Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na Mektuplu Yanıt

 > -

CHP'den Başbakan'a Mektup

CHP'den Başbakan'a Mektup

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a Suriye'deki gelişmeler ve etkileriyle ilgili bir mektup gönderdi.

CHP'nin resmi internet sitesinde Kılıçdaroğlu'nun Başbakan Erdoğan'a gönderdiği mektuba yer verildi. “Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Suriye'nin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğünün korunmasından yanayız. Türkiye, barış ve uzlaşıdan yana bir politika izleyerek, öncelikle şiddete son verilmesini sağlamalıdır” ifadesi kullanılan mektupta, CHP'nin Suriye için çözüm önerileri de yer aldı.

“Sayın Başbakan” diye başlayan mektup şöyle:

“Komşu Suriye'deki gelişmeler, ülkemizin başta güvenliği olmak üzere, ekonomisi, sosyal huzuru, turizm ve taşımacılık alanları dâhil, çok geniş kapsamda artarak olumsuz etki yapmaya devam etmektedir. Öte yandan, Suriye'deki şiddet ve çatışmaların durdurulamaması halinde ülkenin parçalanması, iç savaş boyutlarının genişleyerek bölgesel ve uluslararası bir ihtilafa dönüşmesi de dışlanamayacak bir olasılıktır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Suriye'nin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğünün korunmasından yanayız. Türkiye, barış ve uzlaşıdan yana bir politika izleyerek, öncelikle şiddete son verilmesini sağlamalıdır. Kardeş Suriye halkının insan onuru ve haklarına saygılı, hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir rejim çerçevesinde güven ve huzura kavuşmasını istiyoruz.

Uluslararası toplumun çözüm gayretleri maalesef şu ana kadar istenilen sonuçları verememiştir. Mevcut koşulları ve daha önce CHP olarak gündeme getirdiğimiz önerileri de dikkate alarak, bu sefer hazırladığımız Suriye için kapsamlı çözüm önerimizi ekte takdim ediyorum. İnancımız odur ki, Hükümetinizin bu öneriye sahip çıkması halinde, uluslararası toplumun çabaları yön ve etkinlik kazanabilecektir.

Zira, Suriye konusunda Türkiye'nin, başka hiçbir ülkeyle kıyaslanamayacak kadar ağırlık ve etkisi vardır.”

Suriye için çözüm önerisi

Kılıçdaroğlu, Suriye'de yaşanan iç savaşın sona ermesi için daha önce açıklanan partisinin çözüm önerilerini de mektupta gönderdi.

Suriye'nin olası bir parçalanma sürecine girdiğini savunan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin, Suriye'nin çökmesine, halkının daha fazla acı çekmesine, bunalımın ülke dışına taşınmasına izin vermemesi gerektiğini belirtiyor.

Önerisinde Türkiye'nin yeni bir başlangıç yaparak, ağırlığını Suriye'de barış, uzlaşma, istikrar ve güvenden yana koyması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, TBMM'nin olağanüstü toplanarak, bir deklarasyonla uluslararası konferans düzenlenmesi çağrısında bulunması gerektiğini ifade ediyor. Kılıçdaroğlu, BM Genel Sekreteri'nin himayesinde BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri, Arap Ligi, AB, İran, Suriye'nin Arap komşuları ve Türkiye'nin katılacağı konferansa Suriye rejimi ve muhalefetinden temsilcilerin de davet edilmesi ve bu temsilcilerin tam yetkili olmalarının sağlanmasının önem taşıdığını dile getiriyor.

Konferansın, görüş ve beklentilerin açıklanacağı açılış bölümünden sonra, 15 gün boyunca Suriye yönetimi ve muhalefetinin BM Genel Sekreteri gözetiminde müzakere yapmasını öneren Kılıçdaroğlu, son bölümde BM Genel Sekreteri tarafından hazırlanan ve Suriyeliler arasındaki anlaşmayı yansıtan belgenin BM Güvenlik Konseyi'ne sunulmak üzere oylanabileceğini ifade ediyor.

