Esad'ın Erdoğan Hakkındaki Sözlerine Yılmaz Özdil'den İtiraz

 > -

Esad'dan Başbakan'a Ağır Suçlama!

Esad'dan Başbakan'a Ağır Suçlama!

Gezi Parkı eylemleri ile reyting rekorları kıran Halk TV, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile ses getirecek röportaj yaptı.

HALK TV

Sayın Cumhurbaşkanı; İlk başta, üç yıldan beri evrensel saldırılara maruz kaldığı bu süreç içinde Suriye 'de bizleri kabul etmenizden dolayı teşekkür ediyoruz. Başta, tüm dünyanın gözünün Suriye'ye yönelmesiyle neden Suriye'nin bu evrensel saldırıların hedefi seçildiğini sormak istiyorum?

Cumhurbaşkanı el-Esad

Bunun bir çok nedeni var. Hiç şüphesiz Ortadoğu'nun coğrafi konumu önemlidir, ve tarih boyunca hep çatışma yeri olmuştur. Bu da yeni bir şey değildir. Türkiye de Suriye gibi durumdadır. Çünkü bu coğrafi konumda bizimle ortaktır. Fakat, Arap – İsrail çatışmasının tarihiyle bağlantılı olan şeyler de vardır. Ayrıca Batının Arap haklarına karşı İsrail'in yanında olması unutulmamalıdır. Bu durumun bir yanı. Diğer yanı ise; Suriye'nin bağımsız tutumudur. Öyle görünüyor ki Batı bu süreç içinde onun iradesi yada hegemonyası dışında olan egemen devletlerin olmasını kabul etmemektedir. Bunların dışında Suriye'nin on yıl öncesinde Irak’a yönelik savaşa karşı tutumu ve daha öncesinde Afganistan’a işgaline karşi politikasi gibi başka nedenler de vardır. O zamanlarda Suriye terörle mücadeleden yana bir tutum aldı. Fakat aynı zamanda askeri anlamda teröre karşı savaş düşüncesini reddetti. bu nedenle, temelde Suriye'nin tutumu ve Suriye hükümetinin yada Suriye devletinin siyasi rolünden rahatsız olan bu devletler bir birleriyle anlaştı. Anlaştı ve yaklaşık iki yıldan beri Arap aleminde başlayan olayları fırsat bilerek Suriye'de kaos yaratma ve Suriye'yi zayıflatma kararı aldı. Fakat bu devletlerin daha büyük bir hedefi vardır. Bu hedef sadece ulkenin siyasal durumu değil aynı zamanda halk’in sosyal yapisidir, yani bölgemizde var olan ortak yaşamı değiştirmek istiyorlar. Boyle bir plan;Suriye, Irak, Lübnan, Türkiye ve bölgedeki diğer devletleri de hedef alıyor. Bu demografik yapı ve toplumsal dokumu değiştirmeleri halinde, batili ulkeler söz konusu devletlerin siyasi performanslarını da değiştirebilecekler. Böylece halklarimiz ve milletlerimiz, onların istedikleri gibi yönetlenbilecek sürülere çevrilmiş olacaktır.

HALK TV

Türkiye'nin bu konulara ilişkin siyasi tutumunu nasıl değerlendirebiliriz? Bu konuda Türkiye'yi nereye konumlandırabilirsiniz? Suriye'ye ilişkin tutumları, davranışları ve politikalarını nasıl değerlendirebilirsiniz?

