Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Biraz Önce Yediğiniz Çikolatayı Tüketmenizin Sebebi Siz Değilsiniz, Beyniniz!

-

Bilim insanları, hayatta kalma mücadelesinde, şekerin kilit bir role sahip olduğunu, bu nedenle şeker isteğimizin içgüdüsel olarak kamçılandığını iddia ediyor. Bunun evrimsel bir süreç olduğu düşünülüyor. Gıdanın kıt olduğu dönemlerde, yüksek kalorili yiyecekleri tercih edenlerin yaşama şansı daha fazlaymış...

Şeker, aslında beynimizin tek besin kaynağı.

Yemek yediğinizde basit şeker olan glikoz, bağırsaklarınızdan emilerek kana karışır ve vücudunuzdaki bütün hücrelere dağılır. Nöron adı verilen yaklaşık yüz milyar tane sinir hücresi için tek besin kaynağı glikozdur. Bu nedenle beyin açısından büyük önem taşır. Nöronlar glikoz depolayamadığı için kandan sürekli glikoz akışına ihtiyaç duyar.

Şimdiye kadar tüm dünyadaki araştırmacılar beynin, şekeri almasının pasif bir süreç olduğunu düşünüyordu.

Beyin ve omuriliğin tüm bölgelerinde bulunan glia hücreleri, sinir hücrelerinin iletiminde görev alıyor, aynı zamanda bu şekerin organlara ulaşmasını sağlayan insülin, leptin gibi hormonların çalışma düzenini sağlıyor.

Leptin hormonu bize “doydum, bu kadar yemek yeter” dedirten ve yemek yeme aktivitemizi sonlandırmamıza neden olan hormondur.

Leptin ve insülin hormonları birbirleriyle etkileşim içinde çalışırlar. Leptin hormonu büyük ölçüde vücutta bulunan yağ hücrelerimiz tarafından salgılanır. Bu hormon beynin hipotalamus bölgesinde etkilidir ve vücudumuzdaki yağ depoları hakkında beynimize bilgi verir. Eğer açlık durumu yoksa ve vücutta yeterli yağ mevcutsa leptin sayesinde beynimiz iştahı azaltır ve vücut yağ depoları (kilo) olduğu gibi korunur.

Eğer vücut yağ depolarında bir azalma varsa kandaki leptin miktarı azalır ve beynimiz bunu iştah artışı olarak algılar.

Yemek yenmesi sonrasında, pankreastan insülin salgılanır ve kandaki insülin miktarı yükselir. Kanda artan insülin, midedeki leptin salınımını tetiklemektedir. Leptin hormonunun kanda normal seviyelerde bulunması tokluk hissini sağlar. Leptin hormonunun kandaki miktarı normalden aşağı düştüğünde ise bireyde tokluk yeterli miktarda hissedilemez.

Diyabet uzmanı Matthias Tschop liderliğindeki bir uluslararası ekip, bu hormonların çalışma mekanizmalarını inceleyerek, çalışmalarını Cell dergisinde yayınladı.

Obezitenin hızla artışı ve tip 2 diyabetin yayılması, toplumlar için büyük sorunlar haline gelmesiyle kan şekeriyle ilgili çalışmalar arttı ve beynin şekeri pasif olarak aldığı düşünülürken, Münih Teknik Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, bu hormonların çalışma mekanizması üzerine çalışmalar yaparken, beynin aktif olarak şeker aldığını keşfettiler.

Beyin tüm organlarda yüksek şeker tüketimine sahip ve aynı zamanda açlık durumlarını da kontrol eder.

Yani şeker, aslında beyin için bir yakıt. Sinir hücrelerinin glikozun taşınması sırasında pasif olarak görev aldığı düşünülüyorken, kan şekeri ve açlığı düzenleyen hormonları kontrol eden glia hücrelerinin (astrositlerin) şekerin aktif olarak taşınması sırasında görev aldığı fark ediliyor.

Daha fenası astrositler kontrolü sağlamazsa, beslenmemizi durduramayabilirmişiz...

Metabolik aktiviteyi direk olarak etkileyen astrositlerin üzerindeki, insülin reseptörleri de incelenmiş. Bu astrositlerden bazıları eksik olsaydı, gıda alımını frenlemenin daha zor olacağı düşünülüyor. Çünkü nöronlar kan şekeri artması durumunda bu hücrelere göre daha az aktive oluyorlar.

Bilim insanları elde ettikleri bu verilerden sonra bu durumun diyabet ve obeziteyle ne kadar ilgili olabileceği hakkında çalışma yapmayı planlıyorlar.

Elde edilen bu sonuçlara göre, zorunlu metabolik ve davranışsal aktiviteler sadece nöronlar tarafından değil, beyinde destek hücreleri olan hatta merkezi sistemin bağ dokusunu oluşturan astrosit gibi hücreler sayesinde de gerçekleşiyor.

Yeni çalışmalar ise beyinde daha da fazla hücrenin görev aldığını söylüyor...

Bilim insanlarına göre yeni çalışmalar, beyinde astrositler ve hatta bağışıklık hücrelerinin de önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Gıda alımı metabolizmasının sinirsel kontrolünün yeniden belirleneceği görüşündeler. Bu da çeşitli hücrelerin birbirleriyle etkileşim içinde olduğunu gösteriyor. Bu nedenle diyabet ve obezite çalışmaları için birden fazla hücre tipiyle araştırma yapmak gerektiğini, almaları gereken daha fazla yol olduğunu söylüyorlar.

Onedio IQ'yu Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
koreli_esma

pordon beyin benim deil mi yine sebebi ben oluyorum

kkkk

araştırmalar devam ediyoor rereröö..şeker o kadar da kaka değil temalı bu yazı amerikanın oyunu arkadaşlar inanmayalım..Bunu okumak yerine Avusturya yapımı "That sugar" adlı belgeseli izleyin. Açılan ufkunuz için bir hayır duanızı alırım: http://www.fullhdfilmizlesene.org/belgesel-izle/that-sugar-film/

nikolatexla

Lan aq tamda dolaptan bir dilim daha çikolata almıştım

koyu-taraftar-fb

oha lan karıların dudakları ne biçim

ekinezya

Nedir bu şeker düşmanlığı? Gören sancak çikolata yiyen bir anda şişko oluyor,ölüyor.Hayata bir kez geliyorsunuz,aptallık yapmayın.

koyu-taraftar-fb

kesinlikle doğru xDDD ÇİKOLATA <3 galp

Başlıklar

BilimFacebookTercihonedioşekerşeker hastalığı
Görüş Bildir