Dünyanın Şahit Olduğu En Büyük Halk Ayaklanmaları

 > -

Spartaküs Ayaklanması-M.Ö. 73

Önderlik yeteneğiyle dikkat çeken Trakyalı bir köle olan Spartaküs, bir olasılığa göre Roma ordusundan kaçmış, haydutluk yaparken yakalanmış ve köle olarak satılmıştı. Spartaküs MÖ 73'te kendisiyle birlikte Capua'daki Quintus Lentulus Batiatus'un gladyatör okulundan kaçan 77 arkadaşıyla Vezüv Yanardağı'na sığındı.Spartaküs, kendisine katılan ve sayıları 100 bine ulaşan kaçak köle ve gladyatörlerle Lucania'ya doğru yürüdü.Amansız bir çatışma sonucunda Publius Varinius'u yendi ve Thuria ile Metapontion kentlerini yağmaladı. MÖ 72'de iki konsülün yönetimindeki güçler Spartaküs'ün üzerine gönderildi. Spartaküs onları yendikten sonra kuzeye, Alpler'e doğru kosusa geçti.Köle ordusu artık Alpler'i geçebilir ve güvenlik içinde dağılabilirdi.Ne var ki, kimse İtalya'dan ayrılmak istemedi. Spartaküs, ister istemez güneye yürümek zorunda kaldı. Spartaküs, Sicilya'ya geçmeyi tasarlayarak Messina'ya çekildi.Daha sonra, MÖ 71'de ya savaştan sağ kurtulup Roma'yı terk etti, ya da Romalılar tarafından savaşta öldürüldü. Savaşta öldürülüp tanınmaz hale gelme ihtimalinden dolayı bulunamamış olma ihtimali de vardır ancak cesedine asla ulaşılamamıştır. Romalı general Pompeius, Spartaküs'ün ordusundaki çok sayıda kaçağı yakalayıp öldürdü. 6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi. O dönemdeki inanışa göre tanrıların onu yanına aldığı, koruduğu gibi dedikodular yayıldı. Ancak Spartaküs'e ne olduğu asla öğrenilemedi.

1. Baronlar Savaşı -1215

I. Baronlar Savaşı, İngiltere Krallığında yaşanan bir iç savaştı. Robert Fitzwalter liderliğinde baronlar ileride VIII. Louis olarak taç giyecek olan Louis komutasındaki Fransız Ordusunun desteğini alarak İngiltere kralı John’a karşı başkaldırırlar. Savaşın sonunda kral 15 Haziran 1215 tarihinde imzalanan Magna Carta ile belirlenen koşullara uymayı reddeder. İngiltere topraklarında bulunan Fransız Ordusu ise çok sayıda baron kralla barış imzalamasına rağmen çatışmayı uzun süre devam ettirir.

Barut Komplosu, İngiltere-1605

Barut komplosu, bir grup yönetim karşıtı İngiliz Katolik tarafından, İngiltere Kralı I. James ve diğer aristokratları öldürmek için 5 Kasım 1605'te yapılan Parlemento Binası'nı havaya uçurma girişimidir. Robert Catesby ve Guy Fawkes öncülüğünde planlanmıştır.
Barut komplosunun Karşı-Reform hareketi olduğunu ve baskıcı yönetime karşı anarşi hareketlerinin öncüsü olduğunu kabul eden gruplar vardır.
Eylem, 1603 tarihli İlk komplo ve Veda komplosunu takiben 1605 yılında, her sene ekim ya da kasım ayında tekrarlanan aristokrasi zirvesine denk getirilmiştir. 5 Kasım 1605 tarihli bu girişim yalnızca Kral I. James'e karşı düzenlenen bir suikast değil, tüm Kraliyet ailesini, Protestan devlet adamlarının büyük bölümünü etkisiz hale getirmeyi ve halkı ayaklandırmayı hedef alan bir eylemdir.
Eylemcilerden birinin saray çalışanı bir yakınına eylem günü sarayda olmaması yönünde ki uyarısının kraliyete sızması sonucunda, Guy Fawkes eyleme giderken yakalanmış ve ağır işkencelere maruz kalarak idam edilmiş, Eylem başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Her yıl 5 Kasım gecesinde, Birleşik Krallık ve krallığa ait diğer eyaletlerde kraliyet öncülüğünde Eylemin(Komplonun) başarısızlığa uğratılması şenliklerle kutlanır. Bu kutlama gecesine Guy Fawkes Gecesi, Kutlama Ateşi Gecesi, Havai Fişek Gecesi, Barut Gecesi ve Komplo Gecesi denir. Günümüzde politikadan çok, eğlence amaçlı yapılan bir kutlamadır.