Cumhurbaşkanı el-Esad

Bu süreç içinde iki Turkiye’den söz edebiliriz. İlki ve daha onemli olanı, Türk halkıdır. Öyle ki bu halk; Erdoğan ve hükümetinin tüm yalanlarının üstesinden gelerek ve ilk Suriye'de olup bitenlerin gerçeğini bilmeyi başardı. Batılı ve Türk medyasının Erdoğan’ın yalanlarını pazarlama ve yutturma cabalarina rağmen gerçekleri öğrenmeyi başaran Türk halkının tutum ve davranisi tamamen açıktır. Bu halkın; Suriye'ye yönelik savaşa ve Erdoğan hükümetinin Suriyelilerin kanına bulaşmasına karşı tutumu da hep onurlu olmustur. Türkiye'nin bir yanı budur. İkinci ve daha az önem taşıyan diger yanı ise; Erdoğan ve Suriyelilerin kanlarıyla kafalarına kadar batan hükümet üyelerinden ibarettir. Erdoğan’ın temsil ettigi bu hükümet; on binlerce Suriyelinin kanından sorumludur. Suriye'de altyapının yıkılmasından sorumludur. Sadece Suriye'de değil, tüm bölgede istikrarın baltalanmasından sorumludur. Erdogan ve arkadaslari Mısır, Libya, Tunus ve bölgenin bir çok ülkesine müdahale ettiler. Aynı zamanda devlet ve halk olarak Türkiye'yi halkın çıkarlarına karşı bir çok konuya politikalara ve savaşlara bulaştırdılar. Dolayısıyla bizler günümüzde Türkiye'yi tamamen birbirleriyle çelişen iki şekilde görmekteyiz. Halk bir yönde, Erdoğan ve hükümeti de başka bir yöndedir. Bunun bir diger kaniti ise Erdogan’in Suriye’deki teroristlere destek vermesi degil ayni zamanda Misir ve oncesinde Irak’in ic islerine cok tehlikeli bir sekilde mudahele etmesidir.

HALK TV

Sayın Cumhurbaşkanı; Uluslararası kamuoyu, sizlerin kimyasal silah kullanmanız konusunda tüm dünyayı ayağa kaldırdı. Bu silahı kullandınız mı?

Cumhurbaşkanı el-Esad

Hayır, bu silahı kullanmadık. Basit ve net bir şekilde diyebilirim ki, bu silahı kullanma gereğimiz bile yoktu. Bunu kullanmaya izin verecek koşullar yoktu. Devlet yada silahlı kuvvetler tarafından bu silahı kullanma iradesi yoktu. Tamamen kesin ve net olarak soyluyorum, hayır bu silahı kullanmadık. Gerçekte bu silahı kullanan, terör gruplarıydı. Bu silahlar raporun Suriye devletine karşı çarpıtılmış ve teröristlerden yana taraflı olması amacıyla Birleşmiş Milletler komisyonunun Suriye'ye ulaşmasından iki gün sonra kullanıldı. Bizim açımızdan durum gayet net ve açıktı.

HALK TV

Devlete tabi herhangi bir tarafın sizin bilginiz dahilinde yada haricinde bu silahları kullanma ihtimali var mıdır?

Cumhurbaşkanı el-Esad

Hayır. Çünkü kimyasal silahlar, Suriye'de olduğu gibi dünyanın herhangi bir ordusunda klasik askeri birliklerin elinde bulunmaz. Bu silahlar uzman birliklerin kontrolündedir. Bu silahları hazırlamak da teknik açıdan karmaşık bir operasyondur. Bu silahları kullanıma hazır diğer silahlar gibi kullanmak mümkün değildir. Böyle bir operasyonun bir dizi süreçleri vardir. Genel kurmaydan gelecek merkezi bir emir olmadan kullanılması imkansızdır. Dolayısıyla pratiksel açıdan bu kesinlikle imkansızdır.

Nitekim bundan dolayi ABD bu konuda hic bir ciddi kanit sunmamisiti. İngiliz parlementerler de basbaka’nin yalanlarina inanmadilar.

HALK TV

Diyelim ki, kimyasal silahlarınız Birleşmiş Milletlere teslim ettiniz. Bu, Cenevre sürecini hızlandıracak mıdır? Ayrıca bu bağlamda olumlu bir rolü olacak mıdır?

Cumhurbaşkanı el-Esad

Ben konu ile Cenevre konferansi arasında bir bağlantı görmüyorum. Fakat şayet Amerikalılar, Rusya ve Amerika arasında sağlanan anlaşmayı ifade eden Uluslar arası Güvenlik Konseyinin kararını Cenevre II yönünde bir adim olarak görüyor, yada Cenevre II’ye ulaşmak için siyasi bir gerekce olarak kullanacaklarsa durum farklıdır. Ama pratikte iki konu arasında bir bağlantı yoktur. Kimyasal silah konusu, Cenevre II konusundan farklıdır. Cenevre II, Suriye'nin kendi iç siyasi süreciyle bağlantılıdır. Diğer yandan da komşu devletler tarafından teröristlerin akışına ilaveten para ve silahlarla desteklenmelerinin kesilmesiyle bağlantılıdır. Dolayısıyla pratik olarak iki konu arasında direkt bağlantı yoktur.

