Bir Yılbaşı Gecesi Hediye Olarak Kitap Alan Atatürk'ün Ders Niteliğindeki Tepkisi

558PAYLAŞIM

Yahu gerçekten kitaptan güzel hediye mi var?

Cumhuriyet'in 10. yılında, 1933'te adet olduğu üzere Ankara Palas'ta Kızılay yararına bir yılbaşı balosu düzenlenir.

Tabii ki Gazi de davetlidir. Yemekler yenilir, danslar edilir, müzik dinlenir ve gece yarısı gelip çatınca Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Atatürk'e yeni yıl hediyesi olarak 3 kitap sunar ve kısa bir sunuş konuşması yapar.

Bu kitaplar Atatürk'ün çok hoşuna gider; çünkü en büyük mesele olarak gördüğü dil ve tarih ile ilgilidir.

  • Birinci Türk Tarih Kongresi Zabıtları

  • Söz Derleme Kılavuzu

  • Dil Kurultayı Kararları

Kitaplarını alırken ise Atatürk bir konuşma yapar.

"Bu anda duyduğum mutluluk büyüktür. Kıymetli Milli Eğitim Bakanımızın bu armağanından dolayı kendisine teşekkür ederim."

"Kendisinden ve diğer bakanlarımızdan her an böyle armağanlar beklerim. Bakan Bey'in değersiz dediği bu armağan gerçekte çok değerlidir. Bu değerin herkes tarafından daha iyi anlaşılması için bu kitaptan bir sayfa okumalarını Bakan Bey'den rica ediyorum."

Atatürk'ün bu sözleri çok alkışlanır. Ve bunun üzerine Reşit Galip Bey tarih kongresi zabıtlarından alelade bir sayfa açarak, "Hepinizin kısmetine" der ve okumaya başlar.

“Kafasını ve vicdanını, en son yükselme alevleriyle güneşlendirmeye karar vermiş olan, bugünün Türk çocukları, biliyor ve bildirecektir ki, onlar dört yüz çadırlı bir aşiretten değil, on binlerce yıllık, hür uygar olan, yüksek bir ırktan gelen, yüksek yetenekli bir millettir."

"Bir de şunu iyi bilmek gerekir ki eski Etilerimiz, atalarımız, bugünkü yurdumuzun ilk ve otokton yerleşenleri ve sahibi olmuşlardır."

"Burasını binlerce yıl önce ana yurdun yerine öz yurt yapmışlardır. Türklüğün merkezini Altaylardan Anadolu – Trakya’ya getirmişlerdir. Türk Cumhuriyeti’nin sarsılmaz temelleri bu öz yurdun çökmez kayalarındadır."

"Bu kutsal yurdun öz mirasçısı, Türkiye Cumhuriyeti’nin yılmaz koruyucusu o büyük, yüksek, soylu Türk kavminin bugünkü genç ve dinç çocuklarıdır, biziz."

Diyerek sözlerini bitiren ve aynı zamanda da artık okuyamadığımız andımızın yazarı olan Reşit Galip dakikalarca alkışlanır. Gazi ise yılbaşı vesaire demeden hem oradakilere hem de bize dersler verir: Birincisi kitap her halükarda değerli bir hediyedir, ikincisi ise kitap değerli parçalardan oluşan bir bütündür ve bu yüzden tesadüfen dahi açılan bir sayfa okumaya değerdir. 

İyi seneler dostlar, Atatürk'le, bilimle ve kitap sevgisiyle kalın!

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Yararlı Bir Yurttaş, Mükemmel Bir İnsan Yetiştirmek İsteyen Ebeveynlere Büyük Atatürk'ten Öğütler - onedio.com
Yararlı Bir Yurttaş, Mükemmel Bir İnsan Yetiştirmek İsteyen Ebeveynlere Büyük Atatürk'ten Öğütler - onedio.com
Müziksiz Devrim de Olmaz Cumhuriyet de! Ulu Önder Atatürk Diyor ki: "En Güç Devrim Müzik Devrimidir" - onedio.com
Müziksiz Devrim de Olmaz Cumhuriyet de! Ulu Önder Atatürk Diyor ki: "En Güç Devrim Müzik Devrimidir" - onedio.com
Asker ve Siyasetçi Olduğu Kadar Felsefeci de Olan Atatürk Özgürlük Hakkında Ne Düşünüyordu? - onedio.com
Asker ve Siyasetçi Olduğu Kadar Felsefeci de Olan Atatürk Özgürlük Hakkında Ne Düşünüyordu? - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
arsenic

