Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ferdi Özbeğen'in Hatırladıkları

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Ferdi Özbeğen'in Hatırladıkları

Ferdi Özbeğen'in Hatırladıkları

“Hiçbirimiz Fazıl Say değiliz ama yarattığımız işgücü keşfettiğim müziğin, açtığım yolun ciddi bir ekonomik geri dönüşüdür. Ben ve piyanist arkadaşlarım müzik hayatında işletme patronundan onbinlerce garson, komi, aşçı ve bulaşıkçıya, işletmenin mutfağına gelen, domates, salatalık, et, tavuk satanlara kadar herkese para kazandırmıştır… Ama içtenlikle belirtmeliyim ki bana piyanist denmesinden çok “iyi yorumcu” denmesini arzu ederim. Çünkü Fazıl Say gibi çalamıyorsan piyanistim diye gezemezsin ortada. Benim kendime özgü mütevazı bir çalış stilim var.”

Ferdi Özbeğen, Alfa Yayınları’ndan çıkan biyografisi Şöhret Dediğin: Ferdi Özbeğen’in Hayatı isimli kitapta, tavernacılara dair yapılan “Ooooo Ahmet beyler de buradaymış, Mehmet Bey şerefler verdiniz” esprilerine ince bir sitemle böyle yanıt veriyor.

Gazeteci Ali Rıza Türker tarafından yayına hazırlanan biyografisinde böyle mütevazı bir tavır takınsa da, 80’lerin başında Ümit Besen, Atilla Yelken, Cengiz Kurtoğlu, Arif Susam, Nejat Alp ve daha nice isim “eğlendirici piyanist” Özbeğen’in açtığı yoldan yürüdü. Bu yüzden –müzik bilgisiyle de bu dönemdaşlarından ayrılan- Özbeğen’i, Tarabya sahillerinden başlayıp Anadolu’ya yayılan akımın öncüsü olarak anmak ve onore etmek yerinde olur.

Şöhret Dediğin... , Ferdi Özbeğen’in anne ve babasının evliliğiyle açılıyor. Anne Afet (Anita) Özbeğen Ankaralı Katolik bir aileden. Baba Hasan Özbeğen ise Girit göçmeni. 1941’de, ikisinin de ikinci evliliğinden doğar Ferdi Özbeğen. İzmir doğumlu –ve İzmir aşığı- Özbeğen, eğitimini sırasıyla İstanbul Pangaltı Katolik Mihitaryan Okulu, İstanbul Işık Lisesi, İzmir Yusuf Rıza İlkokulu, İzmir Özel Türk Koleji’nde tamamlar. (Bu İstanbul-İzmir ikiliği kitapta net anlatılmayan birçok noktadan sadece bir tanesi.) 20’li yaşlarının başında Adnan Menderes sempatizanı genç Ferdi Özbeğen, Siyasal Bilgiler Fakültesine girmeyi arzular. 1961’de trene atlayıp Ankara’ya gider sınava girmeye. Aynı gün, sabah Hukuk Fakültesi, öğlen de SBF sınavına girecektir. Ancak büyükşehir acemisi Özbeğen, önce hukuk sınavını kaçırır, ardından o telaşla SBF’ninkini. İstanbul’a gelip İktisat Fakültesi’nin sınavını kazanır.

Bir sefalet dönemi ki...

Kitapta bu noktada yıl 1960 olarak belirtilmiş ama henüz bir sayfa önce, trene binerken yıl 1961 idi. Böyle noktalarda kitap için neredeyse hiç araştırma yapılmadığı, Ferdi Özbeğen’in “hatırladığı kadarıyla” anlattıklarına sadık kalındığı ortaya çıkıyor. Yayına hazırlanırken pek özen gösterilmediği, yazım hatalarının bahsetmeden geçilemeyecek kadar fazla oluşundan da anlaşılıyor zaten. Sayfa başına düşen ortalama üç-dört yazım hatası (dahi anlamındaki de ve sessiz yumuşaması hatalarını bir kenara bıraksak, “herkez”i, “kılima”yı bırakamayız) kitaptan alınacak hazzı yarı yarıya düşürüyor.

