Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı

 > -
7 dakikada okuyabilirsiniz

Vizyon: Şaka mı? | Emre Kongar | Cumhuriyet

Vizyon: Şaka mı? | Emre Kongar | Cumhuriyet

Başbakan’ın açıkladığı “Vizyon” ne anlama geliyor?

Yaptıklarına bakınca, söyledikleri şaka gibi!

1) Demokratik siyaset

Gezi ve benzeri olaylarda sakat bırakılan, öldürülen gençler; demokratik gösterilere “Terör örgütü üyeliği” kapsamında dava açılması, hapiste yatanlar...

Seçimlerde yüzde on barajı...

Seçmen listelerinin Nüfus Genel Müdürlüğü’nce hazırlanması; sonuçların Adalet Bakanlığı sitesinde yayımlanması; SEÇSİS denilen güvenilmez ve dış müdahalelere açık sistem; parmak boyası olmaması; sandık güvenliğinin yok edilmesi...

Düşmanlaştırma ve cepheleşme siyaseti; yeni bir düşman cephenin daha yaratılması ve ilan edilen cadı avı.

Haberin Tamamı İçin:

Hande Yener Bakkalında Böyle Alışveriş Görmüş mü? | Ezgi Başaran | Radikal

Hande Yener Bakkalında Böyle Alışveriş Görmüş mü? | Ezgi Başaran | Radikal

Cumhurbaşkanlığı için tasarladığı engin vizyonundan öte bu vizyonu dinlemek üzere çağırdığı şarkıcı, türkücü, oyuncu, sunucu grubu konuşuldu. Çünkü bu kişilerin bir kısmı “Neden gittin o toplantıya” tepkilerine maruz kaldı. Küfürler, hakaretler kilo kilo önlerine döküldü.

Benim nazarımda bu hoş bir durum değil.

Adam istediği toplantıya gider, istediği vizyonla gözlerini kamaştırtır.

**İstediği siyasetçiyi destekler, istediği devlete yaslanır durur.

Bizi çekirdeğin ucu kadar enterese etmez. O bakımdan… Bu şarkıcı, oyuncu, sunucu tayfasına ağız dolusu öfke kusmak ayıp olmasının ötesinde lüzumsuz da.

Ama ama ve de ama…

Bu şarkıcı, oyuncu, sunucu tayfasının sosyal medyada karşılarına çıkan tepkiden sonra yaptıkları açıklamalar bu vaka çerçevesinde anlaşılmayan bir konu olduğunu ortaya koyuyor.

Haberin Tamamı İçin:

28 Şubat'tan Hiçbir Farkı Yok | Mehmet Y. Yılmaz | Hürriyet

28 Şubat'tan Hiçbir Farkı Yok | Mehmet Y. Yılmaz | Hürriyet

Adı Reza Zarrab ile rüşvet ilişkisine karışan eski bakanlardan Zafer Çağlayan, ailesi ile birlikte Ankara Çayyolu’nda bir lokantaya gitmiş. Yakın bir masada oturan bir grup genç, “Zafer Bey, saat kaç” diye sorunca bir gerginlik yaşanmış, araya diğer müşteriler filan girmişler, sinirlenen Çağlayan’ı yatıştırmışlar.

Zafer Bey’e önerim şu ki böyle şeylere sinirlenmemeye alışsın, çünkü hiç kuşku duymasın böyle esprilerle hayatının sonuna kadar yaşamak zorunda kalacak. Şimdi böyle şeylere sinirlenmemek içn zamanında o saati kabul etmemeyi akıl edecekti. Hem Reza Zarrab’dan 700 bin liralık saati kabul et, hem de “Saat kaç” diye sorana sinirlen!

Pek makul bir tutum sayılmaz bu. Çağlayan, TBMM kürsüsünden bir kâğıt sallamış, saatin parasını ödediğini, garantisinin de kendi üzerine olduğunu iddia etmişti. O vakit ben de demiştim ki, saatin parasını ödediğinizi gösterir banka dekontunu bir zahmet yollayıverin, bu köşede yayınlayalım da herkes neyin ne olduğunu öğrensin.

