Taksim Dayanışması: Nöbete Devam!

 > -

Gezi Parkı 'Ortak Karar'ı Bugün Açıklıyor

Gezi Parkı 'Ortak Karar'ı Bugün Açıklıyor

Taksim Dayanışması' üyelerinin Başbakan'la görüşmesinin ardından dün parkta forumlar düzenlendi. Gözler bugünkü açıklamada.

Taksim Gezi Parkı’nda, ‘karar anı’ yaklaşıyor. Taksim Dayanışması temsilcileri ile sanatçıların önceki gün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından Gezi Parkı’nda 7 noktada açık forum yapıldı. 117 bileşenden oluşan Dayanışma ayrıca ‘ Türkiye ’nin her yerinde sokağa çıkan milyonların’ iradesini yansıtmak üzere, forumlara katılamayan ancak Gezi sürecinde mücadele eden herkesten düşüncelerini Twitter ve Facebook üzerinden iletmelerini istedi. Taksim Dayanışması’nın forumlar ve sanal ortamdan iletilen görüşleri değerlendirerek bu sabah bir açıklama yapması bekleniyor.

4 talep iletildi

Dayanışma temsilcileri Başbakan’a 4 talebi bir kez daha ilettiklerini açıklayarak bilgi verdi. Bu talepler şöyleydi: “Gezi, park olarak kalsın. Polis şiddetinin sorumluları hakkında işlem yapılsın. Direnişte gözaltına alınanlar serbest bırakılsın, haklarında hiçbir soruşturma açılmasın. Taksim başta ortak kamusal alanlarda gösteri ve eylem yasağı sona ersin.” Saat 15.00’te yapılan açıklamanın ardından, saat 16.00’da Gezi Parkı’nın 7 noktasında forumlar düzenlendi. Parktakiler forumlarda birer dakika söz alarak fikirlerini açıkladı. Tek tek isimlerini yazdıranlar sırayla kalabalığa hitaben düşüncelerini söyledi.

‘Pasif direnişe devam’

Avukat Yegane Güley, Başbakan Erdoğan’ın “Hukuku tanıyoruz” sözlerini eleştirerek “Bu tek başına yeterli değildir. Gezi Parkı’na kışla yapılmayacağı açıklanana kadar buradayız, gitmiyoruz” dedi. Şiddetten uzak, Gandi gibi pasif direnişe devam edilmesi gerektiğini savunan Güley, hukukun üstünlüğü prensibine vurgu yaptı.

“Ölülerimiz, yaralılarımız var. Bunların hesabını soruncaya kadar, sorumlular yargılanıncaya kadar bir yere gitmiyorum” diyen ‘bir anne’ büyük alkış aldı.

Başbakan’la görüşen heyeti eleştirenler de vardı. Bir katılımcı, “Heyet buradakilerin fikrini almadan görüşmeye gitti. İlk şartımız Başbakan’ın yaptıkları için özür dilemisedir” dedi. Ali adlı katılımcı, vali ve diğer sorumlular görevden alınıncaya kadar Gezi’yi terk etmeyeceğini belirtirken “Ya hep birlikte burada duralım ya da hep beraber buradan gidelim diyen bir başkası ise 18 gündür Gezi Parkı’nda olduklarını, mutlaka ortak bir karar alınması gerektiğini belirtti.

Bir katılımcı mücadeleyi büyüterek Gezi Parkı’nda nöbetçiler bırakarak mahallelerde komiteler kurulmasını önerdi.

Bir başkası da, Başbakan’ın ‘çapulcu’ sözünü geri alması gerektiğini belirterek, “4 arkadaşımızı kaybettik. Başbakan çapulcu değil, halk olduğumuzu kabul etmeli” dedi. 10 gündür yıllık iznini alıp direnişte olduğunu söyleyen genç bir kadın ise, “4 madde sıraladık. Biri dışında hiçbirine cevap alamadık. Biz burada öykü yazıyoruz sonucunu almadan geri dönmeyelim” diye konuştu. Başka bir katılımcı da ortak karar içinde sandık kurulmasını istedi. Kalabalıktan konuşan bir katılımcı ise şöyle dedi: “Öfkeliyiz ancak öfke bizim dilimiz değil, Başbakan’ın dili. Biz burada sivil itaatsizlik eylemi yapıyoruz. Savaşmıyoruz, orantısız şiddete, zekâyla karşılık veriyoruz. Ölmeye değil, yaşamaya ve yaşatmaya geldik. Taş attıysak kendimizi savunmak için attık o taşı. 10 gün önce ‘Çadır yanmış umrumda değil diyen’ Başbakan, ‘Yargı kararını dinleyeceğiz’ diyor. Bu kazanç değilse nedir? Yeni bir formatta parkta kalmalıyız.”

