Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Cinsiyet Değiştirince Fıstık Atılan Maymunlara Döndüm

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Cinsiyet Değiştirince Fıstık Atılan Maymunlara Döndüm

Cinsiyet Değiştirince Fıstık Atılan Maymunlara Döndüm

Rüzgar Erkoçlar: Mavi kimlik alma konusunda bir sürü hukuki engelle karşılaşıyorum. Benim durumumdaki arkadaşlarım aldı ama benim işlerimi zorlaştırıyorlar

T24

Cinsiyet değiştirerek erkek olan oyuncu Rüzgar Erkoçlar , “Ünlü münlü’ diyorlar ama ben çok ünlü de değildim. Bir de şimdi gör! Toplu taşımaya binemiyorum, sokakta yürüyemiyorum, herkes kadınken erkek olan Rüzgar’ı tanıdı, onlar için heyecan verici bir hikâye. Cep telefonunu suratıma dayıyorlar, ‘şak’ fotoğrafımı çekiyorlar. İzin almak filan yok. Hayvanat bahçesindeki fıstık atılan maymunlara döndüm” dedi.

Hürriyet gazetesinden Ayşe Arman ’a konuşan oyuncu Rüzgar Erkoçlar, cinsiyet değiştirmesinin ardından yaşadıklarını anlattı.

Ayşe Arman’ın Rüzgar Erkoçlar’la yaptığı söyleşinin bir kısmı şöyle:

Cinsiyetini değiştirdiğinde önüne bu kadar yokuş, bu kadar çok engel çıkabileceğini tahmin etmiş miydin?

  • Kolay olmayacağını tahmin ediyordum. Ama bu kadar zor olacağını bilmiyordum! Tamam anladık, çok örneği yok. Tanınan bir oyuncu, kadınken, üstelik güzel bir kadınken, erkek oluyor. Fakat kimseye zarar vermiyor, bir suç işlemiyor, ayakkabı kutusunda para bulunmuyor, yolsuzluk yok, hırsızlık yok, ahlaksızlık yok… Nedir yani? Benim kararımdı, benim hayatımdı ama başıma gelmeyen kalmadı!

En başından anlatır mısın…

-İnsanlar, kendilerini gündeme getirmek için beni kullandılar. Olan biten bu. O andan itibaren de hayatımın her alanına tecavüz edildi. Hiç kimseye ne ah ettim ne beddua. Ama beni gerçekten çok acıtmış iki insan var. Biri ameliyatımı yapan doktor, raporlarımı basına sızdırdı…

Diğeri?

  • “Öyle bir bomba patlatacağım ki, inanamayacaksınız!” türünden yayınlar yapan bir magazinci. Sosyal medyada yayın yapıyor. O da ününe ün katmak ya da takipçi sayısını arttırmak için beni harcadı. Her şey aslında bu iki insan yüzünden oldu. Yoksa kimsenin Rüzgar Erkoçlar diye bir adamın varlığından bile haberi olmayacaktı. Zaten Nil’ken de ben, o kadar ünlü bir oyuncu değildim, kim niye uğraşsın benimle…

Cinsiyetini değiştirmeye karar verdiğinde, sen kendi iç dünyanda ne kadar zorlandın?

-Esas bocalamayı kendi içimde yaşadım. Oyun içinde oyun. Yanlış bir bedene hapsolup kaldığını biliyorsun ama rol yapmak zorundasın. Fakat an geliyor ki, özüne ihanet edemiyorsun. Evet görüntüm kadındı ama hiçbir zaman kadın değildim. Yani ben cinsiyet değiştirmedim. Zaten erkektim. Şimdi doğru bedendeyim. Şimdi aynadaki görüntüme bakınca “Oh be!” diyorum, “Budur işte, ben hep buydum!” Oyunculuk yaparken, işimi yapar evime dönerdim. Bir mekân çıkışında bir magazin muhabirinin beni kamerayla, fotoğraf makinesiyle çekmişliği yok. “Ünlü münlü” diyorlar ama ben çok ünlü de değildim. Bir de şimdi gör! Toplu taşımaya binemiyorum, sokakta yürüyemiyorum, herkes kadınken erkek olan Rüzgar’ı tanıdı, onlar için heyecan verici bir hikâye. Cep telefonunu suratıma dayıyorlar, ‘şak’ fotoğrafımı çekiyorlar. İzin almak filan yok. Hayvanat bahçesindeki fıstık atılan maymunlara döndüm. Anlamadıkları bir şey var…

Nedir?

-Ben tek değilim, benim gibi başka insanlar da var bu dünyada. Ve bizi de bizi yargılayanları da aynı tanrı yarattı! Ben, kadın bedenine hapsolmuş bir erkektim. Şimdi de aynı insanım ama şimdi doğru bedendeyim. Memelerimden kurtuldum, kadın sesimden kurtuldum, artık tıraş oluyorum. Bu da beni mutlu ediyor. Ama içimdeki ruh aynı, kabım değişti, kalıbım değişti. Aynaya baktığımda senelerdir hasretini çektiğim, özlemini duyduğum adamı görüyorum. Kafesimi kırdım…

Kafesi kırıp özgürleşmek isterken, seni en çok korkutan şey neydi?