HALK TV

Sayın Cumhurbaşkanı; Dünyanın dört bir yanından yurdunuzda savaşmak için silahlı radikal İslamcı teröristler gelmektedir. Sizce hedefleri nedir? Sadece Baas rejimini düşürmek mi? Yoksa, Suriye'de ve genel olarak bölgede yani Ortadoğu’da İslami şeriata dayalı İslami bir devlet kurmak mı?

Cumhurbaşkanı el-Esad

Hayır. Baas, onlar için önemli değildir. Onlar, kendilerine benzemeyen her insandan kurtulmak istiyor. Bunlar, karanlık ve islama dusman ideolojinin sahipleridir. Onlar radikal olmayan, yada öldürmeyen, kafa kesmeyen ve ölüleri parçalamayan ve genel olarak şiddet içermeyen herhangi bir ideolojiye inanmayanlari Müslüman olarak gormuyorlar. Onlara göre İslam’a hizmet etmek, kendilaeine karsi olan herkesi yok etmekten ibarettir. Dolayısıyla kurmak istedikleri devlet, evet dediğin gibi kendi kavramlarıyla İslam devletidir. Ama tabii ki ne bu devletin, ne de onların ideolojilerinin İslam ile hiçbir ilgileri yoktur. Fakat hedefleri budur. 80’den fazla ülkeden ve dünyanın muhtelif yanlarından cihat için, sözünü ettikleri devleti kurmak için geliyorlar. Gerektiginde de tum Suriye halkini en kanli ve vahsi bir sekilde oldurebilirler.

HALK TV

Sayın Cumhurbaşkanı; Dünyanın her yanından Suriye'de yönetime ve halka karşı savaşmak için terör grupları, yani uluslar arası cihat grupları geliyor. Sayılarının 70 bin civarında olduğuna ilişkin elimizde bilgiler mevcuttur. Bunları bertaraf etmek için ne gibi planlar yapıyorsunuz?

Cumhurbaşkanı el-Esad

Bu teröristlerin sayılarına ilişkin kimsenin elinde net bir rakam yoktur. Bunun da bir çok nedeni vardır. Birincisi; bu teröristler başta Türkiye olmak üzere komşu devletlerden Suriye'ye girmektedirler. İkincisi de; bu sınırların tamamı kontrol altında değildir. Bu da, belli olmayan sayıların girip çıkmalarına yol açıyor. Her şeye rağmen önemli olan sayıları değildir. Asıl mesele, öldürdüğümuz kadar terörist kadar yenileri sinirlardan sokuluyor. Dolayısıyla, sabit bir terörist sayısından değil de, sürekli yenilenen terörist gruplarindandan söz ediyoruz. Fakat şu anki tahminlere göre sayıları birkaç on bini buluyor. Bu rakam 40 bin mi, 50 bin mi, altmış yada yetmiş bin mi belli degil.

HALK TV

Suriye halkı bu İslamcı radikal terör gruplarına nasıl bakıyor? Bu konuda araştırmalar yaptınız mı? Suriye halkı bunları destekliyor yada şeriatla hükmedilmeyi istiyor mu?

Cumhurbaşkanı el-Esad

Genel olarak hayır. Suriye on yıl önce işgal edilen Irak’ta olup bitenlerden etkilendi. Daha önce de Suriye’de radikal grup;ar vardi. Bu gruplar surec icinde gelisip guclendi ama hep sinili bolgelerde kaldi. Çünkü toplum bunları reddediyor. Bu ise, toplumun kültürüne ve mevcut inanç ve ideolojisiyle ilgilidir. yani Suriye devletin ideolojisine bağlı degildir. Dolayısıyla pratik olarak diyebiliriz ki, bu gruplar hala sınırlı gucte. ancak bu teröristlerin dışarıdan girmeleriyle kimi bölgelerde bu gruplar ideolojilerini pazarlamayı başardılar. Özellikle de çocukların arasinda. Yani 8 yaşında bir çocuğa getirip kaçırılmış bir insanı kes dediklerinde, bu çocuk büyüyüp genç olduğunda ondan ne bekliyebiliriz. Maç seyreder gibi bir mutluluk içinde sevinç bağrışmalarıyla kaçırılmış insanların önlerinde kesildiği çocuklardan gelecekte ne bekleyebiliriz. Büyüdüğünde bu nesilden ne bekleyebiliriz. sorun 20 yada 30 geçenler de değildir. Bizler gelecek nesillerden söz ediyoruz. Burada krizi aşsak bile, ilerde karşılaşacağımız bu büyük sorunu göz ardı etmemiz mümkün değildir. Her şeye rağmen ; Suriye halkı bunlara karşı olmasaydı ta ilk başlardan beri Suriye'yi kontrolleri altına alabilirlerdi. Bunların gücü ve zayıflığı, halkın onları kucaklamasında yada reddetmesindedir. Suriye halkı baştan beri bilinçli olup onlari kucaklamadi . Dolayısıyla Suriye'nin sınırlı bölgelerinde sıkışmış olarak kaldılar. Bu bolgeler ise genel olarak bati’dan da buyuk destek aldiklari Turkiye sinirina yakin bolgelerdir.