Celali İsyanları-1519

Bozoklu (Yozgat) olan Şeyh Celâl, Mehdi olduğu iddiasıyla 1519'da Osmanlı yönetimine başkaldırdı. Tokat yöresinde başlayan Şeyh Celâl ayaklanması, Anadolu Alevileri ve göçebe yaşayan diğer gruplar arasında destek buldu ve devletin ağır vergi yükü altında ezilen binlerce çiftçinin de katılmasıyla hızla yayıldı. Ayaklanma aynı yıl kanlı bir biçimde bastırıldı. Bu olaydan sonraki yüzyıl boyunca tarımdan kaynaklı çıkan bütün isyanlar bu isimle adlandırıldı.

Moskova Salgın Ayaklanması-1771

Hıyarcıklı salgını 18. yüzyılda Rusya'yı vurdu. Rusya hükumeti de salgının yayılmasını önlemek adına sert önlemler aldı. Halka ait binaları, mağazaları ve okulları kapattılar. Bu yemek kıtlığına yol açtı ve insanlar sonunda 16 Eylül 1771'de çıldırmaya başladı. On binlerce Moskovalının katıldığı isyanda Donskoy manastırı halk tarafından ele geçirildi ve içeride bulunan başpsikopos Ambrosius isyancılar tarafından öldürüldü.

Fransız Devrimi-1789

Fransız Devrimi veya Fransız İhtilâli , Fransa'daki mutlak monarşinin devrilip, yerine cumhuriyetin kurulması ve Roma Katolik Kilisesi'nin ciddi reformlara gitmeye zorlanmasıdır. Avrupa ve Batı dünyası tarihinde bir dönüm noktasıdır. Milliyetçilik akımını başlatan en büyük etkendir.
Fransız halkı önceki döneme göre büyük bir evrim geçirmektedir. Halk bilinçlenmekte sarayın, kralın, seçkinlerin denetiminden çıkmaya başlamıştır. Şehirlerde yaşayan pek çok burjuva büyük bir atılım içinde bulunmaktadır. Kitaplar yaygınlaşmakta aileler çocuklarını üniversitelere göndererek sağlam bir gelecek kurma yolunu tutarak kültürel seviyeyi yükseltmekteydi. Bağımsız yayıncıların çıkarttıkları gazete, bildiri ve broşürler, kitlesel bilinçlenmeye yol açmaktadır. Bu koşullar da toplumsal değişim taleplerinin olgunlaşmasına yol açmıştır.
Toprak sahipleri ve soylular, ayrıcalıklarını korumaya çalışmakta; bu sebepte burjuvaların soylu tabakasına geçmesini engelleyecek barikatları yükselmekteydi. Soylular statülerini koruma hevesindeyken, burjuvalar da ekonomik olarak güçlenmelerine rağmen toplumsal halklarda söz sahibi olamamaktan şikâyetçiydi. Kırsal nüfus ise üzerindeki vergi yükünün hafiflemesini istemektedir.
Devrimci düşünce, ülkede köklü yapısal değişikliklere gitmek gerektiğine inanan katmanlar arasında yayılmaya başlamıştır. Merkezi otorite ülkenin içinde bulunduğu evrimsel süreci kavrayamamış ve eski yöntemlerle sorunları halletme yoluna yönelmek istemiştir. Oysa özellikle burjuva İngiliz devrimini etkisiyle geçici çözümle yetinmek değil kitlesel olarak İngiliz modelindeki gibi ‘parlamenter monarşi rejimi’ altında yönetime katılmayı arzulamaktaydı. Pek çok olay ve çatışmalar sonucunda halk amacına ulaşır, egemenliğin halkta olduğu garanti altına alınır, eşitlik, özgürlük ve adalet ilkeleri tüm dünyaya yayılmaya başlar.

