Ders Kitaplarından Öğrenemeyeceğiniz Osmanlı'nın Dönüm Noktası Olan Zenta Savaşı

9PAYLAŞIM

Diğer savaşlar kadar bilindik bir savaş olmasa da, Osmanlı İmparatorluğu için çok önemli ve bir dönüm noktası olan Zenta Muhaberesini sizler için derledik. İyi okumalar!

Osmanlının dönüm noktası olan Zenta Savaşı.

11 Eylül 1697 tarihinde Tisa Irmağı kıyısındaki Zenta’da yapılan bu Muharebede Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya arasında, Osmanlıların yenilgisiyle sonuçlanan bir muharebedir Zenta muharebesi.

Osmanlı'nın sefere çıkışı.

1695 ve 1696 yıllarında Avusturya'ya karşı iki sefere çıkan Sultan II. Mustafa, bu ülkeye üçüncü bir sefer için hazırlıkları başlatmıştı.

18 Nisan'da Sultan II. Mustafa 100.000 kişilik bir kuvvetle üçüncü seferine çıkan Osmanlı ordusu yol üzerinde Avusturyalıların, Bihke Kalesi önünde bozguna uğradığını, Hersek'te Venediklilerin çekildiğini ve Belgrad’ı geri almanın verdiği güçle morali yükselmişti.

Savaşın sonucunu belirleyecek karar verildi.

12 Ağustos'ta bir harp meclisi topladı. Mecliste ortaya atılan fikirler sonucunda, Cafer Paşanın fikri olan: Titel Kalesi'nin bulunduğu yerden Zenta yönünde gidilmesi ve Macaristan'ı büyük bir bozguna uğratmanın ardından, en son Varadin'e geçilmesi yönündeki görüşü kabul edildi.

Karar verilen plan uygulanmaya başlandı.

Karar alındıktan sonra Osmanlı ordusu Tuna'yı geçerek, donanma Tisa Nehri'ne harekete geçti. Avusturya ordusu ise Titel Kalesi önünde 7-8 bin kişilik kuvvet bırakarak geriye çekilmişti. Bunun beraberinde Osmanlı ordusu kaleyi alarak kaleyi yıkmıştır.

Köprüyü geçene kadar..

Avusturya ordusu komutanı Prens Eugene casusları vasıtasıyla Osmanlı ordusunun planını öğrenmiş ve Osmanlı'nın Tisza nehrine ilerlediğini duyan Eugene hızla Tisza'ya yönelmiştir. Eugen'in geldiği haberini alan Osmanlı köprüden geçişi hızlandırsa da henüz Osmanlı ordusunun büyük bir kısmı köprüden geçememişti. Kurulan köprünün aşırı yük alması sonucunda, köprü dayanamayarak yer yer parçalanmıştı.

Köprüde devam eden savaş.

Sonunda çarpışma 11 Eylül 1697 günü öğleden sonra başlamıştır. Nehri geçemeyen Osmanlı ordusu mevzi almaya karar vermiş, bu ise Avusturya ordusunun topçuları karşı kıyıları hiçbir karşılık almadan direk Osmanlı askeri üzerine ateş açarak, daracık alanda sıkışan ordunun önü atlılar tarafından kesilmesine neden olmuştur.

Savaşta verilen kayıplar.

Savaşın sonunda Avusturya ordusu 450 kişi kaybederken, Türk tarafı 30.000 kişi kaybetmiştir. Osmanlı ordusu rütbeli askerlerini kaybetmiş, başta Sadrazam Elmas Mehmed Paşa olmak üzere birçok Osmanlı paşası ölmüş; sadrazamın göğsünde taşıdığı mühür, sultanın çadırıyla birlikte birçok ordu çadırı, devlet hazinesi, Osmanlı sancağı, top, binlerce sığır, at, deve ve toplam 3 milyon tutarında hazine, Avusturya tarafından ele geçirilmiştir.

Savaş sonunda ordular ve yaptıkları.

Savaş sonunda Avusturya'nın çok daha kazançlı çıkmasına rağmen iki tarafta yeterince yıprandığı için geriye çekilmiştir. 

Ordusunun bozgununa çaresizlik içinde seyirci olan padişah, ordunun geri kalan kısmını toparlayarak Temeşvar'a doğru yönelmiş, planlandığı üzere orduyu Temeşvar'a ulaştırmış, oradan da İstanbul'a doğru geri çekilmiştir.

Geriye çekilen Avusturya ordusu ise başı kesilen balkanlarda Bosna’ya hükmederek, Saraybosna’yı fethederek Balkanlarda ilerlemesini sürdürmüştür.

Karlofça Antlaşması'nın imzalanması.

Zenta Savaşı, Kutsal İttifak ve Osmanlı imparatorluğu arasında yapılan savaşlar
içinde sonuncu ve önemli bir muharebedir. Savaş sonunda kaybettiği topraklarını geri almasının zor olacağını fark eden Osmanlı Devleti, Karlofça Antlaşması'nı imzalamak zorunda kalmıştır.

