Bugünü de Endişeli Düşüncelerle Harcamak İstemeyenlerin Derdine Bilimle Derman Olmaya Geldik!

0PAYLAŞIM

Lütfen kapıyı açın: "Ya boşver başka şeyler düşün." diyerek akıl vermeyeceğiz, bu sefer elimizde belgeler var.

Konuşmalarınızın ekran görüntülerini alıp bunları detaylandırarak, olan biteni dostlarınızla paylaşıp tartışıyor musunuz?

Ya da mühim bir toplantı/görüşme öncesinde orada yapılması muhtemel tüm diyalogları birden fazla kez kafanızda canlandırıyor musunuz?

Bir soru daha, gününüzün büyük bir kısmında bir şeyleri yapmayı unuttuğunuz için endişeyle geçiriyorsunuz ancak o şeyi bir türlü bulamıyor musunuz?

Aramıza hoş geldiniz.

Düşünmek, durmadan düşünmek... Hayatımızda ne oluyorsa onların her birini kendimize dert edinmek...

Bir noktada düşünmeyi düşünecek duruma geliyoruz, kendimiz olmayı bile unutuyoruz. Hiçbirimiz de tatsız düşünceler denizinde kulaç atmanın meraklısı değiliz fakat buradan uzaklaşmayı da beceremiyoruz. Aklımıza takılanların büyük bir kısmı "düşünmesek de olur" sınıfında, bunu da biliyoruz.

İşte elde bir sürü hakikat var ve bunların hiçbiri bizim endişe verici düşüncelere saplanmamıza engel olamıyor.

Genelde bu durumlarda kendimize telkin ettiğimiz, çevremizden de duyduğumuz şeyler de hep aynı.

"Ya boşver düşünme bunu."

"Biraz başka şeylerle uğraş kafan dağılır."

"Kafanı bir boşalt."

İşe yaramazlar. Madem öyle, bilim insanları beynimizi bağladıkları laboratuvardaki cihazlarla analiz ederek bu soruna garantili bir çözüm getirmiş.

Başlangıçta, bir konuda düşünmeyi bırakmaya çalışınca beynimizde ne olduğunu görüntülediler.

Sonrasında bunu yaparken oluşan beyin görüntülerini makine öğrenme teknikleriyle birleştiriyorlar. Çalışmayı yöneten profesörlerin ilk görüşü aklımıza gerçekten yeni bir fikrin aklınıza gelmesini istiyorsak eskisi hakkında düşünmeyi bırakmaya zorlamak gerekiyor. 

Bu da biraz sıradan bir yorum gibi geldiyse detaylarını ve teknikleri anlatalım.

60 kişiyle yapılan detaylı araştırmaya göre beynimizin "çalışma belleği" bir şeyleri yapabilmek için düşünceleri geçici olarak sakladığımız bir karalama defteri.

Bu karalama defterinde bir seferde ancak üç yahut dört düşünceyi tutabiliyorsak beşinciyi buraya sıkıştırmaya çalışmak imkansız olacağı için eldeki dört taneden birini elemek gerekiyor.

Aynı anda sekiz ayrı konuyu düşünüp hepsine kendini verebildiğini iddia eden kişiyi hep birlikte uyarmamız gerekiyor.

Araştırma ekibi bu 60 kişiyi bir düşünceyi temizleyip temizleyemeyecekleri, bunu beceriyorlarsa nasıl gerçekleştirdiklerini anlamak için bir yöntem geliştirdi.

Kişilere insan yüzleri, meyveler ve bazı olaylardan kesitlerin fotoğrafları gösterildi ve gördüklerini dört saniye boyunca düşünmeleri istendi. O esnada araştırmacılar yaşanan değişikliği görerek her resmi düşündüklerinde hepsinin beyninin tam olarak nasıl evrildiğini gösteren bir şema oluşturdu.

Bu esnada unutulması istenen düşüncelere ne olduğu da ayrıca incelendi tabii.

Eski düşüncelerle mücadele için üç yöntem vardı. Bu yöntemler herkes için farklı işlese de basitçe kendi kendimize aldığımız kararlar sonucunda ortaya çıkıyorlar.

Düşünceyi yenisiyle değiştirme, düşünceyi temizleme ve düşünceyi baskılama. Değiştirip temizlemek az önce gösterilen fotoğrafların yarattığı etkinin hızlıca silinmesine ancak tam anlamıyla yok olmamasına yol açıyordu. 

Baskılama yöntemi ise unutmayı çok daha zor harekete geçirse de yeni düşüncelere çok daha başarılı biçimde yer açıyordu.

Sonuç şu. Bir şeyi unutmak istiyorsanız onu oradan kaldırmaya ya da yerine başka bir düşünce koymaya koyulun.

Zihninizden bir şeyi çıkarıp yerine yeni bilgiler koymak istiyorsanız onu orada tutup baskılamayı öğrenin, uzun vadede en iyi sonucu bu sağlıyor. Yani bulgular bize diyor ki, bir işle uğraşıp bir diğerine geçiş yaptığınız zaman önceki tamamlanmamış işinizi düşünmemek elinizde. Bu gücü bilimsel olarak gördükten sonra kendi yöntemlerimizi yaratmak hiç de zor olmayacak. 

Ve unutmayın, daha fazla düşünmek bir şeyi daha hızlı ve etkili çözmeye yaramıyor. Kesin bilgi.

Faydalandığımız araştırmanın detaylarına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir.

Japon Kintsugi Felsefesiyle Acıları Unutmaya Çalışmak Yerine Kırılan Yeri Altın Tozlarıyla Onarın! - onedio.com
Japon Kintsugi Felsefesiyle Acıları Unutmaya Çalışmak Yerine Kırılan Yeri Altın Tozlarıyla Onarın! - onedio.com
Sanayi Devrimi'nin Ateşini Harlayanın "Gemi Kurdu" Olduğunu Tarih Kitapları Neden Yazmaz? - onedio.com
Sanayi Devrimi'nin Ateşini Harlayanın "Gemi Kurdu" Olduğunu Tarih Kitapları Neden Yazmaz? - onedio.com
Carl Sagan ve Aşkını Düşünürken Beyin Dalgalarını Kaydedip Voyager'la Uzaya Yollayan Ann Druyan'ın Hikayesi - onedio.com
Carl Sagan ve Aşkını Düşünürken Beyin Dalgalarını Kaydedip Voyager'la Uzaya Yollayan Ann Druyan'ın Hikayesi - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
merkev

Düşünmek kendinizi sıkıntılı bir duruma sokabilir, evet. Düşünmemek ise diğer herkesi sıkıntılı duruma sokar. Günümüzde çoğu dert bazı insanların düşünmemesinden kaynaklanıyor hatta bazı değil çoğu insanın. Ve bilimin, çoğunluğu düşünmeye sevk etmesindense düşünenleri düşünmemeye sevk etmeye çalışmasını anlayamıyorum. Düşünen insanın hastalıklı kabul edilip düşünmeyenin normal görülmesi çağımızın en büyük hastalığı. Denizde yaşayan balıklarız diyelim, yüzenler hasta, deniz tabanında yürüyenler ise normal ? Garip. Balık isem yüzmekten, insan isem düşünmekten daha doğal ne olabilir ki? "Normal insan" tasvirini kim belirledi, neye göre belirledi ?

Görüş Bildir