Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Gelecek 10 Yılın Kaderi Kimin Elinde?

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Gelecek 10 Yılın Kaderi Kimin Elinde?

Gelecek 10 Yılın Kaderi Kimin Elinde?

MAHMUT SANCAK/HABERTÜRK Kasım ayının ilk 10 gününde gerçekleşecek iki seçim hem dünya siyaseti hem de küresel ekonominin geleceği açısından büyük öneme sahip olacak. İlk olarak 6 Kasım’da ABD’li seçmenler sandık başına gidecek. Demokrat lider Barack Obama ve Cumhuriyetçi lider Mitt Romney arasında bir tercih yapacak. Ancak bu tercih yalnızca ABD’nin yeni başkanını değil aynı zamanda ülke ekonomisi açısından da yeni bir sayfanın açılmasına neden olacak. Zira ülke ciddi bir istihdam sorununun yanı sıra tarihinde hiç olmadığı kadar büyük bir borç sorunuyla da karşı karşıya bulunuyor. 16 trilyon dolarlık GSYH’si ve 16 trilyon dolarlık borcuyla dünyanın hem en büyük hem de en borçlu ekonomisi olan ABD sağlığına kavuşmak için geçen 10 yıldan beri yaptıklarından daha farklı adımlar atmak zorunda.

10 YILLIK YOL HARİTASI Kasım ayı başında tüm dikkatlerin üzerinde yoğunlaşacağı bir diğer ülke de Çin olacak. 8 Kasım’da başlayacak olan Komünist Parti Kongresi hem ülkenin hem de dünya ekonomisinin gelecek 10 yılının nasıl geçeceğine yönelik önemli ipuçları verecek. Çin Devlet Başkanı Hu Jintao ve Başbakan Wen Jiabao koltuklarını devredecek. Ayrıca ülke yönetimi üzerinde etkili olacak toplam 7 kişilik üst düzey kurulun diğer 5 üyesi de bu kongrede belirlenecek. Ancak akılarda dolaşan asıl soru ise ülkenin lider kadrosunda yaşanacak değişimle birlikte hem siyasi hem de ekonomik alanda nasıl bir kimlik kazanacağı ile ilgili olacak.

ABD’DE BORÇ BOYU GEÇTİ ABD cephesinde yeni başkanı sürdürülebilir büyüme, istihdam sorunu, yeni bankacılık düzenlemeleri ve gelir adaletsizliği gibi çok sayıda sorun bekliyor. Ancak yeni liderin asıl üzerine eğilmesi gereken konu yine öncelikle borç sorunu olacak. 11 Eylül olaylarının ardından ABD Hükümeti durgunluğa giren ekonomiyi canlandırmak için başta sanayi kuruluşlarına yönelik olmak üzere geniş çaplı vergi indirimlerini uygulamaya koydu. Bu uygulamalar sonucunda ülke ekonomisi resesyonu atlattı ancak vergi gelirlerinin rekor seviyede azalması aradan geçen zaman içerisinde kamu borcunun da 16.1 trilyon dolarla rekor seviyede yükselmesine neden oldu. Bütçe açığı ise 2005’ten itibaren sürekli artarak 1.3 dolara ulaştı. 11 Eylül sonrası vergi indirimi öngören yasanın geçerliliği 1 Ocak 2013’ten itibaren son buluyor. Borç yükü taşınamaz hale geldiği için bu süreyi uzatmanın akıllıca olmayacağı belirtiliyor. Ancak söz konusu kesintilerin yerine gelir artırıcı önlemler olarak ek vergi ve 700 milyar dolara ulaşması beklenen tasarruf önlemlerinin gelecek olmasının ülkeyi “mali uçuruma” sürüklemesinden endişe ediliyor. Diğer yandan ABD Hazinesi borçlanma tavanında yine sınıra ulaşmak üzere. 2010’da 2.4 trilyon dolarlık artışla 16.7 trilyon dolara çekilen toplam borçlanma sınırı en geç yıl sonunda aşılacak. ABD’nin borçlanmaya devam edebilmesi için ise bu sınırın mutlaka yine yukarı çekilmesi gerekecek. Ayrıca Euro Bölgesi’nden gelecek olası kötü haberler ve Asya’da yavaşlaması beklenen tüketimin ABD ekonomisini gelecek yıl yeniden resesyona sürükleme tehlikesi bulunuyor..

