Dünyanın Öyküsü 5. Sayısı İle Raflarda

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Dünyanın Öyküsü 5. Sayısı İle Raflarda

Dünyanın Öyküsü 5. Sayısı İle Raflarda

Dünyanın Öyküsü “edebiyatın ‘sokak’larıyla kurduğu yoldaşlık ilişkisi”ni, 5. sayısında bu sokaklara daha yakından bakarak sürdürüyor: Dosya konusu olarak “Öykü (okuma) grupları” seçilmiş.

5. sayısında da Türk ve dünya edebiyatı’ndan olabildiğince geniş yelpazede yazar ve konulara yer verilen Dünyanın Öyküsü’nde Carlos Fuentes’in yaşamını; Ercan Y. Yılmaz’ın Adnan Binyazar’la yaptığı söyleşiyi, M. Sadık Aslankara’dan Faruk Duman’ın son öykü kitabı “Sencer ile Yusufçuk”u; Ömer Türkeş’ten , Leyla Erbil’in öykücülüğünü; Necip Tosun’dan, Aslı Erdoğan’ın öykülerini; Mustafa Şerif Onaran’dan ölümünün 60. yılında Memduh Şevket Esendal’ı ; Ayşegül Tözeren’den 80 Öykücülüğünde Kurgu Sanatı’nı okuyabilirsiniz.

Dergide Türk ve Dünya edebiyatından yirmi bir öykü yer alıyor. Adnan Özyalçıner, Sevgi Özel, Sibel K. Türker, Sezer Ateş Ayvaz gibi isimlerin öyküleriyle birlikte Edebiyat Haber editörü Melike Uzun ’un “Sığ” adlı öyküsünü bulabilirsiniz.

Özcan Karabulut’un günümüz Türk edebiyatına “başka” bir noktadan baktığı, üzerinde durulması gereken sunuş yazısı şöyle:

ÖYKÜ (OKUMA) GRUPLARI

Özcan Karabulut

Onlar oradalar işte. Daha çok Ankara’da, İstanbul’dalar. İzmir ve Bursa’da da olduklarını biliyoruz. Varlıklarından haberdar olmayabiliriz; karşımıza Diyarbakır’da da çıkabilirler, Adana’da da. Üç ya da dört kişi, uzak bir noktada toplanıyor olmalarına artık şaşırmamalı.

Sokaktan, çalışma hayatından, dergi çevrelerinden gelmiş olabilirler. Etkinliklerden, edebiyat ortamlarından. Hatta yaratıcı yazarlık atölyelerinden. Yalnızlıklarını eksiltmek istemeleri anlaşılır bir şey. Okuduklarını, yazdıklarını paylaşmak istemeleri de. Farklı yaş gruplarından gelmeleri hayata ve edebiyata bağlılıklarından. Hiçbir şey için geç olmadığının farkındalar. Kendilerine çıkış yolu aramaları için pek çok nedenleri var. “Farklı deneyimlere açılmak” istedikleri belli. “Hem müzisyen, hem âşık, hem politik militan olmak” istiyor olabilirler. En azından “varlığın unutuluşu”na itiraz ettikleri söylenebilir.

Okuyorlar, yazıyorlar, tartışıyorlar. Belli ki hayatla, edebiyatla bir dertleri var. Dünyayla, ülkeleriyle dertleri olanlar da. Eleştirel tutumları sadece okuduklarına ve yazdıklarına değil. Aynı zamanda edebiyat ortamına ve eleştiri kurumuna da. Geldikleri yerlerin, tanıştıkları yazarların adlarını saygıyla anıyor olmaları, ileride onları eleştirmeyecekleri anlamına gelmiyor. İçinde bulundukları edebiyat ortamındaki kişi ve çevrelere muhalefet edebilecek bir potansiyeli taşıyorlar. Teknolojiyle araları kötü değil; interneti, sosyal medyayı ağabeylerinden daha iyi kullanıyorlar. Bu onların bir üstünlüğü.

Okuyorlar, yazıyorlar; uğraşlarını hayat tarzlarının bir parçası olarak görüyorlar. Aralarında, edebiyatın ana caddelerinde yer alan yazarlardan daha yaratıcı olabileceğini kanıtlayanlar var. Başkalarının yazdıklarını kolay kolay beğenmeyecekler, kendi yazdıklarını hiç beğenmeyecekler. Gerekirse, kendi elleriyle kendi boğazlarını sıkacaklar. Bu heyecan, bu birikim, bu kararlılık onlarda mevcut görünüyor, belki biraz cesarete ve zamana ihtiyaçları var.

Adlarına ne derlerse desinler, nereden gelirlerse gelsinler, kendilerine nasıl yaklaşılırsa yaklaşılsın, her biri farklı birer inisiyatifi oluşturuyorlar. Bir yerlere eklemlenme gibi kaygıları yok, bağımsız bir karakter taşıyorlar. Hayallerin gerçekleştirildiğini gördüler, yeni hayaller kurabilir, hayallerini gerçekleştirebilirler de. Dergilerini, yazarlarını, eleştirmenlerini çıkarabilirler. Edebiyatımızın niteliğini geliştirmek, kartları yeniden dağıtmak için daha fazlasını yapmalılar.

Yazar olmayı değil, okuyor ya da yazıyor olmayı tercih etmiş olabilirler. Tercihleri ciddiye alınmalı. Elbette bazıları yazar olacaklar. Öykü edebiyatının önünü açacaklar. Çok beklemeyecekler galiba. Nasıl ki okumaya, yazmaya cesaret ettiler, sonumuzu hazırlamaya da cesaret edecekler.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AdanaAnkaraBursaDiyarbakırİstanbulİzmirTercih
Görüş Bildir