Ergenekon'da 298. Duruşma: Tuncay Özkan'dan Son Savunma

 > -

Ergenekon Davası'nda 298. Duruşma

Ergenekon Davası'na Başbakanlık'tan gönderilen yazıda, davada tutuksuz olarak yargılanan MİT görevlisi Ö.Y.'nin yargılanması için gerekli iznin verildiğini belirtildi. Davada savunmasını yapan tutuklu sanık Gazeteci Tuncay Özkan mütalaayı eleştirerek, "Mütalaa bir zulümnamedir, reddediyorum. Ben, mütalaada anlatılan kişi değilim" dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'de görülen 66'sı tutuklu 275 sanıklı Ergenekon davasının 298. duruşması başladı. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmada CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Gazeteci Tuncay Özkan ve eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin'in de aralarında bulunduğu 45 tutuklu sanık hazır bulundu. Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ ve YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler'in de aralarında bulunduğu 21 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı. Başka suçtan tutuklu bu davadan tutuksuz yargılanan Yalçın Küçük ve Sami Hoştan'ın da aralarında bulunduğu 3 tutuksuz sanık da duruşmada hazır bulundu.

TUNCAY ÖZKAN: MÜTALAA BİR ZULÜMNAMEDİR

Mütalaada, 'Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenen tutuklu sanık Gazeteci Tuncay Özkan savunmasını yaptı. Özkan, Reyhanlı'daki patlamalarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı dileyerek savunmasına başladı. Savcıların sunduğu 2 bin 271 sayfalık esas hakkındaki mütaalayı eleştiren Özkan, ilk günden beri suçunun ne olduğunu sorduğunu ancak 5 yıldır cevap alamadığını söyledi. Özkan, "Terörist, darbeci ve insanları katletmekle suçlanıyorum. Benim darbe girişimi içinde olduğumu gösteren bir delil gösterin suçumu kabul edeceğim. Mütalaada telefonda onunla bununla konuştun denilerek hakkımda ceza istenmiş. Mütalaa bir zulümnamedir, reddediyorum. Ben mütalaada anlatılan kişi değilim. 14 yaşımda çalışmaya başladım. 18 yaşımdan beri gazetecilik yapıyorum. Öğretmenim bana 'Ne olacaksın büyüyünce' diye sorduğunda 'Gazeteci olacağım' dedim. Hayalimi gerçekleştirdiğim için suçluyum. Mütalaada 28 yıllık meslek hayatıma hakaret ediliyor" dedi.

MAHKEME BAŞKANI ÖZESE ÖZKAN'I UYARDI

Araya giren Mahkeme Başkanı Özese de, "'Mütalaa hakaret ediyor' diyemezsiniz. Savunmayı aşan sözler bunlar" diyerek Özkan'ı uyardı. Özkan da "Mütalaada şunların sayesinde gazetecilik yapmıştır' derse siz ne düşünürsünüz sayın başkan. Ben zalimliğe muhalif oldum. Yoksullukla mücadele ettim. Mütalaada 'Başarılı değil ama başarılı yapılmış gazeteci' deniliyor. Burada olmaktan acı duyuyorum. Bu bir zulümdür. Türkiye'ye ve dünyaya sesleniyorum. Demokrasi, özgürlük, barış ve adalet için mutlaka geri döneceğiz" ifadelerini kullandı. Duruşma Özkan'ın savunmasını yapması ile devam ediyor.

MİT GÖREVLİSİNİN YARGILANMASI İÇİN İZİN VERİLDİ

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, mahkemeye ulaşan belgeleri okudu. Özese, Başbakanlıktan gönderilen yazıda, dosyanın ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilen MİT görevlisi tutuksuz sanık Ö.Y. hakkında, yargılanması için izin verildiğinin belirtildiğini açıkladı.

