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç arasındaki bugün 10.30'da gerçekleşen "Gezi" görüşmesi sona erdi. Arınç görüşme sonrası kısa bir açıklama yaparak "Gül'ün talimatlarını, düşüncelerini aldık. Başbakanlık binasında gerekli açıklamaları yapacağım" dedi. Arınç saat 12:00'da düzenlediği basın toplantısında ise vatandaşlardan özür dileyerek, "O ilk olayda çevre duyarlılığıyla hareket edenlere karşı yapılan aşırı şiddet gösterisi yanlıştır o insanlarımızdan özür diliyorum. Ama sokaklarda tahribat yapanlara özür borcumuz olduğunu düşünmüyorum." dedi. Basın toplantısında çevik kuvvet ekiplerinin kask numaralarını gizlediği iddiasıyla ilgili soru üç kez soruldu. Arınç ise "Kask sorusunu bilmiyorum. İçişleri Bakanı'na iletelim" yanıtını verdi.

İşte Arınç'ın açıklamaları:

Sizlere kısaca bazı konularda bilgiler sunmak istiyorum. Sayın cumhurbaşkanımızla son gelişmeleri aktardım, görüş ve önerilerini aldım. Bu görüşmeye olağanüstülük yüklememek gerekir. Ben başbakan vekiliyim, bütün yetkilerimi biliyorum. Sayın başbakanımızla da görüşmelerimizi de yaparak belli konulardaki tavırları netleştiriyorum.

KENDİLERİNİN DÜŞÜNCELERİNİ ALMAK İSTEDİM

Sayın cumhurbaşkanımız ve başbakanımız görüşmeler yapmaktadır. Bugün olmasının temelinde bazı sebepler var. Görevim başbakanlık vekilliğidir. Konuşmalarımızı da hükümetimizin bu konulardaki düşünceleri olarak aktarmak istiyorum.
Maalesef çok farklı bir boyut kazanan gösteriler konusunda kendilerinin düşüncelerini almak istedim. Toplumu nasıl yatıştırabileceğimizi kendisiyle istişare etmek istedim.

ENGELLEMEK İÇİN ÇALIŞIYOR

Tansiyonun düşmesi eylemlerin son bulması konusunda çeşitli vesilelerde yatıştırıcı açıklamalar yaptılar. Toplumun ortak arzusu sokaklara sağ duyunun hakim olması. İki günden beri şiddet yada vandallık içeren gösteriler ivme kaybetmeye başladı.
Şiddet içermeyen gösterileri saygı ve sağ duyu içerisinde takip ettiğimizi söylemek isterim. Devletimiz hükümetimiz gelişmelere hakimdir. Güvenlik ve istihbarat birimlerimiz şiddet boyutunu engellemek için çalışırken, bir taraftan provokasyonları engellemek için çalışıyor.

POLİSİMİZ TEPKİ TOPLAMIŞTIR

Polisimiz tarafından aşırı tedbir haklı olarak tepki toplamıştır. Bununla ilgili incelemelerde başlamıştır. Son beş gündür polisin sağ duyu içinde bu milletin bir evladı olarak son derece hassas bir konumdadır. İllegal örgütlerin kışkırtma eylemlerine karşı polisimiz yasalar çerçevesinde görevini yerine getirmiş ve getirmeye devam edecektir.

Özellikle bir hususun üzerinde durmak isterim. Bu ülkeyi 29 Ekim 1923’te hepimiz birlikte kurduk. Ferdimizin her biri bunun sahibidir. 90 yıl boyunca bu cumhuriyet milletimizin her ferdinin emekleriyle alın terleriyle büyüdü yüceldi ve bugünlere ulaştı.

HEPSİNE SAYGI DUYDUK

Türkiye’nin en büyük zenginliği farklılıkları bir arada tutuyor olmasıdır. Türkiye’yi bu seviyeye ulaştıran da birlikte yaşama kültürüdür. Kurulduğumuz andan itibaren farklılıkların hepsine saygı duyduk. Her seçim sonrasında sayın başbakanımız kitlelerin karşısına çıkmış, Türkiye’nin başbakanı olacağının altını çizmiştir. Hükümetimiz tüm kararlarında müştereklerde buluşmayı dikkatle gözetmiştir.