Haberin Tamamı İçin:

Talih Kuşu Bugün Özel Kafese Giriyor | Güngör Uras | Milliyet

Talih Kuşu Bugün Özel Kafese Giriyor | Güngör Uras | Milliyet

Bugün Milli Piyango’nun özelleştirilmesi ihalesi var. İhaleye katılmak için 3 alıcı; Net Şans-Hitay Ortak Girişim Grubu, ERG-Ahlatcı Ortak Girişim Grubu, Turkish Lottery Holding B.V’ teklif vermiş.

Özelleştirme 10 yıl süre ile devlete ait bir “imtiyaz”ın, para karşılığı devri şeklinde olacak. İhale sonucu “imtiyaz” lisansı alanlar, halen düzenlenen, ileride bunlara ek olarak düzenleyecekleri her türlü şans oyunundan bir yıl içinde elde edecekleri hasılatın:

Yüzde 25’ini devlete lisans ücreti olarak ödeyecekler. Yüzde 40 ila 59’unu ikramiye olarak dağıtacaklar, kalan da (masraflar çıktıktan sonra) kazançları olacak. Tekrarda yarar var, ihaleyi alanlar, Milli Piyango İdaresi tarafından pazarda olan oyunları oynatmaya devam edebilecek, bunlara ek olarak, pazara yeni oyunlar sunabilecek. İhalenin cazip yanı da bu. Çünkü yeni oyunlar, şans oyunları pazarını büyütür. Coşturur.

Haberin Tamamı İçin:

Nedim Şener'e Cevabımdır | Nazlı Ilıcak | Bugün

Nedim Şener'e Cevabımdır | Nazlı Ilıcak | Bugün

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın “adil yargılanmadığı” hususunda hüküm verdi. Şener, bu kararı, bana hücum etmek için vesile bildi. Sanki ben, Oda TV davasını Ergenekon’la irtibatlı görmüşüm ya da tutuklanmalarını haklı bulmuşum gibi bir izlenim yaratmaya çalışıyor. Oysa ben Şener’i, sadece “İstihbarat Yalanları” isimli kitapta manipülasyona açık bilgiler kullandığı için eleştirdim ve iddialarının bilahare doğrulanmadığını yazdım. Kuyruk acısı buradan kaynaklanıyor. Nitekim hiçbir televizyon kanalında karşılıklı tartışmaya yanaşmadı.

Şimdi gelelim benim Oda TV davası hakkındaki yorumlarıma:

*“Oda TV’nin bilgisayarında çıkan belgeler gerçek dahi olsa, Ergenekon örgütüyle ilişki kurmaya yeterli mi?.. Diyelim ki bu belgeler virüs ile gönderilmedi ve Oda TV bilgisayarında yayınlandı… Hanefi Avcı’nın kitabının bir bölümünü Nedim Şener hazırladı ya da Ahmet Şık, Fethullahçı örgütlenmeyi hedef alan çalışmasını Sabri Uzun’dan aldığı bilgilerle derledi; bu kitabın Sabri Uzun adıyla yayınlanması ihtimali de mevcuttu. Farz-ı muhal, Ahmet Şık kitabını Soner Yalçın’a göndermiş, Yalçın da bazı bölümlere daha ağırlık verilmesi ya da çıkarılması için üzerine notlar düşmüştü. Bütün bunlar, Ergenekon örgütüyle bir bağlantı bulunduğunun işareti sayılabilir mi? Söz konusu gazeteciler, Gülen Cemaati’ni demokrasiye bir tehdit olarak gördükleri için, ayrıca AK Parti iktidarını da yıpratmak amacıyla bu faaliyete girişmiş olamazlar mı?”

Haberin Tamamı İçin:

Susurluk Yaşıyor! | Can Dündar | Cumhuriyet

Susurluk Yaşıyor! | Can Dündar | Cumhuriyet

Bir ses bandı…

1995’te kaydedilmiş.

