Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

16 Maddede Mutluluğumuzu Etkileyen En Önemli ama En Az Bilinen Faktör: "Hedonik Adaptasyon"

 > -
8 dakikada okuyabilirsiniz

"Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz ? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar.” 

William Shakespeare

Düşünün, sahip olmayı çok istediğiniz bir evi, arabayı, telefonu aldığınızda, ya da üniversite sınavını kazandığınızda ne kadar sevinmiştiniz değil mi? Bir süre sonra ne oldu, her şey büyüsünü yitirdi mi? Peki neden? 

Sorularınıza aradığınız cevaplar bu galeride...

1. Hedonik Adaptasyon Nedir?

İnsanoğlunun yaşadığı ortama uyum sağlayabilmesi, işlevsel olabilmesi ve hayatta kalabilmesi için adaptasyon çok önemlidir. Hepimiz günlük yaşamımızda farkına varmadan birçok şeye uyum sağlıyoruz.

İlk başlarda haz duyduğumuz şeylere giderek alışmanın sonucunda artık  hoşlandığımız şeylerden haz alamamaya başlıyoruz. Hazzın giderek azalması aslında bizim beklemediğimiz bir durumdur. Bu durum çoğu zaman hayal kırıklığına ve pişmanlığa neden olur. İnsanların iyi ya da kötü, yaşamlarındaki her türlü değişikliğe uyum sağlama sürecine hedonik adaptasyon denir.

2. Kavramın Ortaya Çıkışı

1970’lerde mutlulukla ilgili yapılan çalışmalarda ortaya atılan hedonik adaptasyon kavramı, mutluluk konusunda yapılan araştırmalara yön verdi. Brickman ve Campbell’in tanımına göre hedonik uyum, insanların hem iyi hem kötü olaylara uyum gösterme (adapte olma) eğilimini ve bu sayede bir süre sonra aynı mutluluk seviyelerine geri dönmelerini ifade eder. 

Örneğin Brickman, yaptığı çalışmalarda piyango kazanan insanların diğerleri ile karşılaştırıldığında sadece bir miktar daha fazla mutlu olduklarını göstermiş, yaşamlarında onları mutlu edecek olaylar yaşayan kişilerin belli bir zaman sonra eski mutluluk seviyelerine geri döndüklerini belirtmiştir. Aynı şekilde kayıp veya hastalık gibi olumsuz olaylar yaşayan kişilerin de bir süre sonra bu gibi durumlara adapte olduğunu ve mutluluk seviyelerinin bu olaylardan öncekine benzer seviyeye geldiğini söylemiştir. 

Yani Brickman, kişinin duygusal sisteminin mevcut yaşam koşullarına ayak uydurduğu ve mutluluk ve mutsuzluğun insanların yaşamlarındaki değişikliklere verdiği kısa süreli tepkiler olduğu görüşünü savunmuştur. Daha da önemlisi, insanların bir bakıma ‘boşu boşuna’ mutluluğu aramaya devam ettiğini öne sürmüştür.

Hedonik adaptsyon için aynı zamanda koşu bandı benzetmesini kullanmıştır. Buna göre hedonik  adaptsyon ile, yürüyüş veya koşu hızımızı bantın hızına uydurduğumuz gibi, duygu durumumuzu da yaşamın koşullarına göre ayarlarız.

3. 10 Yıl Sonraki Mutluluk Seviyesini Tahmin Etmek Mümkün mü?

Kısaca hedonik adaptasyona göre insanların mutluluk hissi günden güne ve bazı koşullara ve yaşantılara bağlı olarak değişse de, herkesin nispeten sabit ve ortalama bir mutluluk seviyesi olduğu, bu nedenle anlık ve durumsal duygu değişikliklerinden sonra bu seviyeye geri döndükleri görülüyor. Böylece bir insanın 10 sene sonraki mutluluk seviyesini, bugunkü seviyesine bakarak tahmin edebileceğimiz düşünülüyor.

