Ergenekon Tanığı: 'Tansu Çiller 1995'te Öldürülecekti'

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Ergenekon'da Yeni Duruşma

Ergenekon'da Yeni Duruşma

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün de aralarında bulunduğu 65'i tutuklu 273 sanıklı ''Ergenekon'' davasının 216'ncı duruşması başladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekilli gazeteci Mustafa Balbay, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin ile gazeteci Tuncay Özkan'ın da aralarında bulunduğu 36 tutuklu sanık katıldı.

Haberin Tamamı İçin:

Ergenekon Tanığı: 'Tansu Çiller 1995'te Öldürülecekti'

Ergenekon Tanığı: 'Tansu Çiller 1995'te Öldürülecekti'

Ergenekon davasında tanık olarak dinlenilen yazar Ümit Fırat, Abdullah Öcalan'ın, avukatları aracılığıyla gönderdiği bir mesajı anlattı. Fırat, "Bir yetkili, Tansu Çiller'in 1995 yılında öldürüleceğini söylemiş; PKK'nın üstlenmesini istemiş. Öcalan ise bunu kabul etmemiş" dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada konuşan Fırat, davayla ilgili doğrudan tanıklığının olmadığını, analizleri nedeniyle ifadesinin alındığını söyledi.

Fırat, 2008 yılında Neşe Düzel ile Taraf Gazetesi'nde yayımlanan röportajında analizler yaptığını ifade ederek, "PKK ile 'Ergenekon' arasında ilişki var mı?' diye soru geldi. 'Karşılıklı el sıkışıp, birlikte hareket ettiklerini sanmadığımı, ancak öyle eylemler ortaya çıkar ki biri diğerini teşvik eder ve sonuca ulaşılabilir' dedim. 1993 yılında Bingöl'de 33 askerin öldürülmesini örnek gösterdim. 'Eğer PKK durup dururken otobüsleri durdurup 33 askeri öldürüyorsa bunun bir manası olmalı' demiştim. O gün Milli Güvenlik Kurulu'nda genel af da dahil bir takım düzenlemelere gidilmesi için tavsiye kararı alınmıştı. Bu çok önemli bir dönüm noktasıdır" diye konuştu.

Sosyalist ve devrimci bir kişi olduğunu ifade eden Fırat, 1973 yılında Ankara'da açtığı kitabevine devrimci ve sosyalist birçok arkadaşının gelip gittiğini, yine Abdullah Öcalan'ın da kitabevine geldiğini dile getirdi. Öcalan ile özel bir bağı ve ilişkisinin olmadığını aktaran Fırat, Öcalan'ın öğrencilerin organize olduğu bir derneğe üye olduğunu, daha sonra Öcalan'ın kendisine "Apocular" adıyla bir grup oluşturduğunu kaydetti.

Sosyalist ve Kürtçü grubu olan Kemal Burkay'ın ekibinden bir gencin "Apocular" tarafından öldürüldüğünü ifade eden Fırat, sosyalist gruplarda, rakiplerin temizlenmesi gibi eski bir gelenek olduğunu belirtti.

Tutuklu sanıklardan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'i de uzun yıllar önce tanıdığını kaydeden Fırat, aralarında bir ahbaplıkları olmadığını söyledi.

Fırat, Doğu Perinçek ve arkadaşları tarafından 2000'e Doğru Dergisi'nin çıkarıldığı 1987-1988 yıllarında Abdullah Öcalan ile aralarında bir yakınlaşma olduğunu anlattı.

Destek olmadan ilişkiler yaratılamazdı

Abdullah Öcalan'ın İmralı'da kalırken 13 Eylül 2000 tarihinde avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, silahsızlaşma kararı aldığını, militanlarını da yurt dışına çıkarmaya çalıştığını belirten Fırat, şunları kaydetti:

"Öcalan, avukatları aracılığıyla yaptığı bir açıklamada ise 'Orgeneral geldi benimle konuştu' demişti. Generalin militanların hepsinin Türkiye'den çıkmasını istemediğini açıkladı. Bunlar endişe verici, açıklanması gereken şeyler. PKK'nın bazı militanları o dönemde Türkiye'den çıkmayıp, adeta yedek düşman olarak bekletilmiştir. Daha sonra Türkiye'de bekletilen insanlara yönelik operasyonlar başladı. 2004 yılı başlarında Öcalan bu işin yeniden savaşa dönüşeceğini söylüyordu. Aynı süreçte PKK içinde savaşın başlamasını istemeyenler tasfiye edildi. Savaş isteyen kanat, iş başına getirildi. Bu süreçte bin 700, bin 800 insan örgütten tasfiye edildi. Türkiye'den bazı destekleri olmasaydı, o ilişkiler yaratılamazdı. İmralı'dan Kandil üzerine ilişki kuruldu. Öcalan, devletten uzak olarak bu ilişkiyi gerçekleştiremezdi. 1 Haziran 2004'te savaş yeniden başladı."

Fırat, Öcalan'ın "Ergenekon" soruşturmasını yürüten savcıya ısrarla ifade vermek istediğini belirterek, "Demek ki kendisinin de söyleyeceği şeyleri vardı" dedi.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAnkaraBingölCumhuriyet Halk PartisiErgenekonGenelkurmay Başkanıİlker BaşbuğİmralıİstanbulİzmirSavaşTansu ÇillerTaraf Gazetesigenel af
Görüş Bildir