Gül'den 'Haberal Yasası'na Onay

 > -

Mehmet Haberal'a 22 Refakatçi Asker

Mehmet Haberal'a 22 Refakatçi Asker

Haber detayları için lütfen kaynak adresine tıklayınız.

Haberin Tamamı İçin: http://www.ntvmsnbc.com/id/25338708/

Haberal alışma ofisinde konuştu

Haberal alışma ofisinde konuştu

ÇALIŞMA OFİSİNDE KONUŞTU
Prof. Dr. Haberal, saat 10.30 sıralarında evden çıkarak, yine Yayla Mahallesi’nde bulunan ve 12 Haziran’daki Genel Seçim süreci öncesi kiralanan çalışma ofisine geçti. Prof. Dr. Haberal’ı burada, CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Zonguldak Belediye Başkanı CHP’li Muharrem Akdemir ile partililer karşıladı. Gazetecilerin de kamera ve fotoğraf makineleri bıraktırıldıktan sonra alındığı çalışma ofisinde Prof. Dr. Haberal, bur konuşma yaptı.
’BENİ YERDEN YERE VURDULAR, ŞİMDİ HASTANELER YARIŞIYOR’
İlk olarak tıp konusunda değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Haberal, şunları söyledi:
"Beni toplantılarda yerden yere vuranlar, daha sonra benim yaptıklarımı yapmak durumunda kaldılar. Benim yaptığım doğruydu. Bir örnek vereyim; Dünyada erişkin hastalarda bir canlıdan karaciğer naklini ilk kez yaptığım zaman kıyamet koptu. Şimdi millet yarışıyor. Aynı hastadan hem karaciğer hem böbrek alıp taktığım zaman ’Vay Mehmet Haberal insanların hayatı ile oynuyor’ dediler. Dünyada böbreklerin 100 saatin üzerinde saklanıp da tekrar kullanılacağını gösterdiğim zaman Zürih’te dediler ki ’Mehmet Haberal mezarlıktan bile böbrek getirecek.’ Ne oldu sonra? Bizim hastalarımız buradan yurtdışına gitti. Oralarda o böbrekleri taktırarak geri geldiler. Ben ülkemden her zaman gurur duyuyorum. Bir tek hedefim olmuştur; Ülkeme daha fazla nasıl hizmet edebilirim."
’CUMHURBAŞKANI OLMAK İSTEMEDİM’
2000 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine de değinen Prof. Dr. Haberal, şöyle konuştu:
"Bülent Ecevit, 2000 yılında beni Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi. Hiç haberim yoktu. 22 Nisan Cumartesi öğleden sonra ilan edildi. 24 Nisan Pazartesi günü Hüsamettin Özkan’a gittim. ’Ülkemizin cumhurbaşkanın Meclis’in içinden seçilmesi gerekir. Aksi halde bu Meclis’in prestiji zedelenir’ dedim. Sonra Bülent Ecevit’i aradım. ’Sayın Haberal biz sizi aday gösterdik’ dedi. ’Sayın Başbakanım çok teşekkür ediyorum. Beni onurlandırdınız. Ama ülkemde demokrasi var. Ülkem hukuk devleti ve parlamenter sistemle yönetiliyor. Ülkenin yönetileceği yer Meclis’tir, oradan seçilmesi gerekir. Aksi halde bunun önünü alamayız. Beni mazur görün’ dedim. Bunu niye söyledim? O makamdan daha yüksek bir makam yoktu. ’Ben bilim adamı olarak ülkeme hizmet etmeye devam edeceğim’ dedim. Dolayısıyla bugüne kadar herhangi birşeyin peşinden koşmadım. Ne koltuğun ne de başka birşeyin. Hizmetin peşinden koştum. Bugün de hizmetin peşinden koşuyorum."
’DÜNYADA EN GÜZEL ŞEY HÜRRİYET’
Kendisinin milletvekili olduğunu, siyasetçi olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Haberal, "Ülkemin direksiyonunda Parlamento var. Bunun dışında başka herhangi birşey olmaz. Hani söylüyorlar ya ’12 Eylül.’ O 12 Eylül’de Hacettepe’de çıplak tabancayla Mehmet Haberal poliklinik yapmıştır. Arkasından o antidemokratik olaylara karşı üniversite grubu kurduk. Zincirbozan’a giden sayın Demirel ve arkadaşlarını o üniversite grubunda konuşturdum. Arkasından o meşhur ’Aydınlar dilekçesi’ni hatırlıyorsunuz. O dilekçeye imza atan kişilerden biriyim. Hatta rahmetli hocam Hüsnü Göksel ’Başın belaya girer sen bunu imzalama’ dedi. Dedim ki ’Üniversiteler ülkenin geleceğidir. Ben üniversite öğrenim üyesiyim. Ben yapmazsam kim yapacak.’ İmzaladım. Hüsnü bey haklıydı, başım belaya girdi. Üniversiteden beni atmaya çalıştılar. En ağır disiplin cezasını verdiler. Hacettepe Üniversbitesi’nde 6 yıl Prof’luk kadrosu verilmedi. O meşhur 12 Eylül’ün mağduriyeti söz konusuysa bir tanesi benim."
Siyasi yasakların kalkması için büyük çaba harcadığını hatırlatan Prof. Dr. Haberal, sözlerini şöyle sürdürdü:
"1987 referandumunu hatırlayın. Herşeyim mavi, ayakkabılarım bile mavi. Rize’ye gidiyorum, bir hafta kapı kapı dolaşıyorum, 40 bin oy alıyorum. Bu yasakların kaldırılması lehinde oy çıkarıyoruz. Yasaklar kalktı ve ülke bugünlere geldi. Onun için her zaman ülkemle gurur duyuorum. Zonguldaklılar’a teşekkür ediyorum. Ben Zonguldaklı’yım. Şimdi ülkedeki bazı problemler nedeniyle bugünkü ortamı yaşıyoruz. Adalet Allah’ın emridir. Muhakkak ki Allah adaleti emreder. Dünyada en güzel şey hürriyettir. Ülkem, suçsuzları cezalandıracak değil, suçu, suçluları cezalandıracak bir ülke idi, bu yolda devam etsin. Aksaklıklar, eksiklikler giderilsin ve insanlar adalete kavuşsun. Adalet yok ise o ülkede gelecek tehlikededir."
Prof. Dr. Haberal, annesinin vefatıyla ilgili de "Allah hiçkimseye annesinin babasının acısını yaşatmasın. Allah herkese annesine, babasına hizmet ederek, onları, sonsuzluğa yolcu etmeyi nasip etsin. Ben bundan mahrum oldum. Bugün bunun üzüntüsünü, sıkıntısını çekiyorum" diye konuştu

