'Bunlardan Adam Olmaz Dediğim İçin Özür Diliyorum'

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Bunlardan Adam Olmaz Dediğim İçin Özür Diliyorum

Bunlardan Adam Olmaz Dediğim İçin Özür Diliyorum

Taksim olaylarına kadar memleketten ümidi kesmişti, şimdi referandum sırasında söylenen yalanların bile hesabını sorabileceğine inanıyor. Koyu Beşiktaşlı yönetmen Zeki Demirkubuz’la direnişi konuştuk.

Çarşı neden öne çıktı?

Hikâyenin başı var. Geçenlerde eşim-kızım Çırağan’a gittik. Stadımızın kapanacağı gün. Yıldız Parkı’nda kızımla vakit geçirip maça gideceğiz. Kızıma da izlettirmek istiyordum ama göze alamadım. Onlar eve gidecekti. Akşamüstü Çarşı’da büyük kalabalık var. “Takım otobüsü geçecek birazdan” dediler. Kızım Yazgı “Görmek isterim baba” dedi. Kucağıma aldım, bekliyoruz. Birden üç motosikletli Yunus ellerinde silahlarla havaya sıka sıka geçtiler. Arkasından gaz... Onları eve bıraktım. Oraya gelen 100 bin Beşiktaşlıya katıldım. Saatlerce gaz attılar, bir kişi geri vites yapmadı. Akaretler’i, Beşiktaş’ı bu kadar hırpalamalarının en büyük nedeni bunların intikamını almaktı.

Direnişe nasıl katıldınız?

Yürüye yürüye Gezi Parkı’ndan Taksim’e doğru geliyorduk. 20-25 kişilik bir grup gördüm. Biri de Çarşı’nın en sempatik, en emekçi, en hümanist insanlarından Otoban Ahmet. “Otoban n’apıyosun?” diye sordum. “Abi şerefsizler ağaçları kesmişler, onları dikiyoruz” dedi. Bunu söylemekten çok utanıyorum. Onları küçümsedim; geçtim, gittim. Allah belamı versin. Ver orada kızı annesine, onlarla takıl. O gece olanlar olmuş.

Ne olmuş?

20 kişiyle başlamış. Çocukların çadırlarını yakmışlar! Sonra Sırrı Süreyya Önder! Allah ondan bin kere razı olsun. Arkadaşım, kardeşim olduğu için gurur duyuyorum.

Olay neye döndü? İsyan? Devrim girişimi?

Bunlar çok büyük laflar. Bu, Recep Tayyip Erdoğan’ın iki Diyarbakır konuşmasındaki sözleşmeye, ihanetine öfke. Aptal yerine, geri zekâlı yerine konmaya, yok sayılmaya itiraz. 80 senedir bu ülkeyi yönetenler idrak edemedi. Her şey ofislerinde, Meclis’te, birtakım karanlık yerlerde planladıkları gibi olacak sanıyorlar. Erdoğan, bir geriye baksın bakalım. Kenan Evren ve Milli Güvenlik Konseyi’nin 12 Eylül’de planladıkları Türkiye’yle bugün yaşanan Türkiye arasında ne fark var? Bugün Evren acınacak vaziyette. Bolşevik Devrimi’ni yapan üç-beş çapulcuydu. Bunu unutmasın. Aşağılanan bir Çinli çocuk yüzünden başlamıştır Çin Devrimi. Polis copunun, silahın, biber gazının arkasına sığınarak alınmasın kararlar. Alınırsa böyle olur.

YALANIN HESABINI SORACAĞIM Ne Olur?

Gezi Parkı’nda, İzmir’de, Ankara’da, insanlar, MHP’lisi, CHP’lisi, sosyalisti, BDP’lisi daha iyi bir Türkiye hayal ediyor. Geçen gece 03.30-04.00’te yolda üç Bursasporlu çocukla karşılaştım. “Abi nereye gidiyorsun?” dediler. Biliyorsun Bursaspor ile Beşiktaş arasındaki gerginliği. “Ben yaşlandım, evime gidiyorum” dedim. “Beşiktaş çok fena durumda, Akaretler’i mahvediyorlar, biz yardıma gidiyoruz” dediler. Üç Bursasporlu yiğitle Akaretler’e gittim. Bu bile bir hafta öncesine kadar insanlara yaşatılan gündemin, yaşatılan düşmanlıkların nasıl bir kurgu olduğunun resmi. Ne oldu Bursaspor’la Beşiktaş’ın düşmanlığı? Ne oldu Galatasaray’la Fenerbahçe’nin düşmanlığı?

Şimdi ne olacak?

