Ey Gökler, Ey Kuşlar, Ey Sokaklar, O Kapkara Kaşları Unutabilecek Misiniz?

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

Ey gökler, ey kuşlar, ey sokaklar, o kapkara kaşları unutabilecek misiniz

Ey gökler, ey kuşlar, ey sokaklar, o kapkara kaşları unutabilecek misiniz

Berkin on dört yaşında dokuz aydır uykuda komada, dün haberi geldi, on altı kiloya düşmüş diye, bugün ölüm haberi, Ey İstanbul sokakları, buna can dayanır mı?

Cinnet geçirmiş devlet biraz kara biraz yoksul bir çocuğun kafatasını parçalayarak ve destan yazan kahraman ödülleri alarak öldürdü, rahat olsun başkomutan valimiz, rahat olsun padişahımız.

Ah Berkin bir ülke şimdi aynaya hangi suratla bakacak, o büyük adam kaşlarını nereye koyacağız.

‘İslam’ın Güneşi’ siyasiler ‘el’ kadar bir çocuğun kafasına niye mermi sıkarlar?

Henüz çiçekleri açmadan, tomurcuk henüz gonca.

Şimdi İstanbul’un denizi yüreği karakaşlı ölü bir çocuk.

Sessiz hasta yatağında narin çelimsiz minnacık çocuk.

Ah Berkin, bu vahşi iktidar hırsının sırtlanları gelip seni nasıl bulup parçaladı.

Gaz bombaları tomalarla kestiler yolları, ne olurdu İstanbul’un sokakları, Berkin birkaç adım daha yürüseydi.

O kara ağaçlar gibi kaşlarını şimdi nereye koyacağız Berkin.

Henüz doya doya bir kahkaha atamamış henüz sokaklarında koşup tozutmamış.

Ah Berkin şimdi senin o erkek kaşlarını nereye gömeceğiz.

Utanmaz mı toprak seni örtmeye...

Saltanat mı istedi sizden Berkin, servet mi istedi, gangster miydi katil miydi ajan mıydı…

Bir sırrı bile olmayacak kadar küçücük Berkin, çiçeğini çarşısını yari şarabı yanağını oyunu arkadaşı hiç tatmamış Berkin.

Henüz kıvılcım bir küçük erkek.

O dokuz aylık uykusunda görmüş müdür rüyalar, koşmuş mudur bir topun peşinden, utana çekine uzaktan bakmış mıdır bir kıza.

Ama muhtaç olmadı devletinize adaletinize, muhtaç olmadı belediyenizin suyuna okulunuza dershanenize.

Kafakemiğindeki merminin acısıyla o derin uykularda bir düşü varsa da öpmekten yana, kim bilir ondan da vazgeçmiştir.

Şimdi ne kaldı Berkin’den, içimizde o gülümsemelerin artık zehre dönüşmüş sızısı kaldı

Bir sokak arasında arkadaşına sokulmuş bir gülümseme. Bir kır bahçesinde omzu bir ağaca dayalı bir gülümseme, göklere asılı kaldı.

O derin uykularda Haziran sıcağından Mart’ın soğuğuna, bilmediğimiz başka gülümsemelerin var mıydı Berkin.

Berkin, dünya şekeri güzel küçük kara çocuk, o gülümsemelerin bir kara lale gibi yanaklarımıza asılı kaldı.

Daha dün henüz açmış pespembe çiçekler gibi nerelere uçurdu seni rüzgar.

Başka bir yerde başka bir zamanda bir daha sokağımıza gelecek misin Berkin, başka bir dünyada büyüyüp bizimle bir daha arkadaş olabilecek misin Berkin, bizim de arkadan omzumuza uzanıp gülümseyecek misin Berkin...

Ey gökler ey kuşlar ey İstanbul’un sokakları, o kapkara kaşları, ömrünüz sürdükçe unutabilecek misiniz?

Nihat Genç

Odatv.com

Haberin Tamamı İçin:

Onedio Gündem'i Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

CasusCinnetİstanbulKatil
Görüş Bildir