Faruk Çelik'ten İmralı Yorumu

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Faruk Çelik'ten İmralı Yorumu

Faruk Çelik'ten İmralı Yorumu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, terörü bir yangına benzeterek, "Amaç, bu yangını söndürmek ise suyun nereden temin edildiğine bakmamalıyız."

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, terörü bir yangına benzeterek, "Amaç, bu yangını söndürmek ise suyun nereden temin edildiğine bakmamalıyız. Devlet bu görüşmeleri zaten yapıyordu, fark bizim şeffaf yapmamız" dedi.

Bakan Çelik, katıldığı bir televizyon programında, Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk ve Bdp Batman Milletvekili Ayla Akat'ın İmralı'da Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği görüşmeye ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Terörle mücadelenin bugünün konusu olmadığını belirten Çelik, "Herkes diyor ki bu yangın mutlaka sönsün. Yangını söndürmek için ateşe yaklaşmak gerekir" diye konuştu. "Böyle havaleci anlayışla bu işler olmaz" diyen Çelik, "Güvenlik güçlerimiz çözsün diyorlar; geçmişte bu anlamdaki güveni sağlamak konusunda devlet havaleci anlamda da formüller, metotlar denemiştir. Aslında birçok yöntem denemiştir ama ağırlıklı güvenlik boyutu öne çıkmıştır. Şimdi amaç yangını söndürmek ise nereden su temin edildiğinden ziyade bu su yangını söndürmek için mi kullanılıyor ona bakmalıyız. Bizim amacımızı yangını söndürmek. Bence bu politikaya, particiliğe malzeme yapılmaması gereken bir konu. Bugün yeni bir şey yapılmıyor. Devlet bu görüşmeleri yapıyordu. Bugün biraz daha şeffaf" ifadelerini kullandı.

"MUHATABIMIZ Bdp'YDİ"

"Bizim muhatabımız siyaset kurumu olan Bdp'ydi" diyen Çelik, "Eğer üzerine düşeni, vatandaşın kendisine verdiği görevi yerine getiremiyorsanız o zaman muhatap olmaktan çıkıyorsunuz. Sayın Başbakanımızın son dönemlerdeki tepkisinin altında yatan neden Bdp'nin bu sorumluluğu üstlenmemesidir. Bdp eğer oy aldığı halkının temsilcisi olarak parlamentoda böyle bir duruş sergilese, muhatap alınabilecek argümanları sunabilse, çözüme dönelik adım atabilse, o iradeyi ortaya koyabilse aslında bunların Parlamento bünyesinde konuşulup çözüme kavuşturulması mümkün. Ama Bdp bu iradeyi ve cesareti ortaya koyamıyor. Siz çözüm konusunda da irade ortaya koymuyor. İnisiyatif alamıyorsanız sizinle iktidar olarak biz neyi konuşalım. Bana göre bu oy aldıkları vatandaşa yaptıkları en büyük yanlıştır. Umarım yangını söndürme konusunda bir gayretlerinde samimi olurlar" değerlendirmesinde bulundu.

"CEMAAT İLE TARTIŞMAMIZI İSTEYENLER OLABİLİR AMA BUNA FIRSAT VERMEYİZ"

"Hükümet ve cemaat kavga mı ediyor" tartışmalarına da cevap veren Çelik, "Bu konunun abartıldığını düşünüyorum. Hükümetin görev alanı belli, sivil toplum örgütlerinin görev alanı belli. Bu meseleyi bir çatışma olarak takdim etmeyi ben doğru bulmuyorum. Biz aynı alanda, aynı platformda değiliz ki nasıl tartışma olacak. Siyaset kurumu ayrı bir şey, hizmet kurumları ayrı bir şey. Sivil toplum örgütleri bizim rakibimiz değil. Onların alanı ile siyasetin alanı çok farklı. Bu meseleleri bir tartışma konusuna çevirmek isteyenler olabilir ama biz buna fırsat vermeyiz" dedi.