New York Asker Ayaklanması-1863

Ayaklanma 11-16 Temmuz 1863 tarihleri arasında yapılan asker alımı sırasında başladı. Binlerce gösterici başkan Lincoln tarafından koyulan yeni askere alınma yasalarına tepki göstermek için toplandı. Başkan askerlere isyanı durdurmaları için emir verdiğinde, halk çığırından çıkmış, binaları yakıyor ve birbirlerini öldürüyorlardı. Ayaklanma bittiğinde 125 kişi ölmüştü ve o zaman için büyük bir miktar olan 1 milyon dolarlık zarar ortaya çıkmıştı.

Çin Katliamı, Los Angeles-1871

Bu daha çok ırkçı bir isyandı, 1871'de Los Angeles'da 500 beyaz Amerikalı Çin mahallesine daldı ve Çinlilere saldırmaya başladı. Mahalledeki hemen hemen her bina zarar gördü. Çinli insanlar dövüldü ve 25 Çinli öldü.

Hindistan Bombay Ayaklanması- 1992

1992'deki Bombay ayaklanamsı Hindistan'ın tarihindeki en kötü ayaklanma. Ayaklanma Babri camisinin yıkılması ile başladı. Bunun üzerine Müslümanlar Hindulara saldırmaya başladı, bunun üzerine de Hindular Müslümanlara saldırmaya başladı. 900 insan öldü, yağmalama ve hırsızlık olayları hat safhadaydı.

Tulsa Irk Ayaklanması- 1921

Amerika'daki en büyük ırka dayalı ayaklanma 1921'de Tulsa'da yaşandı. Bir asansör görevlisi beyaz kadın siyahi bir adam tarafından taciz edildiğini söyledi. Suçlanan adam kaçtı ve binlerce beyaz Amerikalı onu kovaladı. Bu da yüzlerce insanın ölümüyle sonuçlanan bir ayaklanmaya yol açtı. Birbirleriyle savaşan beyaz ve siyahi insanların çoğu birinci dünya savaşı gazileriydi. Bu yüzden çatışmalar tam bir savaşa dönüştü. Sonuçta 36 sokağın tamamı yakıldı ve 21 milyon dolarlık zarar ortaya çıktı.

Gujarat Ayaklanması-2008

Hindistan'da müslüman bir çete Eylül 2008'de bir trene saldırdı ve yaktı. Daha sonra içerideki yolcuların dışarı çıkmasını engellemek için trene taş atmaya başladılar. Bu olayın üzerine büyük bir ayaklanma başladı ve binlerce insan öldü, 600 çocuk öksüz kaldı. Aynı zamanda 225 kişi kayıplara karıştı.

Narobi,Kenya Ayaklanması-2007

2007'de Kenya'da büyük bir politik huzursuzluk vardı ve bu da büyük bir ayaklanmaya yol açtı. İnsanlar başkanlık seçiminin hileli olduğunu düşünüyordu ve ayaklandılar. Kıyıdan Narobi'ye kadar yüzlerce insan öldü. Bir çok bina zarar gördü ve insanlar palalar ile öldürüldü.

Watts Ayaklanması-1965

1965 Los Angeles'da bir polis motor üzerindeki bir adamı sarhoş olduğunu düşündüğü motorundan düşürdü. Ayıklık testini geçemeyen adam tutuklandı. Motor götürüleceği sırada polislerin etrafında bir grup toplandı ve yüzlerce insan polise taş atmaya başladı. Irkçı gerilimlerin de devreye girmesiyle olay büyüdü ve bir ayaklanmaya dönüştü, 40 insan öldü ve 1500 insan yaralandı.

Detroit Ayaklanması- 1967

1967'de polis Dteroit'de bir gece kulübüne baskın yaptı. Bu sırada 80 savaş gazisi bir parti veriyordu. Polis hepsini tutukladı ve bu bir anda ayaklanmaya dönüştü. Ateşe verme olayları ve pek çok can kaybı yaşandı. Asker de olaya müdahele etti, 43 insan öldü, 1200 kişi yaralandı, 7000 kişi tutuklandı.

Los Angeles Ayaklanması-1992

Nisan 1992'de mahkeme jürisi videoda görülen iki beyaz polis memurunu Rodney King'i dövme suçlamasından beraat ettirdi. Bunun üzerine binlerce insan ayaklandı, 55 insan öldü.