Haberin Tamamı İçin:

Gezi Eylemcileri Kararı Açıkladı: DEVAM!

Taksim Dayanışma Platformu'ndan merakla beklenen açıklama yapıldı.

Taksim Dayanışması: Bugünden itibaren tüm yurda ve hatta dünyaya yayılan mücadelemizden gelen dinamizmle ve gücümüzle ülkemizde yaşanan her türlü haksızlığa ve mağduriyete karşı direnişi devam ettireceğiz.

Taksim Dayanışma Platformu forumlar ve toplantılar sonucunda alınan kararları internet sitelerinden açıkladılar.

İşte Taksim Dayanışma Platformu'nun paylaştığı o metin!

Taksim Dayanışması tarafından sabah saatlerine kadar süren toplantı ve forumlar sonucunda oluşan açıklamadır.

Taksim gezi parkında ağaç katliamını durdurmak için başlayan direnişimiz, Gezi Parkı sınırlarını aşarak İstanbul halkının ve ardından Türkiye’nin dört bir yanından yurttaşların onbir yıllık AKP İktidarına karşı birikmiş olan öfkesi ile buluştu. Yüz binlerce insan sokaklarda direnişlerinin 18’inci gününü tamamladılar.

Bu memleket topraklarının tanık olduğu en büyük hak arama mücadelelerinden biri olarak tarih sahnesinde yer alan bu direniş daha ilk günden başlayarak yoğun polis şiddetinin hedefi oldu. Yaşam hakkı dahil tüm insan haklarının ayaklar altına alındığı bir süreç içindeyiz. Ancak bu zulüm; kalabalıkları dağıtacağı yerde büyüttü, birbirlerini mücadele içinde tanıyan insanların dayanışmasını güçlendirdi, bütün canlıları boğan gaz bombalarının altında her türlü şiddete karşı sokakları doldurdu, direnişi birleştirdi ve bir halk hareketine dönüştürdü.

Direnişin başlangıcından beri ortaya konulan son derece açık ve haklı talepleri hükümet öncelikle görmezden gelme tavrı aldı. Ardından direnişi bölme, provoke etme ve meşruiyetini zedeleme çabaları içerisinde oldu. Yerel ve uluslar arası kamuoyu önünde iktidar meşruiyetini yitirerek amacına ulaşamadı. Haklı direnişimizin baskısıyla taleplerini muhatap alma ve tartışma noktasına geldi. Ancak bu daha başlangıç ve mücadele devam ediyor.

Bu direniş sırasında polis şiddetinin bir neticesi olarak 18 gün içerisinde 4 yurttaşımız; Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert ve Mustafa Sarı hayatını kaybetti. Pek çok yurttaşımız görme, işitme ve uzuv kaybına neden olacak şekilde yaralandı. Öldürülen arkadaşlarımızın acısını yüreklerimizde hissediyor ve en temel demokratik haklarını kullanırken öldürüldüklerini hatırlatıyoruz. Henüz bu ölümlerin sorumluları hakkında ciddi bir işlem başlatılmamış olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz, bu şiddetin sorumlularının yargı önünde hesap vermesinin takipçisi olacağız. Ayrıca polisin keyfi gözaltı politikası nedeniyle birçok kişi halen gözaltında tutulmaktadır. Taksim Gezi Parkı direnişçileri ve Taksim Dayanışması olarak ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınan ve tutuklanan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Bu süre içerisinde üzerimizde yürütülen şiddet politikalarına rağmen farklı eğilimlerin zenginliği ile bir araya gelebildiğimizi, tartışabildiğimizi, ortaklıklar yaratabildiğimizi ve birlikte mücadele edebildiğimizi gördük. Zayıflık olarak kabul edilen çoğulcu demokrasi, çoğunlukçuluğun karşısında bir direniş odağı oluşturmamızı sağladı. İktidarın üzerinden yükseldiği rant ve ekolojik tahribat politikaları karşısında yüz binlerce insan gezi parkında ağaçları savunarak kendi hayatlarını ve özgürlüklerini savundular. Gezi direnişi bir özgürlük alanı olarak polis şiddetine karşı barışçıl tutumunu korumayı bildi.

Taksim Gezi Parkı direnişçileri ve Taksim Dayanışması olarak bu süreç boyunca öğrendiğimiz en önemli şey mücadelenin zaman ve mekânla sınırlandırılamayacağı ve bundan sonra da hayatın, kentin ve ülkenin her metre karesinde ve her anında devam edeceğidir.

