Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Fransız Irkçılığı - Yücel Kayıran

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Fransız Irkçılığı - Yücel Kayıran

Fransız Irkçılığı - Yücel Kayıran

Scott’a göre, başörtüsü yasağının modernleşmeyi temsil ettiği düşüncesine karşı çıkılması gerekir. Çünkü, ona göre, başörtüsü yasağı konusunda Fransa’daki çekişme, gelenek ile modernite, yani dinle devlet arasında değildir.

Fransa denilince, yaygın olarak aklan gelen Fransız İhtilali, yani özgürlük, kardeşlik, eşitlik kavramlarının işaret ettiği değerler, laiklik, modernizm, modernitenin başkenti olarak Paris, 19. yüzyıl resminin altın uzamı gibi kavramlar ve bu kavramların işaret ettiği olumlu ve ideal değer ve yaşantılardır. Mesela ırkçılık deyince aklımıza Fransa gelmez, o kategoride daha çok Almanlar gelir. Fransızlara ırkçılığı hiç yakıştıramayız. O halde nasıl oldu da, Fransız Hükümeti 2004 yılında devlet okullarında “başörtüsünü” yasakladı? Bu soru, kuşkusuz biraz tuhaf karşılanabilir; “başörtüsü yasağı ile ırkçılık arasındaki ilgi, ne olabilir ki?” sorusu nedeniyle. Joan Wallach Scott’un Örtünmenin Siyaseti adlı kitabı, denilebilir ki, tam olarak bu ilgi ve bağlantıyı problem edinmekte ve bu ilginin maddi zeminini irdelemektedir. Scott, belki de, bizdeki yaygın Fransız algısından dolayı göremediğimiz, bir “Fransız Irkçılığı”ndan söz etmekte ve 2004’deki “başörtüsü yasağının” temelinde bu “Fransız Irkçılığı”nın yattığını göstermektedir.

Scott, Fransa’da “Başörtüsü tartışmasının altında ırkçılık yatıyordu, fakat öne sürülen gerekçe sekülerizimdi” diyor. Sekülerizm kavramını merkeze alırsak, yani sonuçları bakımından Fransa’daki “başörtüsünü yasaklama sorunu”, bizdeki “başörtüsünü yasaklama sorunu”yla benzer görünmektedir. Ama asıl olan nedenlerdir, ve nedenler aynı değil. Bizdeki başörtüsünü yasaklama sorunu, ırkçılıkla değil, temelde sınıfsallıkla alakalı. Bu bağlamda, Fakir Baykurt’un hikâyelerini hatırlamakta fayda vardır. Baykurt edebiyatının, seçik temalarından biri, özellikle kırsal kesimde, kız çocuklarının okula gönderilmemesi problemini dile getirir. Kuşkusuz çok önemli bir edebi ve siyasal inceleme konusu. Ama çok kaba bir şekilde, karikatürize ederek belki, dile getirip, yazının konu nesnesine dönüyorum. 50’li yıllardan 70’lerin ortasına kadar gelen bir süreçte, kız çocuklarını okula göndermeyen bu yoksul Sünni Müslüman kesim 80’lerde kız çocuklarını okutma sürecine geldi, ama başörtülü olarak. Konuya dönersek, Fransa’daki başörtüsü yasağı ile ırkçılık arasında kurulmuş bir neden sonuç ilişkisi, bu nedenle bize biraz tuhaf geliyor. Fransa’daki türden bir Türk ırkçılığından da söz edilebilir ama onun hedefi başörtüsü değil; yazının sonunda bu konuya değineceğim. Ama şimdi Scott’a dönelim.

Başörtüsü yasağı

Örtünmenin Siyaseti , adındaki “siyaset” ifadesi, örtünmenin izlediği siyaseti değil, örtünmenin ortaya çıkardığı siyaseti dile getirmektedir. Nitekim Scott, kitabının, “Fransız Müslümanlar hakkında değil; Fransızların onlara dair hakim görüşleriyle ilgili” olduğu dile getiriyor. Scott, bu “hakim görüşlerin” ne olduğunu da, ırkçılık, sekülerizm, bireycilik ve cinsellik bağlamları içinde irdelemekte. (Ben sadece “ırkçılık” bağlantısına işaret ediyorum.” )

