Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Depresyona Neden Gireriz?

6PAYLAŞIM
Depresyona Neden Gireriz?

Depresyon birdenbire yakalandığımız bir hastalık ya da kapıldığımız bir ruh hali değildir. Genellikle kişiyi depresyona hazırlayan birden çok sebep vardır.

Depresyon birdenbire yakalandığımız bir hastalık ya da kapıldığımız bir ruh hali değildir. Genellikle kişiyi depresyona hazırlayan birden çok sebep vardır. Ancak özellikle de depresif hissetmeye başladıktan sonra bu ortaya çıkarıcı sebepleri fark etmek zorlaşır. Depresyondayken kişi kendini suçlamaya ve tek yönlü düşünmeye eğilimli olduğu için depresyonun sebebi olarak kendini ve eksiklerini görür. Oysa sebep yaşamı ve kendisi ile uyumsuz düşünce ve davranış kalıplarıdır. Depresyon tedavi edilse bile bu yaşamsal etkenler değiştirilmediği sürece aynı süreç yeniden yaşanabilir.

Birazdan okuyacağınız sebeplerin çoğu uyum bozucu bilişsel şemalarımızdan köken alır. Şemalar düşünce, duygu, davranış kalıplarından oluşan sistemlerdir. Çocukluk ve ergenlik yıllarında oluşup, dünyayı algılayışımızı ve başa çıkma mekanizmalarımızı etkilerler.

Anlamsızlık / Boşluk hissi:

Varoluşsal anlam temel bir ihtiyaçtır. Bu karşılanıp biten bir ihtiyaç değil, yaşam boyu devam eden dinamik bir arayıştır. Varoluşcu psikolojinin öncülerinden Viktor Frankl mutlu olabilen kişilerin yaşamın anlamı; diğerlerine yardım ederek, severek, çalışarak, öğrenerek, inanarak, yaratıcılıklarına imkân tanıyan aktiviteler yaparak (resim, müzik, edebiyat) bulduklarını söyler. Yaşamın anlamını bulabilmek için öncelikle bir amacımızın olması gerektiğini vurgulayan Frankl acının kaçınılmaz olduğu durumlarda acının da bir anlamı olabileceğini söyler.

Hayatı yaşıyor gibi değil, içinde kaybolmuş gibi hissediyorsanız; anlamsızlık duyguları içindeyseniz, depresyonunuz ihtiyaçlarınızı karşılayan bir hayat yaşamadığınızın işareti olabilir. Bu da değişim için bir fırsattır. Anlamsızlık ve boşluk hissi genellikle, duygusal yoksunluk, yapışıklık ve gelişmemiş benlik şemaları ile ilişkilidir.

Eleştirel içses

Sizi sürekli eleştiren, her yaptığınıza bir kulp takan ve yanınızdan hiç ayrılmayan bir arkadaşınız olduğunu düşünün. Kendini fazlaca eleştiren kişilerin yaşadığı bundan bile daha zordur. İçsesinize kulak verdiğinizde bir başkasına kolay kolay söyleyemeyeceğiniz kadar eleştirel ve acımasız sözler duyuyorsanız, değişmenin zamanı gelmiş olabilir. Birçok çalışma kendini koşulsuz sevmenin ve kabul etmenin depresyonu tedavi etmede ve en önemlisi önlemede büyük etkisi olduğunu kanıtlar. Eleştirel içses, genellikle yetersizlik, kusurluluk ve cezalandırıcılık şemaları ile ilişkilidir. Bunları değiştirmek kendiniz ile kurduğunuz ilişki için yeni bir dil öğrenmeye benzer. Yalnız yapmakta zorlanırsanız, terapi bunun için oldukça uygun bir ortamdır.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Dio İçerik Altı Banner
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir