Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Duruş Sıkıntısı | Ömer Erdem

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Duruş Sıkıntısı | Ömer Erdem

Duruş Sıkıntısı | Ömer Erdem

Rüzgâr Avı’nı oluşturan ve duyarlığı ateşleyip harekete geçiren olgu aktüalite gibi gözükse de temelde zamanın ruhuyla dolu. Sert ve gerçek öyküler. Yeni bir dille dolu.

Vaktiyle estiği gibi nicedir bir rüzgâr daha esiyor Türkiye’de. O rüzgârın sanrı sarısı cümleleriyle karşı karşıyayız. İktidardır o. Muktedirlik histerisi. Kavramsal bir değişime uğramasa, içten içe dönüşmese bile, iktidara gelenler ve iktidarı kullananlar yer değiştiriyorlar içimizde. Asıl olan bu. Talepler, eylemler ve onların kurban almaktan vazgeçmeyişleri. Eleştirel bakış, edebiyatın hayata bağlılığı da tam bu noktada düğümleniyor. Nahid Sırrı’nın Tersine Dünya romanından beri, Cumhuriyet bir duruş ve temsil sıkıntısı çekiyor. İşte, Fatma Barbarosoğlu buradan, duruş sıkıntısının alabildiğine renklendiği, sıkıştığı, arkasına aldığı rüzgârla önüne geleni devirip yıktığı ve elbette sürüklediği bir süreci, dönemi kendi iç güncelliğinden kavrıyor, keskince yazıyor.

Rüzgâr Avı ’nı oluşturan ve duyarlığı ateşleyip harekete geçiren olgu aktüalite gibi gözükse de temelde zamanın ruhuyla dolu. Olayların, olup bitenlerin, aktüaliteye dönüşenlerin arasında, yazarın aradığı, gördüğü ve gösterdiği ruhsal çözülüş, ruhsal sıkıntı, temelsizlik ve insansızlıkta buluşuyor. “Herkeste bir duruş sıkıntısı var” cümlesiyle toparlıyor yazar gördüklerini. Bu cümlede kristalize olan zamanın ruhu fert fert herkese siniyor. En çok da yeni iktidar sınıfın muktedirlerine. Sosyolojik olanla günlük gerçeklik tarihsel travmanın havuzunda toplanıyor. Olay akışı, aktüalite, yazarın yazma biçimini de belirler. Dilsel dikkat edebiyatın çeperinde kendi atmosferine bürünür. Yaralı bir dille baş başayız o yüzden.

Rüzgâr Avı ’nı iktidar çemberini dolduran kadın kahramanların yolculukları diye de okumak mümkün. Farklı farklı katlarda otursalar bile, isimleri Müberra, Füsun veya Naciye olsa bile, yazar göz, ziyaret eder çatılan bu yeni siteyi. Artık arkasına rüzgârı almış habire yükselen bu sitede bir alıp başını gitme hali vardır. “En”leşmek, en sıfatının karşılıklarına bürünmek dün yasaklanan ve arkasında bir yığın “ikna odası” hikâyesi barıştıran başörtüsü için 250 euro ödemenin hazzına kavuşmak bile vardır. Kadının dönüşüm ve özgürlük taleplerinin öznesi olmaktan çıkıp, kendi rakipleri içinde “tek” olmak ihtirasına bürünmesi vardır. Bu yüzden “Kesin talimat varmış. Hanımefendilerinize sahip olun demiş Başkan.” Öyle ya, başkanı yazarken, küçük harf kullanacak değil ya Barbarosoğlu. Göndermenin ucunu açarak gösterdiğini daha belirgin kılmayacak mı? Bu “duruşu” işaretlemek bile başlı başına önemli şimdi.

Müberra Hanım, yazar olarak karşımıza çıkan Müberra Hanım, bütün bu rüzgârların esintisini günbegün yakından duyan Müberra Hanım da halkın yitirilmesine feveran etmektedir. Ki, Cumhuriyet’ten beri halk iki taraflı bir çelişkinin tam da merkezinde durur. O hem kendi adına talepte bulunulan hem de ilk fırsatta kendi konumunu değiştirip kendisine yeni bir benzer bulmakta zorlanmayandır. O sebepten çağrıldığı toplantılarda “ben sahiden halktan insanlar istiyorum” diye haykırır Müberra Hanım. “Ağırlanmak, imaj nesnesi olmak, promosyon gibi sunulmak” istemez. Oysa iktidar başka nedir ki…

“Çok elegant cümlelerin kullanıldığı” bir rüzgâr esmektedir bir yerde. O yer elbette burası değildir. Burası artık değişimleri, yeni devrimleri, yeni atılımları yeni zenginleşmeleri görmeyen “gericilerin” söylemidir. Açıkça söylemekte yarar var kitabı kuran ana duyarlık başörtüsü ve kadındır. İktidar itkisiyle havalanan başörtüsü yazarın yargısıyla, özde “hiç geçilemeyen bir sınıf” göstergesidir. “Kaç hayatı kaç bedende birden yaşayan” insanlar ülkesindeki yeni kadının yeni dilidir dönen. İmaj misafirlik gibi tarihsel nitelikleri silmiş, “insanların iletişim kurmak için bir araya geldikleri” bir sosyal etkinliğe dönüşmüştür. “Bir hastane koridorunda arkadaşını beklerken dünyanın sesini duymak” durumundan uzaklaşanların hikâyesidir Rüzgâr Avı .

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

olay
Görüş Bildir