Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Burak Öge Yazio: Modern Zamanların Yalnızlık İllüzyonları

Anasayfa > Yazio

Ağlama ihtiyacı hissettiğinizde bunu yalnızken mi yapıyorsunuz yoksa yanınızda birinin varlığına mı ihtiyaç duyuyorsunuz? Tam da bu noktada Hiroki Terai İkemeso’nun öncülüğünü ettiği yeni bir iş kolu ortaya çıkıyor. 'İkemeso'culuk. ’’

İkemen’’ çekici erkek anlamına geliyor, ‘’mesomeso’’ ise ağlamak.

İkemen’’ çekici erkek anlamına geliyor, ‘’mesomeso’’ ise ağlamak.

Yani henüz yeni bir meslek olan, gözyaşını silen çekici erkekler. Burada amaç, iş dünyasının stresiyle duygularını yaşamaya fırsatı olmayan, stresten dolayı mutsuz, gergin, yalnız hisseden kadınların ağlayacağı omuz olabilmek. Hatta eğer kadın henüz ağlama aşamasına geçmediyse onun ağlayıp rahatlamasını sağlamak için bol ajitasyonlu filmler bile izletiyorlar. Kadınların ağlanacak omuz olarak küçük kardeş, telepatik erkek, olgun erkek, entelektüel erkek gibi rollerde çekici erkekleri seçme şansları da var. Bunun bir benzeri de ABD’de ‘’Snuggery’’ yani sarılarak uyuma hizmeti. Bu haberle karşılaştığımda aklıma tek bir soru geldi; ‘’Bu kadar kalabalığın içinde insanlar neden böyle bir şeye ihtiyaç duyabilir?’’ oldu. 

Teselli üzerine kurulu bu girişimin altında aslında büyük bir yıkım ve yalnızlaşma yatıyor. Giderek bireyselleşen dünyada, ilişkiler kopmaya yüz tutuyor ve ‘’kalabalıklar arasında yalnızlık’’ ortaya çıkıyor. İkemeso gibi geçici yöntemlerle insanlar kendilerini rahatlatma arayışı içinde oluyorlar. Halbuki her şeyin ‘’evcilik’’ tarzında olduğunu ve ağladıkları omzun para için orada olduğunu da biliyorlar. Yine de bu bile insanları anlık da olsa rahatlatıyorsa, anlaşılmamak, iletişim kuramamak gibi problemlerin olduğu aşikar.

Adler’e göre insan, ‘’anlayabilmek’’ üzerine tasarlanmış bir varlıktır.

Adler’e göre insan, ‘’anlayabilmek’’ üzerine tasarlanmış bir varlıktır.

İnsanlar içinde bulundukları durumu, kendi yaşantılarındaki süreçleri, etrafındaki insanlarla ilişkilerini anlamlandıramadıklarında ve anlayamadıkların da boşluk hissine kapılırlar. Bahsettiğimiz süreç, iki kişinin paylaşımının ‘’hiç kimse’’ kadar değersiz olmasının bir sonucu olarak doğdu belki de. Pepleu ve Perlman (1982) yalnızlığın kişinin arzuladığı ile, gerçek ilişkileri arasındaki farktan kaynaklandığını söylemişlerdir. Bu fark ortaya çıktığında ise kaygı meydana gelir, kişi artık ilişki kurmada zorlanabilir ya da bulunduğu ilişkiden kopup ‘’ikemeso’’ gibi yöntemlere başvurabilir. 

Gestalt terapiye göre insan doğasının temel değeri ‘’holizm’’dir. (İnsan ne çevresinden yalıtılmış yaşayabilir  ne de beden ya da zihin olarak ayrıştırılabilir.). Kişi benliğini bulmak için temas etmek zorundadır. Bu temas canlı ya da cansız varlıklarla olabilir. Bir çiçeği koklayıp ona su vermek, birine gülümsemek, sarılmak vs. İnsan bu temas etme ihtiyacını karşıladığında ise dinlenmeye çekilebilir. Ancak bu dinlenme çok uzun sürerse sıkıntı burada başlıyor, işlevsiz, yalnızlaştıran ilişkiler kurulmaya başlıyor.

Yaşadığımız dönemin getirdiği yoğun teknoloji kullanımı, metropol yaşantısı, ekonomik çalkantılar, iş hayatının stresi ve ‘’Başını kaşıyacak vakti olmamak’’ insanları derin bir yalnızlığa itmeye başlıyor. Teknoloji insanları parmaklarının ucuyla yakınlaştırırken, birebir ilişkilerde uzaklaştırıyor. Gelecekte de duygularımızı ifade etmek ve buna kendimizden başka bir şahit bulmak için bu tür sektörlere başvurmamız artacak gibi görünüyor.

Instagram

Samsung Data Code
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
5
4
2
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?