Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Cins İsimleri Özel İsimlere Dönüştürme Çabası

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Cins İsimleri Özel İsimlere Dönüştürme Çabası

Cins İsimleri Özel İsimlere Dönüştürme Çabası

Parkinson hastalığı, Parkinson’dan önce neydi? Viyanalı çocuk doktoru Asperger tarafından tanımlanan “Asperger sendromu” neden daha önce keşfedilmemişti? Hepsi bu kitapta.

İyi bir tıp eğitimi aldığı söylenemezdi. Babasının muayenehanesinde orta sınıfa hizmet vererek başladığı mesleğini, oğluyla beraber işçi sınıfına ve yoksullara bakarak sürdürüyordu. Toplumsal ve politik konularda kaleme aldıkları, o dönem için cesaret isteyen türdendi. Daha ziyade kimya ve fosiller üzerine yazdığı el kitapları ve geniş bir kesimi alakadar eden evde tıbbi bakım konusundaki incelemeleri ile tanınıyordu. Yaşamı birkaç kilometrekarelik bir mahallede ve dört nesil ailesinin idaresinde, seksen yıl inmeyen “Parkinson & Oğlu, Cerrah, Eczacı ve Erkek Ebe” tabelasının ardında geçti. Titremeli felç vakalarına dair incelemelerini meslektaşlarına sunarken, hastalığın nedeninin tespit edilmesinin ve tedavisinin bulunmasının ancak onların araştırmaları sayesinde mümkün olacağını söyledi. James Parkinson’ın hayattayken adının verildiği tek şey “Parinsonia Parkinsoni” fosiliydi.

Alois Alzheimer son tıp sınavını verdiğinde 23 yaşındaydı. Üniversitede ders verme hakkı elde etmesini sağlayan habilitasyon tezini verdiğinde ise kırkını aşmıştı. Akademik kariyeriyle ilgili bir umursamazlık içindeydi ve itibarlı konumlar ilgisini çekmiyordu. Makalelerinde, çalıştığı alanla ilgili pekâlâ kendine pay çıkarabilecekken meslektaşlarından övgüyle söz ediyordu. Prof. Emil Kraepelin’in hassasiyetiyle emekleri karşılığını buldu. Bir hastasının otopsi sonuçlarını geçtiği defterde teşhis kendi el yazısıyla yer alıyordu: Alzheimer hastalığı.

George Gilles de la Tourette ise tiklerini, bağırmalarını, lanet okuyup küfretmelerini engelleyemeyen hastalara verilen Tourette Sendromu’nun isim babası. Üzerinde çalıştığı hastalığa adının verildiğini sağlığında gördü. “Bir bit kadar çirkin ama zeki biriyim” diyen bilimadamı, yaratıcı olduğu kadar sabırsız, tartışma ve anlaşmazlıkların içinde debelenen biriydi. Bir akşam evini ziyaret eden akli dengesi yerinde olmayan bir kadının silahından çıkan üç kurşun hayatına mal olmadıysa da kırk altı yaşında bir kliniğin kapalı koğuşunda ölüme yaklaşırken hastalarından pek farkı kalmamıştı.

Mükâfat ve mücadele alanı

Okuduklarınız, Psikoloji Tarihi profesörü Douwe Draaisma’nın Aklın Çıkmazları kitabında yer alan hikâyelerden kısa birer özet. On iki psikiyatr ve nöroloğun çeşitli hastalık ve sendromlara isimlerini vermelerinin, düşünce ve tutkularının, mücadele ve umutlarının, keşifleri sırasında içinde bulunulan koşulların ve onların hayat hikâyelerini anlatıyor Draaisma. Kimler olduklarına, keşiflerinin ardındaki saiklere, hastalarına ve onları tedavi ediş biçimlerine, isimlerinin ölümsüzleştirilmesine kimlerin ön ayak olduğuna tanıklık ederken bir tür “mezar soyguncusu” görevi üstlendiğini, cins isimleri yeniden özel isimlere döndürme uğraşı içinde olduğunu söylüyor yazdığı önsözde. Merakı yönlendiriyor onu: Parkinson hastalığı, Parkinson’dan önce neydi? Tourette sendromu gerçekten Tourette’in tanımladığı hastalık mıydı? Viyanalı çocuk doktoru Asperger tarafından tanımlanan “Asperger sendromu” neden daha önce keşfedilmemişti?

Peki ama neden kişi kökenli isimler ve neden özellikle bu kişiler? Çünkü çağlarla ifade edilebilecek derecede geniş bir zaman diliminde doktorlar, birbirlerini binlerce kişi kökenli isimle onurlandırmış durumda ve vücudun kısımları, ameliyatlar, bulgular, refleksler, hastalıklar, sendromlar, aletler, testler ve tepkilere verilen çok sayıda kişi kökenli isim var. Soruyu cevaplamadan önce, Draaisma’nın kapsamlı bir listeye ulaşmak için referans gösterdiği www.whonamedit.com adresine bakmakta fayda var. Kaynağa göre kişi kökenli isimlerde başı 819 ile ABD çekiyor. Onu 636 isimle Almanya, 428 isimle Fransa, 340 isimle Birleşik Krallık ve 155 isimle Avusturya takip ediyor. Listede İsveç’in 52, Danimarka’nın 48, Hollanda’nın ise 46 ismi var.

İsmi bir hastalığa verilerek onurlandırılma açısından en yüksek şansa sahip doktorların, çalışmalarını 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde gerçekleştirenler olduğunu belirtiyor Draaisma. Sonraları tıbbi araştırmaların bir takım çalışması hâlini aldığını ve bireylerin isimleriyle ebedileşme ihtimalinin azaldığını hatırlatıyor, tercih edilen AIDS, ADHD ve ALS gibi bilinen kısaltmaları örnek vererek.

Güç ve otoritenin söz konusu olduğu entrika ve manipülasyonlara sahne olan bu hem mükâfat hem mücadele alanından neden on iki isim? Onu yönlendiren merakı olsa da, isimlerin gelişigüzel ortaya çıkmadığını önemle vurguluyor Draaisma. Bu seçimde, isimlerin tamamının vaka çalışmalarından faydalanmış olmalarının ve hep birlikte yarım yüzyıl önce yok olan bir bilimsel tarzı temsil etmelerinin de büyük etkisi var.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAvusturyaFransaİsveçTercih
Görüş Bildir