Farkında Olmadan Özgürlüğümüzü Kısıtlayan 13 Şey

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Bizim anladığımız şekliyle özgürlük nerede yok edildiyse, hemen her zaman insanlara söz verilen bazı yeni özgürlükler adına yok edilmiştir. - Friedrich Hayek

Hepimiz özgür olmak, istediğimiz gibi düşünüp, o şekilde hareket ederek yaşamak istiyoruz. Ancak bunu gerçekten başarabiliyor muyuz ya da özgürleştiğimizi düşünürken kendimize yeni bir kelepçe daha mı takıyoruz? İşte bizi bir yandan özgürleştirirken bir yandan elimizi kolumuzu bağlayan şeyler:

1. Toplum

Birey olarak parçası olduğumuz toplumda var olmaya çalışırken, bir yandan onun dayattığı kurallara, kalıplara boyun eğmek zorunda kalıyoruz. Sırf dışlanmamak, hor görülmemek, en önemlisi yalnız kalmamak adına kendi düşüncelerimizi önemsemeden, "Çoğunluğun yaptığı doğrudur" mantığı ile hareket ediyoruz. Gitgide öz benliğimizden uzaklaşıyor, herkes gibi düşünüp herkesle aynı şeyleri istemeye başlıyoruz.

2. Statülerimiz

Ne kadar güçlü bir konuma gelirsek o kadar rahat hareket edebileceğimize inandığımız için sürekli daha iyi bir noktaya taşımaya çalıştığımız ve gerektiğinde uğruna hayatımızdan pek çok şey feda ettiğimiz statülerimiz; bizi çeşitli kalıplara ve kurallara boyun eğmek zorunda bırakan en önemli şeydir belki de. Üzerimize yapışan her etiket ile farkında olmadan benliğimize bir kelepçe daha takılıyor. Bize biçilen rollere göre hareket edip, sadece bizden beklenenleri yerine getirmek için çabalıyoruz.

3. Zaman

Şüphesiz ki zamana yenik düşmeyen hiçbir şey yoktur. Ne kadar zamanımızın kaldığını bilmeden yaşadığımız şu hayatta, gelecekteki zamanı kazanmak için şimdiki zamandan vazgeçiyoruz. Aslında para kazanmak için çalıştığımız işte, gittiğimiz okullarda, gençliğimizde sahip olduğumuz zamanları harcıyoruz. Böyle olunca da zaman özgürlüğümüzü kısıtlayan yegane şeylerden biri haline geliyor. Zamanımız yok diye belki de istediğimiz birçok şeyden ve hayalini kurduğumuz 'şimdi'den vazgeçiyoruz...

4. İlişkilerimiz

Aşk kadar, hem tüm dünyaya karşı koyabilecek kadar güçlü hissettirirken hem de dünya başımıza yıkılmış gibi hissettiren başka bir duygu var mıdır acaba? 

İşte bize böylesine güçlü bir duyguyu yaşatan ilişkilerimiz sırasında da -doğal olarak- çoğu zaman, bir değil iki kişilik düşünürüz. Sırf sevdiğimizden; yeri geldiğinde gidemez, o üzülmesin diye gerekirse kendimizden ödün veririz. İşte bu yüzden bir ilişki yaşamak her ne kadar dünyanın en güzel duygularını hissettirse de öte yandan bizi bir o kadar kısıtlar. Ancak unutmamak gerekir ki, bu kısıtlanma belki de dünyanın en güzel ve en masum şeyidir. Eğer bir de karşınızdaki doğru insansa her şeye değer. O yüzden, siz siz olun sırf özgür olmak adına yine de aşktan kaçmayın. :)

5. Trafik

Özellikle büyük şehirlerde yaşayanların fazlasıyla maruz kaldığı trafik, başta en değerli şeylerimizden biri olan vaktimizi çaldığı için, özgürlüğümüzün en önemli düşmanıdır.

6. İnternet

İnternet'in bize sunduğu sonsuz faydalar ve imkanlar, birçok şeyi kolaylaştırdığı için sayesinde daha rahat ve özgür hareket edebildiğimizi düşünsek de bir yandan, gitgide ona daha da bağımlı hale geliyoruz. İnternet olmadan bir yerden bir yere gidemiyor, haberleşemiyor, bilgi alamıyor hatta sosyalleşemiyoruz. Artık neredeyse attığımız her adımı paylaştığımız sosyal medya hesaplarımızla kendimize duvarları kameralarla kaplı, yapay birer hapishane yaratıyoruz.

7. Ne yazık ki: Büyümek

Büyüdükçe sorumluluklarımız artar, çeşitli kaygılarımız ortaya çıkar, daha çok düşünmeye başlarız. Edindiğimiz tecrübelerin de etkisiyle, içimizdeki çocuğu kaybettikçe, onun o saf coşkusunu ve inancını da kaybettiğimizden, hayata karşı cesaretimiz de gitgide azalır, bir şeyleri değiştirmek için daha az çaba göstermeye başlarız...

8. Egolarımız

Çoğu zaman egolaramıza yenik düşerek yapmak istediklerimizi yapamaz, gerçekten ne hissettiğimizi, ne istediğimizi görmezden geliriz. Bir süre sonra ilişkilerimizi, davranışlarımızı, kısacası hayatımızı biz değil, egomuz yönetmeye başlar.

