Gönüllü Bir Şekilde Çocuk Sahibi Olmayı Tercih Etmeyen Kadınlar Hakkında Bazı Bilgiler

2.1bPAYLAŞIM

Artık bu kadınları rahat bırakmanın zamanı geldi de geçiyor bile!

Kaynak: https://m.bianet.org/bianet/toplumsal-ci...

2016 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan’ın da üyesi olduğu Kadın ve Demokrasi Derneği’nin (KADEM) yeni hizmet binası açılışında anne olmayan kadınların ‘eksik ve yarım’ olduğunu savunmuştu.

Siyasiler, politikacılar ve hükümet yetkililerinden bu tarz cümleler tarihin farklı dönemlerinde çok fazla duyduk. Sürekli kadınların çocuk yapması konusunda toplum tarafından yapılan acımasız bir baskı söz konusu. Bu geçmişte kalmadı elbette... Hala aynı zihniyete sahip olan insanlarımız maalesef ki sayıca çok fazla. Kadınlar için yeterince zor olan bu hayat özellikle belli bir yaşa geldikten sonra el birliğiyle daha da zorlaştırılıyor.

Toplum, anneliği ulaşmak zorunda olduğumuz bir hedef olarak gösteriyor. Küçüklükten itibaren kadınlara öğretilen bir zafer bu aslında.

"Anne olman gerek" baskısı ile kadınlar sürekli “makbul kadınlığa” zorlanıyor. (Bianet) 

Kadınlara, kendi zevkleri, istekleri ya da amaçlarından vazgeçmeleri söyleniyor.

Bu baskıcı, kuralcı ve kadınlar adına hedef koyan topluma rağmen çocuksuz, anne olmadan yaşam sürmeyi tercih eden kadınlar da var. London School of Economics’in (LSE) yaptığı bir araştırma da bu kadınların toplumun en mutlu azınlıklarından olduğunu söylüyor.

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Çiğdem Dalay da çocuk sahibi olmak istemeyen 12 kadınla görüşmüş. Bianet de "gönüllü çocuksuz kadınlar" araştırmasına dair söyleşmiş. Ben de bazı önemli notları sizlere aktarmak istedim.

Öncelikle Dalay, neden anne olmak istemediklerini şu şekilde açıklıyor: Görüştüğüm kadınların hepsi kariyerlerinin, iş hayatlarının bu kararlarında hiç etkisi olmadığını, her ikisini de isteseler bir arada yürütebileceklerini ifade ettiler. Oysa çoğu kadının kariyer yapmak uğruna anne olmaktan vazgeçtiği düşünülüyor toplumumuzda.

Anne olmak istemeyen kadınların ortak noktasının "çocuk sahibi olmayı doğal olan değil, bir tercih olarak görmeleri ve kendilerini toplumun beklentilerini yerine getirmek zorunda olan bireyler olarak görmemeleri” olduğunu söylüyor.

Yukarıda bahsettiğim gibi kadınlar adına alınan kararlar var ve bazı kadınlar da bu kararlara uymamayı, başkalarının tercihlerini yaşamamayı seçiyor.

Bu gayet normal bir istek olsa da toplum bu kararlara alışık olmadığı için çocuksuz bir yaşam sürmeyi tercih eden kadınları ayıplıyor, eksik olduğunu düşünüyor.

Bazı kadınların kendi anneleri ile olan ilişkilerini yanlış bulup tekrar etmek istemediklerinden, bazılarının aile kavramına inanmadıklarından dolayı anne olmamayı seçtiğini anlatıyor.

"Gönüllü Çocuksuzluk” kavramını da "Çocuk doğurma yaşına gelmiş, doğurgan olan, çocuk doğurmamayı bilerek, isteyerek seçen, bu kararını doğurganlıkları devam ederken, erken yaşlarda veren kadınlar" olarak açıklıyor.

Yüzyıllardır kutsanan annelikten ve beraberinde getirdiği her şeyden vazgeçen kadınlar aslında.

Çocuksuzluğu tercih eden kadınların toplumda, anormal, doğalarına isyan eden, bir kadının sahip olması gerektiği düşünülen meziyetlere sahip olmayan, ideal olmayan kadınlar olarak tanımlandığını anlatıyor.

Ataerkil örüntülere sahip toplumlarda, çocuksuzluğu seçmek negatif olarak algılanıyor. Çünkü doğal, normal ve ideal olan annelik. Her şeyden önce bu bir seçim olarak görülmüyor.

Bu nedenle de kadınlar, çocuksuzluk tercihleri hakkında konuşmaktan imtina ediyorlar.

Örneğin çalışmasında görüştüğü kadınlardan biri , "Çocuk yapmak istemedim" cevabının kimseyi tatmin etmediğini, peşi sıra gelen "Senin mi olmuyor, kocanın mı olmuyor" sorusunu bertaraf etmek için, "Allah vermedi, ne yapalım," diyerek konuyu kapatmayı tercih ettiğini söylemiş.

Dalay, tıp biliminin anneliğin sağlıklı kadınların doğal ve birincil görevi olduğuna, hatta yegâne görevi olduğuna dair algının yerleşmesinde payının büyük olduğunu, bugün menopoza erken giren kadınlara verilen “hemen gebe kalmalısın” tavsiyesi verildiğini anlatıyor.

Jinekologlar arasında ataerkil ideolojinin kadınların annelik içgüdüsü ile dünyaya geldiği savı bizimki gibi ataerkil toplumlarda yaygın olduğunu ekliyor.

Kısacası, kadınlar ister evlenir çocuk yapar, ister evlenmez çocuk yapar, isterse de evlenip çocuk yapmaz. Sonuç olarak bu kadının bedeni ve kararı. Sırf bu karardan dolayı bir kadını anormal olarak nitelemek cahillikten başka bir şey değil.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Kaynak: Bianet

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
l0ki

"ülkenin aydınlık kesimi doğum kontrolü yaptı diğer kesim hayvan gibi üredi o yüzden ülke bu durumda" diye bi twit vardı o geldi aklıma

bibi.bilir

Maddi bir sıkıntım yok. 10 senelik evliyim. Eşim kararı bana bıraktı ve ben de çocuk yapmamayı tercih ettim. Çünkü hem endişeli ve septik bir yapıya sahibim (ölene kadar birisi için endişelenme duygusuna sahip olmak istemedim) hem de hayatımın en az yirmi yılını bir kişiye entegre etmek mantıklı gelmedi.(biraz da bencil olabilirim evet) Yeğenlerim var ve teyze olarak her birinin hayatına değerli imzalar atmak daha eğlenceli.

yazelirem

Bakamayacağımı bildiğim çocuğu dünyaya getirip eziyet etmem mi daha mantıklı yoksa doğurmamam mı? Eziyetten kastım istemeyerek yapılan şeyi doğru düzgün beceremezsin ki bu bir iş değil anne olmak, bir insanı hakkıyla yetiştirmeye çalışmak. Böyle düşünen insanlar toplumda artarsa zaten toplum daha sağlıklı ve bilinçli bir hale gelir. Kaldı ki her gün eli kana bulanan dünyaya çocuk getirmek ne kadar mantıklı?

gulrose2

Bunlardan biri de benim güzel bir dünya güzel bir yaşama sahip olamayacak o yüzden ne evlenmeyi nede çocuk yapmayı düşünüyorum

adamolunlan

Çocuk yapmayanlarda ne hoş karılar mk. Onlardan ne güzel nesiller alınırdı..🤤

Görüş Bildir