Yaşam tarzları bizim için son derece değerlidir önemlidir. Yaşam tarzı nedeniyle ağır baskı yaşamış bir kadro olarak kendi yaşadıklarımızı başkalarına yaşatmamak için büyük bir gayretin içinde olduk. Biz bize oy vermeyen vatandaşlarımızı anlamaya çalıştık. Toplumla inatlaşacak bir anlayışın içinde olmadık, olamayız.
Herkes bizi takdir etmek zorunda elbete değil.

BİZİ TAKDİR ETMEYENLERİN DE GÖRÜŞLERİNE AÇIĞIZ

Biz bizi takdir etmeyenlerin de görüşlerine açığız. Bize oy vermeyenlerin de talep ve beklentilerine duyarlıyız. Her bir vatandaşımızın en temel insani hakkı özgürlüğü yaşam tarzı bizim sorumluluğumuz altındadır. Demokratik bir kültür içinde ifade edilen tüm tepkilere sonuna kadar açığız. Yeter ki şiddet olmasın. Yeter ki şiddet öfke ve nefret ifade diline dönüşmesin.

VATANDAŞLARIMIZIN MEŞRU TEPKİSİ

İstanbul Taksim gezi parkında yanlış bilgilendirme olsa da vatandaşımız tepkilerini ortaya koymuşlardır. Ancak gezi parkında şehri sahiplenmeyle başlayan gösteriler bugün farklı boyutlara ulaşmış boyuttadır. Meşru tepkilerini ortaya koyan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Bu tepkiler illegal bazı gruplar tarafından kullanılmakta, Türkiye ekonomisine itibarına zarar verir hale gelmektedir.

BU ARZU ETMEDİĞİMİZ BİR OLAYDI

Şu ana kadar 300’ün üzerinde vatan evladı yaralanmıştır. Sadece yaralılarımızı sayarken bugün duyduğumuz haber hepimizi üzmüştür. Hatay’daki gösterilerde Abdullah Cömert isimli bir vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu arzu etmediğimiz bir olaydı.

Bu gösterileri bu noktaya getirenlerin sonunda bu işi ölümle sonuçlandırmak istediğini biliyorduk. Ama maalesef istenmeyen bir olay oldu. bunun üzerine yine olayı büyütmek, yeni provokasyonlar üretmek olduğunu seziyorum.

ATEŞLİ SİLAHLA ÖLÜM YOK

İlk yapılan otopsisinde ateşli silaha ilişkin giriş çıkış deliği bulunmadığı tespit edilmemiştir. Ateşli silahla ölüm olmadığı anlaşılmaktadır. Belki bir sert cisimle başı zedelenmiş olabilir. Ancak kesin ölüm sebebi yapılacak inceleme sonucu rapor sonucunda anlaşılabileceğini bildirilmiştir. Soruşturma devam etmektedir.

Bundan bir başka kötü olaya yol açabilecek girişimlerimizi tasvip etmediğimizi ve önlem aldığımızı ifade etmek istiyorum. Allah başka ölümden ülkemizi muhafaza buyursun. Taksim Gezi Parkı'nın bir yeşil olarak kalması nedeniyle vicdani tepkiyle olaya çıkan olayların geldiği nokta herkesin düşünmesi gereken konudur. Bu işin bir an evvel bitmesini son bulmasını istediklerini de tahmin edebiliyoruz.

110 POLİS ARACI TAHRİP EDİLMİŞTİR

110 polis aracı tahrip edilmiştir, 207 sivil araç yakılmıştır. Ambulanslar taşlanmaktadır. Sivil vatandaşlara karşı aşırı tepkiler gösterilmektedir. Bir takım kamu binalarına karşı, kendi özel evlerine karşı aşırı tepkiler haksız gayri meşru bir takım olaylar meydana getirilmeye çalışılmaktadır.

Çevreci duyarlılığı istismar eden bazı gruplar Ankara’da kaldırım taşlarını sökmek, kamu binalarına zarar vermek suretiyle ağır hasar meydana getirmektedir.
Bu olaylardan Türkiye ekonomisinin, altın yıl yaşama iddiasında bulunan turizmin yara aldığını da altını çizerek ifade etmek istiyorum.
Zarar gören varlıklar Ak Parti’nin değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının varlıklarıdır. Çözüm sürecinde silahlar susmuşken, ekonominin önünde sınırsız bir ufuk açılmışken kazanımlarımızın hedef alınması düşündürücüdür.

