Cumhurbaşkanı Gül: “2012 Sorunlu Bir Yıldı”

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

2012'yi Değerlendirdi

2012'yi Değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Gül, uluslararası alanda tanınmış makale veritabanı Project Syndicate'in ''Geçen Yıla Bakış'' yayını için ''Kriz ve Dönüşüm'' başlıklı makale kaleme aldı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, uluslararası alanda tanınmış ve dünyanın önde gelen medya organlarının abonesi olduğu makale veritabanı Project Syndicate'in her yıl sonunda yayınladığı ''Geçen Yıla Bakış'' yayını için '' Kriz ve Dönüşüm'' başlıklı makalesinde, içinde yaşanılan zaman dilimini çok sayıda hızlı değişimlerin yaşandığı bir çağ olarak tanımlamanın klişe haline geldiğine dikkati çekerek, 2012 yılının özellikle sorunlu bir yıl olduğunu kaydetti.

Dünyanın herhangi bir köşesindeki ekonomik krizlere, siyasi ve askeri çatışmalara, sosyal isyanlara, kültürel çarpışmalara ve çevresel problemlere sürekli ve ortak alaka göstermeye ihtiyaç duyulmayan tek bir gün bile geçmediğine vurgu yapan Gül, şunları dile getirdi:

''Türkiye'nin yakın çevresi 2012 yılında küresel siyaset gündeminde en üst sırada yer aldı ve 2013 yılında da yine en üst sırada yer almaya devam edecek. Kuzeyimizde Avrupa bir yol ayrımında, sonuçları AB'nin sınırlarının çok daha ötesinde etkili olacak bir yaratıcı imha sürecine girmekte. Güneyimizde haysiyet, özgürlük, demokrasi ve barış arayışı artık geri döndürülemeyecek noktaya geldi ve bölgenin siyasi manzarasını değiştiriyor."

Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın en çok alaka gösterilmesi gereken bölge olması gerektiğine vurgu yapan Gül, tarih boyunca, Akdeniz'in bir yakasında vuku bulan gelişmelerin mutlaka öteki yakasında doğrudan bir etkisi olduğunu, bugünün dünyasının yüksek derecedeki küresel karşılıklı bağımlılığı göz önüne alındığında bu durumun bundan sonra da devam edeceğine inanmak için sayısız sebep bulunduğuna dikkati çekti.

Gül, makalesine şöyle devam etti:

''Arap halklarının, Avrupalıların faydalandıkları evrensel hakları kendileri için isterken son derece samimi olmaları, Batı'nın uzun süredir hakim olan oryantalist perspektifini çürütmektedir.''

Geçiş sürecindeki Arap ülkeleri için Marshall Planı Gül, gelişmiş ülkeler ve uluslararası finansal kuruluşların, İkinci Dünya Savaşı sonrası uygulamaya konan Marshall Planı'na benzer kapsamlı bir ekonomik canlanma programını geçiş sürecinde Arap ülkeleri için de hayata geçirmeleri önerisinde bulunarak, ''Avrupa'nın ve uluslararası toplumun elinde, Akdeniz bölgesine eski refah ve ihtişamını yeniden kazanma yolunda yardım etmek ve Ortadoğu'yu da barış, demokrasi ve istikrar bölgesine çevirmek için önemli bir fırsat bulunmaktadır. Türkiye bu vizyonun gerçekleştirilebilmesi doğrultusunda üzerine düşen ne varsa yapmaya hazırdır'' ifadesini kullandı.

ANKARA / AA

Haberin Tamamı İçin:

Cumhurbaşkanı Gül: “2012 Sorunlu Bir Yıldı”

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül’ün, uluslararası alanda tanınmış ve dünyanın önde gelen medya organlarının abonesi olduğu makale veritabanı ’Project Syndicate’in ’Geçen Yıla Bakış’ (Year in Review) yayınında bir makalesi yer aldı. Cumhurbaşkanı Gül, 2012’yi değerlendiren ve 2013 ile ilgili beklentilerinin yer aldığı ’Kriz ve Dönüşüm’ başlıklı makalesinde Avrupa Birliği’nden Orta Doğu’daki son olaylara kadar pek çok konuyu değerlendirirken, sorunların çözümüne ilişkin beklenti ve temennilerini paylaştı.

Project Syndicate’ın her yılın sonunda yayımladığı Geçen Yıla Bakış’ın 2012 baskısında Cumhurbaşkanı Gül ile birlikte aralarında Joseph Stiglitz, Bill Gates, Daron Acemoğlu, Shinzo Abe, Juan Santos, Leon Panetta, Christine Lagarde, Imran Khan gibi isimlerin olduğu küresel liderlerin, entelektüellerin, düşünürlerin ve bilim insanlarının 2012’ye ilişkin değerlendirmeleri ve 2013 beklentileri yer alıyor.