HALK TV

Sayın Cumhurbaşkanı; Kaide ve Nusra Cephesi gibi terör grupları Türkiye sınırlarında yayıldı. Sayıları on binleri bulan çok sayıdaki bu terör grupları önümüzdeki süreç içinde Suriye'ye olduğu kadar Türkiye sınırlarına da bir tehlike teşkil edecek midir?

Cumhurbaşkanı el-Esad

Bu radikal ideolojiler temelde ulkeleri ya da sınırları tanımazlar. Halkları da kabullenmezler.. Yaknizca bu ideolojiye sahip olanları kabul ederler. Şayet bu ideolojiye sahip olan Asya’nın en doğusunda olsa bile onlar gore kardeş sayılır. Ama bu bölgede bu ideolojiye sahip olmayan herhangi biri onlara gore öldürülmelidir. Onlar açısından Suriye ile Türkiye arasında fark yoktur. Bu ideolojiye sahip olanlara göre onlar bu bölgede yayılmalı ve Radikal İslami devletlerini kurmak için bulundukları bölgeyi genişletme gereğine inanırlar. Onlar ancak bu şekilde Allahın rızasnı alacaklarını düşünürler. Ancak bir raslantı olarak iki gün önce uluslararası medya ; Suriye'nin kuzeyinde bulunan kimi radikal terör gruplarının, kendi değimleriyle Türkiye'yi kafirlerden kurtarmak için Türkiye'de cihat başlatmaya ilişkin haberler çıkmaya başladı. Dolysıyla bu ideolijiye toplumu yakan bir alev olarak bakarsak bu alevin genişleyerek ateşe donuşecegı kesindir. Yanı Suriye'nin alevler içinde olduğu bir zamanda Türkiye'nin esenlik içinde ve rahat olarak kalması mümkün değildir. Bu imkansızdır.nitekim Sizler de Suriye'deki krizin yanısmalarını hissetmeye başladınız. Benzer şey Irak, Lübnan, Ürdün ve tum komşular için geçerlidir. Bu konuyu fazla düşünmeye gerek yoktur. Gerçek şu ki bu teröristlerin bir kısmı Suriye toprakları, bir kısmı da Türkiye sınırlarında mevcuttur. Suriye'nin kuzeyindeki çatışmalarında da onlara ateş desteği sağlanmaktadır. Türkiye sınırlarının farklı bölgelerinden girmek için manevralarda bulunup gerek ordu gerekse halka saldırıyorlar. Yakın gelecekte bu teroristlerin Türkiye'ye etkileri olacak ve Türkiye bunun bedeli agır ödeyecektir. Terörü bir kart gibi cebinenize koymanız mümkün değildir. çunku Terör akrep gibidir, cebinenize koyduğunda ilk fırsatta seni ısıracaktır.

HALK TV

Önemli demokratik adımlar attığınızı biliyoruz. Fakat geriye ve tüm olanlara baktığımızda; daha önce çok partili sisteme geçmemeniz, seçimler yapmamanız, demokratik anlamda reformlar yapmamanızdan dolayı pişman oldunuz mu? Yada hiç özeleştiri yapıyor musunuz? Neden daha önce bunları yapmadığınızı sorguladınız mı?

Cumhurbaşkanı el-Esad

Bizler krizin başından beri politikamızı birden fazla eksen üzerine yapılandırdık. Birincisi; şayet belirli bir yöntemle reform talep edenler olsa bile bu yöntemin ayrıntıları bizi memnun etmemesine rağmen bu reformları sürdürmeye karar verdik. Çünkü biliyorduk ki o günlerde reform talep edenler, bu taleplerini kaos yaratmak için bahane olarak kullandılar. Yine de Suriye'de bir çok polıtık akımın üzerinde uzlaşama sağladığı reformları sürdürme kararı aldık. Bundan daha önemlisi de; reformlar anayasa aracılığı ile yasalaştırıldı. Anayasa da halkın referandumuyla kabul edildi. Dolayısıyla sorun hükümet yada Cumhurbaşkanı sorunu değildir. ortada ulusal bir sorun var.