KANUN DEĞİŞİKLİĞİ NEDENİYLE DOSYASI AYRILMIŞTI

Davaya bakan mahkeme heyeti, 22 Mart 2012 tarihinde MİT Kanunundaki değişiklikler nedeniyle MİT görevlisi tutuksuz sanık Ö.Y. hakkındaki yargılama durdurulmasına karar vermişti. Ö. Y. hakkındaki dosyanın ayrılmasına ve ayrı bir esasa kaydedilmesine karar veren mahkeme heyeti Ö.Y. hakkında kovuşturmanın devam edilebilmesi için Başbakanlıktan izin alınmasına kararlaştırmıştı. MİT görevlisi Ö.Y.'nin, davanın firari sanığı Bedrettin Dalan'ın gözaltına alınacağını haberdar ederek kaçmasına neden olduğu iddia ediliyor.

DHA

Haberin Tamamı İçin:

“Yokun yok olduğunu anlatmak için yok olmak üzereyim”

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon Davası'nda 'Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenen tutuklu sanık Gazeteci Tuncay Özkan 2 saatlik son savunmasını yaptı.

Avukatının getirdiğini söylediği gelincik çiçeğini yakasına takarak savunmasına başlayan Özkan "5 yıldır kollarımı açtığımda iki duvarına dokunabildiğim bir hücredeyim. Ancak hala umudum var ve dik duruyorum. Umutla, özgürlük ve adalet mücadelemi sürdürüyorum. Çünkü umut yozlaşmanın ve çürümenin engelleyenidir. Umutla, aşkımla ve inançla özgürlük ve adalet arayışımı son nefesime kadar sürdüreceğim" diye konuştu.

"SAMİ HOŞTAN İLE ZORLA ARKADAŞ OLDUK"

Özkan, bu davada tutuksuz yargılanan ancak kumar çetesi operasyonundan tutuklu bulunan Sami Hoştan’dan söz ederek "Sami Hoştan burada. 2006 yılında gittiğim bir lokantada Sami Hoştan’ı görünce “Ben onunla aynı lokantada olmam" deyip çıktım. O zaman aynı lokantada yemek yemediğim Sami Hoştan ile beni burada zorla tutuyorsunuz. Zorla arkadaş olduk. Ayrıca hakkında aleyhinde pek çok yazım ve programım da vardır. Ancak şimdi aynı örgütün teröristiyiz. Bu sizin hayatın olağan akışı tanımınıza uygun mudur? " dedi. Mütalaada, bir dönem sahibi olduğu Kanaltürk televizyonunda “Ergenekon terör örgütü adına kara propaganda" yaptığı şeklinde bir iddianın yer aldığını söyleyen Özkan, "Kanaltürk, hangi yayını ile böylesine ağır ve alçakça bir suçla suçlanabilmektedir. Kara, mor, turuncu propaganda yaptığım iddialarının hepsi yalan. Kanaltürk televizyonu Türk demokrasisinin yüz akıdır, muhalif medya mensubudur. Kanaltürk, yayınları ve kalitesiyle bağımsız ve özgür duruşuyla tarihe geçmiştir. Ancak mali baskılardan satmak zorunda kaldım" diye konuştu.

"ÇUBUKLU BENİ O ZAMAN HAPSE ATTIRMAYI BAŞARSA BELKİ ŞİMDİ BU DAVADA YOKTUM"

Özkan, Cüneyt Arcayürek ile yaptığı Kanaltürk'te yayınlanan "Politika Durağı" programında tamamen yanlış anlamadan kaynaklanan bir sorun yaşandığını belirterek, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök'ün, kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarının aşağılanmasını düzenleyen TCK'nın 301. maddesinden dava açtırdığını söyledi. Özkan "Özkök, zorlayarak hakkımda dava açtırdı. Zorlayarak diyorum, çünkü Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği'nin ilk suç duyurusuna Şişli Cumhuriyet Savcılığı takipsizlik kararı vermiş, ancak Hıfzı Paşa (tutuklu sanık Hıfzı Çubuklu) Adalet Bakanlığı üzerine baskı yaparak hakkımda 301'den dava açılmasını sağladı. Bu davadan hakkımda beraat kararı verildi. Şimdi 'Bu dava açılsın Tuncay Özkan hapis cezası alsın' diye çabalayan kişiyle aynı örgütün üyesi olduk iyi mi? Dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu beni o zaman hapse attırmayı başarsa belki şimdi bu davada yoktum" ifadelerini kullandı. Özkan, söz konusu davada Çubuklu'nun programda söylenen bir sözü tipeksle silerek, değiştirmesi üzerine söz konusu davada yargılandığını iddia etti.

