Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir. Onedio ana sayfasından, kategori sayfalarından ve arama motorlarından bu içeriğe ulaşılamaz.

Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir. Onedio ana sayfasından, kategori sayfalarından ve arama motorlarından bu içeriğe ulaşılamaz.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bünyeyi tanklı tüfekli gündemden uzak tutmalık 10 huzur iksiri kitap önerisi

-

Çatımızın üstünde F16 egzost patlatıyor ve dünya bir dakikalığına iğrenç bir hal alıyor...

Şu babasının cesaretlendirmesiyle
dans eden Suriyeli kızdan sonra hayatımıza giren “bişey bişey oluyor ve
dünya bir dakikalığına güzelleşiyor” kalıbı vardı hani... Kısa zamanda
dev troll malzemesi çıkarmayı başaran bu kalıba bile hasret kaldık son
günlerde. Neyse ki ucundan kıyısından yırttık diyelim.

Herkesin
ağzındaki “normalleşme” kelimesi için biz de birşeyler yapalım dedik.
Çok gaffayı yormadan okuyup, balkondaki fesleğinin kokusunu sevmeli,
sokaktan ne zaman karpuzcu geççek diye düşünmeli, bisikletine yeni korna
taktıran veledin sevincini görmeli tadında kitaplar seçelim dedik.
Yeter hagaten yaşadıklarımız.

Kitapların
hepsi de konu itibariyle öyle aşırı minnoş değil tabi, ama hızla okunup
bitebilecek, bünyeyi tanktan tüfekten arındırabilecek eserler. Afiyet
şeker olsun.

1. Eski Dünya Seyahatnamesi – İlber Ortaylı

Yav tipe bakar mısınız. İnsan nasıl
sevmez bunu. Ortaköy’e götürüp kumpir falan alasımız geliyor yani, o
derece bi sevgi. İlber Ortaylı’ya şüphesiz ki muhatabını saksıya kaktüs
gibi oturtan ayarlarıyla tapıyoruz. İşin ayar boyutunun ardındaki dev
birikimin tadına varmak içinse hocanın kitaplarına dalıyoruz.

Eski
Dünya Seyahatnamesi adı üzerinde hocanın yıllar yılı gidip gördüğü
ülkeleri şehirleri konu ediniyor. Düşünsenize hem gezmece görmece hem
tarih bir arada. Hemi de İlber Hoca’nın ağzından. İran’dan İskoçya’ya,
Rusya’dan Bosna’ya, Girit’ten Japonya’ya, İlber Hoca’nın seyahat
dünyasını görmek eşsiz bir deneyim değil mi?

2. Yolculuklar ve Öteki Yolculuklar – Antonio Tabucchi

Lizbon’dan bir tatlı huzur getiren Fernando
Pessoa’yı dünya dillerine çeviren, hem onu hem de Lizbon sokaklarını
çok iyi bilen bir yazar Antonio Tabucchi. Bu sefer Tabucchi eşliğinde
dünyayı geziyoruz. Onun kaleminden bazen Borges oluyor ve Buenos
Aires’in ışıklı sokaklarına gidiyor, bazen Stendhal’in Floransa’da
yaşadıklarına tanık oluyor, ya da Moğolistan’dan Girit’e kadar
uzanıyoruz. Başka hayatlar mümkün demek için harika bir deneme.

3. Gençlik Güzel Şey - Hermann Hesse

1946 Nobel Edebiyat Ödüllü bu öykü
kitabını da bir nefeste okuyup bitireceksiniz. Daha önce bir Hesse
okumadıysanız çok da güzel bir başlangıç olacaktır. Yazarın üstün Alman
teknolojisini andıran sade ve akıcı diliyle hala tanışmamış olmak büyük
kayıp. Hatta bunu bitirin, bundan daha da hızlı ve çabucak okunup
yutulan Satranç’ı da aradan çıkartın. Belki biraz olsun XIX. yüzyılın
romantizmine ihtiyacımız vardır:

Günlerden
bir gün bütün bir öğle sonrasını Brosi’yle çayır çimenler üzerinde
geçirmiş, sonra kalkıp ormandan içeri dalmıştık. Çalılıkların altı
yumuşak yosunla örtülüydü. Yorgunluktan yere çöküvermiştik. Bir mantarın
üzerinde üç-beş sinek vızıldıyor, havada çeşit çeşit kuşlar uçuşuyordu.
İçlerinden birkaçını biliyor, ama çoğunu tanımıyorduk. Derken bir
ağaçkakanın sesi geldi kulağımıza; gagasıyla ha bire bir ağacı
dövüyordu. Bir mutluluk, bir sevinç sarmıştı içimizi, hemen hiç
konuşmuyorduk; birimiz dikkate değer bir şey gördü mü, eliyle işaret
edip ötekine gösteriyordu...

4. Kuş Çayırı - Uwe Timm

Hayatta sahip olduğu her şeyi kaybeden
Eschenbach, doğal koruma altında bulunan bir adada kuş bekçiliği
yapmaktadır. Dünyadan elini eteğini çekmiş, insanlardan uzakta yaşayıp
giderken, günün birinde adaya gelen bir telefonla sarsılır.(kapaktan)

Siz
kapakta adam sarsılıyor dendiğine bakmayın, o kadar da sarsılmıyor.
Yani büyük ihtimalle tahmin edilen kadar sarsılmayacak. Bu Eschenbach,
Kuzey Buz Denizi’nde bir ada olan Scharhörn’e yerleşmiş. Adaya
ziyaretçilerin gelişi bile izne ve belli zamanlara bağlı. Öylesine huzur
dolu bir izolasyon. Konum itibariyle bir gelgit adası, Eschenbach
gelgitle kıyıya vuran eşyaları kayıt altına alıyor ve kuş gözlemciliği
yapıyor. Ne kadar sarsılabilir bu adam?

Kuş Çayırı yayımlandığı 2013 yılından beri birçok ödül aldı ve eleştirmenler tarafından övgüyle karşılandı.

5. Bir Sanattır Öğle Uykusu – Thierry Paquot

Kitabın adını orjinal adından da
çıkartmak mümkün: l’art de la sieste. Art tabii ki sanat, siesta da
insanlığın dondurmadan sonra keşfettiği en güzel şey işte.

Can
Yayınları’nın, Kırkmerak Dizisi’nden çıkan kitabı muhtemelen asla
bitiremeyeceksiniz. Akıcılığına, ilginçliğine, çekiciliğine diyecek söz
yok, ama cidden okurken insanın uykusunu getiriyor. Yani, sürekli bir
totoyu yana devireyim de sayfayı öyle çevireyim hissi... Gerisi
kaçınılmaz son, miss..

Çocukluk
kabusumuz olan öğle uykusunun tarihsel, sosyolojik ve sanatsal
boyutlarıyla tanışmak, tanışırken de döne döne uyumak için! (Aynı
seriden çıkan bir de “Uzanma Sanatı” adlı kitap var. İçeriğini
açıklamaya gerek var mı bilemedik)

6. Machiavelli’nin Bahçesi – Mark Crick

Daha önce Kafka’nın Çorbası, Sartre’in
Lavabosu gibi eserlere imza atan çatlak yazar Mark Crick’in son
marifeti. Böyle yazarlar iyi ki varlar. İnsan Atatürk keşfeden Ahmet
Hakan gibi coşkuyla doluyor. Ünlü yazarların kafasından bahçecilik
tarifleri ya da kitabın kendi sözüyle Büyük Yazarlardan Bahçe Kılavuzu
diyelim. Crick yine büyük yazarların diline bürünüyor ve çeşit çeşit
sulama, ekme, dikme bilgisini bizlerle paylaşıyor. Değişik kafalara
geçmek isteyenler kaçırmasın.

7. Anonim Aktörler – James Franco

Şeytan tüylü aktörler neslinin son
üyelerinden James Franco’yu herkesler gibi biz de severek takip
ediyoruz. Adam hem iyi oyuncu, hem de krallar gibi takılıyor. Dünyadan
bi haber değil, hatta Soma için İnstagram hesabından yaptığı paylaşımla
bizlere bile selam göndermişliği var.