İkincisi; Teröre gelince; anayasada devletin görevi halkı korumak ve teröre karşı savaşmaktır. Yani halkı terörden korumaktır. Baştan beri Suriye halkını savunma ve terörle mücadele etme kararı aldık. Bu kararın yanlış olduğunu kim söyleyebilir? Bize göre Suriye'de politikalar başından beri net ve açıktı. Fakat ayrıntılara gelince, taii ki her zaman ayrıntılarda bazı yanlışlar olabilir. Bu da gayet dogaldır. Önemli olan hataları nasıl değerlendirebilirsin? Sonuçlar olmaksızın hataları değerlendirmen mümkün değildir. Kriz son bulmadan önce de sonuçları objektif bir şekilde değerlendirmek de imkansızdır. Özellikle de Suriye'de yaşananların büyük bir kısmınındış faktörlere oldugunu hatırlasak. Krizin başında daha fazla olmak üzere iç faktörüler de vardır. Fakat günümüzde pratik olarak Suriye'de yaşananların büyük bir kısmı dış nedenlerden dolayı. Dolaysıyla Dış faktörlere dayalı olarak iç hataları nasıl değerlendirmek mantıklı degildir.Bu sözler gerçekçi değildir. Dolayısıyla bu konuyu Allahın izniyle kriz bittikten sonra çok dahasaglıklı değerlendirebiliriz.

HALK TV

Şimdi de sayın Cumhurbaşkanı; 40 yıldan beri Baas Partisi bu devleti yönetiyor.kendi özel vizyonuyla halkın siyasi ve sosyal yaşamını yönlendiriyor. Son gelişmeleri düşünmemiz halinde; Baas Partisinin çağın gelişmeleriyle uyuşmadığını ve halkın ideallerinden uzak kaldığına inanıyor musunuz? Yada dar bürokratik kalıplar içinde kaldığını düşünüyor musunuz? Şayet gelişmelerde iç dinamiklerin rolü olduğunu söylersek, durumların gelişmelerine ilişkin analiziniz nedir?

Cumhurbaşkanı el-Esad

Elbette her devletin gelişime ihtiyacı vardır. Her partinin de. Bir parti uzun bir süre devleti yönetirse, bu partinin diğer partilerden daha fazla gelişim ve yenilenme ihtiyacı olur. Çünkü partiyi geliştirmek, devletin geliştirilmesine yansıyacaktır. Biz bunu 2005 yılında partinin genel kongresinde tartıştık. Özellikle siyasi alanlarda gelişme ve kalkınma içinde net bir plan belirledik. Kalkınma süreci karmaşık bir süreçtir. Sizler Türkiye’de demokratik açılıma başladınız ve yanılmıyorsam ilk serbest partiler 1950 yılında kuruldu. Yani yaklaşık altmış yıl önce. Sanıyorum Türkiye'deki demokrasinin ileriye doğru adım atması gerekiyor. Öyle ki en azından 3 nesilden söz ediyoruz. Bizler Suriye'de bu açılım politikasını sadece on yıl önce başlattık. Kalkınma ve gelişmeye gerekli zamanı vermek gerekiyor. Özellikle de kalkınma; sırf kanunlardan yada anayasadan ibaret değildir. Suriye'de her vatandaşın hakkını gözeten sosyal bir süreçtir. Özellikle Türkiye ve Suriye gibi bir çok mezhep, ırk ve din içeren devletlerde gelişim, oldukça karmaşık bir süreç olup insanların birbirlerini kabullenmelerine dayanmaktadır.

Aynı zamanda bu süreç içinde ilerlediğimiz bir zamanda Suriye'de reformları etkileyen dış faktörler vardır. 2000 yılının sonlarında reform sürecinin Suriye'de başlamasıyla Filistin'de intifada başladı. Ardından 11 Eylül olayları oldu. Afganistan ve Irak savaşları oldu. Lübnan'da kaos başladı. 2006 yılında İsrail Lübnan'a, ardından da Gazze’ye saldırdı. Başka bir değişle peş peşe yaşanan bu olaylar Suriye'nin her daim dış baskıların altında kalmasına yol açtı. Aynı süre içinde özellikle kaide Örgütü tarafından olmak üzere sınırlar üzerinden radikal islamcı ideolojinin saldırısı mevcuttu. Bu da demokrasi ilkesine tamamen karşı çıkmaktadır. Öyle ki bu ideoloji bağnaz bir ideoloji olarak, sadece bir renge ve bir şekle inanıp başkalarını kabullenemez.

