Davutoğlu'ndan Liste Açıklaması: 'Cumhurbaşkanı'nın Müdahalesi Söz Konusu Değildir'

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Başbakan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aday listelerine müdahale edip etmediği sorularını yanıtladı: Müdahil olma durumu söz konusu değil. Hassasiyetler yansımış olur tabii ki, ben onun hassasiyetlerini en yakından bilirim.

NTV'nin sorularını yanıtlayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, 7 Haziran genel seçimi için partisinin aday listesine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın müdahale edip etmediği konusunu değerlendirdi. Davutoğlu, "Aday listelerini inceleyenlerin yorumları oldu, Cumhurbaşkanı'na çok yakın isimlerin yer aldığı şekilde, bir dahli oldu mu?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Bu yorumları ben de takip ediyorum, öyle bir intiba veriliyor ki sanki biz ayrı gelenek ve çizgilerdeydik ve ayrı ekiplerle çalışıyorduk da ayrı adaylar tespitte yarıştı, kime yakın olduğu konusunda ağırlık tespiti yapıldı ve sonuca ulaşıldı. Bu çok yanlış bir algı. Onun ekibi benim ekibim, benim ekibim onundu. Ben dışişleri bakanıydım, o başbakandı. Şunu açık şekilde söyleyeyim: 30 Mart'a giden ekip hangi mantıkla bir aradaysa, şimdi de öyle. Davutoğlu'nun ekibi Erdoğan'ın ekibi demek suni bir ayrımdır. Dava arkadaşlarımız hem ona hem bana bağlılar, değişik vesilelerle gösterdiler. Dışarıya farklı görüntü vermek isteyenlere söyledim, 'Cumhurbaşkanımızın yanında olmayan benim yanımda da olmasın' dedim. Ekip olarak bir dava yolculuğu, siyaset felsefesi yolculuğu olarak Cumhurbaşkanının ekibi, başbakanın ekibi gibi bir yaklaşımımız olamaz. Devletin kurumsal işleyişi olarak Cumhurbaşkanı'nın yeri de bellidir, benim yerim de bellidir."

"Saatlerce görüşmeye ihtiyaç yok"

"Listelere müdahil olma durumu sözkonusu değil ama Cumhurbaşkanı'na yakın denilen isimlerin çoğu benimle akademik hayatta beraber olduğum arkadaşlar, bana yakın isimler de Cumhurbaşkanı'na danışmanlık yapmış isimler, insanlar kutuplaşıyor, şunun yanında olanlar bunun yanındalar. Hassasiyetler yansımış olur tabii ki, ben onun hassasiyetlerini en yakından bilirim. Saatlerce görüşmeye de ihtiyaç yok, benim hassasiytlerimi de bilen odur. Konuşmadan anlaşılan, sadece bakışlarla bile yürüyebilen bir ilişkiden söz ediyoruz. Bütün aday belirleme sürecinde benim de üst kuruldaki arkadaşların da esas aldığı kriterler oldu. Çözüm süreci başta olmak üzere duyulan aidiyet, AK Parti'nin vizyonunu benimseme, ulusal ölçekte bir katkı ve yerel ölçekte temsil edileceğ şehir tarafından bilinmek. Benim bana kimler yakın diye bir kriterim söz konusu olmadı ya da şuna kimler yakın onu alayım... Objektif kurallar ve saatlerce süren müzakerelerle ortaya çıkan bir tablo."

"Görevi teslim ederim"

Başbakan Davutoğlu’na seçimlerden birinci çıkamazsa ne yapılacağı da soruldu. Davutoğlu bunun üstüne, “Yani birinci parti olmazsak bu emanetin hakkını veremediğimi düşünür başka arkadaşıma görev tevdi ederim. Ben makam peşinde koşmadım, makam beni kovaladı. O da takdirdir Başarısız olduğumu düşündüğümde bunu teslim etmek benim için kutsi bir görev olur. Bakalım benim kullandığım rahatlıkta Kılıçdaroğlu, Bahçeli diyebilecekler mi? Birinci olamayacağının farkında, şimdiden garanti altına almaya çalışıyor” dedi.

3 dönem kuralına takılanlar ne olacak?

AK Parti’de üç dönem milletvekilliği yapanlar kural gereği yeniden seçilemiyor. Bu nedenle Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Ali Babacan gibi isimler liste dışı kaldı. Davutoğlu’na göre, üç dönem kuralına takılanlar verdikleri sınavla Türk siyasi tarihine geçti.

"Dört yıl sonra yeniden aday olabilirler” diyen Davutoğlu, “Bu 4 yıl içinde benim en çok güvendiğim, en zor zamanlarda bürokratik statü, âkil insan anlamında en yakınımda devam edecekler. Bir mekanizma da olabilir, olağan kongrede MKYK içinde olabilirler, süreçte yerlerini alırlar” dedi.

"İhtimal dışı değil"

Davutoğlu, “Ara verdikten sonra dışarıdan bakanlık olarak devam imkanı tanınıyor mu?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Bunlar ihtimal dışı değil ama bunun doğası, seçimler yapıldıktan sonra bir iki istisna için benimle ilgili de oldu, yeni siyasete girmiş arkadaşlara, iki dönemliklerin de önünü açmak lazım. Teşkilatlarda yenilenmeye sebebiyet veriyor. İlkeleri koyalım dedim arkadaşlara, akrabalık ilişkileri nereye kadar olacak diye. Objektif kriteri uyguladık. Sadece milletvekilleri değil, parti yetkililerinin de akrabaları dedik. Olağan kongremizi seçimden sonra yapacağız, yeni bir siyasi kadro devreye girmeli, bu bir kartopu şeklinde büyümeli.”

