Gezi Davasında Emsal Karar: 'Ağaçlar Kesildikten Sonra Eylem Yapmak Faydasız'

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

Gezi Parkı olaylarının ilk günlerinde Balıkesir'deki eylemlere katılan Mehmet Ali Sallabaş hakkında beraat kararı verildi. Kararı veren hakim Dilek Dik gerekçesinde "Ağaçlar kesildikten sonra gösteri ve toplantı yapmanın bir faydasının olmayacağı değerlendirildiğinde eylem sonra yapılsaydı önemini kaybederdi. Bazı özel koşullarda genel kuralların aksine yetkili makamlara haber verme zorunluluğundan muaf tutulabilir" ifadelerini kullandı.

Gezi olayları sırasında Balıkesir’deki eylemlere katılan Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi Mehmet Ali Sallabaş hakkında dava açıldı. Yargılama sonucu Sallabaş’a beraat kararı veren Balıkesir 3. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Dilek Dik ders niteliğinde bir gerekçeli karar yazdı. Hakim Dik beraat kararının gerekçesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’in kararlarına da referans göstererek “Eylemin sonra yapılması durumunda önemini kaybedecek nitelikte bulunduğundan, eylemin bildirimi yükümlülüğüne aykırı davranarak eyleme katılmasının sanıkta suç işleme kastını göstermeyeceği kanaatine varılmıştır” ifadelerini kullandı.

‘SONRADAN YAPILSAYDI ÖNEMİNİ KAYBEDERDİ’

Hakim Dilek Dik gerekçeli kararında toplantı ve gösteri hakkının kullanılması için devletin gerekli önlemleri alması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Yasal düzenlemeler ışığında öncelikle sanığın eyleminin bildirim yükümlülüğüne aykırı olduğu iddia edilebilecek ise de; kamuoyunca da yakından bilindiği üzere ‘Gezi olayları’ olarak bilinen eylemlerin ilk başlama sebebinin İstanbul Taksim’de bulunan ve Gezi Parkı olarak adlandırılan parktaki ağaçların kesileceği iddiası olup, ağaçlar kesildikten sonra gösteri ve toplantı yapmanın bir faydasının olmayacağı değerlendirildiğinde AHİM’in Macaristan aleyhine Eva Molnar davası kararında da belirttiği üzere spontane bir şekilde gösteri düzenleme hakkının ancak bir olaya hemen cevap verme niteliği taşıması ve özellikle hemen yapılmadığı taktirde önemini kaybedecek olması gibi bazı özel koşullarda genel kuralların aksine yetkili makamlara haber verme zorunluluğundan muaf tutulabileceğine karar vererek bu şekilde bildirim yükümlülüğüne uymadan yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının korunması gerektiğini belirttiğinden sanığın katıldığı gösterinin ise yukarıda belirtilen şekilde eylemlerinin ilk yapıldığı günlere denk gelmesi sebebiyle sonra yapılması durumunda önemini kaybedecek nitelikte bulunduğundan İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde bildirimi yükümlülüğüne aykırı davranarak eyleme katılmasının sanıkta suç işleme kastını göstermeteceği kanaatine varılmıştır.”

‘DEVLET GÖSTERİ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KORUMALIDIR’

Hakim Dik, devletin gösterilerdeki görevini “Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma için bildirim zorunluluğu getirilmiş olup bu zorunluluğun nedeni kamu düzenini yakından ilgilendiren, bu özgürlüğün kullanılmasında yetkili otoritelerin barış ve düzeni korumak için gerekli önlemleri alması, idarece yerine getirilmesi gereken işlemlerin eksiksiz olarak yapılmasını sağlanması, kötüye kullanılması ve yasaya aykırı hareket edilmesi halinde de sorumluların tespitidir” ifadeleriyle tanımladıktan sonra uluslararası sözleşmelerde yer alan maddeleri hatırlattı. Dik’in kararında yer verdiği maddeler arasında şunlar yer aldı:

“İnsan Hakları Evrensel Bildirisini 20. maddesinin 1. Fıkrasında herkesin barışçıl toplanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş, Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesinin 21. maddesinde de ‘Barışçıl bir biçimde toplanma hakkı hukuk tarafından tanınır, bu hakkın da kullanılmasına ulusal güvenliğini ve kamu güvenliğini, kamu düzenini, sağlık veya ahlaki veya başkalarının hak ve özgürlüklerini koruma amacı taşıyan demokratik bir toplumda gerekli bulunan ve hukuka uygun olarak getirilen sınırlamaların dışında başka hiç bir sınırlama koyamacağı’ hükmüne yer vermiştir.”

‘KUŞKUDAN UZAK BİR KESİNLİĞE DAYANMASI GEREK’

Beraat kararında sanığın savunmasının aksinin ispat edilemediğini vurgulayan Dik “Ceza yargılamasında mahkumiyetin büyük ve küçük bir olasılık değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanması gerektiği anlaşılmakla; bu değerlendirme ışığında toplanan delillere göre sanığın suç tarihi dikkate alındığında ‘Gezi Olayları’ olarak nitelendirilen olayların ilk günlerde yapılan eylemlerine destek vermek için topluluğun içerisine girdiği, barışçıl olarak nitelendirilemeyecek her hangi bir eylemde bulunmadığı anlaşıldığından beraatine karar vermek gerekmiştir” dedi.

‘HUKUKA UYGUN KARARLARA SEVİNİR HALE GELDİK’

Mehmet Ali Sallabaş’ın avukatı Özgür Urfa kararı, “Mahkemenin kararı hukuksal değerlendirmeleri bakımından son derece özgürlükçü ve adil bir karar. Ülkemizde adaletsizlikler öylesine derin mağduriyetler yaratan bir hal aldı ki, adil ve hukuka uygun kararlara sevinir hale geldik. Siyasi iktidarın tüm baskı ve tehditlerine karşın hala adalet ve hukuk çerçevesinde değerlendirmeler yaparak karar veren hakimlerin olması oldukça önemli. Gezi eylemlerinin toplumsal muhalefetin siyasi iktidarın keyfi ve baskıcı politikalarına karşı demokratik hak kullanımı olduğu bu kararla birlikte bir kez daha tescillenmiş oldu” ifadeleriyle değerlendirdi.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Birleşmiş MilletlerGezi ParkıİstanbulMacaristan
Görüş Bildir