REFORM GEREKİYOR Çin cephesinde ise tüm göstergeler değişime işaret ediyor. Ancak beklentilerin gerçekleşip geçmeyeceği 8 Kasım’da başlayacak Komünist Parti Kongresi’nde belli olacak. Ülkenin yeni devlet başkanının Xi Jinpin, yeni başbakanının ise Li Kaqiang olmasına kesin gözüyle bakılıyor. 2 bin 500 delegenin yapacağı seçim sonrası belirlenecek yeni üst kadronun ise reform sürecine nasıl bakacağı şimdiden merak konusu. Dünya Bankası mart ayında yayımladığı raporunda ülke ekonomisinde ağırlığın devlet şirketlerine kaydığını belirterek, “Ülke ekonomisi dinamizmini yitiriyor. Eğer girişimcilere yönelik destekler gelmezse 2015’te büyüme oranı yüzde 5’e iner” uyarısında bulundu. Yeni Başbakan Kaqiang 6 yıl süren valilik döneminde yenilikçi kararlarıyla dikkat çekti. Ancak uzmanlar Kaqiang’ın ülke yönetiminde aynı kararlılıkla gitmesinin beklenmediğini belirterek kendisinden daha uzlaşmacı bir yönetim beklendiğini dile getiriyor. Yeni Devlet Başkanı olması beklenen Xi Jinping de 1990 yıllarda parti genel sekreteri olarak görev yaptığı Zejiang Eyaleti’nde özel teşebbüse yönelik attığı destekleyici adımlarla adından söz ettirdi. Ancak Çin’de ekonomik kararlar sadede devlet başkanı ve başbakanın talimatlarına göre alınmıyor. Komünist Parti üst kurulu ve yüksek rütbeli yöneticiler de karar aşamasında etkili oluyor. Özellikle ülke ekonomisinde söz sahibi olan devlete bağlı şirket yöneticilerinin ellerindeki gücün özel teşebbüse kaymasına sıcak bakmayacaklarına kesin gözüyle bakılıyor. Bu nedenle ekonomik alanda yaşanması beklenen değişimin uzun yıllar almasından endişe ediliyor.

ZAMAN DARALIYOR Oysa Çin ekonomisinin daha rekabetçi olabilmesi için yığınla üretim yerine nitelikli ve yüksek teknolojili üretim modeline geçmesi gerekiyor. Ayrıca gelir dağılımında adaletin sağlanmasının yanı sıra sosyal devletin de zamana ayak uyduracak halde yeniden tesis edilmesi de şart. Ülkede finanstan sanayinin tüm alanlarına kadar ulaşan bu devlet kapitalizminin meyvelerinden sadece belirli kesimlerin değil geniş halk kitlelerinin de faydalanabilmesi için adımların atılması gerekiyor. Ve bu adımların vakit kaybedilmeden atılması gerekiyor. Zira Çin ekonomisinin sağlıklı olması dünya ekonomisinin de sağlıklı olacağı anlamına geliyor. Diğer bir ifadeyle gerek ABD ve gerekse Çin’de iktidar koltuğuna oturacak olanları oldukça zorlu görevler bekliyor. Zafer kutlamaları için kimseye fazla zaman kalmayacak.

ABD'NİN ÇIKMAZI: İSTİHDAM Yüzde 8’lik işsizlikle savaşılacak.

Yüksek yüzdeli sürdürülebilir büyüme sağlamalı.

Yeni bankacılık düzenlemeleri gerekiyor.

Gelir adaletsizliğine çözüm bulunmalı.

Asyalı ülkelerden gelen rekabet baskısıyla başa çıkılmalı.

16 trilyon doları aşan kamu borç yükü azalmalı.

Ülkenin ‘mali uçuruma’ yuvarlanması önlenmeli.

ÇİN'İN ÇIKMAZI: MODEL DEĞİŞİMİ

Uygulanan ‘devlet kapitalizmini’ artık yeterince büyüm sağlamıyor.

Ekonomik dinamizm için yeniden yapılanma gerekiyor.

Girişimciler daha fazla destek istiyor.

Bol miktarda üretim yerini nitelikli üretime bırakmalı.

Gelişimden geniş kitleler faydalanmalı.

İşçilerin çalışma şartları düzelmeli.

Gelir adaletsizliğine çözüm bulunmalı.

Çevre kirliliğine çok acil çözüm üretilmeli.

PİYASALARI KORKUTAN ÇİN VE ABD KAYNAKLI GELİŞMELER

Çin’in istihdam yaratacak şekilde büyümesi için her yıl yüzde 10 büyümesi gerekiyor.

Oysa ülke üçüncü çeyrekte yalnızca yüzde 7.4 büyüdü.

Böylece büyüme peş peşe 7 çeyrek düşüş gösterdi.

Şanghay Borsası son üç yılın en düşük seviyesinde.

Sanayi üretimi beklentilerin altında kaldı.

ABD’de kemerler sonuna kadar gevşedi.

Ancak istihdam alanına olumlu yansıması olmadı.

Son bilânço rakamlarında sanayiden durgunluk sinyalleri geldi.

Asya’da tüketim azalıyor. AB’de düzelme işareti yok.

İstihdam sorununa zayıf ihracat da eklenirse gelecek yıl resesyon tehlikesi artacak.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiBarack ObamaBaşbakanÇinMitt RomneyTercihvergi
Görüş Bildir