Ben Recep Tayyip Erdoğan’ı anlayabiliyorum. Güç ve iktidar duygusuna bir sanatçı olarak, Nietzsche ve Dostoyevski okuyan biri olarak sıradan bir yerden bakmam mümkün değil. Fakat anlamadığım bir şey var. Ahmet Davutoğlu’yla (Davutoğlu benim 1990’larda en saygı duyduğum aydınlardan biriydi) İdris Küçükömer üzerine, demokrasi ve sivilleşme üzerine 15-20 kişi panel yaptık. Nabi Avcı, Milli Eğitim Bakanlığı’na geldiğinde çok sevindim. Değerli bir entelektüel. Abdullah Gül’ün Dostoyevski okuduğunu biliyorum. Bülent Arınç’ın göründüğünün aksine kendine has bir entelektüel olduğunu ve bir vicdanı olduğunu biliyorum. Biz Arınç ile bu insanlarla otursak ‘Ecinniler’i konuşabiliriz, ‘Karamazov Kardeşler’i konuşabiliriz, ‘Smerdyakov’u anlayabiliriz. Benim anlamadığım şu: Bu insanlar bunca okudukları, bunca yazdıklarından sonra bütün hayat bilgilerini bir kibre nasıl emanet edebiliyorlar? Ve özellikle Nabi Bey, “Toz duman kalktıktan sonra kiminle yan yana durduklarını göreceğiz” diyor. Erdoğan söylese önemsemezdim. Ben aptal mıyım? Taksim’de, Dolmabahçe’de kiminle durduğumu görmüyor muyum ben?

Kiminle duruyorsunuz?

Dün 17 yaşında, 15 yaşında belki çok iyi aile çocuğu olduğu belli bir kız titreye titreye eline bir şeyler almış, süt, gaz maskeleri, pansuman, “Yardım isteyen var mı, yardım isteyen var mı?” diye koşturuyor. Ben bu çocuğu görmüyor muyum, gerizekâlı mıyım ben? Onur, haysiyet mücadelesi söz konusu olduktan sonra yemişim devrimini. İnsanlar referandumu da devrim diye karşıladı. 12 Eylül’ün, yargısız infazların hesabı sorulacak diye. Ahmet Kaya’dan, Yılmaz Güney’den, öldürülmüş insanlardan bahseden bu yalana inanarak, ben de oy verdim. Şimdi bana söylediği yalanın hesabını soracağım. Başka yolu yok.

Böyle bir tepki çıkabileceğine inanır mıydınız? Şaşırdınız mı? - Şaşırmaz olur muyum? 17 Ağustos depremini unutup, bazı entelektüel öfkelerime kapılarak zaman zaman bu halkı küçümsediğim, zaman zaman bu halkı hakir gördüğüm, “Bunlardan adam olmaz” dediğim için özür diliyorum. Bu halk altı gündür beni her dakika utandırıyor.

Aşırı uçlar diyorlar…

İnsanlar şerefsizlik yapmasın. Kimse barikat profesyoneli değil. Herkes el yordamıyla, o küçük kızı korumak için, MHP’li devrimciyi korumak için, BDP’li, Beşiktaşlıyı, Bursasporlu Fenerbahçe’yi korumak için kuruyor o barikatları.

Ama direnmeyi bilmeleri çok ilginç değil mi?

İnsan öğrenir. Bunu en çok Erdoğan’ın bilmesi lazım. Geçmişine ihanet etmesin. Bu hükümet 28 Şubat’ta Necmettin Erbakan’a arkasından silah dayayıp ter içinde o belgeyi zorla imzalatanlar sayesinde burada. Erdoğan’ı kim tanıyordu? AK Parti’yi, Abdullah Gül’ü kim tanıyordu? Tarih duygusu ve vicdan böyle bir şeydir işte.

Bana ayar vermesin!

Başbakan “Tabanımı sokağa çıkmaması için zor tutuyorum” diyor.

Kendini aldatmasın.

Yeni bir Türkiye mi kurulacak bundan sonra?

Hayır, kapitalizmin istediği gibi gider her şey. Bu hükümetin yaptığı en büyük kötülük Özal, Demirel dönemindeki kapitalizme rahmet okutturacak bir kapitalizm türünü getirmesidir. İhsan Eliaçık, Mehmet Bekaroğlu ve tanıdığım bir dolu Müslüman arkadaşım var benim. Bunlar enayi mi? Ben zamanında türban eylemlerine de destek verdim. Bu insanları bu yüzde 50’ye dahil edip geri- zekâlı mı zannediyor? Artık insanlar sıkıştı, bıktı, bütün bunlardan kurtulup, insan olma refleksini hissetti. Bu hümanizma bir bilinç haline gelirse, ne AKP’si, ne cuntası, ne Ergenekon’u hiçbir şeyi kalmaz.

Nereden çıktı bu hümanizma?

Daha çarpışıp özür dilemeyen görmedim. Herkes gül gibi geçiniyor, yiyeceğini, suyunu paylaşıyor. Holigan dedikleri tribün forumlarına girin. Nasıl insanlık gösterileri yapıyorlar.

Çınar Oskay - Hürriyet

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah GülAdalet ve Kalkınma PartisiAhmet DavutoğluAhmet KayaAnkaraArda TuranBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanBeşiktaş Jimnastik KulübüBülent ArınçBursasporÇinCumhuriyet Halk PartisiDiyarbakırErgenekonFenerbahçeFenerbahçe Spor KulübüGezi ParkıİzmirMilliyetçi Hareket PartisiPolisRecep Tayyip Erdoğanolay
Görüş Bildir