Sen sonuç olarak siz reform sürecinde ileriye doğru ilerlerken, Fakat yurtiçi ve yurtdışında ters yönde ilerleyen başka güçler mevcuttur. Dolayısıyla bu sürecin tamamlanması kolay bir konu değildir. Öyleyse sorumluluk yüklemek doğru değildir. Hiç şüphesiz reformların yapılmasında olacak herhangi bir gecikmenin sorumluluğunu devlet üstlenmelidir. Fakat reformların hızına ilişkin sorumluluk ise halk, devlet ve kurumlarıyla tüm ulusa düşmektedir.

Mynet

Haberin Tamamı İçin:

Halk TV'nin Esad'la yaptığı röportaj

Esad'dan Başbakan Erdoğan'a Ağır Sözler

Gazeteci Uğur Dündar, dün akşam Halk Tv’de yayınlanmaya başlayan ‘Halk Arenası’ programıyla ekranlara dönüş yaptı. Dündar ilk programa Yılmaz Özdil, Müjdat Gezen ve Ece Zereycan’la birlikte çıktı.

Programda Ece Zereycan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ’la yaptığı röportajdan bir bölüm de yer aldı.

Röportajda Esad, Başbakan Erdoğan için ağır ifadeler kullandı. "Nasıl bir insan onbinlerce insanı öldüren teröristleri destekleyen birine dönüşür?” diyen Esad şunları söyledi:

Bu gösterir ki o düzgün biri değil. Ancak Türk halkının bilmesi gereken nokta, Erdoğan'ın ne kadar bağnaz olduğudur. İnsan kapalı ideoloji ve taassuba yönelince kişilik sorunları yaşayan birine dönüşür. En düşük seviyede ahlaki değerlere bile sahip değil. Erdoğan'da hem kişisel sorunlar hem de İhvan ideolojisinden kaynaklanan sorunların bir karışımı var.

YILMAZ ÖZDİL’DEN İTİRAZ

Esad'ın Başbakan Erdoğan'a yönelik sözlerine Yılmaz Özdil itiraz ederek "Kimse Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına hakaret edemez." dedi. Ayrıca Esad'ın Türk halkına psikolojik harp uygulandığını vurgulayıp yayını eleştirdi.

Radikal

Haberin Tamamı İçin:

Yılmaz Özdil'den Halk Tv'ye Esad Fırçası

Usta gazeteci Uğur Dündar, bir süredir uzak kaldığı ekranlara ’Halkın Arenası’ adlı programıyla döndü.

İlk bölümde Halk TV'nin Esad'la yaptığı röportajın 20 dakikalık kısmı yayınlandı. Esad'ın Başbakan Erdoğan'a yönelik eleştirilerine, programda yer alan Yılmaz Özdil sert çıktı. "Kimse Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına hakaret edemez." dedi.

Ayrıca Esad'ın Türk halkına psikolojik harp uygulandığını vurgulayıp yayını eleştirdi.

ESAD'IN ERDOĞAN'A YÖNELİK SÖZLERİ

"Nasıl bir insan onbinlerce insanı öldüren teröristleri destekleyen birine dönüşür. Bu gösterir ki o düzgün biri değil. Ancak Türk halkının bilmesi gereken nokta, Erdoğan'ın ne kadar bağnaz olmasıdır. İnsan kapalı ideoloji ve taasuba yönelince kişilik sorunları yaşayan birine dönüşür. En düşük seviyede ahlaki değerlere bile sahip değil. Erdoğan'da hem kişisel sorunlar hem de İhvan ideolojisinden kaynaklanan sorunların bir karışımı var."

Focus Haber

Haberin Tamamı İçin:

Esad'ın Başbakan Erdoğan'a yönelik sözlerine Yılmaz Özdil itiraz ederek "Kimse Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına hakaret edemez." dedi.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriBaşbakanBeşer EsadBirleşmiş MilletlerFilistinGazzeGezi ParkıİngiltereIrakİsrailLübnanMısırMynetRusyaSavaşSuriyeTerörTunusUğur Dündardizi
Görüş Bildir