Buse Terim'den Paris Vitrinleri

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Buse Terim'den Paris Vitrinleri

Bir çift Valentino ayakkabı ve karşı konulamaz Paris’in Chanel’i ile yolculuğum başlıyor. Paris vitrinlerindeki tüm mankenler çekici kıyafetleri ile bana gülümsüyor:) Bu ihtişama karşı koymak imkansız gibi görünse de biliyorum ki bu durumu yaşayan tek kişi ben değilim vitrinler o kadar güzel ki insanın baktıkça bakası geliyor. Şimdi benimle birlikte Paris sokaklarında dolaşmaya var mısınız?

Kaynak: http://www.buseterim.com.tr/bt-blog/pari...

Avenue Montaign’ de ilk durağım Valentino mağazasının vitrini oluyor. Mağaza vitrini modaya ilgisi olmayan birisini bile ister istemez kendisine çekmeyi başarıyor. Valentino yeni sezonunda yer alan ‘Rockstud Noir’ ismini verdiği ayakkabı ve çantalardan oluşan koleksiyonunu Paris vitrininde bizlere sunuyor.

Aksesuarlar üzerinde yer alan zımba detayları ve deri leopar deseni ile adeta canlanıyor. Valentino tasarım anlayışında öncü olmaya devam ederken kadın siluetini, kumaşını, desenini uç noktalara taşımaya devam ediyor. Valentino’nun vitrini her sezon tasarımları ve duruşuyla feminen havasından ve zarafetinden hiçbir şey kaybetmiyor.

Zengin ekose dokuları ile güçlü kadın imajını çizen Chanel vitrini, bu sezon derinin çarpıcı formlarından yararlanıyor. Her zaman fark yaratmayı seven Chanel, podyumları hakimiyeti altına almasının yanı sıra mağaza vitrini ile de bunu başarıyor. . Chanel, çantalarına olan sadakatinden ve başarısından vazgeçmeyerek siyah deri çantalarının nefes kesici varlığını da bizlere sunuyor.

Paris'te eğlenceli ve renkli bir butik görüyorum Y ‘’Eyes’’, Avenue Montaign caddesinin ilgi çekici aksesuarlarını sergilemekten geri kalmıyor. Renkli boncukların üzerinde yer alan minik aksesuarları Türkiye’de birçok butik mağazada görmeye alışığız. Tüm bu renkli takılar ve aksesuarlar Paris’in sokaklarına canlı renkleri ile adeta ışık saçıyor : ) Eğer Noel döneminde yolunuz Avenue Montaign’e düşerse; ışıltılar ile daha bir büyülü gözüken asırlık binaların altında, her biri “piece of art” sayılabilecek kıyafetleri müzedeki nadide bir esermişçesine izleyebilirsiniz.

Paris, Avenue Montaign’e gelipte Louis Vuitton mağazasını görmemek elbette olmaz! Tüm kadınların vazgeçemediği çanta markalarının başında yer alan Louis Vuitton, bu sezon Jurassic Park’ı filmi tadında bir konsept belirleyerek, çantalarına ve valizlerine olan tutkumuzu bir kez daha artırdı. Valiz ve çantalarını bu kez canlı ve çarpıcı renklerde kullanarak enerjik ve modern bir Paris’li kadına sesleniyor gibi.

İlk koleksiyonunu 1947'de sunan Dior, o zamandan bu zamana kendi moda evinde birçok değişiklik yaşadı. Her şeye rağmen ince belleri ve cömert, dalgalı etekleriyle Dior’a ait New Look’un zarafetinden vazgeçmeyerek 1950’lerin couture tavrını benimsedi ve kelimenin tam anlamıyla bir Christian Dior vitrini oluşturmaya devam ediyor. Küplerin, silindirlerin ve prizmaların aksesuar ve kıyafetler ile bütünleştiği mağaza konsepti, nar kırmızısı etek ve ceket takımların, kaz ayağı baskılı modellerin varlığı ile kendini yeniliyor.

Oliver Rousteing, Balmain markasının baş tasarımcısı olmasından bu yana modaevinin orijinal marka imajına zarar vermeden üstün başarısını devam ettiriyor. Balmain markasının her sezon işlenmiş deriler ve devore kadife gibi materyalleri sürekli olarak kendini yineleyip yenilerken hem gençleri hem de olgun kadınları kendine çekmekten geri kalmıyor. Bu sezonda kırmızı ve altın tonlarının grafiksel ve çizgisel siyah etkilerini de bir arada görmekten büyük keyif alıyoruz : )

Nina Ricci’yi L’Elixir adlı muhteşem parfümü ile hepimiz tanıyoruzdur. Nina Ricci modanın gücünü şimdi de çantalara ve ayakkabılara çevirerek Parisli kadınları kendine hayran bırakıyor. Kadife gövdesi, altın tonlarındaki zinciri ve tabii ki çantanın çarpıcılığını önce çıkaran püskül tasarımı kendisini alışveriş listeme ekleme sebep oluyor. Gözümü ayakkabılara çevirdiğimde ise durum değişmiyor duygularım hat safhada hayranlıkla karışık bir şekilde artıyor. Ayakkabı arkasına eklenen kristal detay Nina Ricci’nin ayakkabı tasarımındaki başarısını da kanıtlıyor.

Yeme içmeye düşkün pek çokları gibi Paris benim için de tam anlamıyla bir cennet. Bir parça güzel çikolata ya da leziz bir macaron için şehrin doğru yerinde doğru bir yere gidiyorum, La Maison du Chocolat’ Paris ziyaretlerimde damak zevkim için uğradığım yerlerin başında geliyor : ) Eğer birgün Paris’e yolunuz düşerse buraya uğramadan geçmeyin derim.

Paris sokaklarında dolaşırken lezzet duraklarımdan ikinci sırada L'avenue Restoran yer alıyor. Fransız yemeklerini en mükemmel ve lezzetli bir biçimde tadabileceğiniz bir lokasyon. Carpaccio ve filet mignon ise menü içerisinde muhteşem lezzetler arasında yer alıyor.

Çok Sevgiler :)

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

AltınÇikolata
Görüş Bildir