İşte
bu James Franco şimdi de Hollywood dünyasının cilasını alıyor.
“Hollywood hep dışarıya kapalı bir kulüp olmuştur,” diyor James Franco.
“Kapılarını sizlere açıyorum. Hoş geldiniz. İçeriye bakın.”

Lafı
mı olur kanka diyesi geliyor insanın. Eğer bu tip perde arkası işlere
meraklıysanız mutlaka alıp okumalısınız. Mark Wahlberg’in Hollywood
kurmacası dizisi Entourage’da bile bilmediğimiz, görmedimiz hadiseler bu
kitapta.

8. Gerçek Hesap bu! – Nejat İşler

Nedir yani işte bizim James Franco’muz!
Gümüşlük’e yerleşen, plajda voleybol, arkadaş mekanlarında dj’lik yapan,
yetmeyince Gümüşlükspor’a el atan, gidip kulüp başkanı bile olan Nejat
İşler kitap yazdı!

Arada bir
kalemi eline alıp Bavul dergi’ye yazardı ama bu başka. Kitabın ismi de
hayli iddialı. Hesabı Nejet İşler kesince kitap da haliyle çıktığı
günden beri hep en çok satanlar listesinde. İyi de oluyor, çünkü
İşler’in kitapta bahsettiği üzere, telif direkt Gümüşlükspor’a gidecek.
Çocuklar Bodrum’un köyünde top oynarlarken bildiğin devlet kuşu kondu
tepelerine. Kulüp başkanı Nejat İşler, bütçe onun yazdığı kitaplar J

Küçük
Nejat’ın dedesiyle İstanbul hallerinden erkekleri anlama kılavuzuna, 12
Eylül’den Cihangir sokaklarına, Sezen Aksu’nun zamanında açtığı bara
gelişine, Tezgah’ta yaşanan çeşit çeşit anıya kadar alır almaz bir
nefeste bitirilecek bir kitap. Çok satanlar arasına girdiğine en bir
sevindiklerimizden.

9. Deniz Mecmuası – Dergi

Evet kitap değil bir dergi. İkinci
sayısıyla aramızda olan aylık dergi Deniz Mecmuası’nı Kırmızı Kedi
yayıncılık basıyor. Dolu dolu bir dergi bu. Parlak kağıda basım, ilk 49
sayfası reklam olan dergilerden değil. İçine girince kendinizi başka
dünyalarda buluyorsunuz.

Bu
sayıda Selim İleri de var. Konular çeşitli. Denizcilik tarihi de var,
denizlerle ilgili teknik ya da çevreci bilgiler de. Bu sayıda Marguerite
Yourcenar adlı yazarın “Hapisane Kulesi” adlı kitabından bir bölüm de
vardı içinde. Kruvaziyer gemilerindeki yolcu tiplerini anlatan çok güzel
bir parça aktarılmış. Denizlere biraz olsun merakı olanlar kaçırmasın
deriz.

10. Büyüleyici Bağırsak - Giulia Enders

“Pazar Pazar daha kahvaltı masasındayız
birader” dediğinizi duyduk ama öyle iğrençli falan bir kitap değil bu.
Bağırsak organına hakkını teslim etmeye gelmiş, ediyor da. Kitap adından
da anlaşılacağı gibi eğlenceli bir üslupla yazılmış ve beslenme
alışkanlıklarımız, stres, gündelik yaşam gibi konuların bu nazik organ
üzerindeki etkilerini tatlı tatlı anlatıyor. İnsan gerçekten de hayret
ediyor ve biraz da üzülüyor. Yani cidden bünyedeki en boktan işlerle
uğraşıp hakkettiği ilgiyi değeri göremeyen bir garip organımız. Kitabın
bir iddiası da var. Vücudumuzun kendisini daha iyi hissetmesini
istiyorsak, daha uzun yaşamak istiyorsak ve amacımız daha mutlu bir
yaşam sürmekse, onu tanımalı ve ona iyi bakmalıyız, diyor. Hazır ülke
gerçekten bağısaklarını temizlerken, iyi gidebilir.

Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir