Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ercan Altuğ Yılmaz Yazıo: Çocuk Oyunu mu Bu?

Anasayfa > Yazio

“Biriyle bir yıl sohbet etmek yerine bir saat oyun oynarsanız, onu daha iyi tanırsınız” der Plato. Çünkü insanlar oyunda bütünüyle kendileri olurlar. Oyunlar bireylerin gerçek hayatta yapmaları mümkün olmayan aktiviteleri gerçekleştirmelerine olanak sağlarken, insanlar arasındaki sınırları da ortadan kaldırır. Aynı dili konuşmadığımız insanlarla aynı oyunda takım arkadaşı olabiliriz.

Netflix belgesel serisi içerisinde yer alan “Not A Game” tam da bu konuyu işleyerek kafamızda canlanan oyun ile ilgili birçok soruyu yanıtlamamıza fırsat sunuyor.

Netflix belgesel serisi içerisinde yer alan “Not A Game” tam da bu konuyu işleyerek kafamızda canlanan oyun ile ilgili birçok soruyu yanıtlamamıza fırsat sunuyor.

Belgesel dilimize “Çocuk Oyunu Değil” olarak çevrilmiş.

Evet. Yaklaşın! Spoiler veriyoruz.. :)

80'lerin başından bu yana sürekli gelişen video oyunları günümüzde AR ve VR  uygulamalarıyla oyunculara heyecan verici deneyimler sağlıyor. Bu değişimler çocukların ve gençlerin dijital oyunlarda geçirdiği zamanı elbette arttırdı ve ebeveynler hep bir ağızdan aynı soruyu sormaya başladı: “Eyvah çocuğum oyun bağımlısı mı oluyor?”

Birçok aile bu değişimi anlamakta zorlandığı için çocuklarıyla çatışmalar yaşadı belki sizde bunlardan birisiniz.

Burada sormamız gereken  asıl soru çocuklar ve gençler neden oyun  oynuyor? 

Oyun sorunun kendisi mi yoksa semptomu mu?

Yüzyıllardır pek çok düşünür kendi kuramları çerçevesinde oyunun çocukların gelişimindeki önemini anlatmaya çalışmıştır. Piaget, “Oyun dünyayı tanıma aracıdır” der; sosyal gelişim kuramı öncülerinden Vygotsky oyun için “Çocuğun sosyal yönden gelişimini sağlayan bir araçtır.” ifadesini kullanır. Çelişkiye bakın ki bugün ise ebeveynlerin en büyük endişesi oyunlar yüzünden çocukların sosyal hayattan uzaklaşıyor olması ve şiddete eğilimli hale gelmeleri..

Dijital dünyanın içine doğmuş bir nesli dijital oyunlardan ve ortamlardan uzak tutmak mümkün değil.

Dijital dünyanın içine doğmuş bir nesli dijital oyunlardan ve ortamlardan uzak tutmak mümkün değil.

Hele ki değişime ve gelişime ayak uydurabilmek günümüz dünyasında bireylerin kazanması gereken en önemli becerilerden biri olmuşken. Y kuşağı için sokakta top oynamak neyse onlar içinde dijital oyunlar aynı şeyi ifade ediyor. Buradaki kritik nokta ne oynadıklarını, kimlerle oynadıklarını bilmek ve oyun sürelerini yaşlarına uygun düzeyde tutabilmek. Öyle ki eskiden doğum günü partilerine palyaço davet edilip çocukları eğlendirmesi beklenirken artık partilere interaktif oyun otobüsleri geliyor. Just Dance ile dans edip Popstar ile şarkı söylüyorlar. Birlikte eğlenip deneyimlerini paylaşıyorlar ve sonrasında toplarını alıp bahçede oynamaya devam ediyorlar. İşte bu noktada, denge önemli. Otobüs ile ilgili deneyimleri sorulduğunda en çok tanıdıkları arkadaşları ile interaktif oyun oynamaktan hoşlandıklarını söylüyorlar.

Öyle ki dijital oyunlar bazen fiziksel sınırları kaldırarak gerçek hayatta yapamadıklarımızı yapmamızı ve dünyanın dört bir yanından birçok insanla tanışmamız sağlıyor. Önemli olan elinizdeki kaynağı doğru ve etkili bir şekilde kullanıyor olmanız. Belgeselde bu durum için verilebilecek en güzel örneklerden biri  izole bir adada yaşayan Christian olabilir. Yaşadığı yerde hiç arkadaşı olmayan Christian oyun oynamaya sosyalleşmek amacı ile başlıyor. Ancak bir gün ailesine oynadığı oyunda maaşlı ve sigortalı olarak işe alınacağını söylediğinde ilk başta inanmıyorlar ta ki forması, telefonu gelene kadar. Christian şimdi profesyonel bir e-spor oyuncusu ve içinde bulunduğu dezavantajlı şartları avantaja dönüştürerek bunu başardı.

Çünkü oyunlarda herkes eşit şartlarda yarışıyor; ırk, cinsiyet, dil farkı ortadan kalkıyor herkes sadece oyuncuyu görüyor arkasındaki kişiyi değil..

Hatta bazı durumlarda oyunlar, kontrolümüz dışındaki engelleri de ortadan kaldırabiliyor.

Hatta bazı durumlarda oyunlar, kontrolümüz dışındaki engelleri de ortadan kaldırabiliyor.

Fiziksel sakatlık geçirmiş sporcular kariyerlerine e-spor takımlarında koşmaya devam ediyor. Oyunlarda insanlar hata yapmaktan korkmadıkları ve kolayca risk alabildikleri için bazen de tam tersi şekilde kariyerlerine video oyunlarında başlayıp gerçek hayatta devam ediyorlar, tıpkı araba yarışlarına video oyunlarıyla başlayan Formula 1 pilotları gibi. Daha da etkileyici olanı sağlık engelleri sebebi ile günlük hayatın içerisinde yer alamayan birçok insan kişiye özel araçlarla dijital oyunlarda sosyalleşebiliyor ve gerçekte yapamayacağı fiziksel aktiviteleri bu sayede deneyimleme fırsatı bulabiliyor. Beraberinde  unutamayacakları birçok  güzel duyguyu yaşayabiliyorlar bisiklet sürmek, top oynamak, araba kullanmak gibi…

Eğitimden spora, hatta sağlığa kadar aklınıza gelebilecek her alanda ihtiyaçlarımız içinde bulunduğumuz şartlara göre -tüm dünyada yaşanan pandemi süreci de bunun en iyi örneklerinden biri oldu- değişip gelişiyor. Sahip olduğumuz internet, televizyon, sosyal medya, dijital oyunlar gibi kaynakların hepsinin pozitif ve negatif yönleri var elbette. Önemli olan karşıtlıklarla dolu bir dünyada hem kendimiz hem de çocuklarımız için bunu nasıl ve neden kullandığımız, hayatımızda nereye koyduğumuz?

“Oyuncuysanız oynarsınız.”

Hayatın dışarıda olduğunu savunan “Niye bunu yapıyorsun? Dışarı çık. Bir hayatın olsun.” yaklaşımını benimseyen ebeveynlerin aksine gençler, dijital oyunlarda hayat buluyor.

“…ama hayatın var.” mesajı ile Not A Game sonlanıyor.

Bu yazı Gamfed Türkiye gönüllülerinden Zeynep Aydın’ın katkılarıyla yazılmıştır. 

Twitter

Instagram

Linkedln

Samsung Data Code
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
8
5
0
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?