Erdoğan'ın Konuşmasındaki Detaylarda AB Faktörü mü Var?

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Erdoğan'ın Konuşmasındaki Detaylarda AB Faktörü Mü Var

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 11 gündür süren ve tüm Türkiye'ye yayılan Gezi parkı olayları konusunda pekçok kez konuştu. İlk konuşmalarında daha sert bir üslup kullanmayı tercih eden Erdoğan, AB Bakanlığı Küresel Sorunlar Karşısında Türkiye ve AB için ortak gelecek toplantısında yaptığı konuşmada ise konuşmasındaki sertlik tonunu belirgin şekilde düşürdü.

Erdoğan son 24 saat içinde İstanbul'da iki ayrı konuşma yaptı; İlki, Kuzey Afrika gezisi dönüşünde kendisini karşılayan kalabalık AK Partili gruba hitaben, Atatürk havalimanına getirilen AK Parti otobüsünden yaptığı konuşma idi. İkincisi ise, AB Bakanlığı'nın organizasyonunda, katılımcı olarak pekçok Avrupalı siyasetçi ve yöneticinin bulunduğu toplantıda. 24 saat içinde, aynı kentte, ancak farklı topluluklara yönelik iki konuşmada ton farkı şöyle özetlenebilir;

Hava limanında 'faiz lobisi', AB toplantısında 'çevre katledenler'

Başbakan Erdoğan, havalimanı konuşmasında Gezi olaylarının arkasında "faiz lobisinin bulunduğunu" açık bir dille ifade etti. Ancak AB toplantısında faiz lobisine hiç değinmeyip, Taksim bölgesinde otel ya da üniversite yapımı için sökülen ağaçlardan bahsetti.

Hava limanında "vandallar", AB Toplantısında çevrecilere işbirliği çağrısı

Başbakan, Hava limanı konuşmasında gezi direnişinden bahsederken, Hiç kimsenin, ama hiç kimsenin bu ülkede hukuksuzluk yapmasına, demokrasiye kast etmesine, vandallıkla yakıp yıkmasına, şehirlere, kamu mallarına, insanımıza zarar vermesine göz yumamayız" dedi. Göstericileri, "Çoğu polis, bine yakın vatandaşımız yaralandı. Şehirler yağmalandı, dükkanlar yağmalandı, esnafa zarar verildi. Bunlar Türk bayrağını yakacak kadar azgınlaştılar ve utanmadan, sıkılmadan Türk bayrağını gezdirenler bunlara ne yazık ki oyuncak oldu" sözleriyle eleştirdi. Eylemlerin "demokratik gösteri hüviyetini kaybettiğini", "vandallığa, artık tam anlamıyla hukuksuzluğa dönüştüğünü" söyledi. Ancak AB toplantısında, gezi direnişçilerine "çevre konusunda işbirliği" önerisi yaptı.

Hava limanı konuşmasında "polisi çekmeyiz" AB toplantısında "müdahaleden üzüntü duyduğumuzu söyledik

Erdoğan, hava limanı konuşmasında, polisin göstericilere orantısız müdahalesine ağırlık vermeyip, aksine polise destek verir tarzda konuştu; "Ne diyorlar; 'Polisi çekin'. Ne olacak? Burası yol geçen hanı değil, bu ülke Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Kamu kurumlarına, kamu araçlarına, sivil vatandaşlarımızın araçlarına varıncaya kadar, insana varıncaya kadar herkese saldıranlara karşı polisimiz görevini yapmıştır. Yeri gelmiş, aşırı güç kullanmış olabilir. Onlarla ilgili talimatımızı verdiğimizi söylemiştim. Başbakan vekilim de bunu söyledi. Konuyla ilgili İçişleri Bakanım gereğini yapıyor. Takipçisidir. Fakat kimsenin bunlar üzerinden bize saldırmaya da hakkı yoktur"

Oysa AB toplantısında, müdahalelerden "üzüntü duyduğunu pekçok kez ifade ettiğini" vurgulamayı tercih etti.

AB toplantısında ise, "Hükümetle bir meselesi olan bunu sandıkta görebilir. Hükümete hesap sormak isteyen vakti zamanı gelince sandıkta sorar" dedi.

Hava limanında "tencere tava" eleştirisi, AB toplantısında "anlatsınlar, başım gözüm üstüne..."

Başbakan, havaalanı konuşmasında Gezi direnişçilerinin protesto için akşam saatlerinde sokaklarda tencere tava çalmalarını da eleştirerek, "Sizin elinizde tencere tava yok değil mi? İşte bu çok önemli. Siz sokaklarda tencere tavayla dolaşanlardan değil, bu gençlik, elinde bilgisayarıyla dolaşanlardan bir gençlik olacak" dedi.

AB toplantısında, "Bizim karşı olduğumuz şiddettir, terördür, vandallıktır. Yoksa demokrasi talebi diye bir taleple karşımıza çıkacak olanlara canım feda.Neymiş yapamadıklarımız bize bunları anlatsınlar başımız gözümüz üstüne" diye konuştu

GEZİ DİRENİŞÇİLERİYLE İŞBİRLİĞİ YOLUNU AÇTI

Başbakan, ağaçların sökülmesine tepkiyle başlayan gezi olaylarında ilk kez, çevre duyarlı vatandaşların isteklerine "kulak vereceğini" açıkça söyledi. Erdoğan, "Çevre hassasiyeti olan kardeşlerime sesleniyorum.Eğer çevrecilikte ortaklık yapacaksanız,gelin bu Başbakanınız ile yapın" diyerek, işbirliği kapılarını araladı. "Demokrasi talebi diye bir taleple karşımıza çıkacak olanlara canım feda. Neymiş yapamadıklarımız bize bunları anlatsınlar başımız gözümüz üstüne" diye konuştu.