BDP VE MHP'YE TEŞEKKÜR EDİYORUZ

Biz herkesin hükümetiyiz. Biz kendimizi hesaba çekeriz ve çekiyoruz. Öz eleştirimizi yaparız. Muhalefet partilerimizin aklı selimi öne çıkararak yatıştırıcı tavır sergilemesini arzu ediyoruz. MHP’nin olayın başından beri tutumunu takdir ediyor ve teşekkür ediyoruz. BDP’nin takındığı tavra teşekkür ediyoruz. CHP Genel Başkanı’nın parti olarak değil bireysel olarak bulunduğu cümlelerine teşekkür ederiz.

CHP'NİN KONUMLARI VAR

Ama üzüntüyle görüyoruz ki Türkiye’de yaşanan bir çok olayda CHP’nin milletvekillerinin olayların içerisinde olmak gibi konumları vardır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun güçlü bir genel başkan olarak olayların vardığı bu boyutu tasvip etmediğini, tüm teşkilatlarıyla bu noktada hiçbir zaman bulunmayacakları, olayların yatışması konusunda olumlu bir dil kullanacağını bekliyoruz.

Bugüne kadar gösterileri sabırla izleyen vatandaşlarımızdan sabır ve sağ duyu bekliyoruz. Anne babalardan rektörlerden medyada sağ duyu bekliyoruz.
STK’larımızın gerginliği düşürecek bir tavır içinde olmalarını rica ediyoruz. KESK gibi DİSK gibi güçlü sendikalarımızın bu olaylar karşısındaki tutumlarının toplumsal barışı bozmayacak durumda olacağını tahmin ediyorum. İllegal örgütlerin ekmeğine yağ sürecek davranışlarından kaçınmalarını rica ediyorum.
Vatandaşlarımızın sağ duyu ve sabrıyla huzur ve güven ortamı tesis edilmiş olacaktır. Haklı taleplerini ifade eden vatandaşlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Öz veriyle çalışan uykusuz yorgun bulunan güvenlik güçlerimize teşekkür ediyorum.

SORU CEVAPLAR

Gözaltı sayılarını da paylaşır mısınız?

Gözaltına alınanlara arasında tutuklananlar var mı? Tabiat Kanun Tasarısı var. Buna ilişkin eleştiriler yöneltiliyordu? Yeniden ele almayı düşünüyor musunuz?
Gözaltında çok fazla sayıda insan olmadığını biliyorum. Rakamı veremeyeceğim. Alınanlar bir saat sonra serbest bırakılıyorlar. Burada kolluk güçleri çok itinalı davranılıyor. Ceza muhakemesi kanunun verdiği yetkiyi de yargı minimize etmiş durumda. Bu bizce doğru bir davranıştır. Olayları tahrik eden yasa dışı faaliyette bulunduğu tespit edilenler, fiili saldırılarda bulunurken gözaltına alınan vardır. Bunların bir kısmı süratle bırakılmaktadır, çok az bir kısmın içeride tutulduğunu biliyorum.

SIRRI ÖNDER ARKADAŞIMIZIN İÇİNDE OLDUĞUNU BİLİYORUM

Şunu rahatlıkla görmemiz lazım. Olayların başlangıcında Taksim’de yayalaştırma çalışmaları olduğunu biliyoruz. Önemli bir noktaya da getirildi. Gezi Parkı diye bilinen Topçu Kışlası diye bilinen yerde betonlaşma bilgisini edinen yurttaşlarımız, özellikle iş makinalarıyla 3-4 ağacın yerinden sökülmesi birkaç tanesinin tahrip edilmesi karşısında, içlerinde çok iyi ilişkilerde olduğumuz insanlar eylem başlattılar. Sırrı Önder arkadaşımızın içinde olduğunu biliyorum.

OLUMLU KARŞILIYORUM

Fakat maalesef bu haklı taleplere karşı şu veya bu sebeple, emniyet güçlerimizin gaz kullanmaya başlaması olayları çağrından çıkarmıştır. Yaptığım basın toplantısında, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararının olumlu karşıladığımı ifade ettim.

KAFA KARIŞIKLIĞINI GİDERMEK LAZIM

AVM olacak mı olmayacak mı? Gezi Parkı’ndaki yeşil alanlar ortadan kalkacak mı kalkmayacak mı? Aksini söyleyen de var, orman demek bizim işimiz diyenler var. Ama kafa karışıklığını gidermek için iyi bir bilgilendirme olmalı.