Osmanlı Avusturya'ya tekrardan savaş açar ve Pasarofça Antlaşması imzalanır.

1710'lu yıllarda Mora’nın ele geçirilmesi ve Prut antlaşmasının imzalanması sonucunda, Osmanlı imparatorluğu bir kez daha Avusturya’ya savaş ilan eder,.

Ancak Osmanlı tekrardan büyük bir yenilgiye uğrayarak Balkanlar’daki en önemli ve büyük kalelerinden biri olan Temeşvar kalesi, Avusturya tarafından ele geçirilir. Bunun sonucunda barış isteyen Osmanlı imparatorluğu ile Avusturya arasında Pasarofça Antlaşması imzalanır.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir!

Bu Testte 15/20 Yapanlar Türkiye Ortalamasının Üstünde Tarih Bilgisine Sahip! - onedio.com
Bu Testte 15/20 Yapanlar Türkiye Ortalamasının Üstünde Tarih Bilgisine Sahip! - onedio.com
Meraklıları İçin Türk Tarihi Hakkında Bir Nefeste Okuyacağınız Zihin Açıcı Kısa Bilgiler - onedio.com
Meraklıları İçin Türk Tarihi Hakkında Bir Nefeste Okuyacağınız Zihin Açıcı Kısa Bilgiler - onedio.com
Tarih Meraklıları Buraya! Okuduktan Sonra Yok Artık Diyeceğiniz Dünya Tarihinden 99 İlginç Bilgi - onedio.com
Tarih Meraklıları Buraya! Okuduktan Sonra Yok Artık Diyeceğiniz Dünya Tarihinden 99 İlginç Bilgi - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
feyk

buyuk dususleri tek bir olaya baglayan tarih anlayisini her zaman anlamsiz bulmusumdur. 2inci viyana olmasa, zenta savasinda yapilan hatalar olmasa baska yerde baska sekilde buyuk bir hezimet olacakti. 16yy dan sonra osmanli avrupa karsisinda surekli geri kalmaya baslamisti. avrupa sanat, bilim, matematik, teknik, ustalik her alanda farki surekli aciyordu, osmanli cokdan geri kalmisti sadece bunun sonucu yansimasi daha uzun zaman aldi.

ortalik-karisik

bence coğrafi keşifler olurken kibirli davranmış derim hep osmanlı için dünyanın değiştiği anlamak istememişler yazık olmuş halbuki ne denizciler yetişmiş bu topraklarda çağa ayak uydurabilirlerdi ama yapmamışlar

musikisinas-vito

Tarihteki utanç verici yenilgilerimizi de anlatsaydık bu millet böyle olmazdı belki. Bu arada her yenilgi utanç verici değildir, Plevne'deki yenilgimizi öve öve bitiremeyiz mesela. Ama maalesef Zenta'da düşmanın üstünlüğünden değil kendi liyakatsizliğimizden, kendi iş bilmezliğimizden kaybettik.Bugün Türk Silahlı Kuvvetler bünyesinde "Sivil kaynaktan alım" diye bir saçmalık var mesela. Kim başlattı bilmiyorum ama son dönemde yaygınlaştığını biliyorum. Öte yandan açılım sürecinde Nagehan Alçı'nın "Ordu sivilleşmeli" diyerek malumun ilanını yaptığı bir süreç yaşadık ve bunun sonucunda orduda kurmaylık da kaldırıldı. Sivil kaynaktan gelen birinin general olabilmesinin önü açıldı. Ne için? Potansiyel bir yeni Zenta için mi?

musikisinas-vito

Sözü şuraya bağlayacağım: Savaş ve askerlik topyekun bir kavramdır. Savaşı ne kadar iyi savaştığından çok lojistik kabiliyetinin gücü, strateji kurma becerilerin vs kazandırır. Sun Tzu'da mı geçiyordu emin değilim; organize olmuş koyunların aslanları yenebileceğine dair bir söz vardı. Baideng muharebesinde İmparatoru, 300 bin kişilik Han ordusunun arasından sadece 20 bin askeriyle çekip alıp esir eden Mete Han'a savaşı kazandıran da buydu, organizasyon kabiliyeti ve bir başka ülkenin sınırları içinde dahi bozulmayan lojistik yeteneği. 25 yaşına gelene kadar askerlikle hiçbir bağı olmamış bir sivil, bu yaştan sonra nasıl böyle komplike bir işin üstadı olabilir? İnebahtı'da hayatı karada geçmiş paşayı donanma komutanı ata, Zenta'da doğru düzgün keşif bile yapmadan köprü geçmeye çalış... Osmanlı'nın dönüm noktaları, deneyimli askerlerini denize ve toprağa gömdüğü savaşlara bir bakar mısınız; hep iş bilmezlikten.