Konuşan:

“Teşkilattan” Tarık Ümit…

Diyor ki:

“Topal’ı kaldıracaktık. Evine gittim. Fotoğraflarını götürdüm, kaldırıyorduk.”

“ Topal ” dediği, Mehmet Ali Birand

Devam ediyor:

“Ağar’ a anlattım, ‘ Aman Tarık , çok başımız ağrır . Bunu hemen düşüneceğim’ dedi .”

Konuşma uzundu. Deşifresi 13 sayfa sürüyordu.

Ve çetenin nasıl kolayca cinayet işleyebildiğini, Kürt işadamlarını, gazetecileri, muhalif siyasetçileri hedef alabildiğini belgeliyordu.

Birand ’ın biyografisini yazarken bu suikast hazırlığını bizzat kendisinden dinlemiştim. (Can Yayınevi, 2012, s: 341)

Suikast planını MİT içinden haber almış ve kıl payı kurtulmuştu.

Büyük sırrı, ona bu bilgiyi sızdıranlardan öğrenmişti:

“Suikast, devlet katında alınmış bir karardı.”

Haberin Tamamı İçin:

Başbakan'ın Masasındaki Anket | Abdülkadir Selvi | Yeni Şafak

Başbakan'ın Masasındaki Anket | Abdülkadir Selvi | Yeni Şafak

Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça merak artıyor.

Hangi aday ne kadar oy alacak, Ekmeleddin İhsanoğlu, çatı partilerinin oylarının üstüne çıkabilecek mi, Başbakan Erdoğan'ın ilk turda seçilebilecek mi?

Pollmark, Anar, Genar ve Denge tarafından yapılan ve Başbakan Erdoğan'a sunulan kamuoyu araştırması bu sorulara önemli oranda cevap veriyor.

Araştırma, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesiyle birlikte oluşturulan ve başkanlığını Kültür Bakanı Ömer Çelik'in yaptığı, 'Seçim Strateji' ekibinin koordinasyonunda yapılıyor.

Ekipte Mahir Ünal, Yalçın Akdoğan, Süleyman Soylu, Mustafa Şentop, Mustafa Ataş, Erol Olçak, Mücahit Arslan, Taha Özhan, Hatem Ete, Ertan Aydın, İbrahim Dalmış, İbrahim Uslu, Lütfullah Göktaş ve Aydın Ünal yer alıyor. AK Parti kurmayları, Başbakan'ın danışmanları ile SETA, ANAR, Pollmark ve ARTER yöneticilerinden oluşan genç bir ekip.

Haberin Tamamı İçin:

‘Ortak Akıl’ Zorlanıyor | Mümtaz'er Türköne | Zaman

‘Ortak Akıl’ Zorlanıyor | Mümtaz'er Türköne |  Zaman

Erdoğan’ın Tokat mitinginde söylediği, “Biz ağzımızdan çıkan ifadeleri kolektif bir aklın ürünü olarak çıkartıyoruz” sözü, cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında gerginliğin neden birdenbire düştüğünü açıklıyor.

Erdoğan, her zaman olduğu gibi parti içinden ve dışından profesyonel bir ekiple çalışıyor. Bu ekip ona, “rakipleriniz düşük bir profil izlerken sizin buldozer gibi her şeyi dümdüz etmeniz doğru değil” demiş olmalı. Nitekim Erdoğan, aynı konuşmada “kolektif akıl”ın bulduğu çözümün hikmetini, MHP ve CHP liderlerinin dedikodusunu yaparken aktarıyor: “Adaylarına dediler ki, sen kibar ol, diğer yanını bize bırak. Biz Başbakan’ı şöyle bir köpürtelim, onu gerelim.”

Erdoğan’ın danışmanları ve kurmayları, eşitsiz, üstelik hegemonik bir cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının yanlış bir strateji olacağını düşünüyorlar ki tamamen haklılar. Bugüne kadar girdiği her seçimi “mağdur” rolüyle kazanan Erdoğan, ilk defa farklı bir karakter canlandırıyor. “Mağrur” replikleri, onu var eden siyasî birikime uymuyor. Ancak kurmaylarının çözemeyeceği bir paradoks önünü kapatıyor.