Haberin Tamamı İçin: http://www.odatv.com/n.php?n=haberali-zo...

Haberal'ın annesine kavuşmasına hangi dedikodu engel oldu

"Kaçırılıp Meclis’te yemin edecek" dedikodusu yüzünden Mehmet Haberal 93 yaşındaki annesini son kez göremeden kaybetti.
Gazeteport’un haberine göre Ergenekon davasından tutuklu olan Prof. Mehmet Haberal’ın 93 yaşındaki annesini son kez görme isteği Başbakan Erdoğan’ın girişimine rağmen gerçekleşmedi. Bu konuda kanun teklifi hazırlandı, komisyondan geçti. Ancak ‘’Haberal kaçırılacak, Meclis’e getirilip yemin edecek ’’ dedikodusu yüzünden teklif Genel Kurulda yasalaşmadı.
Deniz Baykal 21 Aralık 2011 günü eşi ile birlikte Başbakan Erdoğan’ı ziyaret etmiş ve ‘’Haberal’ın annesi çok hasta ve oğlunu görmek istiyor’’ diyerek yardım istemişti. Erdoğan da Adalet Bakanı ile görüşerek çözüm istedi. Daha sonra TBMM’ye AKP milletvekillerince bir kanun teklifi verildi ve tutukluların ağır hasta olan yakınlarını ziyaretine olanak tanındı.
‘’KAÇIRILIP MECLİS’E GETİRİLECEK’’
Ancak komisyondan geçen kanun teklifi Genel Kurul gündemine gelince bir dedikodu ortaya atıldı. İktidara yakın medya organlarında dile getirilen iddiaya göre, Haberal annesini görmek için Ankara’ya gelecek ve ziyaret sırasında rahatsızlanarak tedavi altına alınacaktı.
Daha sonra TBMM Genel Kurulunu CHP’li Güldal Mumcu’nun yönettiği bir birleşim sırasında hastaneden kaçırılıp, Meclis’e getirilerek, yemin etmesi sağlanacaktı. Böylelikle resmen milletvekili sıfatı kazanıp cezaevine dönmesi engellenecekti. Bu dedikodu nedeniyle teklif ele alınmadı. Haberal da 93 yaşındaki annesi Medine Haberal’ı son kez göremeden kaybetti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de komisyondan geçen düzenlemen Genel Kurula getirilmemesini eleştirdi ve ‘’ AKP Grubu teklifi engelledi. Haberal’ın annesi ne ilk ne sondur. Nice tutuklu insan bu durumdadır. Sayın Başbakan, işine geldiği, ucu kendine dokunduğu zaman iki günde MİT yasasını çıkarabiliyor. Ama sıra insanlık adına bir düzenleme yapmaya gelince orada yok. ‘’ dedi.

Haberin Tamamı İçin: http://www.odatv.com/n.php?n=haberalin-a...

Haberal'a Teklif: Gel Sana Yemin Ettirelim

Cumhuriyet Gazetesi'nden Utku Çakırözer'in haberine göre, Silivri'de üç yıldır tutuklu bulunan CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal'ın taziye evinde dün ilginç diyaloglar yaşandığı öne sürüldü. Hastalığı sırasında görüşemediği annesi Medine Haberal'ın cenaze töreni için mahkemeden iki gün izinle Zonguldak'a gelen Haberal, defin töreninden sonra taziyeleri çalışma ofisi olarak adlandırılan Başkent Üniversitesi'nin misafirhanesinde kabul etti.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, "İzin dilekçende yer belirtilmemişse Ankara'ya götürüp yemin ettirelim sana. Böylece dokunamazlar artık" deyince ilginç bir tartışma başladı.
Haberal net tavır koyarak "Ben şu anda özel izinle burada olan tutuklu biriyim. Bunu yapmak uy...

Haberin Tamamı İçin: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?a...

Gül'den 'Haberal Yasası'na Onay

Haber detayları için lütfen kaynak adresine tıklayınız.

Haberin Tamamı İçin: http://www.ntvmsnbc.com/id/25347645/

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAnkaraBaşbakanBilimCumhuriyet Halk PartisiErgenekonTunceliTürkiye Büyük Millet Meclisi
Görüş Bildir