Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Çağımızın Hastalığı: SMS

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Çağımızın Hastalığı : SMS

Çağımızın Hastalığı : SMS

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) verilerine göre 2010 temmuz, ağustos ve eylül aylarında gönderilen SMS sayısı bir günde 432 milyon. Bu sayı Türkiye’nin dünya sıralamalarında ilk sıraya oturmasını sağlamıştı. BTK’nın 2011 raporlarına gelince durumun vahameti ortaya çıkıyor. Türkiye’de 2010’da atılan mesaj sayısı 148 milyar iken, 2011’de %9 artarak 161 milyar 419 milyona yükseldi.

Şimdi biz meselenin iç yüzünü ortaya dökeceğiz.

Kasım 2008 SMS kampanyalarının başladığı dönemdir. Bu tarihe kadar hiçbir operatör ‘SMS paketi’ adında bir kampanya başlatmamıştır. Yalnızca Türkcell’in ‘günde 5 SMS ten sonrası bedava’ kampanyası mevcuttu. O dönemde 1SMS = 2 kontör. Yani gün boyu mesajlaşmak için 10 kontör feda etmek gerekiyordu. Buda biraz külfetli olunca ilk olarak Türkcell 10.000 SMS kampanyası başlattı.

Cep telefonu kullanıcılarının sayısı her geçen gün artmaktadır. Öyle ki kullanıcı yaşı 13lere kadar düşmüştür. 2008-2009 yılları Türkiye’de cep telefonu patlamasının yaşandığı dönemdir. Genç kitle, derhal bir cep telefonu sahibi olup SMS kampanyası yapmanın derdine düşmüştür. O dönemde bu kuşağı ’93 ‘94 ‘95 diye alabiliriz.

Konuşma ücretinin çok pahalı olduğu ülkemizde insanlar elbette SMS yollamayı tercih ediyor. Bunun içinde bir kampanyaya başvuruyor. Sahip olduğu binlerce SMS ihtiyacını karşılıyor. Peki ya arta kalanlar?

‘Boşa neden gitsin?’ değil mi? O halde yapması gereken ihtiyacı olmadığı halde ona vadedileni istemsiz kabul etmek. Bunu nereden anlıyoruz? Yapılan bir ankette konu gençlere sorulduğunda, bu durumun gereksiz olduğunu düşündükleri halde elinden telefonu bırakamadığını söylemesi ne acı bir itiraf.

17 yaşındaki Güzide’nin 20 günde 5 bin SMS gönderdiği oluyormuş. Güzide, bunun farkında olmadan bir ihtiyaca dönüştüğünü anlatıyor. Hatta bazı zamanlarda mesaj atmak istemiyor ama kendisine engel olamıyor. Üniversite sınavlarına hazırlanan Güzide, birkaç soru çözüp mesaj atıyor. Bu durum dikkatini dağıtıyormuş, ancak mesaj atamadan da ders çalışamıyormuş. Kendisini bazen zorladığını, telefonu yanına almadığını söylüyor; ancak o zaman da derse konsantre olamıyormuş. Güzide operatörlerin yaptığı kampanyaların bunda büyük etken olduğunu düşünüyor.

Biz iddia ediyoruz ki bu hastalığa yakalananlar, gelecekte karşısındakinin duygularını paylaşan insanların yerine duygusuz, kısa cümleler kuran, düşünmeyen, düşünemeyen, hızlı yaşayan ve kendini ifade edemeyen insanlar olacaktır.

Başka türlü, bir toplumun beyni nasıl çürütülür? Bir toplum nasıl ‘düşünemez’ kılınır? Ve artık vaadettiğinizi istemsiz nasıl kabul ettirirsiniz?

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Tercihcep telefonu
Görüş Bildir