4. Gelir Seviyesi, Fiziksel Güzellik, Eğitim Seviyesi ve Sağlığın Mutluluğa Etkileri Birer Efsane mi?

Bu önemli ve hayli iddialı görüşlerden sonra psikoloji alanındaki araştırmacılar, elbette hedonik adaptasyonun gerçekten var olup olmadığını incelemeye başladı. Öyle ya, eğer hepimiz yaşadıklarımızdan sonra aynı mutluluk seviyemize döneceksek, o zaman bu yaşantıların ve mutluluğu aramanın ne anlamı var? 

Gerçekten de 1980’lerde başlayan çalışmalar, dış koşulların ve olayların mutluluk seviyemizi çok az etkilediğini gösterdi. Örneğin gelir seviyesi, fiziksel güzellik, eğitim seviyesi, sağlık durumu gibi koşulların mutluluğa olan katkısının pek fazla olmadığı ortaya çıktı. 

Bazı çalışmalar evli insanları inceleyerek, çiftlerin ilk 1 senede hızla artan mutluluk seviyelerinin bir süre sonra azalmaya ve kişinin önceki mutluluk seviyesine yaklaşmaya başladığını ortaya koydu. Yani hedonik adaptosyon ilgili görüşler kısmen doğrulandı.

5. Mutlulukla İlgili Temel Gerçekler

Mutluluğun ortalama % 50’si (her insanda az çok değişir) genetik. Dolayısıyla mutluluğumuz üstünde tamamen kontrolümüzün olması mümkün görünmüyor. Ancak bu durum, diğer % 50′sinde çeşitli müdahaleler yapmanın mümkün olabileceğini göstererek, olumlu bir tablo da çizmiş oluyor.

6. Dışadönük Kişiler Daha Mutlu

Bazı kişilik özelliklerimiz mutluluğu belirlemede oldukça önemli. Aslında bu özellikleri bir önceki maddede belirttiğimiz genetik faktörler içine koymak mümkün; çünkü kişilik özellikleri oldukça sabit ve genetik kökleri olan özellikler. Bunlar arasında en belirleyici olanlarsa ‘dışadönüklük’ ve ‘duygusal denge/dengesizlik’. 

Dışadönük kişilik özelliğine sahip insanlar, içedönüklerle karşılaştırıldığında daha mutlu. Dışadönük kişiler daha pozitif, daha sosyal ve daha girişkendir; hoşa giden şeyleri algılamaya daha eğilimlidir. Bu nedenle de mutluluk için programlandıkları düşünülür. Öte yandan duygusal dengesizlik yaşayan kişilerin mutluluk seviyelerinin düşük olduğunu biliyoruz.

7. Duygusal Açıdan Dengesiz Kişiler Mutsuz

Nevrotik kişilik özelliği olarak da tanımlayabileceğimiz ‘duygusal dengesizlik’, kaygı, depresif duygular, öfke gibi pek çok olumsuz duyguyu da beraberinde getiriyor. 

Dolayısıyla ‘Kim daha mutlu? sorusuna verilebilecek önemli yanıtlardan biri ‘dışadönükler’; ‘Kim mutsuz olmaya eğilimli?’ sorusuna verilecek yanıtlardan biri ise ‘duygusal açıdan dengesiz kişiler’ oluyor. Pek iç açıcı gibi görünmese de durum bu: Bazı insanlar diğerlerinden daha mutlu olmaya doğuştan eğilimli.

8. Sosyal İlişkiler Mutluluğumuzu Etkiliyor

Tatmin edici yakın ilişkiler yaşamak, mutluluk seviyemizi etkileyen önemli faktörlerden. Arkadaş ilişkileri, aile ilişkileri, romantik ilişkiler…Yoğun ve keyifli yakın ilişkiler sürdüren insanların daha mutlu olduğunu biliyoruz.

9. Para, Bir Yere Kadar Mutluluğu Etkiliyor

Klasik bir sorudur paranın mutluluk getirip getirmeyeceği. Belirli bir gelir seviyesine sahip olmak, çeşitli ihtiyaçlarımızı karşılamamıza, yaşamdan daha fazla keyif almamıza yardımcı olur. Bu nedenle de ‘para’ mutluluğumuzu (belirli seviyede de olsa) etkiler. 