Haberin Tamamı İçin:

Talimatı Kimden Aldınız? | Ayça Söylemez | Birgün

Talimatı  Kimden Aldınız? | Ayça Söylemez | Birgün

“Sahte oruç, kanlı iftar”

Milliyet gazetesinin bu başlığı, medyanın cezaevleri operasyonlarına karşı aldığı tavrın en kristalize örneği

“Sahte oruç, kanlı iftar”

Milliyet gazetesinin bu başlığı, medyanın cezaevleri operasyonlarına karşı aldığı tavrın en kristalize örneği. Ama Milliyet gazetesi yalnız değildi bu tavırda. Nice köşe yazarı, nice gazeteci 19 Aralık 2000’deki katliamın alkışlayıcısı oldu. Belki hala da övünerek anlatırlar ya da bazıları “Mecbur kalmıştık” diyerek kendilerini savunurlar.

Neyse ki bir Jandarma belgesi, kendilerini kimin, neye mecbur bıraktığını, hem de resmi devlet kayıtlarıyla ortaya koydu da biz de gazetecilerin o dönem kimden talimat aldıklarını (belgesiyle) gördük.

Hayata Dönüş Operasyonu adıyla bilinen 19 Aralık katliamından 14 yıl sonra Jandarma Genel Komutanlığı lütfetti, operasyondan üç ay önce hazırlanan “harekat raporunu” mahkemeye gönderdi.

Haberin Tamamı İçin:

Faiz Lobisiyle Anlaşan Devlet Bankalarına Ne Yapıldı? | Süleyman Yaşar | Taraf

Faiz Lobisiyle Anlaşan Devlet Bankalarına Ne Yapıldı? | Süleyman Yaşar | Taraf

Bildiğiniz gibi faiz lobisi kavramını; dar gelirlilerin küçük birikimlerini düşük faizle toplayıp, sonra bu fonları aşırı yüksek faizle yine dar gelirlilere tüketici kredisi, kart kredisi adı altında satan mega zenginlere güzelleme yapanları, tanımlamak için kullanıyoruz.

Gelelim bu tanımı niye hatırlattığımıza...

Hatırlattık, çünkü Rekabet Kurumu dar gelirlilerin mevduatına düşük faiz vermek, kredilerden yüksek faiz almak için kartel anlaşması yapan 12 bankanın rekabeti bozduğunu tespit etti. Ve aralarında devletin sermayedar olduğu Ziraat, Halk ve Vakıf bankaları dâhil 12 bankaya tam 1 milyar 117 milyon lira ceza verdi. Ve Ziraat Bankası 148 milyon 231 bin lira, Halk Bankası 89 milyon 681 bin lira, Vakıflar Bankası 82 milyon 172 bin lira ceza ödedi.

İşte soru şu; kartel anlaşması yaptığı kesinleşen ve cezaları paşa paşa ödeyen devlet bankalarının yöneticilerine hükümet bir yaptırım uyguladı mı? Ya da vatandaşın vergileriyle ödenen bu para cezaları banka yöneticilerinden tahsil edildi mi?

Bu sorulara cevap alamadık henüz. Oysa faiz lobisiyle iş tutan devlet bankaları yönetimlerine bu rekabeti bozan anlaşmasının hesabı sorulmalıydı. İşte bütün bunları yapmayan hükümetin faiz lobisi kavramını popülist bir amaçla kullandığını söylemek herhalde yanlış olmaz.

Gelelim asıl soruna...

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet ŞıkAnkaraAydınBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiErgenekonHande YenerHanefi AvcıMehmet Ali BirandMilliyetçi Hareket PartisiNazlı IlıcakÖmer ÇelikReza ZarrabRüşvetSoner YalçınTerörTokatTürkiye Büyük Millet MeclisiZafer Çağlayanetmilli piyango
Görüş Bildir