Görüş Bildir

Eski TÜİK Başkanı Aydemir: 'Yüzde 50 Zam, İktidarın TÜİK'in Enflasyonuna İnanmadığının Göstergesi'

Anasayfa > Gündem

'Tarihi diye niteledikleri bu artışın 3 ay sonra hiçbir anlamı olmayacak' diyen Birol Aydemir, asgari ücretteki bir günlük kaybın dahi 10 doları bulduğuna dikkati çekerek, gerçek enflasyonun yüzde 50 civarında olduğunu öne sürdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın asgari ücrete ilişkin bu açıklamasının ardından milyonların merakla beklediği rakamın yüzde 50,44'lik zamla 4 bin 253 liraya çıkarılmasının yankıları sürüyor.

Kimileri bu rakamı 'asgari ücrette tarihi zam' olarak yorumlasa da mevcut enflasyon nedeniyle sene boyunca yeterli olmayacağını savunanlar da var.

Diğer taraftan Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) geçen ay açıkladığı yüzde 21'lik enflasyon da eleştiri konusu. Zira sokaktaki gerçek enflasyonun yüzde 50'lere ulaştığı belirtiliyor.

Independent Türkçe'den Lale Elmacıoğlu, son dönemde hızla yükselen fiyatlar, eleştiri oklarının hedefindeki Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıkladığı enflasyon rakamları, asgari ücret ve daha fazlasını, eski TÜİK Başkanı Birol Aydemir ile konuştu.

Aydemir de gerçek enflasyonun yüzde 50'nin altında olmadığını düşünüyor.

Birol Aydemir'e göre asgari ücrete bu oranda zam yapılması, TÜİK'in açıkladığı yüzde 21'lik enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığının göstergesi.

'Madem enflasyon yüzde 21, neden asgari ücreti yüzde 50 artırıyorsunuz?' diye soran Aydemir, 'Aslında bu durum, açıklanan enflasyona kendilerinin de inanmadığının en somut göstergesi. Mevcut zam asgari ücretlileri birkaç ay rahatlatmış gibi gözükse de sonrasında bu paranın geçim sağlamak için yine yetersiz kalacağı görülecektir' şeklinde konuştu. Mevcut gidişatta bu paranın yıl sonuna kadar eriyeceğini savunan Aydemir, 'Tarihi diye niteledikleri bu artışın 3 ay sonra hiçbir anlamı olmayacak. Enflasyon karşısında anlamını yitirecek' ifadelerini kullandı.

Birol Aydemir, sene başında 284 dolara tekabül eden asgari ücretin dün 275, bugün ise 265 dolar olduğuna dikkati çekerek, bir günlük kaybın 10 doları bulduğunu söyledi. 

Asgari ücretin net 4.500 TL'ye çıkmasıyla bu rakamın altında çalışanların maaşının ne kadar artırılacağına yönelik belirsizliklerin oluştuğunu dile getiren Aydemir, 'Bir arkadaşımız, 'Çay servisi yapan hanımefendi 4 bin 250 lira alıyor. Üniversite mezunu muhasebeciye daha düşük ücret veriyorum. Dengeyi nasıl sağlayacağım? Onun da maaşını bu oranda artıramam ki' diyor' örneğini verdi.

'Kayıtdışı işçi çalıştırma artacak'

'Kayıtdışı işçi çalıştırma artacak'

İşverene destek amaçlı olarak asgari ücretlilerden gelir vergisi alınmayacağı şeklindeki açıklamaya da değinen Birol Aydemir, asgari geçim indirimi (AGİ) vurgusu yaptı

Aydemir, şunları kaydetti:

'İşverenlerin yükünü hafifletmek için 450 liralık gelir vergisini almayacaklarını söylüyorlar ama evli, 3 çocuklu bir aile için zaten ödemiyordu. Tek kişi için ise 450 liranın yarısını ödüyordu. Yıllardır bu böyle. Asgari geçim indirimi zaten vardı. O yüzden şimdi çok büyük bir iş yapmış gibi konuşmasınlar.'

Asgari ücretin artmasına karşı olmadıklarını ve yanlış anlaşılmak istemediklerini vurgulayan Birol Aydemir, bir kez daha tüm etkilerin göz önünde bulundurulmadan bir planın hayata geçirildiğini savundu.

Aydemir, asgari ücretteki zammı karşılayamayacak olan kimi işverenlerin işçi çıkarma ya da kayıtdışı çalıştırma yoluna gidebileceklerine dikkati çekerek, 'Aralık ayında yüksek oranda işçi çıkarmalarla karşılaşabiliriz. Kıdem tazminatı da yüzde 50 arttı. İşçi çıkartmaya gidebilir işveren. Tüm bunlar hesaplandı mı? Kapsamlı, iyi çalışılmış bir plan ortada yok. Bazı kişiler asgari ücret alıyor sanılıyor ama bankaya yatan paranın bir miktarını işyerine iade ediyorlar. Kayıtdışı işçi çalıştırma artacak' değerlendirmesinde bulundu.