Wall Street'i İşgal Et Gösterileri-2011

17 Eylül 2011'de New York'ta, ABD'nin finansal kalbi Wall Street'te, Kanadalı aktivist grup Adbusters tarafından başlatılan halk eylemleri ve toplumsal hareketleri idi. Eylemler barışçıldı ve eylemcilerin çoğunluğunu eğitimli gençler oluşturmaktaydı. Amacı sosyal eşitsizliği ve şirketlerin ABD yönetimi üzerindeki nüfuzunu protesto etmekti. Eylemler Arap Baharı'ndan etilenerek başlamıştı. Protestocuların sloganı Biz %99'uzdu. Eylemler tüm ABD'ye yayıldı.Eylemin büyüklüğüne rağmen, eylem büyük medya kuruluşlarında fazla yer almamakta idi ve zaman zaman bu kuruluşlar tarafından kötü gösterilmek için eylemcilere Nazi, Komünist, seks bağımlısı gibi sözler sarfedilmekte idi.

Yasemin Devrimi,Tunus-2010

Yasemin Devrimi, Halkın ayaklanması üzerine 23 yıldır ülkeyi yöneten Zeynel Abidin Bin Ali'nin ülkeden kaçmasıyla sonuçlanan durumun genel adıdır.Yasemin Devrimi, Tunus'un birçok şehrinde gerçekleşen protestolardır. Protestocuların hedef aldığı başlıca konular işsizlik, gıda enflasyonu, siyasi yozlaşma,ifade özgürlüğü ve kötü yaşam koşulları olmakla beraber, 23 yıldır ülkeyi yöneten Zeynel Abidin Bin Ali'nin başkanlığı bırakıp 14 Ocak 2011'de ülkeden kaçmasıyla sonuçlanan olaylar bütünüdür. Kasım 2010'da, meyve sebze satıcısı olan işsiz bir üniversite mezununun, satış arabasına polisin el koymasından sonra kendini ateşe vermesi ile başlayan protestolar Tunus'ta son 30 yıldır yaşanan sosyal ve siyasal olayların en dramatik dalgalarından biriydi ve yaralanmalar ve hayat kayıpları ile sonuçlandı. Ben Ali'nin ayrılmasından sonra, yeni bir seçim 60 gün içinde yapılacaktı.Renkli Devrimlerin jeopolitik terminolojisi ile paralel olarak, Protestolar batılı medyada Yasemin Devrimi olarak da adlandırılır.Medyanın bu yöndeki etkisinden dolayı, diğerleri protestoları ve Başkan Ben Ali'nin bu çıkışını Twitter Devrimi veya Wikileaks Devrimi olarak adlandırırlar.

Mısır Devrimi-2011

2011 Mısır Devrimi, 2010-2011 Yasemin Devrimi'nin öncülüğünde, 25 Ocak 2011'den beri Mısır'da devam eden, halkı mevcut yönetime karşı seferber olmaya çağıran sokak gösterileri, protestolar ve sivil itaatsizliklerin bütünüdür. Gösteriler ve isyanların polis şiddeti, olağanüstü hâl, işsizlik, asgari ücretleri azaltma isteği, barınma eksikliği, yiyecek sıkıntısı, yolsuzluklar, ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve kötü hayat koşulları üzerine başladığı biliniyor. Daha önceki yıllarda yerel protestolar zaten yapılmaya devam ediliyordu, ancak asıl büyük protesto ve isyanlar "Öfke Günü" olarak bilinen 25 Ocak'ta başladı ve tüm ülkeye yayıldı. Gösteri tarihi, 6 Nisan hareketi tarafından belirlenmişti. 2011 protestoları, Mısır için "eşi benzeri görülmemiş" ve "yakın tarihin en büyük memnuniyetsizlik gösterisi" olarak adlandırıldı. Farklı sosyoekonomik köklerden ve inançlardan Mısırlılar ilk defa protestolarda bir araya geldi.Bunlar 1977'deki Mısır Ekmek Ayaklanması'ndan beri Mısır'da görülen en büyük gösterilerdi. Hükûmet farklı metodlarla protestoları engellemeye veya kontrol altına almaya çalıştı. İsyan karşıtı polis grupları bölgelere kalkanlar, plastik mermiler, joplar, tazyikli sular, göz yaşartıcı bombalar ve bazı durumlarda gerçek mühimmat ile karşılık verdiler. Çoğu zaman protestolara gelen karşılıklar ölümcül değildi, ancak ölüm tehlikesi geçiren birçok kişi oldu.Hükûmet, protestolarda karışıklığı en aza indirmenin düzeni devam ettirmek ve aşırı muhafazakâr İslamcı olarak nitelendirilen grupların ayaklanmasını önlemek için gerekli olduğunu öne sürdü. 11 Şubat 2011 tarihinde Mısır cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek gösteriler nedeniyle istifa etti.

