Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bu Ülke Bizim Ülkemiz Değil

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Bu Ülke Bizim Ülkemiz Değil

Bu Ülke Bizim Ülkemiz Değil

Sezen Eren

Tezer Özlü'nün de dediği gibi.." Bu ülke bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi" Tarihi; katliamlarla, soykırımlarla, insanlık suçları ile dolu bu kirli ülke bizim ülkemiz olamaz. Her karış toprağında; kan ve pisliğin egemen olduğu bu topraklarda yaşam mücadelesi verirken bu ülke bizim diyebilir miyiz?

Yıllarca katliamları sırtlarında onur diye taşıyan; faşistlerin arasında yaşamak direnmektir sloganını şiar edinen ötekilerin ülkesi yok.
Bu utanılası katliamları; ile ne mutlu şuyum buyum diye dolaşanların ülkesidir.
Öfkeliyim, üzgünüm, utanmasını bilmeyenlerin yerine utanıyorum.
Düşünüyorum; ötelenmiş olmak mıdır aykırı olmak?
Yoksa aykırılık; koskoca bir yürek olarak karmaşık kalabalıklar içinde berrak bir yalnızlık mı?
Çılgınlık; kararlılık, hürriyet ve bir köşede aşk içinde ölmek midir? '' öteki olmak
19 - 26 Aralık 1978 Maraş.
O gün Devlet iş başındaydı.
Dinci faşistler, ülkücüler, tecavüzcüler, insanlık suçu için el birliği ettiler
Yer gök tanık oldu vahşete.
Kulakları sağır eden çığlıklarını duyuramadılar.
O gün; "insanlık başı kesilmiş tavuk gibi ordan oraya kan saçıyordu"

Acının belleğinde hissedilen acıların en yakıcısı, utançların en büyüğü Maraş katliamı..
Geçmişin karanlıklarına hapsedilip, yok sayılan bu katliamın yaraları kabuk bağlamadı bağlayamaz da, çünkü; yaralar kanıyor, devletin kirli elleri ile işlenmiş katliamların yaraları acı acı kanar ve Maraş'ta kanıyor.

Yaralar kanıyorsa, dün bugündür.
Ve bugün Maraş..
Maraş'ı yaşayan olmak ne acı..

MARAŞA DAİR HATIRLADIKLARIM

Tarihe Maraş katliamı olarak geçen aralık 1979 olaylarında 4 yaşında idim. Olaya ilişkin tanıklığım bulunmamaktadır. Ancak flu olarak anımsadıklarım ile olay sonrası çocukluğuma sirayet eden olaylar mevcuttur.

Babam o dönem Sümerbank’ta işçi olarak çalışmaktaydı. Rahmetli dedem(babamın babası) bizimle yaşamaktaydı. Yaşadığımız mahalle Kürt ve alevi nüfusun yoğun olduğu yerdi. Teyzemler bize biraz daha uzak olan Yörükselim mahallesinde kalıyorlardı. Teyzemin eşi nüfus memuruydu. Annem bir gün dış kapımıza (X) işareti koyan biri bayan ikisi erkek beyaz önlüklü şahısların olduğunu görür. Ve ne yaptıklarını sorar. Aldığı cevap; “teyze biz doğum kontrolü için araştırma yapıyoruz. Anket yapılacak evleri tespit ediyoruz. Devlet memuruyuz ” diyorlar. Sonradan babamın anlatımlarına göre; Sümerbank lokaline tanıdığı bir savcının geldiğini, şehrin durumunun çok karışık olduğunu, iki öğretmen öldürüldüğünü soruşturmayı kendisinin yürüttüğünü, olayların çok büyüyeceğini tahmin ettiklerini söylemiş. Geçmişte evlerimize dönük saldırı girişimi olduğundan babam çok tedirgin olmuş, dedemin ısrarı ile köyümüze dönmek üzerine ciddi olarak tartışmışlar. Dedem oldukça duygusal yapıya sahip olup kendisi gençliğinde babasının (büyük dedemin) istiklal mahkemesinde idam sehpasına çıkış haberini alan biri olarak mutlaka köyümüze dönelim ısrarında bulunmuş. Bu arada evimize (X) işareti konulmasından şüphe duymamışlar. Ancak Maraş’ın çeşitli mahallelerinde Kürt-Alevilerin evlerine saldırı girişimlerinin tek tük olmaya başladığını duymaya başlamışlar. Babam teyzemin eşine şehrin çok karışık olduğunu çocukları alıp köye dönme teklifinde bulunmuş, ancak teyzemin eşi “biz devlet memuruyuz, kim bize durup dururken saldırsın” demiş. Evimizin bulunduğu mahallede de olayların patlak vermeye başlaması ile aynı gece çok tedirgin olan babam dedemin de ısrarı ile köye kaçmaya karar vermişler. Ancak karar verdikleri gece sokağımızda tüm Kürt evleri ateşe verilmeye-kurşunlanmaya başlamış. Ancak bu gelişigüzel olmayıp, önceden işaretlenen evlere yapılmış. Evlere tek tek giriliyor, kadın-çocuk demeden öldürüyorlarmış. Daha önce köye dönmeye karar veren babam ve dedem, bizleri alıp evden apar topar çıkardılar. Annemin kucağındaydım. Ailenin en küçük çocuğuydum. Annemin korkusu bana da yansımış olmalı ki korkmuştum. Ama neden korktuğumu hatırlamıyorum. Mahallemizde bir yakınımızın arabası vardı. Onlarla birlikte arabaya bindiğimizi hatırlıyorum. Sonradan öğrendim ki oradan Maraş’ın dışına çıkmışız. Aynı aile ile beraber köyümüze kaçmışız. Dedem babama hayatımda o kadar korkunç şeyler yaşadım, ama ilk defa bu kadar korktum, çocuklarıma bir şey olsaydı dayanamazdım, demiş. Dedem bizlere oldukça düşkün biriydi. Aşırı duygusal ve katliam geçmişi biri olduğundan olaylardan çok etkilenmiş. Zaten olayların olduğu günden bir ay kadar sonra vefat etti.