Haberin Tamamı İçin:

Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na Mektuplu Yanıt

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Suriye konusunda kendisine gönderdiği mektuba verdiği cevabi mektupta, ''Suriye'de yaşanan gelişmelere karşı Türkiye'nin 'etkili ağırlık koyabilecek iken' bunu yapamadığı iddianız gerçeklerle bağdaşmamaktadır'' ifadelerine yer verdi.

Başbakan Erdoğan'ın Kılıçdaroğlu'na yazdığı mektup şöyle;

"Tarafımıza iletilen "Suriye Çözüm Önerisi" mektubunuzda yer alan "Suriye konusunda Türkiye'nin, başka hiçbir ülkeyle kıyaslanamayacak kadar ağırlık ve etkisi vardır" tespitiniz, AK Parti hükümetlerinin genel dış politika yaklaşımının ve hususen Suriye politikasının öneminin altını çizen bir tespittir. Kuşkusuz AK Parti hükümetleri döneminde Türk dış politikası, içerik zenginliğine ve yüksek performansa kavuşmuştur. 2011 yılı başından itibaren Suriye'de yaşanan gelişmelere karşı Türkiye'nin "etkili ağırlık koyabilecek" iken bunu "yapamadığı" iddianız ise gerçeklerle bağdaşmamaktadır."

"CHP'NİN HAKLI OLAN HALKLARDAN YANA NET BİR TUTUM İÇERİSİNDE OLMASI BEKLENİRDİ"

"Arap halklarının meşru demokratik talepleri ile başlayan süreçte Türkiye açık ve net bir şekilde halkların yanında yer almıştır. Türkiye; Tunus, Mısır ve Libya'da olduğu gibi Suriye'de de diktatör rejime- karşı duran halkın taleplerini desteklemektedir. Bu çerçevede, Cumhuriyet Halk Partisi'nin de haklı olan halklardan yana daima açık ve net bir tutum içerisinde olması beklenirdi. Zalim ile mazlum, katil ile maktul, haklı ile haksız arasında ayrım yapmayan siyasi bir tutum, insani ve ahlaki değildir. CHP yönetimi bu insani ve ahlaki zaaf ile maluldür. Bu tutumun Suriye krizine çözüm üretmesi mümkün değildir. Bölgedeki gelişmeleri dış güçlerin dayatması olarak görmek ise her şeyden önce meşru talepler ile meydanlara çıkan halkların iradesine karşı saygısızlıktır. Bu tavır, bölgedeki gelişmeleri algılayamamak ve tarihin yanlış tarafında yer almakla eş anlamlıdır. Üstelik halkını katleden rejimi cesaretlendirme olarak anlaşılmaktadır."

"BARIŞÇIL ÇÖZÜM ARAYIŞLARI DEVAM ETTİRİLECEKTİR"

"Suriye'deki olayların başladığı Şubat 2011'den, olayların tırmandığı Eylül 2011 tarihine kadar Hükümetimiz Suriye'de diyalog, ulusal mutabakat ve siyasi reform için her tür diplomatik kanalı kullanmış; rejimi, reform konusunda ikna etmeye çalışmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, Beşşar Esed ile yaptığım görüşmelerin yanı sıra, özel temsilcilerim aracılığıyla verdiğim mesajlar her zaman Suriye'nin birlik içerisinde reform sürecinin gerçekleşmesine yönelik olmuştur. Fakat bu mesajlar rejim tarafından karşılıksız bırakılmış ve halka yönelik katliamlar giderek artmıştır. Bundan sonra Hükümetimiz, sorunun çözümü için Arap Birliği inisiyatifi ile bölgesel bir girişim başlatmıştır. Arap Birliği de Türkiye'nin ortaya koymuş olduğu yol haritası üzerinden rejimi geçiş sürecine ikna etmeye çalışmış fakat rejimin kan dökmeye devam etmesi üzerine gönderdiği gözlemcileri geri çekmek ve girişimini sona erdirmek durumunda kalmıştır. Arap Birliği girişiminin başarısız olması sonucunda konu, Birleşmiş Milletlere taşınmıştır. Türkiye bu uluslararası sürece de tam destek vermiştir. Bu aşamada Suriye rejimi, Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği'nin ortak temsilcisi olarak atanan Annan'ın sunduğu 6 maddelik planı kabul ettiğini ilan etmiş ancak bu planın hiçbir maddesini uygulamamıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Rusya ve Çin'in vetoları yüzünden karar mekanizmaları tıkanmış ve bu süreç de başarısız olmuştur. Bunun üzerine Türkiye, barışçıl çözüm arayışlarını devam ettirerek, Suriye Halkının Dostları inisiyatifini başlatmıştır. Bu çerçevede Suriye halkının yanmda yer alan uluslararası toplumun tüm üyeleri sırasıyla Tunus, Türkiye ve Fransa'da toplanmıştır. Fas'ta yapılacak olan bir sonraki toplantıda barışçıl çözüm arayışları devam ettirilecektir."