İLK EYLEMLERİ BAŞLATANLARI DA DİNLEYECEĞİM

Dava açan, dernek yetkilileriyle bugün yada yarın görüşeceğim. Yine bu konuda ilk eylemleri başlatan arkadaşlardan da dinleme imkanı bulacağım. Ağaçların kesilip kesilmeyeceği konusunda bir itiraz bir şikayet endişe var. Bunları gidermek zorundayız.

Taksim’deki gezi parkıyla yada şikayetlerle ilgili yeni gelecek kanunda bazı maddeler varsa buna rıza göstermeyeceğimizi bilmenizi isterim. Peşinen karşı çıkmayalım, bu kanun ne getiriyor ne getirmiyor kamuoyunu aydınlatma görevidir.

Şehirler hepimizin gözdeleridir. Hepimiz birşeyler söyleyebiliriz. Bir kente yapılacak bir inşaat konusunda yerel yöneticilerin belediye başkanları da meclisi de olsa, STK’ların çok daha fazla söz söyleme hakkı vardır. Kurullar vardır, kültür bakanlığına bağlı kurumlar vardır. İkazları dikkate almak gerekiyor. Bu konularda çok daha hassas olmalıyız.

SORU: Açıklamanızda öz eleştiri yapabileceğinizi söylediniz. Bu olaylar sonucunda siz hükümet olarak nasıl bir özeleştiri yaparsınız?

Hükümet ülkeyi yönetiyor. Biz ülkeyi yönetirken yanlış da yapabiliriz. Fazla da eksik de yapabiliriz. Bizim yaptığımız her şeyin bir yargısal denetimi vardır. Yanlış işlerimizin karşılığını düşünmek gerekirse, hizmet kusuru da izlemiş olabiliriz.

SOĞUK KANLI DAVRANMALIYIZ

Yargısal denetimle kamuoyunun denetimiyle bir hükümetin yapacağı şey olaylara soğuk kanlı bakmak. Çoğulculuk ve katılımcılık bunları inkar etmeden söyledikleri sözlerin özgül ağırlığını bilerek hareket etmek zorundayız. Olaylar başladığında meseleye net bakabilseydik bunun bir çevre duyarlılığı olduğunu görürdük.

Olaylar aşırı güç kullanımıyla çizgisini aşmıştır. Bugünkü duruma gelmiştir. Taksim’de benim üzüldüğüm konu gezi parkındaki üç ağacın kesilmesiyle böyle bir olayın özünden sapması değil. Çözüm süreciyle devasa bir olayla karşı karşıyayız. 30-35 yıldır her şeyimizi mahveden bir terör sorununu çözecekse bundan daha büyük bir başarı düşünülemez.

Açık yüreklilikle söylüyorum. Başka olaylarda da yanlışlıklar yapabiliriz, yapmış olabiliriz, bundan sonra da yapacak olabiliriz. Bize düşen görev ülkemizi en iyi şekilde yönetmesidir.

HİÇBİR İNSAN VAHŞETİ ONAYLAYAMAZ

Soru: Bu olayların bu noktaya gelmesinde üslup sorunu olmasını düşünüyor musunuz? Başından beri hükümetiniz böyle bir tavır takınılsaydı olaylar bu noktaya gelir miydi?

Üslup şüphesiz önemli. Her birimizin kendi üslubu önemli. Siyasetçiler için de çok önemli. Bir insanın ne olduğunu anlamak için üslubuna bakmak lazım. Hepimiz üslubumuzla sert ve kırıcı olabiliriz. Öfkeyi de bunun içine koymak mümkün olabilir. Doğru olan yöneten insanların üslubların çok daha yapıcı ve kucaklayıcı olmasıdır. Ben bunda ne kadar başarılıyım bilmem, ama hepimizin önem verdiğini ifade etmek istiyorum.

Olaylar ilk başladığında bunun çığırından çıkabileceğini düşünmüş olabilirler. Buna dikkat çekmek için, uyarmak amacıyla farklı bir üslup kullanılmış olabilir. Bugün geldiğimiz noktayı meşru göstermek mümkün değil. Bu çevre duyarlılığı olmaktan çıktı, ambulansın içinde polis var mı diye ambulansın yakıldığı duruma geldi. Hiçbir insanın bu vahşeti barbarlığı onaylayacağını düşünmüyorum.

