Eurovision'a Gitmesek Ne Olur?

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Eurovision'a Gitmesek Ne Olur?

Eurovision'a Gitmesek Ne Olur?

Bir Eurovision mevsimi daha geldi çattı. Kim gidecek, hangi şarkıyı söyleyecek? Sonuç başarı mı, hüsran mı olacak? Peki bu yarışmaya gitmesek ne olur? Türkiye bir şey kaybeder mi? Müziğimiz bir şey kaybeder mi? Müziğimizin önde gelen isimlerine bu soruları sorup cevaplarını almaya çalıştık.

Eurovision malum yıllardır milli meselemiz. TRT'nin geçtiğimiz günlerde düzenlediği 2. Özel Danışma Kurulu toplantısı ile ülkecek bu yarışmanın mevsimine bir kere daha girdik. Her Eurovision'da, bu işi çok abarttığımız, bunun sadece müzikal bir festival olduğu dillendirilir. Gel gelelim pratikte hiç de öyle olmaz. Önce olası adaylar konuşulur. Şu gitsin, bu gitsin ya da şu gitmeli… Mikrofonlar uzatılır sanatçılara; düşünür müsünüz diye. Genelde cevaplar aynıdır: “Böylesine bir organizasyonda ülkemi temsil etmekten gurur duyarım.” TRT yarışmaya gidecek ismi açıkladığında ortalık toz duman olur. Onun sahnesi iyi değil, onun şovu yok vs. Hele hele çok da bilinmeyen bir isim ise kıyametler kopar. Sonrasında dört gözle şarkı beklenir. Şarkı hakkında da sayısız yorumlar yapılır: Şöyle olsa daha iyiydi, çok sıradan, içinde bizden bir şeyler yok. Türkçe olmalıydı…

Günler günleri kovalar ve o beklenen gün gelir. Nefesler tutulur, milyonlar ekran başına geçer. Yıllardır aşina olduğumuz ama yılda sadece bir kere duyabildiğimiz Bülent Özveren'in o naif sesini özlediğimizi hatırlar, başlarız izlemeye. Kenetlenir dua ederiz. Puanlar gelmeye başlayana kadar müzik konuşulurken birden olayın yönü siyasete kayıverir. “Zaten o ülkeler hep birbirine verir. Bize Almanya'dan çok gelir. Bize bu ülkeden hiç puan çıkmadı, çıkmaz da…” Sonuç açıklandığında ise “Olsun elimizden geleni yaptık, ülkemizi en iyi şekilde temsil ettik.” yorumları yapılır bir taraftan. Bir taraftan da seçilen sanatçı, seçim sistemi, izlenilen yol yeniden tartışılır. Harcanan paranın nereye gittiği, sanatçının cebine ne kadar girdiği... Buraya kadar her şey rutin ve tanıdık. Belki bu yıl da benzer şeyler olacak.

Eurovision'da ülkemizi temsil eden sanatçı ya da grubun popülaritesi artar. Hiç tanınmayan bir isim bile olsa bir anda bütün ülkenin gündemine gelir. Bu da işin sanatçıya bakan kısmı. Fakat biz hep dillendirilen, ama neredeyse hiç tartışılmayan bir soruyu gündeme getirmek istiyoruz: Türkiye, Eurovision'a katılmasa ne olur? İyi mi olur, kötü mü? Türkiye bir şey kaybeder mi? Müziğimiz adına bir kayıp olur mu? Yıllardır sürüncemede olan Avrupa Birliği sürecimize bir zarar gelir mi? Avrupa ile ilişkilerimiz zedelenir mi? Tüm bu soruları müzik eleştirmenleri ve yazarlarına sorduk. Ortak kanaat şu ki; Türkiye Eurovision'a katılmalı. Ama iyi hazırlanıp gitmeli.

YAVUZ HAKAN TOK En son ses, görüntü ve ışık sistemlerinin kullanıldığı devasa bir televizyon şovu Eurovision. Yarışmaya böyle bakar ve milli mesele haline getirmezsek çok daha fazla eğleneceğimiz de kesin. Bu yarışmada sadece birinci olmanın bir anlamı var, birinci de her zaman en iyi şarkı oluyor. Politik bir yarışma ama politika birincileri kolay kolay değiştirmiyor. Peki Türkiye Eurovision’a katılmazsa ne olur? Sadece böyle bir eğlenceden mahrum kalırız. Mahallenin çocukları sokakta oynarken pencerede oturup izlemek gibi olur bu. Hem bizim canımız sıkılır hem de bir süre sonra kimse adımızı bile hatırlamaz. Geçtiğimiz yıllarda İtalya rest çekerek yarışmaya katılmadı ama sonra geri dönmek zorunda kaldı. Çünkü kazanamasanız bile oyunda olmak önemlidir. Yarışmanın bugünkü haliyle Türkiye’de müziğe bir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Sadece orada bizi temsil eden kişi ya da gruba büyük bir deneyim kazandırıyor. Katılmazsak Avrupa’yla ilişkilerimizin zedeleneceğini de sanmam; aksine umurlarında bile olmaz.

NAİM DİLMENER İyi ya da güzel olmaz. Kaç yılın yarışması, gitme imkanımız da var; saçmasapan isim ya da şarkılarla değil de iyi bir biçimde hazırlanıp gitmenin, her zaman faydası vardır. Hele hele popüler müziğimizde zenginleşmeye yol açacak bir yarışma yaparak gidersek daha da büyük faydası olur. Türkiye kısa vadede bir şey kaybetmez; ama uzun vadede kaybederiz. Eurovision'un bizzat fikri dahi, müzik piyasamız üzerinde güçlü bir motivasyondur. Müziğimiz de kaybeder. Ama atama ya da tayin usulüyle yarışmacı göndermeye başladığımız günlerden daha fazlasını değil. Son 10 yıl kadardır talih kuşu sadece bir tek kişinin başına konuyor. Geri kalan herkes kaybediyor. Geçen yıl mesela, bir tek Can Bonomo kazandı; hepimiz kaybettik. Avrupa ile ilişkilere gelince; ilişkilerimiz dediğiniz şey, zaten zedelendiği kadar zedelenmiştir.

MURAT MERİÇ Eurovision bir şarkı yarışması. En azından öyle başladı. Sonradan gösteri kısmı abartıldı, ‘başka bir şey’ oldu. Bölünen devletlerin birbirine puan vermeye başlaması, katılımcı sayısının artması, politik ilişkilerdeki dinamiklerin değişmesiyle yeni bir yola girdi. Bu, iyi bir şarkının (ya da artık ‘gösteri’nin) şansı olmadığı anlamına gelmemeli ama. Eurovision'a gitmesek bir şey olmaz. Türkiye'nin dış ilişkileri elbette sadece buna bağlı değil. Bu soru, şarkıların eleme usulü seçildiği, önemli bestecilerin yarıştığı 80'lerde sorulsaydı ‘müziğimiz çok şey kaybeder’ diye cevaplardım ama şu anda bu cevap da geçersiz. Eurovision'a gitmezsek hiçbir şey kaybetmeyiz ama bunu ‘gitmeyelim’ anlamında söylemiyorum.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAvrupa BirliğiEurovisionFestivalİtalyaTRTmüziktrt
Görüş Bildir