9. Modernleşme

Modernleşmenin her ne kadar birçok önemli yararı olsa da beraberinde uymak zorunda olduğumuz, yepyeni kalıplar getirdiği de bir gerçek. İyi bir işe sahip ol, otuz katlı plazalarda yaşayabilmek için çalış, son model bir araba al, en şık kıyafetleri giy... 

Toplum ve onun modernlik standartları görünmez parmaklıklarla hepimizi sarmış durumda...

10. Başarma Hırsı

Başarılarımızın kaynağının, bunun için duyduğumuz hırs olduğunu, onun sayesinde çaba gösterdiğimizi düşünsek de, bu hareketlerimizin özünde özgüven, kararlılık ve azim gibi insani duygularımız yatar. Aslında hırs, bize en temelde sadece, 'KORKU, KAYGI, ÖFKE' gibi olumsuz duyguların karışımından oluşan bir duygu durumu yaratır, bu durum da çoğu zaman bizi harekete geçmekten alıkoyar.

11. Bitmek bilmeyen kaygılarımız

Kaygılarımız bizi bazı şeyleri gerçekleştirmek, başarmak için kamçılasa da, bir yandan yapmak istediklerimizi yapamamaya, yersiz bir korku hissetmemize neden olur. Kaygıların en büyüğünü de gelecek hakkında hissederiz. "Okulu bitirebilecek miyim?", "Mezun olduktan sonra atanabilecek miyim?", "Çalıştığım işte terfi alabilecek miyim?"... Gelecek hakkındaki planlarımızın büyük kısmını da kaygılarımızın neden olduğu sorunlar oluşturur. Yani özetle, aslında kaygılarımızın yarattığı stres ve ayaklarımıza bağladığı prangalarla hayatımızı geçirmek zorunda kalıyoruz.

12. Sonu gelmez bir şekilde maddi şeylere karşı duyduğumuz, sahip olma arzusu

Hayatımıza kattığımız her şey zamanla farkında olmadan ruhumuza da katılmaya başlar. Fight Club filminin o meşhur repliğinde özetlediği gibi; 

Sahip olduğun her şey, en sonunda gün gelir sana sahip olur. Ancak, her şeyini kaybettikten sonra, her şeyi yapmakta özgürsün.

13. Ve tabi ki: Para

Günümüz yaşam sisteminde her ne kadar özgürlük ile doğru orantılı olduğunu düşünsek de aslında temelde bizi en çok kısıtlayan şeydir para. Elbette yaşamımızı devam ettirmek için para kazanmak zorundayız aynı zamanda varlığı ile çoğu kapıyı açtığı da aşikar. Ancak ömrümüzün yarısından fazlasını bu uğurda yaptıklarımız ile geçiriyor, yapmak istediklerimizi erteliyoruz. Maddi şeylere gitgide daha bağımlı hale geliyor, bitmek bilmez bir sahip olma güdüsü duyuyoruz. Aslında sıraladığımız tüm maddelerin hemen hemen hepsinin özünde de bunun olduğunu görebiliriz. Ne kadar çok para kazanırsak toplumsal statümüzün de o kadar yüksek olacağını düşündüğümüzden, daha çoğunu kazanmak için bitmek bilmez bir hırs duymaya başlıyor, bu uğurda da ne yazık ki zamanımızın çoğunu harcıyoruz...

Tezer Özlü ne de güzel özetlemiş:

Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yanım yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İşyerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
myenen

okuyunca böyle güzel/romantik birşeyler söyleniyor gibi. ama tamamen boş bir içerik . bu mantıkla çıkıp dağda herşeyden uzakta yaşarsan özgür olursun ? toplumsal hayatın getirdiği problemler bunlar mesele bunlara laf etmek değil bunlarla başedebilmek

sbstnbjk

Birçoğuna katılıyorum ancak ebeveynler en büyük kısıtlayıcılardan birisi. Ne kadar modern, özgürlükçü bir aileye sahip olsam da, kararlarıma çok fazla karışmasalar da psikolojik olarak ebeveynlerin çocuklarının özgürlüklerini fazlasıyla kısıtladıklarını düşünüyorum. Baskıcı ebeveynleri olan insanların hayatını düşünmek bile istemiyorum. O daha da kötü.

birinci-tekil-birey

En iyi çözüm bir an önce evi ayırmaktır. Belki bir göz oda ya da birkaç arkadaşla birlikte. Bir de vakit kaybetmeden ekonomik özgürlük adına çalışmak. Öğrenci olunsa da çok iyi bir şeydir. Böylece özgürlüğe ilk adım atılmış olur. Özgürlük çok güzel bir şeydir ancak bedeli epeyce ağırdır (Ben bunu uzun yıllar önce yaptım öneririm)

goruncekadam

"Özgür mü diyorsun kendine ? Sana hükmeden düşünceni duymak isterim, bir boyunduruktan kaçıp kurtulduğunu değil" Friedrich Nietzsche

herasyoi

dibine kadar farkındayız her maddenin, kendi çıkış yolumu bulma yolundayım

zulal-bayoglu

aslında bu bedene ait değilim

Başlıklar

Sosyal Medyaaşk
Görüş Bildir