Gezi Parkı Direnişi'nde Sembolleşen Yazılar

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

Gezi Parkı Direnişi'nde Sembolleşen Yazılar

İstanbul’daki Gezi Parkı direnişini direniş yapan en önemli nedenlerden biri de duvar yazıları. Elinden sprey boya düşmeyen bir grup genç sayesinde ortak mizah dilini ışık hızıyla kavradık. Onlar yazdı, biz paylaştık ve çoğaldık.

Bize ismini vermekten çekiniyor. Ne de olsa dünyadaki benzerleri gibi şehrin en can alıcı noktalarında hiç kimseye çaktırmadan belirip yaratıcılığını ve boyasını kullanıp işi bitiriyor. İstanbul’da son 10 gündür duvarlara, vitrinlere, asfalta yazdıkları, çizdikleriyle yeni kuşağın mizahını ortaya çıkaran duvar yazıcılarından E.Ö. (25) yaklaşık 10 yıldır sprey boyasıyla grafiti yaptığını anlatıyor: “Hani eli kalem tutan diye bir tabir var ya benim de elim sprey boya tutuyor. Yasal ya da değil, ticari ya da keyfe keder hiç fark etmez. Ben duvarlara resim yapıyorum ve yazı yazıyorum.”

Ama bu kadar yıl sonra EÖ bile farklı bir şey olduğunu itiraf ediyor: “Hayatımda ilk defa kendim için, kendi derdimi anlatmak için yazı yazdım. ‘Gezi direnişi’nde ortaya çıkan esprileri, dramatik cümleleri ölümsüzleştirmek bana inanılmaz bir tatmin verdi. İleride silinirler ya da silinmezler, bunu bilemem. Ama zaten hepsi fotoğraflanıp paylaşılıyor, ki bu sayede bence sonsuz oldular. Beyoğlu ve civarında yüzlerce duvara ‘direngezi’ yazdım. Yazarken en keyif aldığım cümle ise ‘Polis kardeş gerçekten gözlerimi yaşartıyorsun’ oldu. Bence bu cümle polise biber gazı kapsülünde çiçek uzatmanın yazılı hali.”

AKM’NİN ÇATISINDA DİREN DAMGASI

E.Ö ismini vermekten çekinse de kendini bu kadar net ve samimi ifade ediyor. E’yi direnişin örgütlendiği Beyoğlu’nun ara sokaklarında bırakıp Taksim Meydanı’na bakan AKM’nin çatısına doğru yol alıyoruz. Çünkü orada, havadan geçen helikopterler görsün diye çatıya yazı yazan Kübra Erinç (23) bekliyor bizi. Kübra, Gezi direnişinni bayraktarlığını yapan 90 kuşağının en has temsilcilerinden. Hayatta ne istediğini çok iyi biliyor ve bunu da çok iyi ifade ediyor: “Gelişmişlerden ve büyük dediklerimizden farkımız daha az hümanist oluşumuz. Canlıya, cansıza, emeğe daha aza değer vermemiz. Buna karşılık paraya, şan, şöhret ve egoya daha çok tapmamız. Bize neredeyse insanlığımız unutturuldu ve üstelik bunu kendimiz yaptık. Kocaman dünyalar yaratıp anlayışı unuttuk. Büyürken küçüldük, yozlaştık.”

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Biber GazıGezi ParkıİstanbulPolissokak sanatı
Görüş Bildir