DİRENİŞÇİLERİ DOĞRUDAN SUÇLAMADI, "ÇAPULCU" DEMEDİ

Başbakan, Gezi olaylarının başlamasından sonra yaptığı diğer konuşmaların aksine, AB Toplantısındaki konuşmada olaylardan bahsederken gezi direnişçilerini doğrudan vandalizmle suçlamaktan kaçındı, daha genel ifadeler kullanmayı tercih etti; "Çevreci olmak kamu mallarına zarar vermek değildir.Çevreci olmak ağaçları, saksıları yakıp yıkmak değildir" dedi.

AVM'DEN VAZGEÇTİ...

Başbakan'ın AB toplantısında konuşmasında en çok öne çıkan unsur ise, daha önce bizzat kendisinin açıkladığı, Gezi parkının yerine kurulması planlanan Topçu Kışlası'ndaki alışveriş merkezi konusunda oldu. Daha önce Topçu Kışlası'nın içinde bir AVM'nin de yer alacağını açıkça dile getiren Erdoğan, AB toplantısındaki konuşmada, "Gezi Parkı’na fark edecek bir ağaçlandırmayı ortaya koyalım.Bir ara taktılar AVM’ye. Zaten metresiyle falan Topçu Kışlası’nda AVM olması mümkün değil.Söylediğimiz bir ifadeydi. Buranın bir şehir müzesi olabileceği düşüncesi de var" dedi.

DEZERFORMASYON'DAN ŞİKAYET ETTİ, AMA "TWİTTER BELADIR" DEMEDİ"

Başbakan, AB toplantısında sosyal medyada yaşanan "dezenformasyondan" şikayet etti; "Son günlerde Taksim gezi Parkı düzenlemesiyle yaşanan olaylar kimseyi yanlış düşüncelere sürüklemesin. Burada korkunç bir dezenformasyon var. Sosyal medyanın korkunç bir yalan kampanyası var. Tespitlerle elimdedir" dedi. Oysa geçen pazar günü çıktığı TV programında, Gezi direnişçilerinin twitter üzerinden organize olmalarından duyduğu rahatsızlığı, çok daha net ifadelerle açıklamıştı; "Şu anda twitter denilen bir beladır. Yalanın daniskası burada. Sosyal medya denilen şey, aslında şu anda toplumların baş belasıdır."

AKM YERİNE CAMİDEN HİÇ BAHSETMEDİ, OPERA BİNASINI ANLATTI

Başbakan, daha önce Taksim'deki AKM binasının yıkılıp, yerine bir cami yapılması planlarından bahsetmişti. 2 Haziran Pazar günü İstanbul'da yaptığı konuşmada, "Taksim'e cami de yapacağız. Bunun iznini CHP Genel Başkanı'ndan, ya da bu birkaç çapulcudan alacak değiliz. Bunun iznini halk sandıkta bize verdi zaten" demişti. AB toplantısında ise, cami planına hiç değinmedi. AKM'nin "depreme dayanıklı olmadığı için yıkılacağını" vurgulayarak, yerine opera binası yapılacağını söyledi. "Yapının kullanışlı olmadığını da çalışan sanatçılardan biliyorum. Barok mimariyle bütünlük arz edecek şekilde buraya dev bir opera binası yapalım. Türkiye’de opera binamız yok. Bir ilkin adımını atmak istiyoruz" dedi.

"ZOR TUTULAN YÜZDE 50" DEMEDİ, "YÜZDE 100'ÜN PARTİSİYİZ" DEDİ

Başbakan, Gezi olaylarının ilk günlerindeki konuşmalarında, seçimlerde oy aldığı yüzde 50 oyu sık sık hatırlatmıştı. 4 Haziran'da Kuzey Afrika gezisine çıkmadan hemen önce yaptığı açıklamada, "şu anda evlerinde bizim zorla tuttuğumuz, bu ülkenin en az yüzde 50'si var" demişti.

Başbakan, yine Gezi olaylarının ilk günlerinde, 2 Haziran Pazar günü katıldığı bir TV programında da "benim de partim var. onlar Taksim'e 20 bin kişi mi çıkardı? Ben de 500 kişiyi Kazlıçeşme'ye çıkarırım. Biz bunu yapacak güçteyiz" demişti.

AB toplantısındaki konuşmasında ise, AK parti'ye yönelik kapatma davasına değinerek, o dönemde bile mücadelenin "hukuk içinde verildiğine" dikkat çekti; "Tabanımızı asla meydanlara dökmedik. Hukuk içinde kalarak mücadelemizi verdik" dedi.

AB toplantısında ise Başbakan, tüm Türkiye'yi kapsayacak bir üslup kullanmayı tercih ederek, "Biz yüzde 50’nin partisi değiliz. Yüzde 100’ün partisi olarak ülkeye hizmet veriyoruz." dedi.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAvrupa BirliğiBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiGezi ParkıİstanbulPolisRecep Tayyip ErdoğanSosyal MedyaTercihTwitter
Görüş Bildir