SORU: Ankara’daki gösterilerde polisin havaya ateş açması sonucu Ethem Sarısülük vardı, komadaydı. Onun durumu nedir? Havaya ateş açan polis hakkında işlem yapıldı mı? Genelkurmay’dan bir açıklama geldi. Bir askerin yaralandığı yönündeydi açıklama. Çözüm sürecini tehlikeye atıyor mu bu saldırı?

Çözüm süreci sağlıkla gidiyor. Genelkurmay başkanlığı bu açıklamayı yapar görevi sürecindendir. Bu ismi biliyorum. İlk olaylarda yaralanan bir arkadaşımız. Polisle ilgili ne işlem yapıldığını arkadaşlarım not olarak ifade etsinler. Biz dün akşam ilgili bütün bakanları, emniyet genel müdürü de 7de 12’ye devam eden bir toplantıda olayların analiz yapmalarını, hangi tedbirleri aldığımızı görüştüm.

KENDİLERİNE GAZ KULLANMAMALARI TALİMATI VERİLMİŞTİR

Polisler bu ülkenin yabancısı değil. şehit gazi olduğu zaman üzüldüğümüz insanlar. Terörle mücadelede ve güvenlik görevlerini yaparken olaylar sebebiyle üzüldüğümüz kendilerini kucakladığımız bu memleketin evlatları. Bunlar ağır bir görev yapıyorlar. Aşırı şiddet kullanabiliyorlar. Şu karara da vardık. Pasif durumdalar, yani karşı taraftan bir şey gelmedikçe bekliyorlar. Bir fiili saldırı da kalkanlarını kullanıyorlar. O yetmezse su sıkıyorlar. Ancak kendi canları bahis olunca gaz kullanıyorlar. Kendilerine meşru müdafaa olmadıkça gaz kullanmamaları talimatı verilmiştir. Polislerimize ağır hakaretler yapılmakta ölmeleri istenmektedir. Yaralı sayısına baktığımız zaman neredeyse üç misli polis memuru bulunmaktadır. Bu insanlar 5 gündür uyumadan görev içindeler. Bu milletin bu memleketin çocukları.

SORU: Göstericilerin özür talebi hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? Eğer bu olayları dindirecekse sayın Arınç özür diler mi?

Özür dilenmesi haklı gerekçeler varsa erdemdir. Bu göstericiler gezi parkında başlayan olaylarda bir yurttaş bilinciyle hareket etmişlerse, ki buna inanıyorum. Bu insanlara karşı şiddet kullanılmasını tasvip etmiyorum. Eşiyle çocuğuyla birlikte gelmiş, sanatçı doktor iletişim uzmanı yazar. Birbirlerine haber vermişler ağaçlarımıza sahip çıkalım diye. Kanunsuz da olabilir. Ağaçlarımızı kesmeyin. Bu insanlara gaz sıkmak değil, bak aldığımız karar bu. Büyükşehir belediyesinden geçmiş, oy birliğiyle geçmiş diyebilecek bir adam lazım. Bu insanlar bir proje içinde bu ağaçlar şuraya gidecek diyecek bir otorite lazım.

BİR İNSANIN İKİ DİLİ OLUR

Ama hayır biz size bunları yaptırtmayız ve üzerine şiddetle gidildiği zaman daha büyük bir azimle geldiler. Demokratik bütün tepkilere biz varız.
Bir insanın iki dili olur. Ya siyasetin ya şiddetin dilini kullanırsınız. Şiddetin dilini kullanırsanız kimse sizin taleplerinize bakmaz. Şiddete yöneltmeyi suç kabul ettik.
Şiddetle bir yere varamazsınız.

DEVLETİN GÜCÜ KARŞISINDA HEPİNİZ EZİLİRSİNİZ

Devletin gücü karşısında hepiniz ezilirsiniz. Demokratik eylemlerle bunu yapabilirsiniz. Bağırıp çağırabilirsiniz. Kendi özel hayatımızda da siyasi hayatımızda da bunları yaşadık. Terk edilmiş itilmiş kakılmışlık duygusunu yaşamış bir insanım. Eşimle hayat tarzımla reddedilmiş bir insanım. Refah kapandı isyan etmedik, fazilet kapandı dağa çıkmadık.

Şimdi bizim geçmişte yaşadığımız tüm sıkıntıları birileri paylaşmak istiyorsa onu anlarım. Ama her birimizin özgürlüğü bir başka arkadaşınkiyle sınırlı. Ben istediğimi yaparım sen bana karışamazsın düşüncesi hiçbir yerde yok.