Savcı Sayan'ın adaylığı

AK Parti’nin aday listesinde eski CHP’li ve eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a yakın isimlerden Savcı Sayan da var. Davutoğlu, Savcı Sayan ve adaylığı için, “Şahsen de tanıyorum, hiçbir adayı tek başına değerlendirmedik. Çok geniş bir profil içinde bütün bir kadroyu 550 kişiyi birlikte düşünerek karar aldık. Eminin kendisine de önemli bir yerde, İzmir’de 7’yi çıkaracağız diye düşünüyoruz. Savcı Bey’in katkısıyla 7’yi alırız diye düşünüyorum. O’nun dinamizmini orada görmek ümidiyle onu oraya yerleştirdik. Kılıçdaroğlu’nu bilen bir figür olarak da O’nun performansına güvenimiz tam” dedi.

Seçim anketlerinde tedirgin edici bir durum olmadığını da söyleyen Davutoğlu’na 7 Haziran akşamı bir balkon konuşması yapıp yapmayacağı da soruldu. Başbakan, “Ben her konuşmayı kafamda demlerim, yolda düşünürüm, bir yere yazmam, doğal seyri içinde olur. O gün yaklaştığında onu da demleriz. Güzel bir hitapta bulunuruz inşallah hayırlı bir sonuç olur da…” diye konuştu.

"Ciddi bir eleme oldu”

Hükümetin “paralel yapı” diye adlandırdığı Fethullah Gülen Cemaati ile mücadele de Davutoğlu’na sorulan başlıklardandı. Davutoğlu’na, “Fethullahçı terör örgütü” diye açılan dava hatırlatıldı. Davutoğlu öncelikle milletvekili aday listelerini hazırlarken bununla ilgili bir eleme yapıp yapmadığı sorusunu cevapladı.

“Çok ince eleyip sık dokumaya dikkat ettik, bu tür bağlantıları düşünmek bizim görevimiz. Ben sadece beni seçecekler demeyeceğim, 550 kişi için oy isteyeceğim. Ciddi bir eleme, göz üzerinde olma hali oldu. Güç bir müddet sonra yozlaştırıcı bir etki yapıyor. Bürokraside askeri müdahaleler böyle oldu. Sivil toplumdan hareketle bürokrasiyi kontrol ederek devleti yönetmek, yani milletin önüne çıkmadan sistemi by-pass ederek devleti yönetme çabasının her biri darbe çabasıdır. Bu ister bir iç cuntalaşmayla olsun, dini ya da laik, şucu bucu, bir şekilde dışarıda yapılanıp devlet içine organize şekilde girmişse, irrasyonel taraftar tercihi yapmışsa, memur alımındaki sınav sorularını çalmaya başlamışsa bu, devleti ele geçirme operasyonudur. Ona karşı tedbirli olmak bu makamdakilerin asli görevidir.”

“Özellikle görevlendirilenler var”

Davutoğlu, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararından sonra bu konuyla ilgili özellikle görevlendirilmiş kişiler olduğunu söyledi. Kopya iddiaları nedeniyle soruşturmanın başlatıldığı 2010’daki Kamu Personeli Seçme Sınavı’nı (KPSS) da örnek verdi.

“Bir kez bu devleti ele geçirdiğinde, artık tartışılmaz bir otorite ve tartışılamaz bir örgütsel yapı olur. KCK da böyle, seçilmiş bir yapı var, illegal olmayan onu yönetmeye çalışıyor. Bunu kim yaparsa yapsın tedbir alınır. Şu anda etkilerinin kırılmış olması, ÖSYM’de diğer yerlerde yaptığımız, attığımız adımlar, soruşturmalar, birçok yerde adımlar atılıyor. Bu konuda özellikle görevlendirilmiş arkadaşlar da var MGK kararından sonra. Devlete sızmış illegal paralel yapılanmalar, bunu kim yaparsa yapsın. Bu yapı veya başka bir yapı, benim önüme birisi bir isim getirdiğinde, bizim dışımızda bir güç onda belirleyici olmuşsa onu bertaraf etmek görevimizdir. İşlenen suç küçük suçlar değil, ‘Ya ne olmuş bir kopya çekilmiş’, hayır. Birinin yapabileceği en büyük ahlaksızlık eşit şartlar altında sınava girenler arasında ayrımcılık yapılmasıdır. KPSS’ye girenler arasında ister bana ertesi gün suikast tertip edecek varsa o ve başkası sınava girmişse, o sınava girmesi işini takip ederim. Birisinin girmesi diğerinin girmemesi demek, siz kader yazıcı değilsiniz. Bizim hiçbirimiz kader yazıcı değiliz, herkesin kendi çabasıdır. Ama siz oturduğunuz yerden şu isimler şu bakanlığa girecek, onun üzerinden şu isimler yükseltilecek. Onların yükselmesi için şunların itibarı zedelenecek, tapeler çıkaracak. Bunu kesmek insani bir görev.”

Al Jazeera Turk

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet DavutoğluAli BabacanBaşbakanBülent ArınçCemil ÇiçekCumhuriyet Halk PartisiDarbeDevlet BahçeliFethullah GülenİzmirKamu Personel Seçme SınavıKemal KılıçdaroğluÖğrenci Seçme Yerleştirme MerkeziRecep Tayyip ErdoğanTerörmemur
Görüş Bildir