'2012 ÖZELLİKLE SORUNLU BİR YILDI’

Cumhurbaşkanı Gül’ün makalesinde dile getirdiği görüşlerinden bazı satır başları:

"İçinde yaşadığımız zaman dilimini çok sayıda hızlı değişimin yaşandığı bir çağ olarak tanımlamak bir klişe halini aldı. Fakat 2012 yılı özellikle sorunlu bir yıldı. Dünyanın herhangi bir köşesindeki ekonomik krizlere, siyasi ve askeri çatışmalara, sosyal isyanlara, kültürel çarpışmalara ve çevresel problemlere sürekli ve ortak alaka göstermeye ihtiyaç duymayacağımız tek bir gün bile geçmedi.

TÜRKİYE’NİN YAKIN ÇEVRESİ 2012 YILINDA KÜRESEL SİYASET GÜNDEMİNDE EN ÜST SIRADA YER ALDI

Türkiye’nin yakın çevresi 2012 yılında küresel siyaset gündeminde en üst sırada yer aldı ve 2013 yılında da yine en üst sırada yer almaya devam edecek. Kuzeyimizde Avrupa bir yol ayrımında, sonuçları AB’nin sınırlarının çok daha ötesinde etkili olacak bir yaratıcı imha sürecine girmekte. Güneyimizde haysiyet, özgürlük, demokrasi ve barış arayışı artık geri döndürülemeyecek noktaya geldi ve bölgenin siyasi manzarasını değiştiriyor.

AB’NİN KRİZİNİN SADECE EKONOMİK ÖNLEMLERLE SONLANDIRILAMAYACAĞI AŞİKAR

AB’nin halen devam eden krizinin sadece ekonomik önlemlerle sonlandırılamayacağı aşik?r. Avrupa jeopolitik ağırlığını geri kazanmak istiyorsa, kendisini yeniden tanımlamalı ve misyonunu da yeniden belirlemeli. AB, bir değerler topluluğunu temsil etmek ile kendine has ve içe dönük politikalarla en nihayetinde küresel öneminin aşınmasına yol açacak coğrafi bir yapıyı temsil etmek arasında bir karar vermeli.

TÜRKİYE, AB KONUSUNDA İLGİSİZ BİR İZLEYİCİ DEĞİLDİR

Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olan ve AB üyeliğini de stratejik bir hedef olarak kabul eden Türkiye, ilgisiz bir izleyici değildir; tam tersine, halen devam ede gelen tartışmaya kendi bakış açılarımız ve fikirlerimizle katılmak arzusundayız. Mesele, AB bütünleşmesinin derinleşme boyutunda olduğu kadar, genişleme boyutunda da olması gerektiğini düşünüyoruz ki böylece, AB’nin müspet dönüştürücü etkisi komşu bölgelerde de hissedilebilsin.

ORTA DOĞU VE KUZEY AFRİKA EN ZİYADE ALAKA GÖSTERİLMESİ GEREKEN BÖLGE OLMALIDIR

Bu noktada, hiç kuşkusuz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika en ziyade alaka gösterilmesi gereken bölge olmalıdır. Tarih boyunca, Akdeniz’in bir yakasında vuku bulan gelişmelerin mutlaka öteki yakasında doğrudan bir etkisi olmuştur. Bugünün dünyasının yüksek derecedeki küresel karşılıklı bağımlılığını göz önüne aldığımızda, bu durumun bundan sonra da devam edeceğine inanmak için sayısız sebebimiz vardır.

ARAP UYANIŞININ SONUÇLARINI ÖNGÖREBİLMEK İÇİN HALA ÇOK ERKEN

Arap halklarının, Avrupalıların faydalandıkları evrensel hakları kendileri için isterken son derece samimi olmaları, Batı’nın uzun süredir hakim olan oryantalist perspektifini çürütmektedir. Kuşkusuz, Arap uyanışının sonuçlarını öngörebilmek için hala çok erken olup, geçiş sürecindeki ülkeler halen zorlu meydan okumalarla karşı karşıya bulunmaktadırlar. Fakat çok sayıdaki kabus senaryosunun hiç biri gerçekleşmemiştir ve bu da gelecek için umut muştulamaktadır. Dahası, Tunus, Libya ve Mısır’da bu ülkelerin tarihlerinde ilk kez serbest ve adil seçimler 2012 yılında gerçekleştirilmiştir.

ARAP HALKLARININ DEMOKRASİ YOLUNDA İLERLEMEYE DEVAM EDECEKLERİNE İNANIYORUM

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah GülAnkaraAvrupa BirliğiBilimMısırTunus
Görüş Bildir