Direnişimizin 18.gününde 15 cumartesi günü içindeki tüm canlılar ile beraber parkımız ve kentimiz, ağaçlarımız, yaşam alanlarımız, özel yaşamımız, özgürlüklerimiz ve geleceğimiz için Taksim Dayanışması olarak nöbete devam ediyoruz. Taleplerimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bu direniş, Taksim Dayanışmasının kolektif iradesinin yansıması ve bütünlüklü bir mücadelenin ortak bayrağı olacaktır.

Haberin Tamamı İçin:

Taksim Dayanışması: Nöbete Devam!

Taksim Dayanışması sabah saatlerine kadar süren toplantı ve forumlar sonucunda kararını açıkladı: Nöbete devam!

HER YER TAKSİM HER YER DİRENİŞ

Taksim gezi parkında ağaç katliamını durdurmak için başlayan direnişimiz, Gezi Parkı sınırlarını aşarak İstanbul halkının ve ardından Türkiye’nin dört bir yanından yurttaşların onbir yıllık AKP İktidarına karşı birikmiş olan öfkesi ile buluştu. Yüz binlerce insan sokaklarda direnişlerinin 18’inci gününü tamamladılar.

Bu memleket topraklarının tanık olduğu en büyük hak arama mücadelelerinden biri olarak tarih sahnesinde yer alan bu direniş daha ilk günden başlayarak yoğun polis şiddetinin hedefi oldu. Yaşam hakkı dahil tüm insan haklarının ayaklar altına alındığı bir süreç içindeyiz. Ancak bu zulüm; kalabalıkları dağıtacağı yerde büyüttü, birbirlerini mücadele içinde tanıyan insanların dayanışmasını güçlendirdi, bütün canlıları boğan gaz bombalarının altında her türlü şiddete karşı sokakları doldurdu, direnişi birleştirdi ve bir halk hareketine dönüştürdü.

Direnişin başlangıcından beri ortaya konulan son derece açık ve haklı talepleri hükümet öncelikle görmezden gelme tavrı aldı. Ardından direnişi bölme, provoke etme ve meşruiyetini zedeleme çabaları içerisinde oldu. Yerel ve uluslar arası kamuoyu önünde iktidar meşruiyetini yitirerek amacına ulaşamadı. Haklı direnişimizin baskısıyla taleplerini muhatap alma ve tartışma noktasına geldi. Ancak bu daha başlangıç ve mücadele devam ediyor.

Bu direniş sırasında polis şiddetinin bir neticesi olarak 18 gün içerisinde 4 yurttaşımız; Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert ve Mustafa Sarı hayatını kaybetti. Pek çok yurttaşımız görme, işitme ve uzuv kaybına neden olacak şekilde yaralandı. Öldürülen arkadaşlarımızın acısını yüreklerimizde hissediyor ve en temel demokratik haklarını kullanırken öldürüldüklerini hatırlatıyoruz. Henüz bu ölümlerin sorumluları hakkında ciddi bir işlem başlatılmamış olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz, bu şiddetin sorumlularının yargı önünde hesap vermesinin takipçisi olacağız. Ayrıca polisin keyfi gözaltı politikası nedeniyle birçok kişi halen gözaltında tutulmaktadır. Taksim Gezi Parkı direnişçileri ve Taksim Dayanışması olarak ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınan ve tutuklanan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Bu süre içerisinde üzerimizde yürütülen şiddet politikalarına rağmen farklı eğilimlerin zenginliği ile bir araya gelebildiğimizi, tartışabildiğimizi, ortaklıklar yaratabildiğimizi ve birlikte mücadele edebildiğimizi gördük. Zayıflık olarak kabul edilen çoğulcu demokrasi, çoğunlukçuluğun karşısında bir direniş odağı oluşturmamızı sağladı. İktidarın üzerinden yükseldiği rant ve ekolojik tahribat politikaları karşısında yüz binlerce insan gezi parkında ağaçları savunarak kendi hayatlarını ve özgürlüklerini savundular. Gezi direnişi bir özgürlük alanı olarak polis şiddetine karşı barışçıl tutumunu korumayı bildi.

Taksim Gezi Parkı direnişçileri ve Taksim Dayanışması olarak bu süreç boyunca öğrendiğimiz en önemli şey mücadelenin zaman ve mekânla sınırlandırılamayacağı ve bundan sonra da hayatın, kentin ve ülkenin her metre karesinde ve her anında devam edeceğidir.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiBaşbakanEthem SarısülükFacebookGezi ParkıİstanbulPolisRecep Tayyip ErdoğanTwitter
Görüş Bildir