Ancak belli bir gelir seviyesinden sonra maddiyatın mutluluğu etkilemediği bilimsel bir gerçek. Zaten araştırmacılar, maddiyatın mutluluğu açıklamada çok yetersiz kaldığını bildiğinden, başka etkenleri araştırmaya devam ediyor.

10. İnsanların Duygu Durumları Sürekli Olarak Değişir

Ancak uzun döneme bakıldığında her insanın ortalama duygu seviyesinde (olumlu veya olumsuz duygular) belirli bir istikrar olduğu bilinir.

11. Mutluluğa Verilen Anlam Herkes İçin Farklı Olabilir.

Mutluluk hemen herkes için önemli olsa da, insanlar sadece mutlu olmak değil, değer ve önem verdikleri şeyler için mutlu olmak ister. Yani araştırma sonuçlarına göre insanların amacı sadece mutluluğa ulaşmak değil; değerleriyle örtüşen nedenlere bağlı olarak mutlu olmak.

12. Piyangoyu Kazanmak Mutluluk Getirir mi?

Yapılan araştırmalar Piyango kazananların, en fazla birkaç ay süren neşeden sonra, başlangıçtaki mutluluk seviyelerine geri geldiğini göstermiş. Bu durumun nedeni de hedonik adaptasyon olgusu.

Piyangodan 45 trilyonu kazansanız, ilk birkaç gün ya da hafta hariç, bugünkünden daha mutlu olmayacaksınız. Dahası, bu para, hayatınıza, aklınıza bile gelmeyecek yığınla yeni sorunla birlikte gelecek.

Piyango kazananlara ‘talihli’ denmesi ironiktir. Çünkü istatistikler piyangodan büyük ikramiye vurmasının aslında çoğunlukla yüksek profilli bir talihsizlik olduğunu gösteriyor. İlk bakışta kulağa hoş gelmeyecek biliyorum ama umuyorum piyangonun ‘vurmadığı’ talihlilerden olursunuz.

13. Hamster Çarkına Nasıl Giriyoruz?

İki psikoloji uzmanı Philip Brickman ve Donald Campbell, insanın yanlış yollardaki bu nafile mutluluk arayışını şu şekilde özetliyor:

"Dış dünyada mutluluk ve haz arayışına çıktığımız her zaman aslında hamster çarkına girmiş oluyoruz. Sahip olduğumuz bir şeyin, örneğin para ya da makam, daha fazlasını elde ettiğimiz zaman, önce kendimizi mutlu hissediyoruz. Ancak çok kısa süre sonra, elde ettiğimize alışmaya başlıyoruz. Önceden ‘talih’ olarak gördüğümüz şimdiki seviyemiz yeniden ‘yetersiz’ gelmeye başlıyor. Ve, tattığımız mutluluk hissini sürdürebilmek veya yeniden kazanabilmek için yeniden bu kez daha fazlasının peşine düşüyoruz. Alıştığımız için, artık mutluluk için çok daha fazla şeye ihtiyaç duyar hale geliyoruz."

14. Satın Aldıklarımız Bizi Daha Mutlu Etmiyor

Bu aslında maddiyat kökenli mutlulukların tamamı için geçerli. Birçoğumuz, büyük bir yanılgı ile, hayatımızda, sonrasında çok mutlu olacağımızı sandığımız bir eşik olduğu yanılgısı yaşarız. O eşiğe varınca sonsuz mutluluk bizim olacak zehabına kapılırız. 

Bu, çok istediğimiz bir iş, eş, eşya, sosyal konum ya da egomuzu okşayacak başka bir şey de olabilir. ‘Şu arabayı alsam başka bir şey istemem’, ‘şu kişi benimle evlense başka bir şey istemem’ gibi yanılgılar dünyasında yaşarız. 

