Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Erkek Giyimindeki Griliğin Kökenleri

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Erkek giyimindeki griliğin kökenleri

Erkek giyimindeki griliğin kökenleri

20 yüzyılın feminist hareketleri, özellikle de modern batı toplumunun kurucu metinlerini yapısökümüne uğratan feminist akademisyenleri toplumsal cinsiyet üzerine pek çok kabullenişi sorgulamaya açık hale getirdiler. Ne var ki, bu toplumsal cinsiyet normları kolay kolay değişmiyor.

Modern toplum, kartezyen özne olarak adlandırılan, zihin (ruh) ve beden ayrımını en temel sorgulanmayan bilgilerden biri olarak kabul eder. Ancak bu ikilikte beden ve zihnin konumları birbirine eşit değildir. Beden, yanılgıların, baştan çıkmanın, hastalıkların ve ölümün yeri iken zihin rasyonel düşüncenin, bilimin ve aydınlanmanın bulunduğu yerdir. Zihin, bedenden üstün olarak değerlendirilir.

Toplumsal cinsiyet ise başka bir ikiliktir. Bu ikilikte, erkek zihin ile, kadın ise beden ile özdeşleştirilir. Erkek, rasyonel olan, düşünen, sorgulayan vs. iken, kadın doğuran, erotik bir bedene sahip olan, doğaya yakın olan vs.dir. Bu ön kabuller öylesine sorgulanmadan yeniden ve yeniden tekrarlanmıştır ki, günümüzde dahi yazılan bir dizi popüler romanda, ilişki rehberlerinde, spritualist metinlerde ve filmlerde aynı şekilde kabul edilir. Pop(üler) psikoloji kitapları erkeklerin ve kadınların birbirinden başka gezegenlerden gelmiş olabilecek kadar farklı olduklarını öne sürerken bu varsayımdan yola çıkarlar. Kimi feminizm fraksiyonları da kadınların doğaya yakın olması yönünü ve bedenselliğini (doğurganlığını ve regl döngüsünü) yüceltir ve mücadelelerine temel olarak alırlar.

Öte yandan gerek toplumsal cinsiyet çalışmalarında gerekse feminizmde bu noktadan çok daha farklı bir noktaya gelindi. Günümüzde sosyal bilimler toplumsal cinsiyetin bir inşa olduğu düşüncesine ulaşmış durumda.

Yine de toplumsal cinsiyet kodları o kadar da değişmemiş olabilir. Bunun bir işaretini kitlesel üretimler yapan büyük giyim kuşam mağazalarının erkek reyonlarında görmek mümkün. Kadın reyonlarının renk, biçim ve kumaş açısından çeşitliliğinin yanında erkek reyonlarının griliği, birbirinin aynısı desenleri ile ne kadar da küçük ve sıradan kaldığını fark etmiş olmalısınız. Kadınlara yönelik kreasyonlar, mağazadan mağazaya, markadan markaya ve tasarımcıdan tasarımcıya değişim gösterirken, erkeklere yönelik kreasyonlar hemen hemen her yerde aynıdır. Kadınların giyimine yönelik çok çeşitli seçenekler mevcuttur, etekler, pantolonlar, elbiseler, taytlar, atletler, çeşit çeşit ayakkabılar. Oysa erkek reyonlarında yaz-kış hemen hemen aynı şeyler bulunur. Gömleklerin dizaynları her yerde aynıdır.

Dahası, son yıllarda erkek bedeni iyiden iyiye gizli saklı hale getirildi. Şortlar gitgide uzadı. Pek çok erkek denize girerken bile dizlerine kadar uzayan şortlar giyiyor ve bu her nasılsa 'doğru' (otomatik olarak modern) bir giyim şekli olarak değerlendiriliyor. Bu konuda google araması yaparken deniz kenarında slip mayo giyen erkekleri 'dananın önde gideni' olarak damgalayan bir köşe yazarına dahi rastladım. (burada) Bir erkeğin bedenini göstermesi iki şekilde anlaşılıyor; bunlardan biri 'magandalık', diğeri ise 'eşcinsellik' şeklinde, ya da yeterince erkeksi olamamak şeklinde.

Bunu biraz açmak istiyorum. Erkeğin modern söylemde zihin olarak düşünüldüğünü belirtmiştim. Dolayısıyla, erkeğin medenileşme ve erkeksileşmesi bedeninden olabildiğince kurtulması demek oluyor. Erkeğin bedensel arzularının, beden kokusu, bedeninin çıplaklığı bu yüzden medenileşememiş erkek ya da erkeksiliğinden noksan erkek şeklinde bir anlamı işaret ediyor.Bu esnada eşcinsel erkek kimliği de kategorize edilmiş, 'kadınsı erkek' kalıbına sıkıştırılmış oluyor.

Bu yüzden de kitlesel üretim yapan yerlerdeki erkek giyimi, olabildiğince anonim, bedeni yok eden, gizleyen, sıradanlaştıran bir özellik taşıyor. Daha farklı giyinmek istiyorsanız, kitlesel üretim yapan yerler değil, butik mekanlara gitmeniz gerekiyor. Ne var ki, buraların fiyatları da kitlesel üretim yapan yerlerin çok üzerinde.

Toplumsal cinsiyet normları, kadınları olduğu kadar erkekleri de baskı altına alıyor. Öte yandan, kadınların mücadelesi ve feminizm kadınların baskılanışını görünür kılıyor. Oysa, varolmayan bir iktidar konumuna sahipmiş gibi görünen erkek bir dizi kalıbın içine sıkışmış durumda ve sesini pek çıkaramıyor.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

DeepMindEşcinseldizi
Görüş Bildir