Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Fehmi Koru: ‘Hakan Fidan İki Kere Gülen'i Ziyaret Etti’

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

Gazeteci Fehmi Koru, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın 17-25 Aralık operasyonlarından önce Fethullah Gülen'i iki kere ziyaret ettiğini söyledi. Fidan ve Gülen'in ne konuştuklarını bilmediğini belirten Koru, Gülen'in bunu kendisine Aralık 2013'te söylediğini ifade etti.

Fehmi Koru, Cumhuriyet'ten Selin Ongun'a konuştu.

Hakan Fidan'ın 17-25 Aralık operasyonlarından önce Persilvanya'da bulunan Fethullah Gülen'i ziyaret ettiğini söyleyen Fehmi Koru,  "Tarihlerini bilmiyorum. Ama benden evvel gittiği belli. Ben 2013’ün aralık ayında gittiğime göre 17-25 Aralık’tan önce gittiği belli. İki kez gitmiş, görüşmüşler, konuşmuşlar ama ne konuştuklarını bilmiyorum" ifadelerini kullandı.

'Görüşseydim mutlaka ne zaman gittiğini sorardım'

Koru'nun 'Ben Böyle Gördüm' kitabından alıntılarla devam edilen röportajda, Gülen'in bunu Aralık 2013'te söylediğini doğrulayan Koru, "Evet, sonrasında benim Hakan Bey ile görüşme fırsatım olmadı. Görüşseydim mutlaka ne zaman gittiğini sorardım" dedi.

'Davutoğlu ve Arınç da gitti'

"MİT Müsteşarı, bir sene öncesinde ifadeye çağrılma hadisesi var, 7 Şubat yaşanmış?" sorusu üzerine 'ne zaman gittiğini bilmediği için spekülasyon yapamayacağını' söyleyen Fehmi Koru, Dışişleri Bakanı görevindeyken eşini de yanına alan Ahmet Davutoğlu'nun ve Bülent Arınç'ın da Fethullah Gülen'in yanına gittiğini belirtti, şöyle devam etti: 

"Davutoğlu da gitti. Onu da söyledi Gülen. 'Buradaydı, eşi ile birlikte geldiler' dedi. Bülent Arınç görevlendirilerek gittiğini kendisi açıkladı."

"Cemaatin Hakan Fidan'ı 'İrancı' olmakla itham ettiği konuşulurken, bu ziyareti nasıl okudunuz?" sorusu üzerine 2013'te Akil İnsanlar toplantısına katılan Hakan Fidan'a 'Sizinle ilgili İran yanlısı saplantısı nereden çıkıyor?' sorusunu yönelttiğini aktaran Koru, Fidan'ın kendisine "Ben başbakan, cumhurbaşkanı tarafından bana verilen talimatları yerine getirmekle mükellefim. Daha önce Başbakanlık müsteşar yardımcısıydım. O dönemde başbakan beni çeşitli ülkelere gönderdi. Görevle ABD'ye, Almanya'ya, İsrail'e nasıl gidiyorsam İran'a da öyle gidiyorum. Hiçbir ülke ile özel olarak bir ilişkim yok" şeklinde yanıt verdiğini ve bunu Gülen'e söylediğini belirtti.

'AK Parti'nin cemaat mensuplarının yerini dolduracak kadrosu yok'

Koru, AK Parti'nin devlet kademelerinden tasfiye ettiği Gülen Cemaati mensuplarının yerini dolduracak kadrosunun olmadığını söyledi ve şöyle devam etti: 

"AK Parti, kendi kadrosu olmadığı için onları hazır buldu ve kullandı. Geldiği noktada da o kadroların kendisine değil başka bir yere bağlı olduğunu fark etti. Bu 14 yıl içinde de öyle bir kadro yetişmedi. Onları tasfiye edince yerine koyacak kadro bulamadı. Şimdi bulduğunu atıyor. Paralel olmaması yeterli sayılıyor. Buradan bir İslami hareket vs. çıkmaz. Böyle bir şey yok artık. Ara sıra dini motifler kullanıldığı için ona böyle bir şey atfedilebiliyor."

'Gül'ün şu anda sergilediği tavır siyasete uygun değil'

Fehmi Koru, röportajında 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 'yapacağı çıkışın karşılığı olmayacağını düşündüğü için emekliliğinden itibaren sessiz kalmasıyla ilgili' soruya da yanıt verdi ve şöyle dedi:

"Siyasette sessiz kalarak sonuç almak mümkün değildir. Abdullah Gül’ün şu anda sergilediği tavır siyasete uygun bir tavır değil. Siyasiden ne beklenir? Eğer cumhurbaşkanlığından sonra başbakan olmak istiyordu ise “ben olacağım” demesi gerekirdi. Partiyi şimdi Tayyip Erdoğan çeşitli yönlere doğru nasıl yönlendiriyor ise Abdullah Gül de cumhurbaşkanı iken bunu sağlayacak çıkışlar yaparak bunu elde edebilirdi. Bunu Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında 2007’de yapmıştı. Aday olarak başka bir ismin (Vecdi Gönül- S.O) ortaya döküldüğü bir ortamda Abdullah Gül, “Doğru olan öyle bir kişinin değil benim olmamdır” diyebildi. 

Cumhurbaşkanı adayı olmayı başardı. Siyaset böyle davranmayı gerektirir. Ama Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığı sonrasında öyle davranmadı. Hala davranmıyor. Dolayısıyla davranışı siyasi bir davranış değil. Eğer siyasi bir niyet ile sessiz kalıyor ise bu zaten siyaseten yanlıştır. Eğer bir hevesi, beklentisi varsa, ki ben olmadığı kanaatindeyim, “bugün sessiz kalırsam ileride bana bir görev düşer” gibi bir düşüncesi varsa siyaset ona böyle bir şeyi vermez. Gelecek ile ilgili bir iddianız varsa siyaset sizin kendinizi ortaya koymanızı, kendinizi bir kadro hareketine dönüştürmenizi bekler. Gül'ün ise siyasi bir hesabı yok."

Röportajın tamamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah GülAdalet ve Kalkınma PartisiAhmet DavutoğluAlmanyaAmerika Birleşik DevletleriBaşbakanBülent ArınçFethullah GülenİranİsrailRecep Tayyip Erdoğan
Görüş Bildir