"32 ADET RUHSATSIZ MERMİNİN BANA AİT OLDUĞUNU NASIL ANLAMIŞLAR"

Kendisinde ruhsatsız silah bulunmadığı halde mütalaada “Ruhsatsız silah ve mermi" bulunduğu suçlaması yapıldığını anlatan Özkan, silahının ruhsatını mahkemeye sunduğunu belirterek, "Halkalı'da depoda 32 adet ruhsatsız merminin bana ait olduğunu nasıl anlamışlar? Ruhsatsız mermi ne demektir? Savcılık ayrıca ruhsatsız tabanca ve mermim olduğunu, bunların evimde ele geçtiği gerçek dışı beyanını, başvurduğum Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de göndermiştir. Bunlar gerçeğe aykırıdır. Savcılık gerçekdışı beyanda bulunmaktadır" diye konuştu. Özkan’ın bu sözleri sırasında Savcı Murat Dalkuş söz istedi. Ancak Mahkeme Başkanı Özese, "Lütfen Savcı Bey" diyerek söz vermedi. Özkan’ın da “Lütfen şahsileştirmeyin" diyerek Özkan’dan belgeyi kendisine vermesin istedi.

"SAVCILARIN AMACI POLİTİKTİR"

Mütalaada siyaset ve sivil toplum örgütü çalışmalarının suç unsuru gibi gösterildiğini “Cumhuriyet Mitinglerinin AKP’den birisinin Cumhurbaşkanı seçilmesini önlemek için" düzenlediğinin iddia edildiğini anlattı. 2007 yılında yapılan mitinglere Ankara, İstanbul ve İzmir'den milyonlarca kişinin katıldığını söyleyen Özkan "Bu konuda hakkımda hiçbir kovuşturma soruşturma yoktur. Savcıların amacı politiktir. Yasal, hakkında hiçbir suçlama olmayan demokratik hak kullanımı olan bu mitinglere neden kara çalma ihtiyacı hissediyorsunuz? Neden sanki bir olay çıkmış, bir suç işlenmiş gibi davranıyorsunuz? Yine yapacağız, idamsa idam, korkmuyorum" ifadelerini kullandı. Mütalaayı eleştiren Özkan, "Bu davada olmayan suçlamalarla karşı karşıyayız. Yokun yok olduğunu anlatmak için yok olmak üzereyim" diye konuştu.

ERBAKAN, BANA AVUKATINI GÖNDERDİ

Gazetecilik mesleği gereği her kesimden tanıdıkları olduğunu, kendisinden çok farklı düşüncelerdeki siyasetçilerle de görüştüğünü söyleyen Özkan, "Eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan ben tutuklandıktan sonra avukatı Salih Çelen’i bana gönderdi. Avukat bana ‘Erbakan size dua ediyor’ dedi. Belki Doğu Perinçek’e de göndermiştir. Belki başka sanıklara da göndermiştir" dedi. Özkan savunmasını "Neden Sayın Başkan neden? Neden Tuncay Özkan'dan korkuyorlar" sözleriyle tamamladı.

Zete

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAnkaraCumhuriyet Halk PartisiDarbeErgenekonGenelkurmay Başkanıİdamİlker BaşbuğİstanbulİzmirReyhanlıTerörYalçın Küçükolay
Görüş Bildir