ÖZÜR DİLİYORUM

İstanbul Yeniköy’de bir dostumuzun nikâhına gittim. Nikah şahidiyim. Yoldan geçen tencerelerine vura vura eylem yapan insanlarımız bizi gördüler. Nikah kıyılıyor dışarda toplanma arttı. Ben kendi adıma bir şeyden korkmam üzülürüm. Düşünün ki düğünün sahipleri, davetliler. Onların gecelerinde mutsuz etmenin kimin hakkı var arkadaşlar? Yeter ki fiili saldırı olmasın. Bütün düğün boyunca bu devam etti. En basitini size söylüyorum.

TAHRİBAT YAPANLARA ÖZÜR BORCUMUZ YOK

O ilk olayda çevre duyarlılığıyla hareket edenlere karşı yapılan aşırı şiddet gösterisi yanlıştır o insanlarımızdan özür diliyorum. Ama sokaklarda tahribat yapanlara özür borcumuz olduğunu düşünmüyorum.

SORU: Polisle ilgili soruşturmalar içinde şöyle konular da var mı? Bazı çevik kuvvet polislerinin numarasız kaskla müdahale ettiği, bazı çevik kuvvet polislerinin hedef gözeterek gaz bombası attığı iddiası var. ABD dışişleri bakanının tepkisini nasıl yorumluyorsunuz?

Dış basında dezenformasyon var. Türk basınının gösterdiği duyarlılığı uluslararası kanallar göstermediler. Ancak basın özgür. Bu konuda yazacaklarını çizeceklerini bizim tayin etmemiz mümkün değil. Ethem Sarısülük kafasından cisimle yaralanmış ve tedavisi devam ediyormuş.Dışarıdaki televizyon kanalları yanlı yayın yapıyorlar. Önce şuna bakmamız lazım. Bu olayları bazı gaflet içindeki insanlar, bir Arap baharına benzetme gayreti içinde. Ne kadar uğraşsanız böyle bir şey mümkün de doğru da değil. adını biz koymadık ama bir baharda bahsediliyorsa bu çok yanlış olur. Bunu Wall Street’in işgaline neden benzetmiyorsunuz? Onlar getirmezse bizim televizyonlarımız getirebilir? O zamanki açıklamaları bugünkülere getirdiğiniz zaman, kendinize öyle Türkiye’ye neden öyle bakıyorsunuz deme hakkımız olabilir mi? Kim olursa olsun Türkiye’de yaşanan olayların onlarcası kendi ülkelerinde oluyor. Hükümetimiz devletimiz güçlüdür. Sokak olaylarına pabuç bırakacak noktada değiliz. Biz sokaktakilerle baş ederiz. Onların maksatları farklı olabilir. Türkiye’nin dış itibarını azaltmaya yönelik çaba içinde olabilirler. Bağırmak bastırmaya kalkmak yok saymak güçlü bir iktidarın yapacağı şey değildir.

SORU: Siz de açıklamanızda söylediniz. Gerekirse STK’larla görüşülür vali anlatır diye. Yargının kararı da gözetildiğinde, Gezi Parkı projesinde erteleme olabilir mi? Ankara’da portakal gazı kullanıldığına dair iddialar var. Bu ne kadar doğru?

Bazı merkezlerden olayların yönlendirildiğini biliyoruz. Asparagas haberler yayınlandığını biliyoruz. Aslında ne kadar demokrat olduğumuzu gösteren imkanlar var bunların hepsini kapatmak mümkün. Erişimini engellemek mümkün. Tweetlere girin, abd’deki merkezden server kullanarak talimat yağdıranlara bakın onlar asıl failleridir. Şu kadar kişi öldü, filan hastanede şu kadar genç var. Gençler eziliyor. Bunlar içinde polisi hedef alanlar da var. Polisin katledilmesini isteyenler var. Polisin bilmem ne gazı kullandığını söyleyenler var. Aynen 27 Mayıs olaylarında önce üniversite öğrencileri öldürüldü gibi saçma sapan ahlaksız haberlerin internet dünyasında yayınlandığını biliyoruz. Çevik kuvvetin şu veya bu şekilde davrandığına dair, polisle ilgili soruşturmalar yapılıyor. Hemen üç saat sonra beş saat sonra netice almak mümkün değil. çünkü olaylar devam ediyor.Bu mahkeme kararına karşı her şey olabilir. Gösterilen hususlara önem göstereceğiz. Hangi gerekçeyle karar verdi, kültür bakanlığının düşüncesi nedir bakacağız? Orada ne yapılacağı henüz kararlaştırılmamıştır. Gezi parkına, topçu kışlasına ne yapılacağı konusunda farklı düşünceler vardır. Çok kesin bir karar alacağımızı söyleyebilirim. İstanbul’a yapılacak bir iş konusunda, büyükşehir başkanı ve meclisinin, büyük bir duyarlılık içinde hem çevrecilerle ve vatandaşlarla ortak karar alması gerekebilir. Belediyelerimiz referandum yoluyla bile karar almaya çalışıyor. İDO ile ilgili anket yapılmıştı. Büyükşehir belediyemizin referandum yapmasını gönülden desteklerim. Portakal gazı sarin gazı bunların hepsi ajitasyondur.