Kronolojik akıştan anlaşıldığı kadarıyla 1964 ya da 65 yılında İstanbul’a gelir Ferdi Özbeğen. (Bu tarih de belirtilmemiş kitapta) Ardından bir sefalet dönemi başlar. Saray Muhallebicisi’nin camına dayanıp içeriyi izleyecek kadar sefil bir dönem.

Bu dönemi kapatan olay Ferdi Özbeğen’in girişkenliğinin sonucudur: Bir gün İstanbul’a birlikte geldiği baterist Kamil Taşpınar’a “Haydi” der, “Hilton’a gidiyoruz.” (bu noktada, o zamanlar Hilton’un önünden neredeyse ceket ilikleyerek geçildiğini belirtelim) Hilton’un müzik işleriyle ilgilenen Polonyalı Bay Poldi’yi bulup ikna ederler. “Tamam” der Bay Poldi, “yarın gelin dinleyeyim sizi.” Ortada orkestra filan yoktur tabii. Ferdi ile Kamil, toplamda iki kişidirler. O gün –tesadüfen- Atlas Sineması’nda film gösterimi öncesi düzenlenen bir konsere denk gelirler. Gruptan basçı Mayk ve gitarist Aki’yi ikna ederler, sonradan aralarına saksofoncu Çetin Bükey ve solist Suavi Akkanat da katılır. Bu kadroyla bir sezon Hilton düğünlerini coşturduktan sonra Yeşilköy Çınar Otel’e transfer olurlar. Bu sırada ilk kez, Hilton’da çalışırken karşılaştığı İtalyan şarkıcı Peppino Di Capri’de gördüğü müzik aletine (sonradan bu alete org denecek) vurulur Özbeğen. Annenin bilezikleri, kendi birikimi derken 10 bin lirayı denkleştirip orgu Türkiye’ye getirtir ve elektronik klavyeyi Türkiye’ye getirten ilk kişi olur.

Şöhretinin zirvesinde

1965’te Hürriyet Altın Mikrofon Ödülü’nü kazanıp 67’de askere gider Özbeğen. Dönüşte müzik yaşantısına 74’e kadar, orkestrasıyla birlikte Çınar Otel’de devam eder. 74’te otelin grev kararı alması üzerine (bu konuda kitapta detaylı bilgi yok) orkestra dağılır. Özbeğen solo kariyerini, o sıralar Sevillanas’ta piyanistlik yapan Şefik Uyguner’in yanında yardımcı piyanist olarak sürdürür. Oradan da The Marmara’ya transfer olur.

1977’de ilk albümü ‘Ferdi Özbeğen’le 45 Dakika’yı yayımlayan sanatçı, büyük sükse yapar. 1978’de Orhan Gencebay’ın plak şirketi Kervan Plak’a geçerek ‘Ferdi Özbeğen’le Sohbet’, 1979’da ‘Teşekkürler’ ve 1980’de de ‘Mutluluklar’ albümlerini yayımlar. Bu yıllarda geniş hayran kitlelerine ulaşan Ferdi Özbeğen, kendi yorumuyla “eğlendirici piyanist”, halk yorumuyla “tavernalar” dönemini açmış olur.

Artık şöhretinin zirvesinde olan Ferdi Özbeğen, 1982 yılında vergi rekortmeni dahi olur. 1983’te “şanlı” Şan Tiyatrosu’nda (mekân daha sonra, Ferhan Şensoy’un ‘Muzır Müzikali’nin ardından yakılmıştı) 20. Sanat Yılını Devlet Senfoni Orkestrası ile verdiği ve çok ses getiren konserler zinciriyle kutlayan Ferdi Özbeğen bunu, “meslek hayatımın en gurur verici olayı” olarak tanımlıyor kitapta.

Bir itirafı ise sona bırakıyor Özbeğen; “Gece hayatı ve mesleğime olan düşkünlüğüm nedeniyle bir yuva sahibi olamadım.” Kitapta özel hayatına dair söylenen tek söz bu. Yerli otobiyografilerin birçoğunda hissedilen -ve onları tatsız tuzsuz bir yemeğe çeviren- otosansür Şöhret Dediğin ’de de kendini hissettiriyor.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AltınAnkaraFazıl SayİstanbulİzmirKitapetmüzikolaytransfervergi
Görüş Bildir