Gençlik yıllarıma kadar annemin hep ağladığına tanık oldum. Hep (D.......) diyerek teyzemin ismini sayıklardı. Teyzemin ismi Kürtçeydi. Hiç anlam verememiştim.10 yaşlarındayken katliam günü teyzemin, teyzemin 15 yaşındaki oğlunun ve kocasının öldürüldüğünü öğrendim. Hala bir mezarları yok... Belediye toplu mezara gömmüş. Teyzemin çocuklarından biri kanepenin altına saklanarak, diğer ikisi tuvalete saklanarak kurtuluyorlar. Kanepenin arkasına saklanan teyzemin oğlunun dizinde hala iki kurşun var. Çıkartılınca sakat kalma tehlikesi var. Maraş'ta tüm eşyalarımızı ve evimizi yakmışlar. Hala orada arsalarımıza fiilen başkaları el koymuş durumda. Katliamın travması bitmiş değil. Ağıtlarla, kadınların gözyaşlarıyla büyüdüm. Yıllardır beraber yaşadığımız komşularımız bu evde de-şu evde de alevi var diyerek katliamcılara yardım etmişler. Camilerden 7 alevi öldüren cennete gider anonsu yapılmış. Babam bizzat bunu duyduğunu anlatır. Olaylarda hiç bir polis-jandarma gördüğümü hatırlamıyorum. Babamların anlatımlarına göre polis hiç bir şey yapmamış, hiç bir olaya müdahale etmemiş.

Dedemin tanık olduğu bir olaya göre hamile bir kadın öldürülüyor. Katiller tatmin olmamışlar, karnını deşip cenine de hançer saplamışlar.

İlginç olan Maraş’ın bir ilçesine bağlı olan köyümüzde daha önce Ermeniler yaşarmış.1915 olaylarında bizimkilerin koruduğu Ermeniler olmuş. Örneğin A... amcayı herkes bilir.

Yıllar sonra İstanbul’da bir hafta sonu dost yemeğinde H... N....... isimli bir ermeni amcayla tanıştım. Kendisi H.... vaftiz babasıymış. Nerelisin sözüne Maraşlıyım deyince çok duygulandı. Orası bizim topraklardı oğul, her şeyimizi bırakıp buralara kaçtık, bizi sürdüler oralardan, biz katliam artığıyız dedi. Merak etme H... amca bizi de sürdüler bizde ikinci artıklar olduk dedim.

Acıdır daha sonra Maraş merkeze hiç gitmedim. O şehir hala bir kabus gibi gelir bana. Yıllar aradan geçse de bazen başka bir şehirden Maraş’ın içinden geçmek durumunda kalsam dahi hiç otobüsten inmem. Hala bir korku taşırım içimde her an öldürülecekmiş gibi...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AleviİdamİstanbulKahramanmaraşÖğretmenPolisaşkhamileolay
Görüş Bildir