Rasyonel olarak harici dünyada bu mutluluğu ne kadar gerçekleşebilir bulsak da, psikoloji diyor ki, insanın iç dünyasında bunun gerçekleşmesi imkansızdır. Yeni evinize taşındığınız ilk günleri, yeni tablet bilgisayarınızı ya da yeni otomobilinizi aldığınız ilk günleri ya da eşinizle yeni evlendiğiniz ‘cicim aylarını’ bir düşünün. Tatminsizlik kuşu, gelir yuvasına geri konar.

15. Mutluluk Seviyesi Arttırılabilir mi?

Eğer son 50 yılda dünyada boy, zeka, dışadönüklük gibi genetik ve değişmesi zor olduğu düşünülen şeyler değiştiyse (zeka seviyesi, ortalama boy ve dışadönüklük artış gösterdi), mutluluk da arttırılabilir görünüyor.

16. Peki Neler Yapabiliriz?

  • Olumsuz duyguları, olumlu duygularımız gibi, örneğin mutluluğumuzu kabul ettiğimiz gibi kabul etmedikçe gelişim göstermemiz zor olacaktır. ‘Sürekli’ mutlu olmak, aynı duygu seviyesinde kalmak ve devamlı bunları amaçlamak gerçekçi değildir.

  • Hangi müdahalelerin ve değişikliklerin mutluluğumuzda etkisi olduğunu bilmek önemlidir. Bu nedenle kendimizi yakından tanımak gerekir. Kendimize soracağımız bazı sorular, mutluluğumuzu kontrol etmede yol gösterebilir: Uyum hangi alanlarda meydana geliyor? Geldiğinde buna hazırlıklı mıyım yoksa hayal kırıklığı mı yaşayacağım? Beklentilerim neler ve bunlar ne kadar gerçekçi?

  • Hedonik adaptasyonun varlığını bilmek, aşırı mutluluk arayışlarını, ütopik mutluluk reçetelerini engellemeye yardımcı olabilir.

Galeriyi, mutluluk konusunda önemli isimlerden Diener, Oishi ve Lucas’ın bir sözü ile bitirelim:

“Mutluluk…iyi yaşam için gerekli, ama yeterli değil

Bir Teşekkür

Başaran Uzunhasan

Kaynaklar

http://www.ruhsalgazete.com/makale/398-bosuna-mi-mutlulugu-ariyoruz.html

http://ajanspsikoloji.com/surdurulebilir-mutluluk-mumkun-mu

http://www.internethaber.com/ordu/mutluluk-genetik-midir-15306y.htm

http://amerikabulteni.com/2013/12/31/piyangonun-gercek-talihlisi-kim/

Bazı Diğer Kaynaklar

Brickman, P., & Campbell, D.T. (1971). Hedonic relativism and planning the good society. In M.H. Appley (Ed.), Adaptation level theory: A symposium (pp. 287–302). New York: Academic Press.

Diener, E., & Seligman, M.E.P. (2002). Very happy people. Psychological Science, 13, 81–84.

Diener, E., Lucas, R.E., & Scollon, C.N. (2006). Beyond the hedonic treadmill: Revisiting the adaptation theory of well-being. American Psychologist, 61, 305–314.

King, L. A. (2001). The hard road to the Good Life: The Happy, Mature Person. Journal of Humanistic Psychology, 41(1), 51-72.

Lyubomirsky, S., Sheldon, K.M., & Schkade, D. (2005). Pursuing happiness: The architecture of sustainable change. Review of General Psychology, 9, 111–131.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
baris-celikoglu

Aslında istenilen kesintisiz mutluluk değil de kesintisiz huzurdur , buda o an içinde bulunduğun ruh halini samimiyetle yaşamayla mümkün olabilir. Arada bir melankoli istememiz , aramamız bundan ötürüdür.

akudd

Etkili bir araştırma güzeldi gerçekten...

ato1212

bide bunun mutsuzlukla ilgili olanını yapın

odunq

o zaman depresyon diye bişey olmaması lazım giren yanlış giriyor depresyona. cinnet de getirmemek lazım. yanlış yapıyoruz..

lale-emir

Anlayanlar için Mükemmel.Teşekkürler.

Görüş Bildir