Davutoğlu: 'Bıraktığınız Emanet Emin ve Sağlam Omuzlardadır'

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi'nin 100. yıl dönümü dolayısıyla 18 Mart Stadı'nda düzenlenen resmi trene katıldı.

Davutoğlu, konuşmasına, "Vatan, millet, bayrak, namus, haysiyet ve hürriyet için bir an bile tereddüt etmeden şehadete yürüyen Aziz şehitlerin değerli torunları, bu şehitleri bağrında barındıran değerli Çanakkaleliler, aziz konuklar bu anlamlı günde, bu büyük günde hepinizi saygıyla muhabbetle selamlıyorum" diyerek başladı. 

Milletlerin sınava çekildiği tarihi anlar olduğunu, o tarihi anlarda, bu sınavın hakkını veren milletlerin, tarihe altın harflerle yazıldığını dile getiren Davutoğlu, bu sınavların hakkını veremeyenlerin ise tarihten silindiğini ifade etti.

"İşte 100 yıl önce böyle bir sınavı tarihe geçmiş bir millet olarak aziz milletimiz yaşadı" diyen Davutoğlu, şöyle konuştu:

"1911 Trablusgarp Harbi’nden 1922 Büyük Taarruz’a kadar 11 yıl, Asya’nın, Afrika’nın Avrupa’nın, Balkanların, Kafkaslar'ın, Ortadoğu’nun, Kuzey Afrika’nın her bir yerinde kahramanca savaşan bir millet, Çanakkale’de büyük bir imtihanla karşı karşıya kaldı. Ya bu imtihan kazanılıp bu millet haysiyetle ayakları üzerinde duracaktı ya da büyük bir zillet yaşanacaktı. Balkan bozgunu yaşamış olanlar, Çanakkale’de bir milletin kaderini değiştirdiler.  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tohumlarını bu mübarek topraklarda attılar. Allah onlardan razı olsun. Onların emaneti bizim için kutsal bir mirastır ve ebediyen bütün milletimiz tarafından bu miras omuzlarda taşınacak, bu aziz bayrak zirvelere taşınacaktır."

"Ebediyen kardeşliğin tohumunu attılar"

"Bu kutlu savaşın aziz milletimizin tarihinde, bilincinde uyandırdığı en önemli hatıra, milli birliğin ve beraberliğin önemidir" ifadesini kullanan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"İşte 100 yıl önce bu topraklarda şehit düşen, aziz atalarımız bize şehadetleriyle aslında geleceğimizin, istikbalimizin de temel prensibini ortaya koydular. Yurdumuzun her köşesinden şehadete yürüyenler, bundan sonra da yurt topraklarında ebediyen kardeşliğin tohumunu attılar. Aziz milletimizin hiçbir ferdi yoktur ki 100 yıl önceki Çanakkale Savaşı’ndan ailesinde hatırasında bir iz taşımamış olsun. Bizim köyümüzde, evimizde Hatice ninemiz vardı. Yarım asra yakın evimizde kalmıştı. Her seferinde dedem onuÇanakkale emaneti diye anardı. Dedemin kardeşinin eşi, Çanakkale’de şehit olmuştu. Biz daha zaman çocukluk bilincimizde Çanakkale’yi ailemizin birliğinin timsali olarak görmüştük. Lisede okulda okurken, İstanbul’da bir altın sınıftan bahsedildi. Bir nesli, Çanakkale’ye gelmiş, bir sınıfı 50’ye aşkın şehitle bu topraklarda kalmıştı. O sebepledir ki İstanbul Lisesi pervazları siyaha boyanmıştı. Duvarlarının rengi de sarı olduğu için sarı siyah İstanbul Lisesi’nin sembolü olmuştu."

"Bıraktıkları kardeşlik mirası ebediyen taşınacaktır"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Çanakkale’nin unutulmaz izleri bulunduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