'Çok yüksek gelir vergisi kaybı olur, bütçe açığı yüzde 3,5'ten 4'e yükselir'

'Çok yüksek gelir vergisi kaybı olur, bütçe açığı yüzde 3,5'ten 4'e yükselir'

Söz konusu düzenlemenin ekonomik yansımalarının düşünülmeden hareket edildiğini savunan eski TÜİK Başkanı Aydemir, açıklanan rakamın pek çok belirsizliği de beraberinde getirdiğini dile getirdi.

'5 bin 4 lira brüt asgari ücret, 5 bin10 lira alandan vergi alacak mı belli değil' diyen Aydemir, 'Asgari ücret kadar olan bölümünden gelir vergisi almayacaklarsa, çok yüksek gelir vergisi kaybı olur. Bunu nasıl telafi edecekler? Bütçe açığı milli gelirin yüzde 3,5'i ama alınan ücretlerin asgari ücret kadar olan kısmını gelir vergisinden muaf tutarlarsa, bütçe açığı yüzde 4'e yükselir ve hatta 4,5'e çıkabilir. Açıkladıkları politikalarda hiçbir strateji yok' şeklinde konuştu. 

Son dönemde yaşananları 1980 öncesine benzeten Birol Aydemir, '20 yıllık iktidarla 40 yıl geriye gittik' yorumunu yaptı.

Aydemir sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

'Çağ atlamayı geriye dönük olarak yaptılar. Bize çağ atlatan iktidarı tebrik etmek lazım. Akıl dışı, bilim dışı, irrasyonel hamlelerde, söylemlerde bulunuyorlar. ‘Çin modeli büyüme' diyorlar. 'Faizi büyüteceğiz, istihdam artacak, ihracat artacak, kur düşecek' gibi gerçeklikten uzak, bilimsel olmayan, hiçbir akademik çalışmanın da desteklemediği saçma sapan bir düşünceyi, gelmiş bize model olarak sunuyorlar.'

'Madem rekabetçi kur iyiydi, bıraksaydınız da en azından 128 milyar dolar paranız olsaydı'

'Madem rekabetçi kur iyiydi, bıraksaydınız da en azından 128 milyar dolar paranız olsaydı'

Mevcut iktidarı 'başarısız' olarak niteleyen Eski TÜİK Başkanı, 'iktisat bilimine ihanet eden, ekonomiden anlamayan insanların yaptıkları beceriksizliklere kılıf uydurdukları bir modelin söz konusu olduğu' görüşünde.

İktidarın, 'Biz insanları fakirleştireceğiz ve fakirleştirmeye de devam edeceğiz' saikiyle hareket ettiğini öne süren Aydemir, 128 milyar dolar konusuna da şu sözlerle değindi:

'Rekabetçi kur dediler, madem öyleyse neden müdahale ediyorsunuz? 128 milyar doları neden heba ettiniz, çarçur ettiniz, 6,5 liradan sattınız? Madem rekabetçi kur iyiydi, o zaman bıraksaydınız da şu an en azından 128 milyar dolar paranız olsaydı.'

Yıllık üretici fiyatlarının yüzde 54,62'yle 19 yılın zirvesine çıkarken, tüketici ve üretici enflasyonu arasındaki makasın giderek açılmasına da değine Aydemir, yaşananları ironi içeren bir dille yorumladı:

'Üretici (yüzde 54) ve tüketici fiyatları (yüzde 21) arasında yüzde 33 puan fark var. Tarihi fark arıyorlarsa buraya baksınlar. İlk kez fark bu kadar açıldı. Bizim o kadar hayırsever toptancı ve perakendecilerimiz var ki fabrikalardan satın aldıkları ürünleri yarın fiyatına tüketiciye satıp, cepten satıp zararına satış yapıyorlar. İktisaden ve mantıken bunlar mümkün değil. Farkın bu kadar olması mümkün değil. Aralık ayındaki enflasyonda patlama olacak, ne kadar manipüle ederlerse etsinler…'

'Güveni tesis etmenin yolu erken seçim ve iktidarın değişmesi'

'Güveni tesis etmenin yolu erken seçim ve iktidarın değişmesi'

Siyasi faaliyetler nedeniyle farklı kentlerde yürütülen saha çalışmalarında yer alan Birol Aydemir'e halkın 'yükü kaldırılamayacak boyuta geldiğini' söyledi. 

Herkesin endişeyle döviz kuru takip eder hale geldiğini dile getiren Aydemir, sorunların başında fiyatların 'fahiş' durumda artmasının ve esnafın sattığı ürünün yerine aynı fiyattan mal koyamamasının geldiğini belirterek, artık ekonomi politikalarına da kurumlara da güvenin kalmadığını savundu.

Politikaya da kurumlara da artık güvenin kalmadığını savunan Aydemir, 'Güveni tesis etmenin yolu erken seçim ve iktidarın değişmesi. Değişim zamanı geldi geçti. Sorunların kaynağı iktidarın kendisidir. Sorunları, kaynağından çözmek lazım' yorumunu yaptı.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
4
3
2
1
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?