Scott’a göre, başörtüsü yasağının modernleşmeyi temsil ettiği düşüncesine karşı çıkılması gerekir. Çünkü, ona göre, başörtüsü yasağı konusunda Fransa’daki çekişme, gelenek ile modernite, yani dinle devlet arasında değildir. Bu çekişme, beyaz Yahudi-Hıristiyan Avrupalıların, ülkelerinde yaşayan ve çoğunun ana-babaları, dedeleri ve nineleri Cezayir, Tunus, Fas gibi eski sömürgelerden gelmiş olan bir kısım Arap, Kuzey Afrikalı vatandaşa karşı beslediği önyargıları gözler önüne seren bir tartışmadır. Dolayısıyla Scott’a göre, “İslami başörtüsünü yasaklayan kanunlar, postkolonyal suçluluk ve korkudan, ırkçılık ve milliyetçilikten besleniyor.”

Bununla birlikte, Scott’a göre; Fransa’da, başörtüsü yasağının desteklenmesinin görünen yüzünü ise asimilasyonu gerektiren eşitlik ilkesine dayanan Fransız siyaset kuramı oluşturuyordu. Bu kurama göre, “eşitlik ancak kişinin sosyal, dini, etnik ve diğer kökenlerinin kamusal alanda saf dışı bırakılmasıyla sağlanabilir”di. Dolayısıyla Fransa’daki başörtüsü yasağı, bu zihniyet ve kuramsal temel üzerinde, göçmen karşıtı aşırı sağcıların artan siyasi nüfuslarının etkisiyle, hükümetin başörtüsüne yaklaşımını sertleştirmiştir. Kuşkusuz “aşırı sağ” denirken kastedilen, Jean-Marie Le Pen’in popülist Ulusal Cephe partisidir. “Göçmenler”e karşı katı tutumuyla oylarında artış görünen Le Pen, sağ, sol ve merkez partileri “göçmenler” karşısında katı bir tutum sergilemeye zorlamış ve bunun sonucunda “başörtüsü yasağı” gelmiştir. Buradaki anahtar kelimeyi, “göçmen” kavramı oluşturmakta... Le Pen, Arapları Kuzey Afrikalılarla, Kuzey Afrikalıları da İslamla değil, siyasi güdümlü İslamcılıkla eşleştirmekte ve üçüncü kuşaktan Fransız olan Kuzey ve Batı Afrika kökenli insanları bile göçmen olarak nitelemektedir. Burada gözden kaçırılmaması gereken bir diğer husus, İslam’la İslamcılığın birbirine eşitlenmiş olmasıdır.

Arap’ın elini sıkan kişi...

Ancak Scott, “Fransız ırkçılığı” derken, Le Pen’in siyasal ırkçılığından çok, 60’lı yıllarda tanık olduğu bir Fransız orta sınıfı ırkçılığından söz etmektedir. Müslümanlar ile Araplar arasında hiçbir ayrım gözetmeyen bu Fransızlar, Araplar’ı “kültürsüz, eğitimsiz ve pis” olarak görmektedirler. Bir deneyimini şöyle anlatıyor Scott: “Arap’ın elini sıkan kişi ellerini yıkamak için koşuşturur, ‘bu insanlar’ın ne kadar pis olduğundan dert yanardı.”

Scott’un “Fransız ırkçılığı” derken kastettiği bu; ve bu durum için şu tanımı dile getiriyor: “Başka zaman etno-kültürel olarak değerlendirilebilecek farklılıklar kalıtsal, sabit ve değiştirilemez olarak görüldüğünde ırkçı bir yaklaşımın ya da ideolojinin varlığından söz edilebilir.”

Fransa’dakine benzer bir “Türk ırkçılığı”ndan da söz edilebilir belki.. Bu ırkçılığın vücutlaşıp ortaya çıktığı problem zemini, başörtüsü sorunu değil, Kürt meselesi. Soy-milliyetçiliğinden gelen bir ırkçılıktan daha çok, kentli bir orta sınıf ırkçılığına dayanan bir içerik söz konusu burada.

Scott’un daha önce Toplumsal Cinsiyet: Faydalı Bir Tarihsel Analiz Kategorisi Türkçeye çevrilmişti. Toplumsal cinsiyet araştırmalarının öncüsü olarak kabul edilen Scott’un bu konuda birçok çalışması bulunmaktadır.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AltınCinsellikFransaTunus
Görüş Bildir