"Aziz şehitlerimizin huzurunda bir kez daha söz veriyoruz; bıraktıkları miras, bıraktıkları kardeşlik mirası ebediyen taşınacaktır. Bugün Diyarbakır’da da İzmir’de de Hakkari’de de Edirne’de de Rize’de de Muğla’da da o aziz şehitlerin torunları omuz omuza geleceğe yürüyorlar, yürüyecekler. Onların mirasına, onların hatırasına ayrımcılık, bölücülük sokmak isteyenlere, fırsat verilmeyecektir. Türk, Kürt, Alevi, Sünni kim olursa olsun, Çanakkale Savaşı’nda omuz omuza savaşanların torunları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eşit vatandaşları olarak geleceğe birlikte omuz omuza yürüyecekler. Yine gönül coğrafyamızda Balkanlar’da Ortadoğu’da, Kafkaslar'da, Kuzey Afrika’da her bir toprak parçasında bugün Çanakkale Savaşı şehitlerinin hatıraları yaşar. Prizren'e gidin, Üsküp’e gidin, Saray Bosna’da her yerde ‘benim dedem de Çanakkale’de savaşmıştı’ diyenleri görürsünüz. Irak’a, Bağdat’a Kerkük’e, Musul’a gidin ‘benim dedem de Çanakkale’de savaşmıştı’ diyenleri görürsünüz. Biraz önce Basra’dan gelen aşiret liderlerini gördüğümde bu topraklarda şehit düşenlerin sadece Anadolu ile Trakya ile sınırlı olmadığını fark etmiştim. Yine Halep’te, Humusta Kudüs’ten şehitleri Çanakkale’nin bağrında görürsünüz."

Davutoğlu, Türk milletinin 1911’den 1922’ye kadar 11 yıl içinde dünyanın her köşesinde şehitler bıraktığına işaret ederek, şunları kaydetti:

"2 hafta Macaristan’a gittiğimde, Galiçya şehitlerini selamladım. Başbakan olarak ilk ziyaretimi yaptığımda Azerbaycan’da Kafkas İslam Ordusu’nun şehitlerini selamladım. 2 sene önce Myanmar’a gittiğimde, unutulmuş gibi zannedilen, oraya götürülen 6 bini aşkın askerimizin şehit topraklarına selam gönderdik ve unutulmuş o mezarları ihya ederek başlarına aziz bayrağımızı ve aziz Kuran-ı Kerim'in hitabetini getirdik. Bu mektupları cevapsız kalmış şehitlere, 100 yıl sonra gelmiş ulu mektuptu. Şimdi buradan bir kez daha seslenerek diyorum ki nasıl Çanakkale Savaşı’nda dersaadetin, payitahtın, başkentin, aziz İstanbul’un düşmemesi için Iraklılar, Suriyeliler'in, Filistinliler, Balkan kökenliler, Kosavalılar, Boşnaklar, Azeriler, hep beraber omuz omuza savaşmışlarsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bugün de diyoruz ki 100 yıl sonra o aziz şehitlerin torunları, onların torunlarının kaderi bizim kaderimizdir. Suriyeliler'in, Iraklıların Aziz Azerbaycan’ın, Balkanların kaderi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin merhamet ve şefkat elindedir. Bizler, o aziz şehitlerin mirasına sahip çıkacağız. Yine o zaman Mehmet Akif, Çanakkale şehitlerine hitap ederken, Muhammed İkbal de Lahor’dan Çanakkaleşehitlerine, Balkan şehitlerine, Trablusgarp şehitlerine hitap ediyordu ve diyordu ki ‘eğer ahirete gitsem ve Resul'un huzuruna varsam, getireceğim en büyük hediye Balkan şehitlerinin, Çanakkale şehitlerinin kanı olur’ diyordu. Hint Müslümanları ayaktaydı, Afrika Müslümanları ayaktaydı. Orta Asya’daki soydaşlarımız ayaktaydı. Hep beraber dua ediyorlardı.  Çünkü biliyorlardı ki Çanakkale düşerse, İstanbul düşerse mazlum milletlerin kaderi de düşer. İşte o zaman, Türkiye’nin o zamanki vatanımızın çok ötesindeki mazlum milletlerin kaderi de Çanakkale Savası ile birlikte değişti."

Çanakkale savaşının, hiçbir ordunun yenilmez olmadığını gösterdiğini ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hiçbir güç iman gücünün  onur ve haysiyet mücadelesine dayanan o manevi gücün üstünde olamaz. Hiçbir güç Seyit Onbaşı’ndan daha kuvvetli, daha  kudretli değildir. Eğer mazlum milletler ayağa kalkmışsa, eğer 20. yüzyılın ortalarında mazlum milletler kendi kaderlerini çizebilmişlerse bunda Çanakkale şehitlerini aziz kanının tesiri  vardır, izi vardır, hatırası vardır."

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ahmet DavutoğluAleviAltınAzerbaycanBaşbakanDiyarbakırHakkariIrakİstanbulİzmirMacaristanMuğlaŞehit
Görüş Bildir