musikisinas-vito

Türkiye'de şu anda hemen hemen hiçbir meslek erbabı bu işin okulundan yetişmiş değil. Askerler eğitim fakülteli, polisler İibf'li, okul yöneticileri ilahiyatçı. Hariciye'ye atananların neci olduğu belirsiz. Bu kadar vasıfsızlıkla güzel ülkemin adım adım çöküşüne tanıklık etmek beni çok üzüyor. Bir tarihçi olarak söylüyorum: Biz bu filmin aynısını Osmanlı'da çok izledik. Spoiler olmasın ama filmin sonu hiç iyi bitmiyor.

feyk

benide en cok korkutan bu. her kademede cok hizli bir curume icindeyim. dis politikada, ekonomide her alandaki basarisizliklarin nedeni bu. bu tip gidisatlar genelde buyuk bir askeri yenilgiye dagilmaya goturur. bakalim sonumuz hayrolsun.

musikisinas-vito

Bu kaos ortamında hemşireler de kendince haklı olarak belirli bir yıllık hizmet sonrası kendilerine doktor kadrosu verilmesini istemeye başladı. Alınan eğitimlerin, edinilen uzmanlıkların hiçbir anlamı kalmadı neredeyse. Bazı kişiler cehaletin bilgiden aldığı intikam olarak değerlendiriyor bu durumu, bazen katılmıyor değilim. Aynen, hayrolsun.

feyk

cehaletin uzmanlikdan aldigi intikam tam dogru tanimlama olur. osmanlinin tum problemlerine ragmen 600yil ayakta kalmasinin bir nedeni vardi, meritokrasi. ortacagda hic bir yerde olmayan sekilde yonetici sinif egitim sisteminin icinden yetisip yetenegi becerisi ile yukselirdi. eskilerin hep soyledigi laf okuda buyuk adam ol bu sebebden. okuyarak en yuksek yerlere geliniyordu. ama alinan egitimin ister eski enderun tarzi olsu, ister son donem bati tarzi olsun etkisi kulturel bir ucurum yaratmasi. sanki egitimli kisim bu halkin icinden cikmamista ayri bir kastmis, sosyal sinifmis gibi durdu, buda farkli kulturu inanclari olan cahil halkin yabancilasmis hissetmesine neden oldu. sanki farkli kulturden gelen elitlerin onlarin uzerinde kurdugu hakimiyet gibi goruldu.

feyk

simdi o hakimiyeti kirmanin coskusuyla intikam hissiyle egitimli uzman herkese dusmanlik guduyorlar. bu salgin sirasinda doktorlara saglik calisanlarina bu kadar gaddar davranilmasi, haklarinin yenmeside hep ayni ofkenin sonucu. gel gorki bir ulkenin gercek gucu onu ayakta tutan sey egitimli insan gucudur. egitimli kesime savas acmak dupeduz ulkenin intiharidir.

musikisinas-vito

Aynen öyle maalesef. Üzerine bir de göç problemi eklendi. Benim bildiğim kadarıyla zamanında Afganistan da Abd desteğiyle büyük bir göçe maruz kalmıştı. Çoğunlukla Arap kökenli kahraman mücahitler dünyanın her yerinden akın akın Afganistan'a gitmişti. (Bu söylediğim eğitimle değil kültürle ilgili gerçi). Kısa sürede ortada Afgan kültürü diye bir şey kalmadı. Taliban ve El Kaide çatısı altında ya Araplaştılar ya da kendi öz kimliklerinden ötürü tekfir edilip katledildiler. Şimdi Türkiye de Bangladeş, Agganistan, Pakistan, Suriye, Irak ve daha sayamayacağım bir ton ülkeye karşı açık kapı politikası uygulayınca... Tüm o liyakatsizliklerin yanına bunu ekleyince sanki bile isteye bir çöküşe sürükleniyormuşuz gibi hissettiriyor insana.

ortalik-karisik

bir hocamız şunu demişti bu millet şuursuzdur lise diplomasına doktorluk yapabilir yaz ver eline yarın gider ameliyathaneye girmeye kalkar demişti aynen o hesap gerekten herkes kendi işini yapsa en iyi şekilde bu kadar hızlı çökmeyiz gidişatı hiç iyi bulmuyorum torpille işe girenlerin çalışmasını bekleyenler var çalışmaz abi çalışmaz torpille işe giren sadece yan gelir yatar

musikisinas-vito

Çok yerinde bir tespitte bulunmuş. Hocanızın üniversitede hoca olduğu tahminine dayanarak yazıyorum: Doktora tezi dışında bir tane bile akademik çalışması olmayan kişilerle dolu şimdi üniversiteler. Belli ki hocanız bu ortama fazla maruz kaldığı için rahatsız olmuş ki sizlere de bu rahatsızlığını bir şekilde yansıtmış.

Görüş Bildir