SORU: Kasklarda numaraların gizlenmesiyle ilgili yanıt alamadık? Hükümet adına konuşuyoruz dediniz. Şunu merak ediyoruz. Cumhurbaşkanıyla görüşmenizden sonra başbakan ile bir temasınız oldu mu?

Başbakan ile bir temasım olmadı. Akşam bilgileri aktardım. Cumhurbaşkanını ziyaret edeceğimi belirttim. Benim konuşma üslubumu başbakan bilir. Konuştuğumuz konu hükümetimizin düşünceleridir. Unutmayın ki sayın cumhurbaşkanımız çok önemli bir yerde. Türk devletini temsil ediyor. Anayasa’da 102-103-104’de geniş yetkileri var. Cumhurbaşkanımı hemen hemen her konuda yapıcı bir konuşma yapıyor. Siyasi parti liderlerini davet ediyor. Kapıdan çıktığım zaman talimatlarını aldım sözünü kimse yanlış anlamasın. Sayın cumhurbaşkanımız bize talimat verecek konumdadır.
Ben 2005’te TBMM Başkanı’ydım. İslam Konferansı’na sayın Sezer’in gitmesi gerekiyordu gitmedi. Ben gittim. Türkiye adına bir konuşma yaptım. Sayın Abdullah Gül o zaman dışişleri bakanı ve benim üç arkamda oturuyordu. Şimdi cumhurbaşkanımız, şimdi önümde.

SORU: Yurdun bir çok yerinde gösteriler oldu. İzmir’de iki noktada göstericiler ateşe verdiler. Hizmet grubuna dair noktalar bunlar. Hizmet grupları da hedef alınmış olabilir mi?

O kadar sivil hedefler var ki, hizmet grubuyla sınır tutması lazım. Kendilerince düşman olarak gördükleri bazı noktalara saldırılar yapıyorlar. O kitledeki nefreti görmek lazım. Sadece düşüncelerini ortaya koymak, hükümeti eleştirmek adına değil, belli isimleri noktaları düşman gibi gören illegal bir yapılanma tahribat yapılmak isteniyor. Hedefe alınan parti AK Parti’dir. AK Parti genel başkanlığına karşı duyum olarak aldığımız, telsiz gibi konuşmalardan özetlerdir.
Bu soygunları bu çapulculukları yapanlar, insana doğaya zarar vermek konusunda söz vermişlerdir. Maddi zarar 70 milyonun üzerindedir. Ambulansların, iş makinalarının yakılması büyük bir tahribat değil mi? Duyarlı insanlarımız bence bu saldırıları bugün bitirecektir. Bugün biz herkesten bunu bekliyoruz. Ben yaşadığımız olaylardan ders çıkardığımızı söyleyebilirim. Eksiğimizi gördük. Ama hiç kimseyi görmezden duymazdan gelmek lüksüne sahip değiliz. İktidarsız her ülke yönetilebiliyor ama muhalefetsiz mümkün değil.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah GülAdalet ve Kalkınma PartisiAltınAmerika Birleşik DevletleriAnkaraBakanlar KuruluBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanBaşbakan YardımcısıBülent ArınçCumhuriyet Halk PartisiDarbeEthem SarısülükGezi ParkıHatayİDOİstanbulİzmirKemal KılıçdaroğluMilliyetçi Hareket PartisiPolisRecep Tayyip ErdoğanŞehitTerörTürkiye Büyük Millet Meclisiolay
Görüş Bildir