"HER HÜKÜMET ASGARİ ÜCRETİN DAHA YÜKSEK OLMASINI İSTER"

Çelik, asgari ücretin arttırılması hükümetlerin aleyhine bir durum olmadığını söyleyerek, "Her hükümet ister ki asgari ücret daha yüksek olsun. Neden ister; çünkü vergi gelirleriniz artacak. Vatandaş da memnun olur. Türkiye'de enflasyon oranları belli biz bugüne kadar, bu asgari ücret artışına kadar asgari ücrette

yüzde 301 artış gerçekleştirdik. 2002'de 184 lira olan asgari ücret bugün 774 lira artış oranı yüzde 300'ün üzerinde. Reel artış ise yüzde 65. Demek ki biz enflasyona karşı asgari ücretlimizi ezdirmiyoruz. Biliyoruz yeterli değil ama dengeleri sağlamak durumundayız. 2013'ün ikinci 6 ayında asgari ücret 804 liraya çıkacak" şeklinde konuştu.

"KIDEM TAZMİNATLARI RAFTA"

Kıdem tazminatının kamuda çalışanlar için bir güvence olduğunu belirten Çelik, "Özel sektörün bazı dallarında, bazı sektörlerde de güvence olarak görülebiliyor ama önemli bir düzeydeki çalışanlarımızın kıdem tazminatını hak ettiklerine rağmen alamadıklarını biliyorum" dedi. OECD ülkelerine göre, Türkiye'nin kıdem tazminatı en yüksek olan ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Çelik, "Kıdem tazminatı sistemi çok yönlü sıkıntıları beraberinde getiriyor. Öyle bir sistem kuralım ki her ay çalışan vatandaşın kendi hesabına tazminat yatsın. Bir ay çalıştığınızda bireysel hesabınıza bu para yatsın. Bu fon uygulaması özellikle işçiler açısından adaletsizliği ortadan kaldırıyor. 12 ay çalışma zorunluluğu yok. Bir ay bile çalışsanız paranız yatacak. Onun için biz tartışalım diyoruz. İşçi sendikalarımız biz bunu tartışmayız dediler. Sayın Başbakanımız dedi ki, biz oturup bir masada uzlaşılamayan bir konunun kamuoyunda tartışılmasını doğru bulmuyoruz. Biz rafta bıraktık bu konuyu" ifadelerini kullandı.

"MİLLETE YANLIŞ YAPAN HESABINI YARGIDA VERİYOR"

Türkiye'de geçmişte çok şeylerin yaşandığını hatırlatan Çelik, şunları kaydetti: "Çok sıcak bir geçmiş. Dolayısıyla orada yaşanan hadiseleri bugün yargı sistemimiz demokrasi anlayışımız sorgulama noktasına gelmiş ise bence bundan rahatsız olmamamız lazım. Bu önemli bir şeydir. Hukuksuzluğu hukuk yoluyla çözme noktasındaysa Türkiye bu iyi bir şeydir. Bundan rahatsız olacak ne var, 28 Şubat'ta birçok şey yaşanmadı mı, ben mi ayırdım, siz mi ayırdınız sermayeyi. Vatandaşları ben mi tasrif ettim. Ayrımcılıklar, baskı, tehdit yaşandı o süreçte. Bugün çalışma hayatımızda neler yaptığımızı, Sayın Başbakanımızın ne hizmetler yaptığını görüyor herkes. 10 yıllık Türkiye nereden nereye geldi herkes görüyor. Bu hizmetleri o itham edilen insanlar yaptılar. Onlar ne yaptılar; 28 Şubat'taki uygulamalarıyla Türkiye'yi 2000 yılında iflasa getirdiler. O 3-4 sene içerisindeki o müdahalenin faturalarını Türkiye ağır bir şekilde, ekonomik krizlerle ödedi. Aslında o gün dik duramayan siyasilerde hesabını sandıkta verdiler. Onun için o süreçlerde yaşananları görmemezlikten gelmek, yaşananları duygusal başka bir boyuta çekmek değil, millete kim yanlış yapmışsa bence hesabını yargıda veriyor".

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanBarış ve Demokrasi PartisiİmralıMardinvergi
Görüş Bildir