"HÜKÜMETİMİZ SURİYE HALKININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEK"

"Ulusal, ikili, bölgesel ve küresel düzeyde yürütülen girişimler, Suriye rejiminin çözümsüzlük ve katliamları sürdürmekteki ısrarı nedeniyle akamete uğramış durumdadır. Bugün itibariyle Suriye'de tüm meşruiyetini yitirmiş bir rejim vardır. Şimdiye kadar tüm yaşananlar görmezden gelinip, bu rejimin barışçıl bir çözümün meşru bir tarafı gibi gösterilmeye çalışılması, Suriye'deki derin insani krizin sorumlusu olan rejime destek vermek anlamına gelmektedir.

Mazlum milletlere ilham kaynağı olmuş bir tarihi mirasa sahibiz. Dış politikamız, bu tarihi mirasın devamı olarak ahlaki ve siyasi ilkelere sıkı sıkıya bağlıdır, bu da halkların iradesinden yana olmamızı gerektirir. Bu ilkeler çerçevesinde yürüttüğümüz devlet politikasına muhalefet partilerinin, toplum kesimlerinin ve yazılı ve görsel medyanın destek vermesi, Türkiye'nin ve Suriye halkının yüksek menfaatlerinin bir gereğidir. Suriye'nin geleceğini Suriye halkının hür iradesi belirleyecektir ve Hükümetimiz bu süreçte Suriye halkının yanında olmaya devam edecektir."

"RUSYA, ÇİN VE İRAN İLE GÖRÜŞMELER DEVAM ETMEKTEDİR"

"Ayrıca, bütün uluslararası aktörlerin sürece dâhil edilmesi amacıyla 30 Haziran 2012 tarihinde Cenevre'de Suriye toplantısı yapılmış ve Türkiye bu toplantıda da barışçıl çözüm arayışlarını sürdürmüştür. Türkiye'nin içinde bulunduğu ve destek verdiği bu girişimlerin tek hedefi, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve Suriye halkının meşru demokratik talepleri çerçevesinde, kendi seçtiği yöneticiler eliyle barış ve birlik içinde yaşamasıdır. Bu bağlamda, 3 Ağustos 2012 tarihinde 133 ülke, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda, Türkiye'nin perspektifi ile paralel olarak, Suriye'de dökülen kanın durması ve barışçıl geçiş süreci için bir karar almıştır. Öte yandan, Hükümetimiz, Suriye meselesinde farklı bir tutum içerisinde olan Rusya, Çin ve İran ile krizin aşılması amacıyla görüşmeleri devam ettirmektedir. Geçen süre içinde Başbakan olarak bu ülkelere yaptığım ziyaretlerde, Suriye meselesini muhataplarımla etraflı bir şekilde ele aldım. Bu çabalarımı da sürdürmeye devam edeceğim."

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAvrupa BirliğiBaşbakanBeşer EsadBirleşmiş MilletlerÇinCumhuriyet Halk PartisiDiyetFransaİranKatilKemal KılıçdaroğluMısırRecep Tayyip ErdoğanRusyaSavaşSuriyeTunusTürkiye Büyük Millet Meclisi
Görüş Bildir