Bi Atamdaki karizmaya, asalete bak, bir de Tayyip’e bak. Bu nasıl bir çöküştür gerçekten. Yazık...

samyeli90

Benim için de kitap kadar değerli bir hediye yok

sciencesoldier

gerçekten kitaptan daha güzel bir hediye var mı hayatta.

bkt-dmrc

atatürk gerçek bir lider. yol gösteriyor, ışık tutuyor, kitleleri eğitmeyi, medeniyete ulaştırmayı amaçlıyor. bir de her gün ekranlara çıkıp gözümüzün içine baka baka yalan söyleyip heybeyi dolduranlar var.

mahirrihamahirriha

400 çadırlık bir aşiretten değil derken buradaki amaç nedir acaba?

Gizli Kullanıcı

demek istenen,osmanli bir irk degil,türklük bir irktir...osmanli torunu degil,türk torunuyuz...kurucunun adi mehmet olsa idi,mehmetli torunu mu olacakti veya selim li torunu,anlasin mi cigerim..

mahirrihamahirriha

Teşekkür ederim gözüm açıklaman için.

Gizli Kullanıcı

Osmanlı'da tarih anlayışı Hz. Adem'den Hz. Muhammed'e kısa bir peygamber şeceresi sıraladıktan sonra Osmanlı hanedanının şeceresini döküp sonra (ağırlıklı olarak dönemin padişahı ve babası olmak üzere) Osmanlı tarihi anlatmaktan ibaretti. Kısaca Osmanlı döneminde tüm Türk tarihinin yok sayıldığını söyleyebiliriz. E Cumhuriyeti kuranlar da Osmanlı eğitim sistemi içinden yetişip geldiler sonuçta. Herkes tarih eğitimini bu şekilde aldığı için insanlara "Bakın size böyle öğretildi ama bizim tarihimiz 600 yıl önceki 400 çadırlık aşiretten ibaret değil, onbinlerce yıllık eski bir tarihimiz var" demek istiyor.

Gizli Kullanıcı

Bu onbinlerce yıllık tarih üzerinden büyük ve köklü bir millet olduğumuzu kanıtlama çabasının da özel bir sebebi var. Mustafa Kemal dahil olmak üzere pek çok üst düzey Osmanlı subayı ve bürokratı Avrupa'da çeşitli görevlerle bulundu. Orada kafelerde de oturdular resmi davetlerde de askeri tatbikatlarda da. Hemen hemen gittikleri her ortamda başlarındaki feslerle alay dolu bakış ve gülüşmelerin hedefi oldular; sürekli küçümsendiler. Bu onlarda bir hıncın doğmasına sebep oldu. En önemlisiyse o küçümsenenlerin milleti Anadolu'dan topyekün silinmek istendi "Siz bu topraklara ait değilsiniz, köksüz, kültürsüz barbarlarsınız" denilerek. Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra yapılan hemen hemen tüm devrimler: "Biz Türkler barbar değil medeniyiz ve aksine Avrupalıların aksine çok daha köklü ve eski bir tarihimiz var" düşüncesi ekseninde gerçekleşti.

Gizli Kullanıcı

Avrupa'da her millet en köklü ve "medeni" millet olduğunu ispat etmek için yarışıp kendini Sümerlere filan dayandırmaya çalışırken bizimkilerin Hititleri sahiplenmesinin sebebi de budur. "Biz Anadolu'ya 1000 yıl önce gelmedik, eskiden de Anadolu'daydık ve bu topraklarda herkesten daha çok hakkımız var". 21. yüzyıldan bakıldığında alay edilen Güneş Dil Teorisinin de ortaya çıkış maksadı buydu: Kendimizi ezdirmemek. 1. Dünya Savaşında ve Sevr dayatmasında İngiltere'nin, özellikle de Lyold George'un beslendiği görüşlerden bağımsız düşünemeyiz tabi bunları. Silahlı savaştan sonra kağıt-kalemle sürdürülen savaşın birer cephanesiydi her biri.

Görüş Bildir