Gezi Parkı Ayaklanması-2013

Şu ana kadar listelediğimiz ayaklanmalar çoğunlukla halkın kendi içinde gerilimlerle yarattığı, kendi içinde ölümlere yol açtığı, yüzlerce ölümle sonuçlanan ve dünyanın en kanlı ayaklanmalarıydı. Gezi Parkı direnişi ise bunlardan farklı bir yerde duruyor. Çoğumuzun bildiği üzere ilk başta İstanbul'un merkezinde artık nadiren hayatta kalabilmiş bir kaç yeşil alandan biri olan Gezi Parkı'nın yıkılmasına karşılık olarak tepkiler başladı. Bu tepkiler yukarıda bahsettiğimiz çoğu olayın aksine şiddet içermeden başladı, bir grup insan sadece parkta kamp kurup kitap okuyor, şarkılar söylüyor ve sadece ağaçlar kesilmesin istiyorlardı. 31 Mayıs sabahı ise, haklı gösterilerine devam eden bu insanların çadırları polis tarafından toplanıp yakıldı, ağır biber gazlı müdahale başladı ve gün boyunca sürdü. Bu hukuksuz müdahale, yıllar boyu özgürlüklerinin kısıtlandığını düşünen, politik veya apolitik on binlerce insanın sokağa dökülmesine yol açtı. Önce Taksim meydanında başlayan ayaklanmalar, daha sonra İstanbul'un çeşitli semtlerine, Ankara'ya, İzmir'e, Adana'ya, Antakya'ya ve daha pek çok ile yayıldı. Hemen hemen her ilde polis güçleri, şiddete başvurmadan eylem yapan insanlar üzerine binlerce biber gazı bombası attı, tazyikli su sıktı. Şu an hala gösteriler devam etmekte ve resmi rakamlar yok, fakat binlerce yaralı olduğu ve kesinleşen 2 ölümün dışında başka ölümler olabileceği düşünülüyor. Fakat tekrar bahsetmek gerekir, yukarıdaki ayaklanmaların aksine, ayaklanan halkın içinde bölünmüş gruplar yoktu, bütün kitleler hep beraber hareket etti ve şiddete hiç başvurmadı, bunun karşılığında ise Türk polisi belki de ülke tarihinin en büyük şiddetini halka gösterdi.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
tunahan-aydogan2

Taraflı olduğu nasılda belli. Gezi parkının olup Kürşad ayaklanmasının olmaması nasıl bir açıdan yapıldığını belli etmiş zaten.

philippmarlowee

gezi parkı hakkında olumlu olumsuz bir yorumda bulunmuyorum kesinlikle ama bu yukarda yapılan olay son derece taraflı ve dar bir bakış açısına sahip birisinin elinden çıkmış.dediğim gibi gezi parkıyla igili yorum yapmıcam ama sonuna kadar desteklediğimi varsaysam bile yukardaki yapılan saçma olayı kaale almazdım.fransız ihtilaliyle gezi parkını nasıl aynı kefeye koyarsın ee dangoz.

balthazar

bir yanda fransız ihtilali gibi çağ kapatan bir isyan, bir yanda bir yanda mevcut hükümetin oy oranını bile düşürmeyen bir isyan gezi parkı cidden çok komik

trkrjan

polis gaz atıyor sizde alttan gaz veriyorsunuz

Başlıklar

AdanaAmerika Birleşik DevletleriAnkaraBiber GazıÇinCinsellikFransaGezi ParkıHindistanİdamİngiltereİstanbulİtalyaİzmirKitapMısırPolisRusyaSavaşTunusTwitterWikileaksYozgatetmeyveolaytattoovergiyiyecek
Görüş Bildir