Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bir Sevda Masalı - Mehmet Atilla

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Bir Sevda Masalı

Bir Sevda Masalı

Nur İçözü yeni kitabı Hürriyet’te, Balkan Savaşları’nın yıkımına bakıyor. İlk bakışta bir aile travması gibi duran romanın alt katmanlarında savaşın ve zorunlu göçün yol açtığı yıkımın destansı aktarımı var.

Balkan Savaşları tarihimizin önemli dönemeçlerinden biri. Savaş öncesinde gerilimin tırmandığı yılları bir kenara koyup ateşin 1912’de parladığını kabul etsek bile ortaya çıkan yangının tümüyle sönmesi 1922’leri buluyor. Bu on yıllık dönem, hem uzun hem de sancılı bir süreç. Ölenler, yaralananlar, tutsak kalanlar, hastalananlar ve göçe zorlananlar... Tam bir trajedi! Özellikle Gümülcine, Kavala, Serez ve Ustrumca’da yaşananlar içler acısı. Bugüne değin bu kitlesel kıyımları sonraki kuşaklara aktaran yazarlarımız olmadı değil, oldu; hatta başka ulusların yazarlarının bile yaşanan acımasızlıklara ilgisiz kalmadığını görüyoruz. Örneğin Justin McCarthy, Ölüm ve Sürgün ’de, Trakya demiryolu boyundaki tüm yerleşim birimlerinin yakıldığını ve toplu kıyımların Çatalca’ya kadar ulaştığını anlattı. Sovyet Devrimi’nin önderlerinden Leon Troçki de gazeteci kimliğiyle izlediği bu savaşları aktarırken kendi sürgünlüğünü unutup Rumeli’den sürülen Müslümanların derdine düşerek “O binlerce yaralı Türk nerede? Onlara ne oldu? Onları ne yaptınız?” diyebildi. Bizim edebiyatımızda da Ömer Seyfettin’den Sevinç Çokum’a, Necati Cumalı’dan İlhan Selçuk’a uzanan iki ayrı çizgi üzerinde çeşitli kitaplar yayımlandı, fakat sayılarının ve niteliklerinin yeterli olduğunu söylemek zor. Bu açıdan bakıldığında yeni çabalara ve kitaplara ihtiyacımızın olduğunu rahatça öne sürebiliriz. Neyse ki karamsarlığa kapılmamızı önleyen örneklere de rastlıyoruz kimi zaman. Gerek Balkan devletlerinde gerekse Türkiye’de yaşayan edebiyatçıların kurmaca ya da anı boyutunda edebiyat metinleri oluşturduklarını gördükçe güncel bir umut yeşeriyor içimizde. Bu metinlerde savaş denilen olgunun yalnızca kendisinin değil, serpintilerinin bile ne denli yakıcı ve sarsıcı olduğu vicdan düzlemimize seriliyor çünkü.

Selanik’ten Adana’ya

Nur İçözü yeni kitabı Hürriyet ’te, Balkan Savaşları’na bakıyor. İlk bakışta bir aile travması gibi duran romanın alt katmanlarında savaşın ve zorunlu göçün yol açtığı yıkımın destansı aktarımı bulunuyor. Kitabın “teşekkür” bölümünden anladığımıza göre aile büyüklerinden derlediği olaylar zincirine küçük yapıştırıcılar ve renkler ekleyen Nur İçözü, halası Hürriyet’in kimliği üzerinden bir yaşam döngüsü yaratmış. Romanın “Zifir Geceler” başlığını taşıyan giriş ve çıkış kapıları var. Bu bölümlerdeki anlatıcı (Seyhan), yapıtın ana karakteri olan Hürriyet’in kızı. Seyhan’ın bakış açısıyla olayların çerçevesini çizen Nur İçözü, daha sonra bu çerçevenin içine yerleştirdiği dört ayrı bölüm aracılığıyla Ahmet Asım Bey ailesinin Selanik-İstanbul-Manisa-İstanbul-Isparta ve Adana’ya taşınmalarını dile getiriyor. Bazı aile bireylerinin Giresun ve İzmir sürüklenişlerini de hesaba katınca koskoca bir ailenin yokuş aşağı yuvarlanmasının keskin köşeli duraklarının ne denli zedeleyici olduğu etkileyici bir biçimde ortaya çıkıyor.