-Ailemi üzmek. Çünkü taşıdığım soyad sadece bana ait değil, “Amaaan bu da benim seçimim, mecbur katlanacaklar!” diyemiyorum. Bütün bu süreç içinde, aileme de rahat vermediler. Fakat bir an geliyor ki, ne pahasına olursa olsun, inandığın hedefe doğru ilerliyorsun. Ben de öyle yaptım. Kararımdan dönmedim.

Hiçbir tereddüdün yoktu yani…

-Olmaz mı? Vardı. Ama insan, özünden kaçamıyor! Ne var ki, bu dönüşüm süresince yalnızdım, ne yapıyorsan sen kendin yapıyorsun. Ben de her işimi kendim hallettim. Sadece dostlarım vardı yanımda. Psikiyatriden tut da hormon tedavisinden ameliyata kadar yanımdaydılar. Fakat bu memlekette iş, cinsiyet değiştirmeye karar verip, operasyon geçirmekle bitmiyor, bu defa erkek olarak peşine düşüyorlar, Rüzgar’ın peşine düştüler...

Rüzgar olmak için ruhunu hazırlaman kaç yılını aldı?

-O hazırdı zaten. Ben fiziksel değişikliği yaptım, ruh ve fizik birbirini tamamlardı. Ben kendimi daha çok sevebilmek için bunu yaptım. Seviyorum da… Çektiğim tüm acılara rağmen… Bunun heves, tercih, arayış filan olduğunu söyleyenlere de sadece gülüyorum. Deli miyim kendime bu kadar acı çektireyim? Böyle saçma şey olur mu!

Nasıl bir hayat kurdun kendine?

-Çok yakın bir arkadaşımla yaşıyorum. Haftada birkaç gün ailemin yanına gidiyorum. Bilmeyen kalmadı galiba, bir de bir fırında çalışıyordum.

O işi nasıl bulmuştun?

-İşsizken bir gün önünden geçerken, baktım fırının camında “Eleman aranıyor” yazıyor. Beni cezbeden de, üretim kısmı için birini arıyor olmalarıydı. Çünkü üretmeyi, yeni şeyler yaratmayı seviyorum. Patron, “O iş ağır!” dedi. “Yaparım” dedim, “Un çuvalı da taşırım, n’olacak!” Patron da dünya iyisi bir insan. Benim oyuncu olduğumu filan da bilmiyordu. Hikâyemi de bilmiyordu. Başladım çalışmaya. Gazeteciler yeniden hayatıma dalıncaya kadar da gayet mutluydum…

Ne iş yapıyordun orada?

-Aile gibiydik. Her şeye yetişiyordum. Pişiriyordum da kasaya da bakıyordum, temizlik de yapıyordum. Dükkânın sorumlusu gibi bir şeydim. Patronum bana çok destek oldu, hep yanımda oldu. Onun hakkını da ödeyemem. Ama artık oraya da gidemiyorum, adamcağızı da taciz ediyorlar. Onun ağzından bir cümle almak istiyorlar, fotoğrafını çekmek istiyorlar…

Savcılıktan “Fotoğrafı çekilemez” kâğıdını aldın mı kendine gerçekten?

-Evet. İşler artık iyice çığırından çıkmıştı. Aldım. Adli süreçle uğraşırken, haklarının ne olduğunu öğreniyorsun, başvuruda bulundum, gerekçeli kararı aldım.

Artık izinsiz fotoğrafını çeken suç mu işlemiş oluyor?

-Aynen. Peki bu engeller mi onları? Hayır. Ama var böyle bir kararırım. Ben şu an basınla ilgili bir işin içinde değilim. Sektörün içinde bir iş yaparsam, onlar “tanınmış” birini görüntülüyor oluyorlar, buna hakları var. Ama şu anda ben sıradan bir insanım. Bir başka sinirime dokunan şey, ben artık Rüzgar’ım, Nil yok, öldü! Nasıl bir zihniyettir ki hâlâ Nil’in bikinili fotoğraflarını koyuyorsun? Yetmedi mi, öyleydi, böyle oldu haberleri. Onu yaptın defalarca, sonra fırınıma geldin, izinsiz çektin, evimin önünde bekliyorsun. Bir evime girmedikleri kaldı!

Mavi kimlik alabildin mi?

-Hayır, henüz değil. Bir sürü hukuki engelle karşılaşıyorum. Benim durumumdaki arkadaşlarım aldı, hatta bir tanesi evlendi ama benim işlerimi zorlaştırıyorlar.

Neden?

-Rüzgar olduğum için! Hakkımda haber yapılır, adları geçer diye bulaşmak istemiyorlar. Herkes için kolay işleyen süreç, benim için çok ağır işliyor…

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ayşe ArmanRüzgar ErkoçlarTecavüzTercihoyun
Görüş Bildir