Kitabın omurgasını oluşturan dört bölümün başlıkları, roman kahramanlarının adları da aynı zamanda: Rabia, Hürriyet, İsmail ve Ahmet. Bunlardan birincisi Hürriyet’in annesi, üçüncüsü nişanlısı, sonuncusu da kocasıdır. Ancak romana soluk aldıran iki önemli karakteri de göz ardı etmemek gerekir; baba Ahmet Asım Bey ve ağabey Muvaffak. Serez’de silah ticareti yapmakta olan Ahmet Asım Bey’in Bulgar çetelere silah vermek istememesi üzerine kendisinin ve ailesinin yaşamları tehlikeye girince, apar topar kentten kaçmak zorunda kalmasıyla hız kazanan roman, bir süre Rabia eksenine koşut ilerledikten sonra Hürriyet’in büyümesiyle birlikte yörünge değiştirip bu kez Hürriyet üzerinde yoğunluk kazanıyor. Bu bağlamda yazarın satır aralarına gizlediği bir yakınma da var; Serez’in en küçük bir direniş bile gösterilmeden Bulgar komitacılara teslim edilmesi... Neredeyse bir sitem haline gelen bu yakınmayı kitabın dört ayrı bölümünde okuyoruz. Bu teslimiyetin nedenleri hakkında tarihçilerin de eleştirileri var gerçi, fakat bir edebiyat metni bu eleştirileri sıralamak için değil, bir tavrı yansıtmak için kaleme alındığından Nur İçözü bu kadarıyla yetinmiş.

Rumeli türküleri

Yaklaşık beş bin Müslümanın öldürüldüğü Serez’den kaçmaktan başka çıkar yol bulamayan Ahmet Asım Bey ailesinin gelgitli yaşam serüveninin içine yoksulluklar, yolculuklar, umutlar, aşklar, kırgınlıklar, küskünlükler, evlilik sorunları da giriyor ister istemez. İkinci Abdülhamit’in tahttan indirildiği 27 Nisan 1909 günü doğduğu için kendisine Hürriyet adı konulan roman kahramanı ise o günlerde henüz üç yaşındadır ve yıllar geçtikçe bu kargaşadan en çok pay alan da o olacaktır. Kimi zaman suskun kimi zaman da çılgıncasına geçen bir ömrün ardından geriye bıraktıkları ise sararmış fotoğraflar ve mektuplardır . Nur İçözü bu anlamlı mirası ve yakınlarından dinlediği anıları kendi gözlemleriyle birleştirerek kotarıyor romanını. Fakat bu tür romanlarda sıkça rastlanan çiğliğe, olmamışlığa hiçbir sayfada düşmüyor. Eğer başlangıçtaki teşekkür bölümünü okumasak, anlatılanların tümünün bir kurmaca olduğuna da inanabiliriz. Bu da yazınsal bir başarı kuşkusuz.

Romana tat katan bir başka öğe ise sayfaların arasına serpiştirilen Rumeli türküleri. Hem o dönemin acılarını ve özlemlerini yansıttıkları, hem de Rabia ile Hürriyet’in müziğe olan yeteneklerini vurgulama bakımından işlevsel oldukları için her birini ilgiyle okuyor, gönül telimizi titretmelerine severek izin veriyoruz. Bu dizeler zaman zaman teselli edici bir noktaya bile ulaşıyorlar, çünkü Hürriyet’in acı bir kaybın ardından yuvarlandığı kuyudan çıkıp yaşama yeniden tutunmasındaki en büyük itici güç, bir Sadettin Kaynak şarkısıdır: “İşte Seni Seven Benim.”

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AdanaEvlilikİstanbulİzmirManisaSavaş
Görüş Bildir